Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
27 Eylül 2010
BİYOGÜVENLİK YASASI, ÇİFTÇİYE KAYBETTİRECEK

Dün yürürlüğe giren Biyogüvenlik Yasası´nı Sabancı Üniversitesi´nde düzenlenen sempozyumda değerlendiren üniversitenin öğretim üyelerinden Prof. Dr. Selim Çetiner, yasanın Türk çiftçisinin rekabet şansını yok edeceğini savundu.

BİYOGÜVENLİK YASASI, ÇİFTÇİYE KAYBETTİRECEK

Dün yürürlüğe giren Biyogüvenlik Yasası’nı Sabancı Üniversitesi’nde düzenlenen sempozyumda değerlendiren üniversitenin öğretim üyelerinden Prof. Dr. Selim Çetiner, yasanın Türk çiftçisinin rekabet şansını yok edeceğini savundu.

GDO teknolojisiyle üretilen ürünlerin ABD, Çin, Brezilya, Arjantin ve Hindi çiftçiler tarafından yaygın bir biçimde kullanıldığını anlatan Çetiner, "Son teknolojiden yoksun üretim yapan Türk çiftçisinin ürünleri giderek daha pahalı hale gelecek" dedi. Çıkarılan yönetmeliklerin de yasaya ters düştüğünü iddia eden Çetiner’e göre, GDO’ya muhalefet de bilimsel dayanaktan yoksun ve cehaletten kaynaklanıyor.

Biyogüvenlik yasasında yem ithalatı konusunda hem ithalatçı hem de bakanlık açısından uygulanamaz koşullar bulunduğunu kaydeden Selim Çetiner, böylece ithalatın fiilen yasaklanmış olacağını belirterek, Türkiye’nin yalanda etin yanında süt, tavuk ve yumurta da ithal edeceğini ileri sürdü. Mehmet FİLOĞLU >. Sayfa 14Biyogüvenlik Yasası ile çiftçi kaybedecek’ "Sıfır risk hedefleniyor, ancak mümkün olmaz" Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Çetiner, dün yürürlüğe giren Biyogüvenlik Yasası’nın Türk çiftçisinin rekabet şansını yok edeceğini söyledi. Çetiner, GDO teknolojisiyle üretilen ürünlerin ABD, Çin, Brezilya, Arjantin ve Hintli çiftçiler tarafından yaygın bir biçimde kullanıldığını aktararak, "Yerli çiftçiler onların fiyatlarıyla rekabet edemeyecek.

Halihazırda Türkiye’de üretilen mısırın fiyatı uluslararası piyasaya göre ton başına 100120 dolar daha pahalı. Son teknolojiden yoksun üretim yapan Türk çiftçisinin ürünleri giderek daha pahalı hale gelecek" dedi. GDO’lu üretim yapan üreticilerin işletme maliyetleri düşük olduğundan daha avantajlı olduğunu bildiren Çetiner, "Geleneksel üretimde tarlaya 10 kere ilaçlama yapmak zorundasınız. Bu ilaç masrafları dışında mazot masraflarını da artırıyor. Dünyanın en pahalı mazotunu kullanan çiftçilerimiz bu maliyetin altından kalkmakta zorlanıyorlar" diye konuştu.

Kanunun, tarım sektörü ve gıda sanayi dışında, araştırma geliştirme koşullarını da olumsuz etkileyeceğini belirten Çetiner, "Kimse bunun daha farkında değil. Yarın, tıbbi genetik konular dahil tüm araştırma yapanlar Tarım Bakanlığı’ndan izin almak zorunda kalır hale gelecek" ifadelerini kullandı. Kendi içinde çelişkili Biyogüvenlik Yasası’nı çelişkili bulduğunu belirten Çetiner, kanunun kendi içindeki çelişkilerin dışında çıkarılan yönetmeliklerin de kanunla ters olduğunu iddia etti.

"Kanunun 5’inci maddesi açıkça GDO’lu ürün yetiştirilmesini yasaklarken, yönetmelik de araştırma amacıyla üretilmesi izne bağlıdır diyor. Biz bunun yasaya da girmesini istemiştik ama kabul etmemişlerdi" ifadelerini kullanan Çetiner, araştırmalar sonucunda geliştirilen ürünün ticari olarak kullanılamayacak olmasından dolayı kimsenin bu araştırmalara kaynak ayırmayacağını anlattı. Çetiner, bu yasanın AB’de olduğu gibi bilimsel esaslara dayalı risk analizlerini öngören bir hale getirilmesini talep ettiklerini aktararak, "Bu ürünleri, bilimsel analizlerle bilim adamları izin vermeli ya da engellemeli.

