Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
14 Şubat 2022
İSVEÇ’TE GREV HAKKI VE GREVLER

İsveç’te gelir getirici bir işte istihdam edilenlerin yüzde 90,3’ü ücretlidir. Sendikalaşma oranı ise yüzde 65,2 düzeyindedir.

İSVEÇ’TE GREV HAKKI VE GREVLER

TEKGIDA-İŞ SENDİKA AKADEMİSİ

İsveç’te 1950’li ve 1960’lı yıllarda çalışma hayatına sükûnet hakimdi. Kapitalizmin Altın Çağı’nın yaşandığı bu yıllarda, İsveç’te işverenler ile işçiler arasında tarafları memnun eden bir düzen kurulmuştu. Ancak Kapitalizmin Altın Çağı’nın sona ermesi ve ekonomik durgunluk ve krizler dönemine girilmesiyle birlikte, İsveç’te de yasadışı grevler hızla yaygınlaştı. Ayrıca işçiler işyerlerinde söz hakkı da talep etmeye başladı. Bu yıllarda bile greve katılan işçi sayısı yılda 11 bin- 37 bin düzeyindeydi. Grevde geçen işgünü de yılda 58 bin ile 358 bin arasında değişiyordu. Yalnızca 1980 yılında 34 bin işçinin uzun süren bir grevinde toplam 4,5 milyon işgünü kayboldu.

1980’li yıllarda grevler biraz azaldı. 1990’lı yıllarda ise 1950’li ve 1960’lı yılların sükûneti yeniden hâkim oldu. 1990’lı yıllarda çok az grev yapıldı. Bu dönemde iki istisna yıl vardır. 1995 yılında 141 bin işçinin grevinde 627 bin işgünü kayboldu. 2003 yılında da 81 bin işçinin grevi 628 bin işgününün kaybolmasına neden oldu.

2009 ve sonrasında hem greve katılan işçi sayısında hem de grevde geçen işgününde büyük düşüşler yaşandı.

2009 yılında yalnızca 1000 işçi greve çıktı ve grevde geçen işgünü sayısı 1560 oldu.

2010 yılında 3 bin işçinin katıldığı grev nedeniyle 28,9 bin işgünü kayboldu.

2011 yılında 7 bin işçinin grevi yalnızca 254 işgününün kaybolmasına neden oldu.

2015, 2017, 2018 ve 2020 yıllarında greve çıkan işçi sayıları 500’ün altındaydı.

2020 yılında grev nedeniyle kaybolan işgünü olmadı.

DÜZENLEYİCİ MEVZUAT

İsveç’te işgücü piyasasında toplu eylem yapma ve grev hakkı güvence altına alınmıştır. Yürürlükteki mevzuatta “barış yükümlülüğü” başlığı altında grev hakkı ve toplu eyleme başvurma hakkının kullanımına ilişkin genel kurallar düzenlenmiştir. Yasa, grev öncesinde bildirimde bulunma, arabuluculuk ve yasadışı bir grev durumunda uygulanacak yaptırımlara ilişkin düzenlemeler içermektedir.

Kamu çalışanları da iş sözleşmesine dayalı olarak çalışan ücretliler olarak kabul edildiğinden, grev ve toplu eyleme ilişkin genel kurallar onları da kapsar. Ancak kamu istihdam yasası, kamu sektöründe grev hakkının kullanımına ilişkin bazı sınırlama ve kısıtlamalar getirmektedir. Örneğin kamu sektöründe bir grev öncesinde tarafların görüşme yapmış olması zorunludur.

İsveç’te grev hakkının kullanımı konusunda içtihat hukuku önemlidir. Özellikle yürürlükteki bir toplu iş sözleşmesinde çalışma barışına ilişkin yükümlülüğün bulunması durumunda yapılan bir grevin veya toplu eylemin yasal olup olmadığına karar vermede içtihat hukuku kullanılmaktadır. Yasadışı bir grev veya toplu eylem durumunda ödenecek tazminatı da iş mahkemesi belirlemektedir.

