Tekel işçilerinin Ankara’da kara soğuğa, kötü koşullara aldırmadan yürüttükleri direnişin (Türkiye yakın tarihinin ne yazık ki işçi hakları, işçi örgütlenmesi ve başarılı direnişler açısından pek parlak bir görüntü çizmediğini de göz önünde bulundurursak) şimdiden önemli bir başarı olarak tarihe geçtiğini söyleyebiliriz.
Hükümet biber gazı, cop ve tazyikli suyla çile çektirdiği TEKEL işçileri kış soğuğunda tam 49 gündür oyaladı.
Tekel direnişinde pekişen ve perçin -lenen toplumsal muhalefeti hükümet ´özel sektör sağduyusuyla´ sindirmeye uğraşıyor.
´Şirket devlet´ aklının tek rasyonel yönetim olduğunu savunarak dogmalaştırılmasını izliyoruz.
Kusura bakmayın, ben bize emanet edilen kasayı soydurmam.”
Kim dedi? Başbakan…
Kimin için? Ankara’da eylem yapan Tekel işçileri için.
Hırsız dedi yani işçilere.
KIRMADILAR, dökmediler. Demokratik direnişin en onurlu örneğini verdiler. Türk, Kürt, Laz, Çerkeş kenetlendiler. Karda kışta, naylon çadırlarda ve sokakta yattılar. Emeğin gücünü ve kutsallığını gösterdiler.
Başbakan´ı dinliyorum.. Önümde kâğıt, kalem.. Şu sözüyle irkildim.. Başbakan dedi ki; Tehdit gibi algılanmasın ama beni iktidara TEKEL işçileri değil milletim getirdi. Bu yaklaşımdan onlarca soru üretilir.. En basiti şu.. TEKEL işçileri bu milletin ferdi değil mi?