Ancak Tarım Bakanlığı ‘Biz bürokratlar bu işi daha iyi yaparız’ diyor. İşin içine politika girdiğinde bilgi kirliliği etkili oluyor. Onlar da hareket edemez hale geliyor" dedi. "Muhalefet cehaletten" GDO’ya karşı muhalefetin bilimsel dayanaktan yoksun yani cehalet temelli bir muhalefet olduğunu belirten Çetiner, "Bazı marjinal kesimler GDO’ya karşı çıkarak prim yapmaya çalışıyor. GDO’ya ziraat mühendisleri, doktorlar karşı çıkıyor. Avrupa’da bunlar karşı çıkmaz. Ziraat mühendislerini temsil eden kişi politikaya soyunmuş, ne kadar menfi konuşursa o kadar popüler oluyor.

Popüler olduğu kadar da parti nezdinde yükseliyor. Basın da bunları çok ön plana çıkararak bir kamuoyu oluşturdu. Kamuoyu baskısıyla da meclis onları dinledi. Bu doğal çünkü politikacı kamuoyunu dinler. Bu kadar negatif bir hava varken aksini yapamazlardı. Bu yasanın çıkma sebebi budur ama ben bunun Türkiye’nin çıkarına olduğunu düşünmüyorum" dedi. Dünyada 1996’dan beri var GDO’lu ürünlerin dünyada 14 yıldır üretilip tüketildiğini hatırlatan Çetiner, "Bunun pozitif etkileri de görüldü. Daha az ilaç kullanılması ve daha az alandan daha yüksek verim elde edilmesiyle çevreye de yararlı olduğu anlaşıldı. Ancak bunlar kamuoyuna iyi yansıtılmadı. Nüfusumuzla ve artan tüketimimizle çevreyi değiştiriyoruz. Ürünlerimizi de çevreye göre değiştirmemiz gerekiyor" diye konuştu.

Türkiye’nin büyük miktarda bitkisel ve hayvansal protein açığı olduğunu belirten Çetiner, et ithal etmeye başlayan Türkiye’nin yakında etin yanmda süt, tavuk ve yumurta da ithal eder duruma geleceğini ileri sürdü. "Bu ürünlerin ihtiyacı olan yem ham maddesinin ithali neredeyse mümkün değil" diyen Çetiner, "Kanunlarda öyle maddeler var ki hiçbir ithalatçı bu koşulları yerine getiremeyecek. Biyogüvenlik yasasında hem ithalatçı hem de bakanlık açısından uygulanamaz koşullar var. Bunun için gerekli altyapı yok. Bu yüzden ithalat fiilen yasaklanmış olacak ya da kanunsuz olarak sürecek" şeklinde konuştu.

Ulusal Ar-Ge desteklenmeli GDO’lu ürünlerden tohum elde edilememesi dolayısıyla çiftçilerin büyük tohum üreticilerine mahkum kalacağı eleştirilerine cevap veren Çetiner, "Evet, çiftçiler GDO’lu ürün kullandıklarında ertesi yıl tekrar tohum almak durumunda kalıyorlar ve bunu alabilecekleri sadece birkaç firma var dünyada. Ancak bu sorunu çözmenin yolu yasaklamak değil, kendi ulusal araştırma geliştirmemizi ileri götürmektir.

Gerek genetik mühendisliğinin desteklenmesi gerek tohumculuk şirketlerinin buna sahip çıkmasıyla uluslararası şirketlerle rekabet edebilecek seviyeye gelebilirsiniz" ifadelerini kullandı. AB, Türkiye’yi DTO’ya şikayet edecek Türkiye’nin Biyogüvenlik Yasası’yla ithalatın önüne ‘bilimsel temellere dayanmayan’ engeller koyduğunu söyleyen Çetiner, "AB önümüzdeki ay içinde eminim Türkiye’yi Dünya Ticaret Örgütü’ne şikayet edecektir.