1928 yılında kabul edilen Toplu Sözleşme Yasası yasadışı grevde işçiye 200 İsveç Kronu para cezası verilmesini öngörüyordu. 1928 yılında bu miktar bir sanayi işçisinin yaklaşık bir aylık ücretine eşitti. 1976 yılında kabul edilen yeni yasada böyle bir sınır konmadı, ancak 1992 yılına kadar bu ceza aynı kaldı. 1992 yılından itibaren bu miktar 2000 İsveç Kronuna yükseltildi. Ancak bu miktar caydırıcı değildir; bir işçinin bir aylık ücretinin epeyce altındadır.

Genel bir kural olarak bir toplu iş sözleşmesinin her iki tarafı da çalışma barışı yükümlülüğü ile bağlıdır. İsveç’te yaygın bir uygulama grev hakkı ve toplu eyleme başvurma konusunda taraflar arasındaki sözleşmelerle sınırlar getirilmesidir. İsveç’te grev hakkının kullanımına ilişkin kısıtlama ve prosedür zorunluluğu getirme yetkisi geleneksel olarak toplumsal taraflara aittir. Bu konudaki düzenlemeler ülkede 1938 yılında kabul edilen Temel Anlaşma ve 2016 yılında kabul edilen Endüstri Anlaşması ile yapılmıştır.

Kamu sektöründe taraflar arasında bağıtlanmış olan temel toplu iş sözleşmesi, arabuluculuk, bekleme süresi, bildirim ve grev hakkının kapsamı dışında bırakılacak olan üst düzey memurlar konusunda kuralları belirlemektedir. Örneğin, üst düzey hükümet görevlileri, yüksek mahkeme yargıçları ve silahlı kuvvetlerdeki yüksek rütbeli subaylar bu kapsamdadır. Yasada “temel hizmetler” konusunda bir tanım bulunmadığından, grev hakkına ilişkin kısıtlamalar ve bir grev durumunda sürdürülmesi gereken asgari hizmet düzeyine ilişkin kurallar, sektör düzeyindeki toplu iş sözleşmeleriyle belirlenmektedir.

GREV KARARININ ALINMASI

İsveç’te sendikaların, işveren örgütlerinin ve bir toplu iş sözleşmesinin tarafı olan bireysel işverenlerin grev yapma ve toplu eyleme başvurma hakları açık bir biçimde güvence altına alınmıştır.

Sendika üyesi olmayan işçilerin başlatacağı bir grev eylemi büyük olasılıkla bir yasadışı grev kabul edilecektir. Bu durum İsveç sisteminde işgücü piyasası kurumlarının önemli rolünü yansıtmaktadır. Ancak bir sendika kurmak için gerekli olan işlemler son derece azdır, bu nedenle henüz sendika üyesi olmayan işçiler ilke olarak bir araya gelebilirler ve bir sendika oluşturarak grev yapma hakkına kolayca kavuşabilirler.

GREVİN TANIMI

İsveç hukuk sisteminde grevin veya toplu eylemin resmi bir tanımı yoktur. Ancak işçi-işveren ilişkileri konusunda bir uyuşmazlık durumu kabul edilmektedir. Ayrıca yasada işçilerin ve sendikalarının grev ve işverenlerin lokavt yapması iş durdurması olarak tanımlanmaktadır.

Boykotlar, işyerine ambargo uygulama, fazla çalışmayı engelleme, iş yavaşlatma ve kuralları sıkı sıkıya uygulayarak verim düşürme gibi eylemler, işçilerin ve sendikaların başvurabildikleri eylem türleridir. İş Mahkemeleri genel bir kural olarak toplu eylemin çalışma yaşamına ilişkin bir uyuşmazlıkta karşı taraf üzerinde baskı uygulama amacıyla yapılması gerektiği görüşündedir. Ancak bu tanım çalışma yaşamı, istihdam ve refah politikaları konusunda hükümet üzerinde baskı uygulamak amacıyla gerçekleştirilen siyasi grevleri de kapsayacak bir biçimde geniş olarak yorumlanmaktadır.

Kamu sektöründe Kamu İstihdam Yasası izin verilen eylem türlerini grevler, lokavtlar, fazla çalışmanın yasaklanması ve grev sırasında işe yeni işçi alınmasının engellenmesi (ambargo) olarak sınırlamaktadır. Siyasi grevler kamu sektöründe de kısıtlanmıştır. Ortak eylemler, çalışma yaşamına ilişkin konulara odaklanmalıdır. Yukarıda belirtilen istisna dışında, siyasal kararları etkilemek amacıyla ortak eylem yapılamaz.

