Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Kızılay İçecek
MilkAcademy
AquaAna
LA LORRAİNE
ANADOLU ETAP
ATAKEY
FELDA IFFCO
PERFETTİ VAN MELLE
KRAFT HEİNZ
SAFE SPİCE
SAGRA
İZTARIM
DOĞANAY
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Dr Oetker
Agthia
Kızılay İçecek
MilkAcademy
AquaAna
LA LORRAİNE
ANADOLU ETAP
ATAKEY
FELDA IFFCO
PERFETTİ VAN MELLE
KRAFT HEİNZ
SAFE SPİCE
SAGRA
İZTARIM
DOĞANAY
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Dr Oetker
Agthia
24 Mayıs 2026
ESKİŞEHİR 3 NOLU ŞUBEMİZİN 2.OLAĞAN KONGRESİ TAMAMLANDI

Eskişehir 3 Nolu Şubemizin 2. Olağan Kongresi tamamlandı.

ESKİŞEHİR 3 NOLU ŞUBEMİZİN 2.OLAĞAN KONGRESİ TAMAMLANDI

Eskişehir’de 24 Mayıs Pazar günü yapılan kongreye, Genel Başkanımız İbrahim Ören, Genel Sekreterimiz Kemal Köse, Genel Mali Sekreterimiz Ali Bükülmez ve Genel Teşkilatlanma Sekreterimiz Engin Öz katıldı. Kongreye şube başkanlarımızdan da Ankara 1 Nolu Şube Başkanımız Ali Solmaz, Adana Şube Başkanımız İbrahim Sani Gökmen, Balıkesir Şube Başkanımız İbrahim Ökten, Bandırma Şube Başkanımız Şefik Kayhan, Bursa Şube Başkanımız Zeki Ertürk, Bursa Karacabey Şube Başkanımız Ergün Çarıkçı, Bursa Mustafakemalpaşa Şube Başkanımız Ertan İkizler, Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanımız Cengiz Çiçek, Eskişehir 2 Nolu Şube Başkanımız Erdoğan Yörüksoy, İstanbul Anadolu Yakası Şube Başkanımız Mustafa Efe, İzmir 3 Nolu Şube Başkanımız Latif Gökçay, İzmir 7 Nolu Şube Başkanımız Ömer Atabey, Gebze Şube Başkanımız Ünal Arasan, Manisa Şube Başkanımız Yavuz Uçkıran, Rize Dosan Şube Başkanımız Mustafa Yüksel, Trakya Şube Başkanımız Aytaç Göçmen, Turgutlu Şube Başkanımız Anıl Paspas, Örgütlenme Uzmanlarımız Adem Çınkır, Erhan Yanar ve Mustafa Keskin ile Kadın Komite Başkanımız Neslihan Taşoluk katıldı.

SENDİKALARDAN KATILIM

Kongreye, Türk-İş Konfederasyonu’nu temsilen Türk-İş Eskişehir İl Temsilcisi Orhan Demir katılırken Türk-İş’e bağlı sendikalardan da katılım oldu. Kardeş sendikaları temsilen Belediye-İş Eskişehir Şube Başkan Vekili Adem Cihan, Çimse-İş Eskişehir Şube Başkanı Yalçın Özgür, Kristal-İş Eskişehir Şube Başkanı Mesut Ergin, Koop-İş Eskişehir Bölge Başkanı Erdal Esir, Selüloz-İş Eskişehir Şube Başkanı Harun İlkselvi, Türk Harb-İş Eskişehir Şube Başkanı Hasan Atak katıldı.

ATATÜRK VE ŞEHİTLER İÇİN SAYGI DURUŞU

Kongre, Kadın Komitesi Başkanımız Neslihan Taşoluk Nakaş’ın açılış konuşmasıyla başladı. Sonrasında delegelerin verdiği önerge doğrultusunda, kongreyi yönetmek adına Divan Kurulu oluşturuldu. Divan Kurulu Başkanlığına Genel Sekreterimiz Kemal Köse, Divan Kurulu Üyeliklerine; Genel Mali Sekreterimiz Ali Bükülmez ve Genel Teşkilatlanma Sekreterimiz Engin Öz seçildi. Divan Kurulu yerini aldıktan sonra başta Mustafa Kemal Atatürk ve Kurtuluş Savaşı şehitleri olmak üzere, şehit olan asker ve emniyet mensupları ile iş kazalarında hayatını kaybeden işçilerin anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Ardından Genel Teşkilatlanma Sekreterimiz Engin Öz, kongremize katılan misafirleri tanıttı. Genel Sekreterimiz Kemal Köse de; İzmir Gaziemir’de 18 gündür grevlerini kararlılıkla sürdüren Safe Spice işçilerine, Bursa Mustafakemalpaşa’da direnişte olan 13 Eker işçisine ve Türkiye’nin her köşesinde mücadele eden tüm işçilere dayanışma selamlarını iletti.

