Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
30 Mart 2011
TÜRKİYE ‘HİÇ’E LAYIK DEĞİLDİR*

İnsanoğlu umutsuzluktan umut yaratandır. Demokrasiyi yaratmak insanlığın büyük gücü olmuştur. Çok söyledim, tekrar söylüyorum. Ya demokrasi ya hiç… Ve Türkiye ‘hiç’e layık değildir. YAŞAR KEMAL

TÜRKİYE ‘HİÇ’E LAYIK DEĞİLDİR*

1952 yılının son günlerinde Âşık Veyseli görmeye gitmiştim, köyüne. Tam dönecekken büyük bir deprem haberi geldi, 3 Ocak 1952, Erzurum, Hasankale yerle bir olmuş. Yakında olduğum için ilk giden gazeteci ben oldum. Çok büyük acılar yaşanıyordu. Depremden sağ çıkanlar eksi 30 derecede incecik çadırlarda yaşam savaşı verirken çoğu Keşke ölseydik, bu halimizden daha iyi olurdudiyordu.

Sözün gücü

Taş kesilmiş insanlar, donmuş toprak, gömülemeyen ölüler ve bilen bilir anlatılmaz bir kokuSakıp Hatunoğlu adında bir arkadaşla birlikte dolaşıyorduk. Bir donmuş bebek gördük, yaşıyor gibiydi. Ben röportajları aktarıyorum telefonla, gazete filan gördüğümüz yok. Günler sonra elimize gazete geçti, benim röportajda o bebeği anlatmışım. Okurken önce arkadaşım ağlamaya başladı, sonra ben O gün bir kez daha anladım sözün gücünü.

Basının gücü sözün gücüdür. Onun için de basın her zaman büyük baskı altında kalmıştır. Ya­zar­la­rı, ga­ze­te­ci­le­ri, ga­ze­te­le­ri sa­tın al­ma, o ba­tan Os­man­lı’­dan kal­ma bir ge­le­nek­tir. Da­ha da yo­ğun­la­şa­rak sü­rü­yor.

Her darbe döneminde ki­mi gör­sem, ki­min­le ko­nuş­sam, İyi yap­mı­yor­sunderlerdi. Bu­gün­ler­de ya­zı ya­zı­lır mı, söz söy­le­nir mi? Azı­cık sab­ret ca­nım, ne olu­yor­sun? Sa­na ya­zık de­ğil mi? Son­ra, ne ya­za­cak­sın bu ko­şul­lar al­tın­da, ne­yi na­sıl söy­le­ye­cek­sin? Hay­di sen söy­le­din, ça­lış­tı­ğın ga­ze­te ko­yabi­le­cek mi? Ça­lış­tı­ğın ga­ze­te ka­pa­tıl­ma­yı, eko­no­mik bas­kı­la­rı gö­ze ala­bi­le­cek mi? Ya ga­ze­te­de ça­lı­şan­lar ne di­ye­cek­ler, ga­ze­te ka­pa­tı­lıp on­lar iş­siz ka­lın­ca, yüz­le­ri­ne na­sıl ba­ka­cak­sın?

Biz­de ba­sın­dan ge­re­ğin­den faz­la kor­ku­lu­yor. Ba­sın da ken­di­sin­den kor­ku­yor. O da ken­di ken­di­ni eleş­ti­re­mi­yor. Ga­ze­te­ci­li­k bir ya­ra­tı­cı­lıktır. Ga­ze­te, oku­yu­cu­su­nu ken­di ye­tiş­ti­rir. Po­li­ti­ka­ bir de­di­ko­du are­na­sı­na dönerse, gazeteler de ge­ce gün­düz ay­nı ki­şi­le­rin ay­nı tür söz­le­ri­ni, de­di­ko­du­la­rı­nı, küfürlerini yazar, bol üstsüz, bol bol ilanla ga­ze­te ye­ri­ne cın­cık bon­cuk verirse mil­le­ti ca­nın­dan bık­tırır.

Ga­ze­te ha­ber ve­rir. Ga­ze­te öğ­re­tir. Ga­ze­te oku­yu­cu­nun nab­zı­na gö­re şer­bet ver­mez. Ga­ze­te oku­yu­cu­la­rı­nı kış­kırt­maz. Kol gi­bi harf­ler­le man­şet­ler ve­re­rek, bir spor kar­şı­laş­ma­sı­nı en bü­yük ulu­sal olay du­ru­mu­na so­k­maz. Kürt so­ru­nu gi­bi bü­yük ulu­sal so­run­lar­la oy­na­maz. Doğa kırımı gibi ül­ke­nin ge­le­ce­ğiy­le il­gi­li ko­nu­lar­da ger­çek­le­ri sap­tı­r­maz.

Basın sanattır

Basın zanaat değil sanattır, yaratıcılıktır, dirençtir. Basın hiçbir çıkarın yanında olmamalıdır, kendi çıkarı olsa bile. İşte basının özgür olması budur.

Öz­gür­lük dü­şün­ce­si sı­nır­sız­dır. Basın, dünyamızdaki pek çok kötülüğün bilinmesini, duyulmasını sağlayarak önemli savaşımlar vermiştir, kahramanlar yetiştirmiştir.

Dü­şün­cey­le uğ­raş­mak, dü­şün­ce­ye önem ver­mek bas­kı­cı dü­zen­ler­de her in­sa­nın ba­şı­nı be­la­ya so­ku­yor. Bu­gü­ne ka­dar ba­sın şöy­le bir do­ya­sı­ya öz­gür­lük yü­zü gö­re­me­di. Hep bas­kı, hep bas­kı, hep sa­tın al­ma… İşte bugünlere geldik.