İsveç’te yürürlükte olan mevzuata göre yasal bir grevi desteklemek amacıyla gerçekleştirilen dayanışma grevi veya sempati grevi, işyerini ablukaya alma ve işyerine ilişkin boykot uygulama da yasaldır.

GREVE KATILABİLECEK OLANLAR

Bir sendika üyesi olsunlar veya olmasınlar tüm işçiler bir sendika tarafından yapılan bir grev katılabilir.

Kamu sektöründe bazı kısıtlamalar vardır. Kamu İstihdam Yasası kamu adına güç kullananların veya durdurulamayacak işleri üstlenenlerin grev hakları konusunda kısıtlamalar getirmektedir. Daha önce de belirtildiği gibi, devlet hizmetinde üst düzey yetkililer, yargı mensupları, cezaevi sorumluları ve diğer bazı idari yetkililer grev hakkının kapsamı dışındadır. Ancak mevzuatta bu istisnalar dışında, polislerin, subayların ve devlet memurlarının grev hakkının bulunmadığına ilişkin bir düzenleme yoktur.

Kamu İstihdam Yasası’na göre bir kamu çalışanının grev katılabilmesi ancak sendikanın bu konuda aldığı kararla mümkündür.

İsveç çalışma mevzuatında hangi hizmetlerin veya sektörlerin temel hizmet kabul edileceğine ilişkin bir düzenleme yoktur. Kamu sektörü konusunda toplumsal taraflar arasında bağıtlanan Temel Anlaşma, bazı sektörlerde grev ve toplu eylemlerin son derece dikkatle uygulanması gerektiğini belirtmektedir. Bu sektörler, devletin güvenliği, hukuk düzeninin korunması, sağlık hizmetleri, ihtiyaç içindeki insanların bakımı ve bireysel mali güvenliktir.

Sosyal taraflar ekonomide ciddi altüst oluşlara yol açabilecek ve kamu arz sisteminin etkili bir biçimde işleyişine zarar verebilecek toplu eylemlerden kaçınma konusunda anlaşmışlardır. Ayrıca engellilere hizmet veren okullar gibi insancıl görevlerin yapıldığı yerler de bu kapsamda ele alınmıştır. Özel sektör için 1938 yılında bağıtlanan Temel Anlaşma tarafların mutlaka görüşme yapmalarını ve hayatı toplumsal işlevleri ilgilendiren sektörlerde uyuşmazlıkları önlemeye çaba göstermelerini gerektirmektedir.

Bir grev sırasında hangi hizmetlerin “asgari hizmet” olarak nitelendirilip sürdürüleceği sosyal taraflarca toplu iş sözleşmelerinde düzenlenmektedir.

GREV PROSEDÜRÜ

İsveç’te toplu eylemlere başvurma konusunda genel düzenlemeler yoktur. Öngörülen tek genel yükümlülük, birçok toplu iş sözleşmesinde de olduğu gibi, tarafların görüşme yapmış olma zorunluluğudur. Bu nedenle taraflar bir toplu eyleme başvurmadan önce genellikle bir görüşme yaparlar.

Bir toplu eyleme başvurma niyetinde olan taraf, bu eylemden en az 7 gün önce karşı tarafa ve Ulusal Arabuluculuk Bürosu’na yazılı bir bildirimde bulunma zorunluluğundadır. Ancak eğer örneğin bu tür bir bildirim toplu eylemin etkisini ortadan kaldıracak nitelikte ise, bu bildirim yükümlülüğü kaldırılabilir. Ayrıca ödenmemiş ücretlerin ödenmesi talebiyle başvurulacak bir toplu eylemde bildirim yükümlülüğü yoktur.

Eğer Ulusal Arabuluculuk Bürosu bir iş uyuşmazlığının toplu eylemle sonuçlanma riskini görürse, tarafların onayı olsun olmasın bu uyuşmazlıkta arabuluculuk yapmak üzere bir veya daha fazla arabulucuyu görevlendirebilir. Arabulucunun öncelikli görevi taraflar arasında gönüllü görüşmelerle uyuşmazlığı çözüme kavuşturmaktır. Arabulucu öneriler formüle edebilir ve varılan anlaşmalara uyulmaması durumunda para cezalarına hükmedebilir. Arabulucu taraflara uyuşmazlığı hakeme götürmelerini de önerebilir ve hakemlerin atanmasında Ulusal Arabuluculuk Bürosu gerekli yardımları sağlar.