MÜCADELENİN HAKKINI ALMAK İÇİN DİK DURACAĞIZ

Misafirlerin tanıtımı sonrasında Türk-İş Eskişehir İl Temsilcisi Orhan Demir, Eskişehir 3 Nolu Şube Başkanımız Yılmaz Taşpınar ve Kadın Komite Başkanımız Neslihan Taşoluk Nakaş birer konuşma yaptı. Eskişehir 3 Nolu Şube Başkanımız Yılmaz Taşpınar yaptığı konuşmada, değişen dünya düzeninde emeğin hakkını koruma kararlılığını vurgulayan Taşpınar, birlik, beraberlik ve örgütlü mücadele mesajları verdi. Dünyanın hızla değiştiğini ve bu değişimin faturasının emekçilerin sırtına yüklenmek istendiğini belirterek konuşmasına başlayan Yılmaz Taşpınar, çağın tek meydan okumasının ekonomik kriz olmadığını, çalışma hayatını kökten değiştiren yeni bir çağın başlangıcında olunduğunu ifade etti. Mücadelenin hakkını almak için her zaman dik durmak zorunda olan büyük bir aile olduklarını vurgulayan Yılmaz Taşpınar, geride kalan dönemde üyelerin haklarını korumak adına gece gündüz demeden çalıştıklarını aktardı. Elde edilen her başarının örgütlü gücün bir sonucu olduğunu dile getiren Yılmaz Taşpınar, önlerindeki sendikal adaletsizlikler karşısında güçlü bir barikat kurmaya devam edeceklerinin altını çizdi. Kongrenin bir ayrışma değil, kucaklaşma ve kenetlenme meydanı olduğunu belirten Yılmaz Taşpınar, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Bu salonun tek bir kazananı olacaktır; o da sendikamız, şanlı emek mücadelemizdir. Sayın Genel Başkanımızın vizyoner liderliği ve sizlerin sarsılmaz iradesiyle kongremizin hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

BÜYÜMEZSEK EZİLMEYE MAHKUM OLURUZ

Yılmaz Taşpınar’dan sonra kürsüye Türk-İş Eskişehir İl Temsilcisi Orhan Demir çıktı. Konuşmasında son iki yıldır sendikal mücadelede, toplu iş sözleşmelerinde ve örgütlenme süreçlerinde büyük sıkıntılar yaşandığını belirten Orhan Demir, fabrikaların küçüldüğünü, yatırımcıların gittiğini ve işsizliğin arttığını vurguladı. Tüm bu olumsuz tabloya rağmen Eskişehir’de Türk-İş’e bağlı sendikalarla el ele, omuz omuza bir mücadele yürüttüklerini ifade eden Orhan Demir, “Birimizin derdi, hepimizin derdi. Hiçbir ayrışmaya müsaade etmedik, bundan sonra da etmeyeceğiz” şeklinde konuştu. Örgütlenmenin ve büyümenin önemine dikkat çeken Orhan Demir, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Örgütleneceğiz, büyüyeceğiz. Eğer büyümezsek nifak tohumlarının arasında ezilmeye mahkum oluruz. Amaçları sendikacılıktan başka her şey olan bazı sendikalar, kuruluşlar, dernekler, örgütler bu fırsatları bulmamalı. Biz bunlara bu fırsatları asla vermemeliyiz.”

Vatanın, milletin ve amacın tek olduğunu vurgulayan Orhan Demir, birlikte yaşayıp birlikte kazanmak istediklerini ve bunu Türk-İş’ten başka hiçbir yapının başaramayacağını belirtti.