Çünkü AB’den büyük miktarda, gıda enzimleri, örneğin peynir mayasını ithal ediyoruz. Bu kanunla onun da izne tabi olması gerekiyor. Bu da Ticarete bilimsel olmayan engel getirme sınıfına girdiğinden AB, DTO nezdinde şikayetçi olacak" dedi. Mehmet FİLOĞLU İSTANBUL Kamuoyunda tartışmalara neden olan .. Biyogüvenlik Yasası, Sabancı Ünıversıtesı’nde, Tarımsal Bıyoteknolojl ve Biyogüvenlik Sempozyumu "Yol Ayrımında Türkiye: Biyogüvenlik Yasası Ne Getiriyor? Ne Götürüyor?" baslığı ile masaya yatırıldı.

Sempozyum’un konuşmacılarından Milano Üniversitesinden Prof. Dr. Pıero Morandını, GDO’da yönetime odaklanıldıgım ama asıl önemli olanın ürün olduğunu söyleyerek, "GDO’larda risk var ama geleneksel ürünlerden daha fazla değil. Hatta bazı ürünlere geleneksel yöntemlerle üretilen ürünlere daha riskli. Türkiye bunu yasaklasa da yasaklamasa da gıda güvenliği konusunda tehlikeler olacaktır. Ancak yasaklanırsa Türkiye tarımda düğer ülkelere göre geri kalacaktır" dedi.

Prof. Dr. Pıet van der Meer ise dünya nüfusunun 9 milyara akacağını ve her gecen gün tarım alanları daraldığını anlattı. "Ürünleri değiştirmeliyiz ki bizim değiştirdiğimiz çevreye uyum sağlayabilsinler" diyen Meer gen değişiminin doğada kendiliğinden olduğunu belirtti. Yasa hakkında da konuşan Meer, "Bioguvenlik Yasası birçok şeyi birbirine karıştırarak karmasa yaratıyor. Mesela gıda ve çevre güvenliği birbiriyle karıştırılmış. Farklı terimler aynı şeyler ıcın kullanılmış.

Bir madde yasak derken başka bir madde izin almalısın diyor. Yasanın blryerinde sosyo-ekonomık durumlara bakmak lazım diyor. Cartagane ve Avrupa yasaları istisna verirken bu yasada öyle bir sey yok. Sıfır risk hedefleniyor ancak sıfır risk diye bir sey hayatın herhangi bir alanında yok" diyerek yasayı eleştirdi ve ekledi: "Kimse utanmasın. Yanlış bir yasa yaptıklarını kabul etsinler ve bir an ünce değiştirme çalışmalarına başlasınlar. En kötüsü böyle devam etmesi.

Kaynak: Dünya Gazetesi

DİĞER HABERLER
AYÇİÇEĞİ YAĞINA BİR AYDA YÜZDE 5 ZAM
AYÇİÇEĞİ YAĞINA BİR AYDA YÜZDE 5 ZAM

Ayçiçeği yağı fiyatındaki artış sürüyor. Ayçiçeği yağının market fiyatı sadece bir ay içerisinde yüzde 5 arttı.

NEDEN UÇTU BU GIDA FİYATLARI
NEDEN UÇTU BU GIDA FİYATLARI

Mutfak alışverişi için marketlere gidenler zamlı fiyatlarla karşılaşıyor. Ayçiçek yağından tereyağına, peynirden yumurtaya kadar birçok ürüne yüzde 25’ten fazla zam geldi. Bazı hammaddelerde de fiyat yükselişleri yaşandı. Biz de sektör temsilcileri ile konuştuk. Fiyat artışlarının nedenlerini araştırdık, çözüm önerilerini dinledik.

KISA ÇALIŞMAYA KİMLER BAŞVURACAK?
KISA ÇALIŞMAYA KİMLER BAŞVURACAK?

Mevcut koronavirüs (COVID-19) sürecinde hem çalışanların hem de işverenlerin en önemli nefes alma mekanizmasının Kısa Çalışma Ödeneği (KÇÖ) olduğunu görmekteyiz. İlk COVID-19 vakasının ülkemizde görülmesiyle birlikte hızlı bir aksiyon alınmış ve ekonomik tedbirler kapsamında da işletmeler için kısa çalışma ödeneği uygulaması kolaylaştırılmıştır.

KOD 29 EZİYETİ MECLİS’E TAŞINDI
KOD 29 EZİYETİ MECLİS’E TAŞINDI

İşçilerin yasağa karşın işten üstelik de tazminatsız bir şekilde atılmasına izin veren Kod 29, hem Meclis’e taşındı hem de maddenin değiştirilmesi için teklif sunuldu.

TEKGIDAIS

BEDAVA
İNCELE