Kamu hizmetlerinin de dahil olduğu bazı sektörlerde taraflar arabuluculuk ve uzlaştırma kurallarını içeren iş birliği anlaşmaları imzalamışlardır. Eğer uyuşmazlığın tarafı olan kesimler arasında böyle bir anlaşma varsa, Ulusal Arabuluculuk Bürosu tarafların onayı olmaksızın bir arabulucu atayamaz.

İsveç’te bir sendikanın kararıyla bir grev eyleminin başlaması öncesinde sendika üyelerinin grev oylamasına başvurma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak birçok işçi örgütünün tüzükleri, bir toplu eylemin ancak yönetim kurulu kararıyla başlatılabileceğine ilişkin hükümler içermektedir.

Görevlendirilmiş olan arabulucunun talebi üzerine Ulusal Arabuluculuk Bürosu grev eyleminin başlatılacağı belirtilen tarihten itibaren grevi 14 gün süreyle erteleyebilir. Bu karar kesindir ve iptali için herhangi bir birime başvuruda bulunulamaz.

İsveç’te yasaya göre yürürlükte olan bir toplu iş sözleşmesinin yürürlük süresi içinde çalışma barışı zorunluluğu yasanın gereğidir. Çalışma barışı yükümlülüğü yalnızca yürürlükteki toplu iş sözleşmesi ile düzenlenmiş olan konuları kapsar. Buna göre taraflar, toplu iş sözleşmesiyle düzenlenmemiş konulara ilişkin olarak eyleme başvurabilirler. Ayrıca çalışma barışı yükümlülüğü toplu iş sözleşmesinin tarafı olmayan kesimler için de geçerli değildir. Bunun anlamı, işyerinde bir sendika ile bir toplu iş sözleşmesi bağıtlamış olan bir işverenin işyerindeki diğer bir sendikanın eyleminin hedefi olabileceğidir. İsveç’te bir işyerinde birden fazla sendikanın aynı anda faaliyet göstermesi ve farklı toplu iş sözleşmeleri bağıtlayabilmeleri, durumu karmaşıklaştırmaktadır.

Çalışma barışı yükümlülüğü, bir toplu iş sözleşmesinin parçası olarak yasal etkiye sahiptir. Toplu iş sözleşmesinin bağıtlanmasıyla birlikte, çalışma barışı yükümlülüğü de devreye girer ve toplu iş sözleşmesinin sona ermesiyle bu yükümlülük de sona erer. Çalışma barışı yükümlülüğü, yasal dayanışma eylemlerini kapsamaz. Yukarıda belirtilen kapsamdaki siyasal amaçlı grevler de çalışma barışı yükümlülüğünün kapsamı dışındadır.

Sendikaların çalışma barışı yükümlülüğünü ihlal eden toplu eylemleri başlatmak, desteklemek veya bunlara katılmaktan kaçınması gerekmektedir. Sendikalar üyelerinin de bu şekilde davranmasını sağlamalıdır.

GREVE KATILMANIN SONUÇLARI

İsveç’te yasal bir greve katılmanın sonuçları şunlardır:

-Yasal bir greve veya toplu eyleme katılım, işçinin iş sözleşmesinin askıya alınmasına yol açar ve iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden onu kurtarır. Bu eyleme katılmak, iş sözleşmesinin sona erdirilmesi için bir gerekçe olarak kullanılamaz.

-Yasal bir greve veya toplu eyleme katılan işçiler işin durduğu süre için herhangi bir ücret talebinde bulunamazlar.

-Greve veya toplu eyleme katılan işçilerin ücret kayıpları genellikle sektör düzeyindeki sendika federasyonları tarafından yönetilen ve üyelik aidatlarından finanse edilen grev fonlarınca karşılanabilir. Sendikalar gerekli gördüklerinde bu tür toplu eylemleri desteklemek amacıyla üyelerinden ek katkı talep edebilir.

-İsveç’te işverenlerin lokavt ilan etme hakkı vardır. Ayrıca grev sırasında işverenlerin grevci işçiler yerine geçici olarak yeni işçi istihdamını önleyen yasal düzenleme bulunmamaktadır. Ancak böyle bir uygulamanın sendikalar tarafından grev eyleminin daha da yaygınlaştırılması ve çeşitli dayanışma eylemleri gibi sert eylemlerde karşılandığından, bu yola genellikle başvurulmamaktadır.