KADINLARIN SENDİKAL YAŞAMDAKİ TEMSİLİ GÜÇLENİYOR

Orhan Demir’den sonra kürsüye çıkan Kadın Komitesi Başkanımız Neslihan Taşoluk Nakaş konuşmasında kadınların fabrikada, sahada, üretimde, evde ve yaşamın her alanında büyük sorumluluk üstlendiğini ancak kadın emeğinin hâlâ hak ettiği değeri tam anlamıyla göremediğini belirtti. Neslihan Taşoluk Nakaş, kadınların artık yalnızca çalışan değil; üreten, yön veren ve söz sahibi bireyler olarak sendikal yaşamda daha fazla yer almak istediğini söyledi. Sendikanın kadın çalışmaları konusunda önemli mesafeler kat ettiğini kaydeden Neslihan Taşoluk Nakaş, kadın üyelerin sendikal yaşama katılımının her geçen gün arttığını, temsilcilik, delegelik ve yönetim kadrolarında kadınların daha fazla yer aldığı güçlü bir sürecin yaşandığını dile getirdi. Bu değişimin yalnızca sayısal bir artış olmadığını, sendikal anlayışın daha eşitlikçi, kapsayıcı ve güçlü hale geldiğinin göstergesi olduğunun altını çizen Neslihan Taşoluk Nakaş, kadının emeğine, sözüne ve iradesine değer veren bir sendikal yapının, geleceğin en sağlam teminatı olduğunu belirtti.

TÜRKİYE’DE BİR İLKE İMZA ATTIK

Konuşmasında, çalışma yaşamında şiddet ve tacize karşı büyük önem taşıyan ILO C190 Sözleşmesi’ne de değinen Neslihan Taşoluk Nakaş, sözleşmenin sendika tarafından imzalanarak Türkiye’de sendikal hareket içerisinde ilklerden biri olarak toplu iş sözleşmelerine dahil edilmesinin son derece kıymetli bir adım olduğunu söyledi. Bunun, kadınların güvenli, eşit ve insan onuruna yakışır çalışma koşullarında yer alabilmesi adına önemli bir kazanım olduğunu belirten Neslihan Taşoluk Nakaş, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığa karşı duran bu yaklaşımın sendikanın yalnızca emek mücadelesine değil, insan haklarına da sahip çıktığının göstergesi olduğunu ifade etti. Kadın üyelerin bilinçlenmesi, güçlenmesi ve sendikal süreçlere daha aktif katılması için yürütülen çalışmaları çok değerli bulduklarını belirten Neslihan Taşoluk Nakaş, kadınların yalnızca destek veren değil; karar alan, yöneten ve geleceği şekillendiren noktada olması gerektiğini söyledi. Konuşmasının sonunda desteklerinden dolayı genel merkez yönetim kuruluna, şube yönetim kurullarına, kadın komitesine ve emeği geçen herkese teşekkür eden Neslihan Taşoluk Nakaş, kongrenin hayırlı olmasını diledi.

Konuşmaların ardından Genel Başkanımız İbrahim Ören bir konuşma yaptı. Genel Başkanımız İbrahim Ören konuşmasında; küresel ekonomide yaşanan gelişmelerden bölgesel çatışmaların Türkiye ekonomisine etkilerine, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığından emekçilerin yaşadığı geçim sorunlarına, sendikal mücadeleden örgütlenmenin önemine kadar pek çok konuda dikkat çekici değerlendirmelerde bulunarak sendikanın yeni dönem vizyonunu ortaya koyan kapsamlı bir açıklama yaptı:

