Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
22 Eylül 2015
SOMA BİR SAKATLAR ORDUSU, SOMA BİR MEZBAHA

Soma bir sakatlar ordusu, soma bir mezbaha gibi bugün. Şurada sokağa çıksan 10 kişiden en az 3-4’ü bir iş kazası geçirmiştir. Ya parmağı kopmuştur, ya taş düşmüştür, mutlaka bir şey gelmiştir başına.. Bir önceki yazımızda Işıklar Ocağı’nda ölümle burun buruna çalışan bir işçinin tanıklıklarını aktardık. Bugün de DİSK Dev-Maden Sen Soma Temsilciliği’nden Örgütlenme Sorumlusu Ethem Akdoğan’la yaptığımız röportajı yayımlıyoruz. Hem Soma’daki İşçi Katliamı’nın nedenlerini hem de Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’nin bölgede hâlâ faaliyet gösteren Işıklar ve Atabacası Ocaklarındaki durumu konuştuk. Türkiye’nin dört bir yanında patlamaya hazır bekleyen madenlerde, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin nasıl hiçe sayıldığını ve katliamın ardından Soma’da yaşanan travmaları değerlendirdik.

SOMA BİR SAKATLAR ORDUSU, SOMA BİR MEZBAHA

Bir önceki yazımızda Işıklar Ocağı’nda ölümle burun buruna çalışan bir işçinin tanıklıklarını aktardık. Bugün de DİSK Dev-Maden Sen Soma Temsilciliği’nden Örgütlenme Sorumlusu Ethem Akdoğan’la yaptığımız röportajı yayımlıyoruz. Hem Soma’daki İşçi Katliamı’nın nedenlerini hem de Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’nin bölgede hâlâ faaliyet gösteren Işıklar ve Atabacası Ocaklarındaki durumu konuştuk. Türkiye’nin dört bir yanında patlamaya hazır bekleyen madenlerde, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin nasıl hiçe sayıldığını ve katliamın ardından Soma’da yaşanan travmaları değerlendirdik.

soma-bir-sakatlar-ordusu-soma-bir-mezbaha-73836-1.Dün işçi arkadaşımız Soma Işıklar Ocağı’ndaki sorunlardan bahsetti. Nedir durum?


Soma’da katliamdan sonra ortaya çıkan bir gerçek var, şu anda hiçbir ocakta hiçbir işçinin güvencesi yok. İşçi arkadaşlar hâlâ ölümle burun buruna çalışır vaziyette. Işıklar Ocağı da bunlardan bir tanesi. Bu katliam olduktan sonra Işıklar Ocağı yanmaya devam etti. Dördüncü ayakta yangının hâlâ devam ettiğini söylüyor arkadaşlar. Buna rağmen hâlâ işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri alınmadan çalıştırılmaya devam ediyor. Işıklar’da şu an neyin ne olacağını hâlâ kestiremiyoruz. Işıklar Ocağı’nda müfettişlerin denetleme yapıp yapmadıkları belli değil. Bu nedenle Işıklar Ocağı’nda, yeniden iş cinayetlerinin olabileceği yönünde kuvvetli olasılık var.

İçerideki ısının yükselmesi, insan bandının zamanında çalıştırılmaması ve kirli hava çıkışında olması, tek hava girişi bütün bu koşullar Işıklar Ocağı’nda ikinci bir Soma Katliamı’nın yaşanabileceğinin göstergeleri değil mi?


Evet öyle. Bunların hepsi olası bir işçi katliamının olabileceğini gösteriyor. Böyle giderse çok yakında bir Soma katliamı daha yaşarız. Bu Işıklar olmaz da Atabacası Ocağı olabilir, İmbat olabilir, Soma’daki başka bir ocak olabilir ya da Türkiye’nin dört yanındaki ocaklardan biri olabilir. Çok güçlü bir olasılıktır. Bunu önlemek için derhal ve etkili bir mücadele yürütmek gerekiyor. Devletin ve sermayenin bunu önlemeye niyeti yok, burada sendikalara, toplumsal muhalefete ve bütün sol çevrelere görev düşüyor. Işıklar Ocağı’na dönersek buradaki yeni mühendisler ocağı tam tanımıyor, güvenlik önlemlerini almıyorlar.