Yasadışı bir greve katılmanın sonuçları şunlardır:

-Eğer yasadışı bir grev bir sendikanın aldığı kararla gerçekleşmişse, bu greve katılan işçiler açısından bireysel sorumluluk ve yükümlülük doğmaz. Bireysel sorumluluk ve yükümlülük yalnızca sendika kararı olmadan yapılan grevlerde mümkündür. Yukarıda belirtildiği gibi, 1992 yılına kadar yasadışı bir toplu eyleme katılan bir işçiye verilebilecek azami para cezası yaklaşık 20 Avro civarındaydı. Ancak bu tavan 1992 yılında kaldırıldı ve bu konuda iş mahkemeleri yetkili kılındı. Ancak sendika kararı olmadan grev yapmaları durumunda da işçilere para cezası verilmesi uygulaması çok seyrek rastlanan bir durumdur. Mahkeme genellikle işçinin özel durumunu, grevin sebebini, süresini ve benzeri etmenleri dikkate almaktadır. Grev yapan kişinin sendikada görevli bulunması ise, sendikaların yasadışı grevleri önleme ve durdurma sorumluluğu nedeniyle, yaptırımı ağırlaştıran bir etmendir.

-İşgücü piyasasında yer alan kurum ve kuruluşların, üyeleri tarafından örgütlenen veya gerçekleştirilen yasadışı toplu eylemleri önlemeye çalışma yükümlülüğü bulunmaktadır. Eğer bir yasadışı toplu eylem başlamışsa, taraflar böylesine bir eylemin durdurulması için gerekli görüşmeleri yapmak zorundadır. Bu tür yasadışı eylemler toplu iş sözleşmelerinde bir hüküm olarak yer alan çalışma barışı yükümlülüğünün ihlali anlamına geldiğinden, sendikaların bu konuda ciddi sorumluluğu söz konusudur. Yasadışı eylem sonucunda ortaya çıkan zararlara ilişkin karar verme yetkisi iş mahkemesinindir.

-Yasadışı bir grev iddiası söz konusuysa, işverenin mahkemenin nihai kararını vermesine kadarki sürede, grev veya toplu eylemin askıya alınması veya sona erdirilmesi konusunda bir ara karar vermesi talebiyle iş mahkemesine başvurma hakkı vardır.

-Bir greve veya toplu eyleme katılması sonucunda işçinin işten çıkarılması haklı neden veya objektif gerekçe olmadığı için, İstihdamı Koruma Yasası’nın ihlalini oluşturacaktır.  Yasadışı bir greve katılma, çok az rastlanan bir durum olmasına karşın, iş mahkemesi tarafından işçinin iş sözleşmesinin derhal feshi için geçerli neden sayılabilir.

DİĞER HABERLER
EYT’Yİ ARALIKTA AÇIKLAYACAĞIZ
EYT’Yİ ARALIKTA AÇIKLAYACAĞIZ

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, Emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) ile ilgili teknik çalışmanın tamamlandığını duyurdu.

AVRUPA VE RUSYA, TÜRK GIDA ÜRÜNLERİNE YÖNELİYOR
AVRUPA VE RUSYA, TÜRK GIDA ÜRÜNLERİNE YÖNELİYOR

Batı Karadeniz’in ilk karma fuarı Türkiye-Ortadoğu Ticaret Fuarı (TRADEF) 21-24 Eylül tarihlerinde Kastamonu’da düzenlenecek.

ENFLASYON MU, HAYAT PAHALILIĞI MI; HANGİSİ DAHA FENA?
ENFLASYON MU, HAYAT PAHALILIĞI MI; HANGİSİ DAHA FENA?

Enflasyonu yenebilir miyiz, zaman içinde belki, olabilir. Ama ya hayat pahalılığını?

AÇLIK SINIRI 7.667 LİRAYA YÜKSELDİ
AÇLIK SINIRI 7.667 LİRAYA YÜKSELDİ

İktidarın, geçen yıl eylül ayında Merkez Bankası’na faiz indirterek Türkiye’yi içine soktuğu yüksek enflasyon döngüsü yoksulluk ve açlık sorununu hızla büyütmeye devam ediyor.