PARASI OLANIN ÜRETMEDEN DAHA DA ZENGİNLEŞTİĞİ BİR DÖNEM YAŞIYORUZ

“11 yıl boyunca birlikte ter döktüğüm, omuz omuza çalıştığım, birlikte güldüğüm, birlikte ağladığım, birlikte maçlara gittiğim, düğünlerde karşılıklı oynadığım ve verdiğimiz ortak mücadelenin sonunda bana Tekgıda-İş Sendikası Genel Başkanı olarak sizlere hitap etme onurunu yaşatan; ETİ Kek, Çikolata, Bozüyük ve Konya Süt Tozu fabrikalarının Tekgıda’ya gönlünü vermiş değerli üyelerimiz tarafından oluşturulan Eskişehir 3 Nolu Şubemizin 2’nci Olağan Şube Kongresi’ne hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Değerli yol arkadaşlarım, kıymetli misafirler; bugün burada yalnızca bir sendikanın olağan kongresini yapmak için değil, emeğin geleceğini, ülkemizin ekonomik yönünü ve çocuklarımızın yarınlarını da konuşmak için toplandık. Dünya ekonomisi tarihsel bir kırılma döneminden geçiyor. Pandemi sonrası toparlanma süreci maalesef hâlâ tamamlanamadı. 2020 yılında küresel Covid salgınına hazırlıksız yakalanan dünya, bu belirsizlik ve kaos döneminde üretim kapasitesini minimuma indirerek evlere kapandı. Özellikle ekonomisi güçlü devletler, evlerine kapanan halklarını güçlü bütçeleri ile desteklediler ve yetmediği yerde para basarak korumaya çalıştılar. Uzun süren pandemi dönemi tüm ekonomileri yavaşlattı ve hâliyle ülkelerin enflasyonları yükseldi. Sanayisi güçlü, tüketimini güçlü üretim kapasiteleri ile dengeleyebilen ülkeler kendini çabuk toparlarken; maalesef tüketimin üretimden, ithalatın ise ihracattan daha fazla olduğu ülkemizde enflasyon her geçen gün yükselmiş, alım gücü her geçen gün azalmış ve tüm bunlar yetmezmiş gibi ‘faiz sebep, enflasyon sonuç’ gibi bilimsellikten uzak yaklaşımlarla ekonomimize dayatılan ‘NAS’ politikaları da dar gelirlinin canına okumuştur. Geldiğimiz noktada dünyanın en yüksek faizini veren ülkelerin başında yer alıyoruz. Parası olanın hiç üretim yapmadan zenginliğine zenginlik kattığı bir dönemi birlikte yaşamaya devam ediyoruz.

KKM, FAKİRDEN ZENGİNE BÜYÜK BİR GELİR TRANSFERİNE DÖNÜŞTÜ

Birikim yapma şansına sahip olamayan ve sadece emeğinin karşılığı ile geçinmek zorunda olan emekçinin sırtındaki yük her geçen gün artmaya devam ediyor. Kötü yönetilen ekonominin sonucu olarak sürekli artan döviz kurlarının bir patlama noktasına gelmesi ve bununla birlikte Türk lirasının değer kaybı ile yaşanacak bir devalüasyonun ülkemizde bir kaosa sebep olmaması için o dönemki ekonomi yönetimi tarafından 2021 yılında Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemi yürürlüğe sokulmuş, bu yöntemle döviz kurundaki sert yükselişi durdurmak ve Türk lirasına geçiş hedeflenmiştir. Bu sistem, mevduat faizinin üzerinde gerçekleşen kur farkının Hazine veya Merkez Bankası tarafından karşılanmasını taahhüt etmiş ve böylece dövize yönelişin azaltılması ve kur istikrarının sağlanması hedeflenmiştir. KKM uygulaması bir nebze döviz kurlarını dizginlese de maalesef ülkemizde fakirden zengine büyük bir gelir transferine vesile olmuş, gelir dağılımındaki adaletsizliği daha da körükleyerek yüksek oranda orta direğin ortadan kalkmasına neden olmuştur. Maddi imkânları zaten zayıf olan emekçi kesimi kıt kanaat geçinirken devletin kaynakları maalesef zenginlere, sermaye sahiplerine ve KKM’yi fırsat olarak değerlendiren yabancı yatırımcıya akmıştır. Zaten bu yükü kaldıramayacağını gören yeni ekonomi yönetimi, 2021 yılında getirdiği bu sistemi 2025 yılında tamamen tedavülden kaldırmış ancak ülke ekonomimize açtığı yara hâlâ kapatılamamıştır.