Işıklar Ocağı’na girmeye çalıştık ama engellediler, maden sahasına dâhi zorla girebildik. Sendikalar ve toplumsal muhalefet işçilerle iş sahasında doğrudan diyaloğa geçemediğine göre bu süreç nasıl örgütlenebilir? 


Yetkili sendikanın dışında ocaklara girmek yasak. İçeri girmeyi bırak, ocak sahasına dahi kimseyi yaklaştırmıyorlar. Şu an için içeride çalışan madenci arkadaşlardan aldığımız bilgilerle yetiniyoruz.

Yetkili sendikadan da bahseder misin? 


Türk-İş’e bağlı Türkiye Maden İş Sendikası. Soma Katliamı’nın asıl sorumlularından bir tanesi de Türkiye Maden-İş sendikasıdır. Katliamın olmasındaki sorumlular, yukarıdan aşağı indikçe, devlet-sermaye ve sendikadır. Eynez Ocağı’nda, patlamadan önce işçilerin havasız kaldığını biliyorlar, yukarıdan yavaş yavaş korların düştüğünü biliyorlar. İşçi arkadaşların bütün uyarılarına rağmen hiçbir önlem almayan, işçileri hâlâ üretime zorlayanlardan biri de sendika.

Soma dördüncü gün kapatıldıktan sonra buraya giren din adamları, fıtrattan bahseden devlet psikologları olmuş, o konuyu anlatabilir misin biraz?


Katliamdan sonra dördüncü gün Soma’ya bütün giriş çıkışları engellediler. Halkın gelmesini, buraya yardım için gelenleri de engellediler. Soma havzasının içine kimseyi sokmadılar. Tek soktukları İsmailağa Cemaat’ine bağlı imamlardı. Tek tek aileleri ziyaret ettiler. Kâğıtlar dağıttılar. Aileleri bunun fıtrat olduğuna, kader olduğuna, aslında sermayenin ve devletin bunda suçu olmadığını ikna etmeye çalıştılar. Erdoğan’ın söylemleri neyse onu anlattılar. Bunların içinde bazı psikologlar da vardı. Onun dışında, burada bir iş cinayeti yaşandı ama doğal afetmiş gibi davranıldı. Soma’da bir dilencileştirme operasyonu yaptılar. Bir sadaka düzeni kurmak istediler. AKP nasıl makarnayla oy almaya çalıştıysa, kömürle oy almaya çalıştıysa, aynı şeyi Soma’da yaptılar, daha kuvvetlisini yaptılar.

Çekilen acıları sadaka düzeniyle uyuşturmaya çalıştıklarını söyleyebilir miyiz?


Aynen. Zaten bu travmalar ortaya çıkmaya başladı yavaş yavaş. Soma’da hırsızlık artmaya başladı, fuhuş da artmaya başladı son zamanlarda. İşsizlik arttıkça bunun doğal sonuçları zaten bunlardır.

Davanın seyri için neler söyleyeceksin. Bütün bu yaşananlar davanın seyrini nasıl etkiledi?


Davanın seyrini doğru değerlendirebilmek için bazı örnekler vermek gerekiyor. Örneğin, Eynez’de katliam olduktan sonra Eynez işçisine çift maaş verdiler, aynı şirketin Atabacası ve Işıklar ocağında çalışan işçilerine tek maaş verdiler. Toplanan yardımları sanki devletin yardımıymış gibi dağıttılar. Aileleri de kendi içlerinde böldüler. En basit bir örneğini anlatayım. Beşiktaş Belediyesi 301 aile içinden 30 aileye ev dağıtma kampanyası düzenledi. Ve kura çekimi yapıldı, televizyon da canlı verdi. Bunu yapan Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar. Kura çekiliyor, bir işçiye ev çıkıyor. Öbürü oradan bağırıyor tabii, onun durumu daha iyi bana niye ev vermiyorsunuz diyor.

Yakınlarını kaybetmiş aileler nasıl bölündü, ortak bir mücadele yürütmeleri nasıl engellendi?