Ha­ni es­ki­den bir güç var­dı, ona ile­ri­ci güç di­yor­duk ya hepimiz ka­ran­lık bir du­va­rın önü­ne gel­dik ba­şı­mı­zı son hız­la vur­mak üzereyiz. Yargı mekanizması adalet yerine öfke ve korku kaynağı olursa işte bir ülke böyle olur.

Ha­pi­sha­ne kö­tü­dür, ölüm gi­bi. Bi­lin­ci­ne va­rın­ca, düz­le­şir, ola­ğan­la­şır. İn­san so­yu­nu zu­lüm ka­dar hiç­bir şey küçültmez. Ne der­ler, zul­mün art­sın ki tez ze­val bu­la­sın… Zu­lüm aşa­ğı­lık, in­san­lık dı­şı bir şey­dir, ölüm­den de be­ter­dir. Bi­lin­ci­ne va­rın­ca ola­ğan­la­şır. Hep­sin­den be­te­ri de in­san so­yu­nun ya­ka­sı­na ya­pış­mış kor­ku­dur. İn­san korkusunun üstüne yürüdükçe, kor­ku aza­lır, gü­cü­nü yi­ti­rir, in­san so­yu kor­ku­da çü­rü­me­z. Zu­lüm zu­lüm de­ğil­dir as­lın­da, zu­lüm kor­ku­dur. Her şe­yin te­me­li, be­te­ri kor­ku­dur.

Korkuya gerek yok

Di­yo­rum ki, kor­kul­ma­sın, bu­gün­kü, bu ge­lip ge­çi­ci du­ru­ma ba­kıp umut­suz­lu­ğa düş­me­nin bir ge­re­ği yok…

Bugün hapishanelerde, mahkeme kapılarında veya mahkeme kapılarına gitmeyi beklerken mesleğinin ve insanlık onurunun hakkını verenler var. Onlar ve onların hakları için omuz omuza yürüyen, sesini yükseltenler in­san­lı­ğı­mı­zın da­ha bit­me­di­ği­ni, vur­dum­duy­maz­lı­ğı­mı­zın bi­zi öl­dü­rü­cü ha­le ge­tir­me­di­ği­ni ka­nıt­lı­yorlar.

İnsanoğlu umutsuzluktan umut yaratandır. Demokrasiyi yaratmak insanlığın büyük gücü olmuştur. Çok söyledim, tekrar söylüyorum. Ya demokrasi ya hiç Ve Türkiye hiçe layık değildir.

Selam olsun düşünce özgürlüğü ve insan hakları için direnen meslektaşlarıma. Selam olsun, kor­ku­nun üs­tü­ne yü­rü­yen­le­re. Selam olsun in­san­lık top­tan tü­ken­me­dik­çe umu­du­n da tü­ken­me­ye­ce­ği­ni gös­terenlere. İn­san so­yu için­de en gü­zel­le­ri, en kut­sa­na­cak olan­la­rı on­lar­dır.

 

*Yaşar Kemal’in 28 Mart 2011’de Çağdaş Gazeteciler Derneği Ödül Töreni’nde yaptığı konuşmadır. Başlık ve arabaşlıklar gazetemize aittir. Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi

DİĞER HABERLER
CARGİLL DİRENİŞİ ÜÇÜNCÜ YILINI GERİDE BIRAKTI
CARGİLL DİRENİŞİ ÜÇÜNCÜ YILINI GERİDE BIRAKTI

Cargill işçilerinin işe iade talebiyle başlattıkları direnişleri 3 yılı geride bıraktı. Tekgıda-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten atıldıkları mahkeme tarafından tescillense de işçilerin talepleri yerine getirilmiyor.

CARGİLL’E KARŞI ULUSLARARASI SANAL MİTİNG BU AKŞAM 21.00’DE DAVETLİSİNİZ..!
CARGİLL’E KARŞI ULUSLARARASI SANAL MİTİNG BU AKŞAM 21.00’DE DAVETLİSİNİZ..!

Bu akşam (17 Nisan Cumartesi) saat 21.00’da Cargill Türkiye’de anayasal hakları için mücadele verdikleri için işten atılan kardeşlerimizi desteklemek için, IUF ile dünya çapındaki kardeş sendikalarla birlikte “Biz Cargill 8’lisiyiz” yazan bir çıkartma ve İngilizce tek sayfalık bir broşürü paylaşarak sanal miting düzenliyoruz.

ADKOTÜRK İŞVERENİNDEN İŞÇİ KIYIMI
ADKOTÜRK İŞVERENİNDEN İŞÇİ KIYIMI

Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren Adkotürk’te örgütlenen Tekgıda-İş Sendikası’nın hukuki mücadelesi zaferle sonuçlandı.

MERKEZ BANKASI ENFLASYON DÜŞÜŞÜNE DESTEK VERMEDİ!
MERKEZ BANKASI ENFLASYON DÜŞÜŞÜNE DESTEK VERMEDİ!

-Merkez Bankası faizi yüzde 19’da tutarak “faiz indirimi yoluyla enflasyonu düşürme politikası”na destek vermemeyi tercih etti.

-PPK açıklamasında faizin enflasyonun hep üstünde tutulacağı da belirtildi. Şu durumda faizi aşağı çekerek enflasyonu düşürme ve piyasaları canlandırma politikasını terk mi ettik?