SERMAYE KENDİNİ KORUYOR, BEDELİ İŞÇİ ÖDÜYOR

Tüm bu sorunların yanında ülkemizin sınırları dışında da derinleşen jeopolitik çatışmalar, enerji ve gıda krizleri, tedarik zinciri sorunları ve yüksek enflasyon küresel sistemi sarsmaya devam ediyor. Büyük ekonomilerde büyüme hız kesiyor, borçluluk artıyor, gelir dağılımı bozuluyor. Dijitalleşme ve yapay zekâ üretim süreçlerini dönüştürürken; sermaye küresel ölçekte daha hareketli, emek ise daha güvencesiz hâle geliyor. Küresel ölçekte uygulanan sıkı para politikaları, gelişmekte olan ülkeleri daha kırılgan bir noktaya sürüklüyor. Sıcak para hareketleri, kur dalgalanmaları ve dış borç baskısı bu ülkelerde emeğin aleyhine sonuçlar doğuruyor. Bugün ayrıca Amerika, İsrail ve İran arasında yaşanan savaş ve özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gelişmeler dünya ekonomisi açısından son derece kritik bir risk oluşturmaktadır. Çin tarafından gerçekleştirilen ekonomik mucize ve sonucunda gerçekleşen ekonomik büyüme ile gün geçtikçe ekonomik anlamda alanı daralan ve trilyonlarca dolar borcunu ödeyememe, belki de batma riski ile karşı karşıya olan Amerika Birleşik Devletleri çare olarak yeni bir dünya düzeni oluşturma çabasında iken, bu durumu “vaad edilmiş topraklar” saplantısı ile bir işgal fırsatına dönüştürmeye çalışan İsrail terör devletinin geçmişte Irak’ta olduğu gibi İran’ı da nükleer silah bahanesiyle bölüp parçalayarak üniter devlet yapısını yok etme planları hepimiz tarafından bilinmektedir. Dünya barışını tehdit eden bu haydut devletlerin pervasız sömürü politikaları da maalesef enerji arzının önemli bir kısmının geçtiği bu bölgedeki çatışmalarla birlikte petrol ve doğal gaz fiyatlarında sert artışlara, küresel ticarette aksamalara ve tedarik zincirlerinde yeni kırılmalara yol açmaktadır. Bu durum hâliyle enerjiye bağımlı olan ülkemiz ekonomisini doğrudan etkileyecek; üretim maliyetlerini artırarak enflasyonu daha da körükleyecek ve en ağır bedeli yine emekçiler ödeyecektir. Tüm bu olumsuz tablo karşısında sermaye kendini koruyacak araçlara sahipken maalesef faturayı çoğu zaman biz, sadece emeğinin karşılığı ile hayatını sürdürmekte olan işçiler ödüyor.

GERÇEK ENFLASYONU PAZARDA, KİRADA VE FATURADA İŞÇİ YAŞIYOR

Zaten zor durumda olan Türkiye ekonomisi; son yıllarda yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, gelir dağılımındaki bozulma ve alım gücündeki erime ile karşı karşıyadır. Resmî rakamlar ne söylerse söylesin; pazardaki fiyatı, evinin kirasını, faturayı ödeyen işçi gerçek enflasyonu her gün yaşamaktadır. Ücret artışları daha cebe girmeden erimekte, sabit gelirli kesimler sürekli geriye düşmektedir. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik yangın, TÜİK tarafından açıklanan rakamların aksine her geçen gün büyümekte ve en çok da emekçiyi vurmaktadır. Kötü yönetilen ekonominin faturası ağır vergi uygulamalarıyla emekçinin sırtına yüklenmiş; buna bir de gerçeği yansıtmayan enflasyon verileri eklenince bu yük taşınamaz hâle gelmiştir. Diğer taraftan; kur dalgalanmaları ve maliyet artışları üretim yapısını zorlamakta, buna karşılık verimlilik artışı ve katma değerli üretim yeterince sağlanamamaktadır. Bu tablo sermaye açısından maliyet baskısı yaratırken; işçi sınıfı açısından güvencesizlik, esnek çalışma, taşeronlaşma ve sendikasızlaştırma baskısını artırmaktadır. Bugün Türkiye’de emekçilerin karşı karşıya olduğu temel sorunlar şunlardır: Alım gücünün sistematik biçimde düşmesi, Vergi sisteminin ücretliler aleyhine işlemesi, kayıt dışı ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaşması, sendikal örgütlenme önündeki fiilî ve hukuki engeller, genç işsizliği ve kadın emeğinin yeterince korunmaması. Sermaye kesimi açısından bakıldığında ise finansmana erişim sorunu, belirsizlik, maliyet artışları ve uluslararası rekabet baskısı öne çıkmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki ekonomik krizin yükü eşit dağılmamaktadır. Sermaye; fiyatlara yansıtma, varlıklarını koruma ve maliyetleri emeğe aktarma gücüne sahiptir. İşçi ise yalnızca emeğiyle geçinmektedir.