Bu da tabii aynı sürecin bir parçası. Örneğin Köseler Köyü’nde 12 ölü vardı, Kınık’a bağlı bir köy. Onun yanında Elmadağ köyü var. 12 işçi de o köyden öldü. Elmadağ köyü tamamen kendi ölülerine sahip çıkıyor, Köseler köyü sahip çıkmıyor. Sahip çıkmamaktan kastım davaya gelmiyorlar. Biz köye gittiğimizde muhtar bizi köyden kovduruyor. Çünkü orası AKP’li bir köy. Orada rahat davranamıyorsun. Oranın bütün davalarını Manisa Barosu avukatları alıyor ve köylülere dışarıdan gelen olursa onlara asla inanmayın, onlar sizi kandırıyor diyor. Onlar terörist, onlar bölücü diyor. Savaştepe var mesela, nüfusu 9500, en fazla cenazenin çıktığı ilçelerden biri, Balıkesir’e bağlı bir ilçe, 90 cenaze oradan çıktı ama Savaştepe bu davalarda yok. Çünkü orada da AKP hegemonya kurmuş, bütün aileleri kendi içine almış, davaya sahip çıkmalarını engelliyor. Oradan da kovuluyoruz, iletişime geçmemiz engelleniyor. Bütün bu nedenlerle davaya ailelerin katılımı gitgide düşüyor.

Davanın seyrinde muhalefetin rolü nedir?


Toplumsal muhalefet katliamdan sonra Soma’ya yüzünü döndü. Burada sol yeni yeni filizleniyor. Partiler, kitle örgütleri zaten yoktu. Burada bir tek CHP vardı, CHP de doğal olarak bu meselenin dışında kaldı. Bu arada Özgür Özel ayrı bir şahsiyettir, onu bir yana koyalım, CHP’yi bir yana koyalım. Madenci Evi, katliamdan sonra açıldı, birkaç dernek daha açıldı. Bir de sol arasındaki çekişme de buraya damgasını vurdu, sorun yarattı. O yüzden birleşik mücadeleyi, hem işçilerle, hem siyasi sol çevrelerle hem de sendikalarla bu işi örgütleyemedik. Ama sol da olmasaydı, kitle örgütleri, sendikalar, dernekler de olmasaydı, bu dava yine böyle olmazdı.

Bir de Atabacası ocağı var. Orası için neler söyleyeceksin. 


Atabacası katliamdan sonra iki ay kapalıydı. Bundan bir buçuk ay evvel açıldı. İlk zamanlarda oraya müfettişler geldi, işçi sağlığı ve iş güvenliğine dair önlemler olmadığı için kapattılar. O karar da tartışılır, o zaman Eynez’de 301 işçi hayatını kaybedene kadar niçin çalıştı da bu maden, ondan sonra kapatıyorsunuz denebilir. O zaman 1000 civarında işçi işsiz kaldı. Şimdi yine üretime açtılar. İşçi sayısı olarak da 450-500 gibi bir rakam söyleniyor. Atabacası işliyor ama güvenliğe dair, Işıklar’la aynı durumda.

Soma Kaymakamı Bahattin Aşçı “önemli” hizmetlerinden dolayı ödüllendirildi, İstanbul’da vali yardımcısı oldu.


Çok özel bir adamdı. İşçileri oyalamıştır defalarca. Bir işçi bağırıyor kaymakama, diyor ki yalan söylüyorsun, kaymakam da o işçinin adını anarak diyor ki, ben sana ne zaman yalan söyledim Mehmet. İşçiler eylem yapacak diyelim, kaymakam en öne geçiyor, hadi gelin birlikte yapalım diyor, işçinin öfkesini manipüle ediyor. Bahattin Aşçı 7 Haziran seçimlerinde AKP’den Urfa adayı oldu, seçilemedi, buraya döndü. Sonra da İstanbul’a vali yardımcısı olarak atandı. Yırca’da 6000 bin ağaç kesildi, haberi olduğu halde ortada yoktu. Ertesi gün gitti, köylü bir teyzenin elini öptü, nasıl kesilir bu ağaçlar diye ağladı, kameralara poz verdi. Bütün bunların ödülünü de aldı.

soma-bir-sakatlar-ordusu-soma-bir-mezbaha-73837-1.TOPLUMSAL HAFIZA MERKEZİ OLABİLİRDİ

Eynez yeniden açılır mı? Niçin Eynez’de bu kadar ısrar ediyorlar?