ÖNCÜ TOPLU İŞ SÖZLEŞMELERİNE İMZA ATIYORUZ

İşte bizim mücadelemiz tam da bu noktada anlam kazanmaktadır. Tekgıda-İş Sendikası olarak bu mücadelenin bir sonucu olarak sizlerle birlikte kendini enflasyon karşısında güncelleyebilen, gıda sektöründe öncü toplu iş sözleşmelerine imza atıyoruz. Yıllar önce birçok işletmede asgari ücretin birkaç kuruş üstünü başarı sayan bir anlayıştan; asgari ücretin 2-3 katını, hatta bazı işletmelerimizde çok daha fazlasını hedefleyen bir anlayışı sizlerle birlikte hâkim kılıyoruz. Siyasal iktidar kötü ekonomi yönetiminin faturasını ağır vergi yükü ile emekçiye keserken biz bu dönem artık toplu iş sözleşmesi müzakerelerinde ücret zamlarının yanında vergi desteği de talep ediyoruz ve sizlerle birlikte bu konuda olumlu sonuçlar almaya başladık. Üyelerimizin ekonomik anlamda ülkemizin zor koşullarında ayakta kalabilmesi ve refah seviyesini bir nebze yükseltebilmesi için tüm kadrolarımızla canla başla çalışıyoruz. Özellikle geçmişte işletme sözleşmeleri dışında bırakılan şube başkanlarımızın da sürece dahil edilmesi ile üyelerimizin haklarını ekip ruhuyla korumaya çalışıyoruz. 7 ay önce gerçekleştirdiğimiz olağanüstü kongrede sizlere verdiğimiz sözü tutmaya çalışıyoruz. Olağanüstü kongrede hep bir ağızdan haykırdığımız ‘Tek adam olmaya değil, çok adam olmaya geldik!’ sloganının içini doldurmak için gayret ediyoruz. Biz bu anlayışa alın teri döktüğümüz fabrikalarda sahip olduk. Her zaman ‘ben’ duygusu değil, ‘biz’ duygusu ile sonuca ulaştık. Bu yüzden özel sektör çalışanının ruhunu anlamak için özel sektör çalışanı olmak gerekir. Yağın, şekerin, etin, sütün, baharatın içinde işçilik yapmadan hiç kimse bize özel sektörün zorluklarını anlatamaz. Özel sektör kendini vazgeçilmez görenlerin değil, işini yapanların yuvasıdır. Kendini vazgeçilmez görenler, koltuk sallanmaya başlayınca kürsülerden “Bu teşkilatı batağa götüreceksiniz.” diyenler; arkadaşlarımla 2013 yılından beri verdiğimiz mücadeleyi görmeyenler, kabullenemeyenler; herhalde kerametin kendilerinde değil de bir ekip anlayışında, bir ekip ruhunda olduğunu şimdi daha iyi görmüşlerdir.

ÇOK KAZANANDAN ÇOK VERGİ ALINAN ADİL BİR SİSTEM KURULMALIDIR

Genelde sorunlarını masada müzakere yolu ile elde etmeyi prensip edinen sendikamız, iş barışı bozulduğunda, sendikal hak ve hürriyetler çıkmaza girdiğinde ve tüm müzakere yolları tıkanma noktasına geldiğinde grev seçeneğini kullanmaktan da asla tereddüt etmeyecektir. Grevi asla amaç olarak görmeyiz ancak araç olarak da kullanmaktan asla çekinmeyiz. Geçtiğimiz günlerde İzmir 7 Nolu Şubemize bağlı Safe Spice iş yerinde başlattığımız grev uygulaması da bu anlayışın açık bir sonucudur. Konuşmam vesilesi ile buradan grevdeki Safe Spice emekçisine selamlarımı gönderiyorum ve başta Safe Spice işvereni olmak üzere hak, hukuk, adalet duygusundan yoksun; insan emeğini sömürmeyi alışkanlık hâline getirmiş, işçi maliyetlerini şirketin geleceği için en büyük sorun olarak gören işverenlerin karşılaşacağı uygulamanın da hiç şüphesiz grev uygulaması olduğunu sizlerin huzurunda bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Emek sömürüsünü kâr sayan işverenleri buradan uyarırken bir uyarıyı da ülkeyi yönetenlere yapmak istiyoruz: Ekonomik kriz karşısında gerçekten emekçiyi düşünüyorsanız, emekçinin yükünü hafifletmek istiyorsanız lütfen vergide adaleti sağlayın! Ücretliden alınan vergiler azaltılmalı, çok kazanandan çok vergi alınan adil bir sistem kurulmalıdır. Üretim politikası ithalata dayalı değil; planlı, sanayi odaklı ve katma değeri yüksek olmalıdır. Tarım ve gıda sektörü stratejik alan ilan edilmelidir. Gıda güvenliği ise millî güvenlik meselesidir. Adil bir sistem için güçlü bir hukuk düzeni şarttır. Ne yazık ki ülkemiz hukuki anlamda zor bir dönemden geçmektedir. İddianamesiz süreçler, tartışmalı tanık beyanları ve özgürlüklerin kolayca kısıtlanması toplumda ciddi bir güvensizlik yaratmaktadır. Hukukun üstün olmadığı bir ülkede ne yatırım olur ne istihdam artar. Bugün yabancı sermayenin uzaklaştığını, yerli sermayenin dahi başka ülkelere yöneldiğini üzülerek izliyoruz.

GELECEĞE YAPILACAK EN BÜYÜK YATIRIM ÖRGÜTLENMEDİR

Bizlerin tüm bu kaotik durum içinde tutacağı tek dal; sendikalı olmak ve örgütlenmektir. Emekçinin birlik olmaktan başka çaresi yoktur! 2013 yılında göreve geldiğimizde yaklaşık 12.700 civarı üyemiz vardı. Bugün bu sayı 44 bini geçmiştir. Yönetim kurulu olarak geleceğe yapılacak en önemli yatırımın örgütlenmeyi desteklemek olduğu bilinciyle örgütlenmeye tüm gücümüzle destek vermekteyiz. Örgütlenmenin önündeki en önemli engellerin başında yer alan yetki davalarına, işverenlerin sudan sebeplerle itirazına kapı açan ve işverenlerin zaman kazanmasını sağlayan sermaye yanlısı uygulamalara karşı Türk-İş Konfederasyonumuzla ortak çalışmalarımız artarak devam etmektedir. Emekçinin toplu iradesinin önündeki en büyük prangayı kırmak için çalışıyoruz. Ancak şunu da unutmayalım ki bu konuda ne kadar çaba göstersek de yasa düzenleyici kişileri, sermaye temsilcilerini, genelde iş adamlarını elimizle, ayağımızla; sağ parti, sol parti, muhafazakâr parti anlayışıyla milletvekili yapıp meclise doldurduğumuz sürece maalesef hayatın birçok alanında olduğu gibi çalışma hayatında da özellikle örgütlenme konusunda emekçinin menfaatine yasalar çıkarmak, lehimize sonuçlar almak çok da mümkün olmuyor. Tüm bu olumsuz tabloya rağmen çalışma hayatına bakış açımızı değiştirebilecek, üyelerimizin çevresindeki sorunlara karşı farkındalığını artırabilecek eğitim faaliyetleri gerçekleştiriyoruz. Üyelerimizin yalnızca haklarını bilen değil, dünyayı okuyabilen bireyler olması önceliğimizdir.

KİŞİYE VE MAKAMA ÖZEL UYGULAMALARI ORTADAN KALDIRDIK

Mali disiplin konusunda da yeni bir dönem başlattık. Üyelerimizin aidatlarının doğru kullanımı temel ilkemizdir. Kişiye ve makama özel uygulamaları ortadan kaldırdık. Özellikle genel başkanlık makamı tarafından özgürce kullanılan her ay bir brüt maaş kadar harcama yetkisi uygulaması tedavülden kaldırılmıştır. Yine genel başkanlık makamı tarafından özgürce kullanılan ve sendika tarafından kapatılan kredi kartı da tedavülden kaldırılmıştır. Genel başkanlık makamına ait makam aracı yeterli görülerek genel başkan şoförünün hizmetindeki araç da tedavülden kalkmış bulunmaktadır. Ayrıca sağlık sendikası olmadığımız hâlde bazı sağlık kuruluşlarına bağış uygulaması da kaldırılmıştır. Sendikamızdan ziyade şahısları ön plana çıkarmak ve pazarlama karşılığında yandaş yayın organlarına yapılan destek uygulamalarına da son verilmiştir. Siyasete mütevazı bir hayatla başlayıp milyonlarca dolar servete sahip olan siyasetçileri reddettiğimiz gibi; mütevazı bir işçi temsilciliğinden milyonlarca dolarlık servet sahibi olan sendika yöneticilerini de hiçbir zaman örnek almayacağız. Diğer taraftan Türkiye’nin gayrimenkul alanında en zengin sendikası iken özelleştirmeleri fırsat bilerek 2005-2012 yılları arasında satılan 101 gayrimenkulün yerini doldurmak kolay olmayacaksa da imkânlarımızı doğru kullanarak sendikamızın sosyal anlamda üyelerimize hizmet verebilmesi için yeni projelere kafa yormaktayız. Bu çerçevede Ankara ilimizde ilk misafirhanemizin temelini en yakın zamanda atmak için süratle çalışmalara başladığımızın müjdesini buradan sizlere vermek istiyorum. Yine İstanbul’da hatır gönül karşılığı yandaş siyasi oluşumlara peşkeş çekilen Kartal binamız da aynı şekilde üyelerimizin kullanımı için misafirhane hâline getirilecektir.