 
Nedeni çok açık, Eynez’te inanılmaz kömür var hâlâ. S panosunun arka taraflarında 10 milyon ton civarı kömür var. Bu 10 milyon ton kömürden ne sermaye vazgeçiyor ne de devlet. Asıl sebep bu. Özgür Özel o zaman bir öneride bulunmuştu Meclis’te, Eynez’i öyle bir ocak yapalım ki madenciler işe başlamadan önce Eynez’de eğitim görsün demişti. Müze de yapılabilirdi. Madenciler pratik eğitimlerini orada yapar, sonra diğer madenlerde çalışmaya başlayabilirdi. Bu katliamın yaşandığı Eynez ocağı, başka iş cinayetlerinin önüne geçebilecek bir merkez olabilirdi.

Eynez toplumsal hafızanın yaşadığı, yaşatıldığı bir yer olabilirdi. En azından hayatını kaybeden işçilerin yakınlarına, çocuklarına asgari saygı bunu gerektirirdi. Oysa bunun yerine katliamın olduğu yere duvarlar örüldü, küllü su basıldı, kanıtlar ortadan silindi. Asıl sorumlular yargılanamaz hâle getirildi. Böyle özetleyebilir miyiz durumu?


Evet, buna yakın bir süreci yaşadık. Soma Kömürleri’nin hizmet alım sözleşmesi bugün hâlâ devam ediyor, bir de bunu ekleyebiliriz.

***

İŞÇİLER KORKUDAN RAPOR ALAMIYOR

İş kazası geçirmeyenlerin çocuğunda da bir meslek hastalığı vardır. Ciğerlerinde toz vardır, bel fıtığı vardır. Buna rağmen ne tam teşekküllü bir hastane var Soma’da ne de bir meslek hastanesi. Biz bugüne kadar Soma’da meslek hastalıklarından kaynaklı rapor almış yahut tazminat almış bir işçiyle karşılaşmadık. Bunun nedeni de çok açık. Rapor alanlar işten atılıyor. Sen artık benim işime yaramazsın denerek işsiz bırakılıyor. İşten atılmayanlar da yerüstüne veriliyor, İmbat’ta durum böyle en azından. Hiçbir maden işçisi de yerüstünde çalışmak istemez.

***

EYNEZ’DEN ÇOK DAHA KÖTÜ MADENLER VAR

Eynez’te 301 işçi hayatını kaybetti ama Eynez’ten çok daha kötü şartlarda çalışan madenler var. Bakan Taner Yıldız, katliamdan bir sene önce “Eynez işçileriyle yemek yedi, Eynez Türkiye’nin en güvenli ocağıdır” dedi o zaman, “Avrupa standartlarındadır” dedi. Netice ortada, çok acı bir netice tabii. Bugün Zonguldak’taki ocaklara bakıldığında, Amasya’daki, Suluava’daki, Hakkâri’deki, Diyarbakır’daki, Malatya’daki ocaklara bakıldığında, bu ocakların durumu daha beter. Bunun en büyük örneği Konya Ermenek’te yaşadığımız süreç. Soma katliamından 6 ay sonra Ermenek’teki su basmasında 18 arkadaşımızı kaybettik. Hiçbir ocakta hâlâ işçi sağlığı ve iş güvenliğine dair önlem alınmıyor. Yasaların çıkartılacağı söylendi, ücret ve hafta tatili dışında bu yasalardan hiçbiri ortada yok. Maden o kadar kârlı bir sektör ki AKP bu alana tamamen göz dikmiş durumda, AKP’li olmayan hiçbir sermayedar hiçbir yerde ocak alamıyor.

***

soma-bir-sakatlar-ordusu-soma-bir-mezbaha-73838-1.SAHİPLENMESEYDİ DAVA FARKLI OLURDU

Davanın seyrinde muhalefetin rolü nedir?

Toplumsal muhalefet katliamdan sonra Soma’ya yüzünü döndü. Burada sol yeni yeni filizleniyor. Partiler, kitle örgütleri zaten yoktu. Burada bir tek CHP vardı, CHP de doğal olarak bu meselenin dışında kaldı. Bu arada Özgür Özel ayrı bir şahsiyettir, onu bir yana koyalım, CHP’yi bir yana koyalım. Madenci Evi, katliamdan sonra açıldı, birkaç dernek daha açıldı. Bir de sol arasındaki çekişme de buraya damgasını vurdu, sorun yarattı. O yüzden birleşik mücadeleyi, hem işçilerle, hem siyasi sol çevrelerle hem de sendikalarla bu işi örgütleyemedik. Ama sol da olmasaydı, kitle örgütleri, sendikalar, dernekler de olmasaydı, bu dava yine böyle olmazdı.

Bir de Atabacası ocağı var. Orası için neler söyleyeceksin.

Atabacası katliamdan sonra iki ay kapalıydı. Bundan bir buçuk ay evvel açıldı. İlk zamanlarda oraya müfettişler geldi, işçi sağlığı ve iş güvenliğine dair önlemler olmadığı için kapattılar. O karar da tartışılır, o zaman Eynez’de 301 işçi hayatını kaybedene kadar niçin çalıştı da bu maden, ondan sonra kapatıyorsunuz denebilir. O zaman 1000 civarında işçi işsiz kaldı. Şimdi yine üretime açtılar. İşçi sayısı olarak da 450-500 gibi bir rakam söyleniyor. Atabacası işliyor ama güvenliğe dair, Işıklar’la aynı durumda.

Soma Kaymakamı Bahattin Aşçı “önemli” hizmetlerinden dolayı ödüllendirildi, İstanbul’da vali yardımcısı oldu.

Çok özel bir adamdı. İşçileri oyalamıştır defalarca. Bir işçi bağırıyor kaymakama, diyor ki yalan söylüyorsun, kaymakam da o işçinin adını anarak diyor ki, ben sana ne zaman yalan söyledim Mehmet. İşçiler eylem yapacak diyelim, kaymakam en öne geçiyor, hadi gelin birlikte yapalım diyor, işçinin öfkesini manipüle ediyor. Bahattin Aşçı 7 Haziran seçimlerinde AKP’den Urfa adayı oldu, seçilemedi, buraya döndü. Sonra da İstanbul’a vali yardımcısı olarak atandı. Yırca’da 6000 bin ağaç kesildi, haberi olduğu halde ortada yoktu. Ertesi gün gitti, köylü bir teyzenin elini öptü, nasıl kesilir bu ağaçlar diye ağladı, kameralara poz verdi. Bütün bunların ödülünü de aldı.

DİĞER HABERLER
1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL?
1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL?

Türkiye’de günümüzde giderek daha da güçlenmekte olan “bağımsız ve demokratik bir Türkiye” ve “sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya” mücadelesinin ana gücü, işçi sınıfımızdır. İşçi sınıfımızın yapısını ve davranış dinamiklerini anlamadan, bu büyük sınıfın güvenini ve desteğini kazanmak mümkün değildir.

İŞ KANUNUNDA BELİRTİLEN MAZERET İZİNLERİ
İŞ KANUNUNDA BELİRTİLEN MAZERET İZİNLERİ

Kurumsal bir firmada işbaşı yaptım, imzaladığım dört sayfalık iş sözleşmemde işveren lehine her şey var diyebilirim. Fazla çalışma, denkleştirme, mecburi hizmet, başka işyerinde çalışmama gibi her şeye onay vermiş oldum. Önceki işyerimde böyle değildi. Aklıma takılan bir konuyu sormak istiyorum. İş sözleşmemin bir yerinde evlilik ve birinci derece yakınların ölümünde 3 gün, eşin doğum yapmasında 5 günlük izinlerin ücretinin ödenip ödenmeyeceğine işverenin karar vereceği yazıyor. Onay verdiğim bu ifade ileride sıkıntı yaratır mı?

GIDA ZAMMINDA DÜNYA LİDERİYİZ
GIDA ZAMMINDA DÜNYA LİDERİYİZ

Tarımda dışa bağımlılığı her geçen gün artan Türkiye, gıda fiyatlarında yıllık yüzde 20.6’ya ulaşan artışla OECD ülkeleri arasında şampiyon oldu.

İŞ DE YOK İŞSİZLİK MAAŞI DA
İŞ DE YOK İŞSİZLİK MAAŞI DA

Koronavirüs salgınında onuncu ayı geride bıraktık. Ancak 10 ayın sonunda başlayan aşı çalışmaları salgının gidişatına yönelik olumlu düşüncelere neden olsa da tam anlamda ne zaman normal hayata geçileceği henüz bilinmiyor.

TEKGIDAIS

BEDAVA
İNCELE