EMEK MÜCADELESİ ORTAK ZEMİNDE BÜYÜYECEKTİR

Profesyonel işçi temsilcilerinin en önemli sorumluluklarından bir tanesi var olanları korumak olduğu gibi, kendisinden sonraki nesillere daha iyi koşulları sağlamaktır. Yeni dönemde örgütlü yapıyı güçlendirmek, örgütlenmeyi artırmak, konuşmamın başından beri sizlerle paylaştığım emeğin önündeki tüm engelleri aşabilmek için sendikal hareketin birlik ve beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Bu çerçevede de tüm emek örgütleriyle dayanışmayı güçlendiriyoruz. Başta aynı işkolunda olduğumuz sendikalar olmak üzere ortak örgütlenme çalışmaları, karşılıklı centilmenlik anlaşmaları ile sermayenin lehine olan gereksiz çatışmalara ve gereksiz rekabetlere son vermeye çalışıyoruz. Çünkü emek mücadelesi parçalı değil, ortak zeminde büyüyecektir. Unutmayalım: Emeğin olmadığı yerde üretim olmaz.

Üretimin olmadığı yerde kalkınma olmaz. Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz. Biz bu ülkenin alın teriyiz. Biz bu toprakların üretim gücüyüz. Ve biz örgütlü olduğumuz sürece hiçbir kriz emeği teslim alamaz. Sözlerime son vermeden önce; sendikal hayata birlikte başladığım, her zaman zorluklara karşı omuz omuza mücadele verdiğimiz değerli yol arkadaşım Yılmaz Taşpınar ve ekibine yeni mücadele döneminde başarılar diliyor; Eskişehir 3 Nolu Şubemizin 2’nci Olağan Şube Kongresi’nin teşkilatımıza hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Sağ olun, var olun.”

Genel Başkanımızın konuşmasının ardından; uzun yıllar Eti fabrikasında emek veren, Tekgıda-İş’in bir neferi haline gelen ve yakın zamanda emekliliğe ayrılan Ali Osman Bayrak’a, sendikaya hizmetleri anısına plaket takdim edildi.

Plaket takdiminin ardından delegeler sandık başına gitti.

 

DİĞER HABERLER
BAŞTEMSİLCİ VE TEMSİLCİLERE YÖNELİK SOSYAL İLETİŞİM EĞİTİMİNİN 4. GRUP PROGRAMI GERÇEKLEŞTİRİLDİ
BAŞTEMSİLCİ VE TEMSİLCİLERE YÖNELİK SOSYAL İLETİŞİM EĞİTİMİNİN 4. GRUP PROGRAMI GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Örgütlü olduğumuz işyerlerimizde görev yapan baştemsilci ve temsilcilerimize yönelik düzenlenen Sosyal İletişim Eğitimi’nin 4. grup programı, Seferihisar’daki tesislerimizde gerçekleştirildi. Eğitim programına Ankara 1 Nolu Şubemiz, Manisa Şubemizden baştemsilci ile temsilciler katılım sağladı.

KOCAELİ ŞUBEMİZİN 4. OLAĞAN KONGRESİ TAMAMLANDI
KOCAELİ ŞUBEMİZİN 4. OLAĞAN KONGRESİ TAMAMLANDI

Kocaeli Şubemizin 4. Olağan Kongresi tamamlandı.

KHC TURKEY‘DE TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ İMZALANDI
KHC TURKEY‘DE TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ İMZALANDI

Balıkesir Şubemize bağlı KHC Turkey’de çalışan üyelerimizi kapsayan 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlandı.

PINAR SÜT VE PINAR ET’TE TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ İMZALANDI
PINAR SÜT VE PINAR ET’TE TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ İMZALANDI

Adana, İzmir 3 Nolu ve Eskişehir 2 Nolu şubelerimize bağlı Pınar Et ve Pınar Süt’te çalışan üyelerimizi kapsayan 22. Dönem Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlandı.