Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
04 Kasım 2015
EKONOMİK İSTİKRAR OLMADAN…

Seçimlerin ardından çok sıkça kullanılan kavramlardan birisi “istikrar”. AKP’nin tek başına hükümet kurma yetkisini kazanmış olması, siyasi ve ekonomik istikrarın elde edilmiş olmasıyla sanki özdeşmiş gibi değerlendirilmekte.

EKONOMİK İSTİKRAR OLMADAN…

Seçimlerin ardından çok sıkça kullanılan kavramlardan birisi “istikrar”. AKP’nin tek başına hükümet kurma yetkisini kazanmış olması, siyasi ve ekonomik istikrarın elde edilmiş olmasıyla sanki özdeşmiş gibi değerlendirilmekte. Oysa bu değerlendirme ne gerçekçi, ne de doğrudur. 

Her şeyden önce siyaseten değerlendirildiğinde AKP’nin aslında “tek bir” parti değil, bir “koalisyonlar” partisi olduğu bilinmektedir. AKP, aynı 1974 sonrasının Birinci ve İkinci Milliyetçi Cephe ortaklıkları gibi, muhafazakâr -İslamcı- milliyetçi siyasi gruplaşmaların bir koalisyonudur. Nitekim son iki senedir yaşananlar, AKP içerisindeki farklı çıkar gruplarının nasıl da şiddetli bir çıkar çatışmasına sürüklenebileceğini göstermiştir. 

Ancak bunun da ötesinde, bilinmesi gerekir ki ekonomik istikrar olmadan, siyasi istikrar da söz konusu olamayacaktır. AKP hükümetlerinin 1980 sonrasının neoliberal öğretilerini kendilerine örnek alarak geliştirdikleri büyüme modeli ise kırılgan ve dışa bağımlı bir ekonomi yaratma projesi olup, istikrarsızlığın ve kırılganlığın bizzat öznesi durumundadır. 

Bu köşede birçok kez vurgulandığı üzere, Türkiye ekonomisi özellikle 2003’ten bu yana yurtdışından döviz girişi olduğunda büyüyen, döviz girişleri yavaşladığında ise durgunluğa sürüklenen bağımlı bir ekonomi konumundadır. Ekonominin yabancı sermaye girişlerine bağımlı yapısı salt Türkiye’ye özgü bir durum olmayıp iktisat yazınında spekülatif-itkili büyüme (speculative-led growth) kavramıyla ifade edilen bir modeli yansıtmaktadır. Söz konusu model, ulusal ekonomilerin çoğunlukla kısa vadeli, spekülatif sıcak para akımlarının cazibesine kapılarak bol ve ucuz döviz bolluğuna dayalı ve tüketim malları ithalatıyla şekillenen bir büyüme sürecini ifade etmektedir. Ancak, ucuz ithalat bir yandan da dış açık (cari işlemler açığı) ve yüksek dış borçlanma yaratmakta ve ekonomideki kırılganlıkların ve düzensizliklerin ana nedenini oluşturmaktadır. 

Bu süreç bir yandan da yapısal nitelikli işsizliğin kaynaklarını oluşturmakta ve emekçileri güvencesizleştirilmiş, parçalanmış ve enformalleştirilmiş istihdam biçimlerine mahkûm etmektedir. Buna ek olarak, ithal ara ve yatırım mallarıyla rekabet edemeyen ulusal sanayi giderek gücünü yitirmekte ve deyim yerindeyse, sanayisizleştirilmiş, çarpık bir ekonomi yapısı ortaya çıkmaktadır. 

Giderek derinleşen bu kırılgan ve çarpık yapı, içerden ya da dışardan bir tetikleyici unsur ile birlikte sermaye çıkışlarıyla karşılaştığında (teknik deyimiyle meşhur Minsky noktasına ulaşıldığında) daralma ve kriz kaçınılmaz olmaktadır. Dolayısıyla, spekülatif sıcak para akımlarına ve dövizin ucuzluğuna dayalı spekülasyon-itkili büyüme modeli istikrarsızlığın bir diğer adıdır. 

Türkiye ekonomisinin AKP hükümetleri altında geçirmiş olduğu 2002 sonrası serüveni tipik bir istikrarsız ve sürdürülemez büyüme dönemidir. Söz konusu on üç yıl boyunca Türkiye’nin cari işlemler açığı milli gelirinin yüzde 5- 6 bandına yerleşmiş; işsizlik oranı yüzde 10 üzerine yükselmiş, sanayinin milli gelir içindeki payı ise yüzde 20’lerden yüzde 15.5’e gerilemiştir. Bu süreç boyunca Türkiye’nin dış borçları 129 milyar dolardan, 405 milyar dolara yükselmiş, yani tüm Cumhuriyet tarihi boyunca biriktirilen dış borç neredeyse dörde katlanmıştır.

***

Finans burjuvazisi şu günlerde “yabancı yatırımcı ne zaman Türkiye’ye gelecek” beklentisi içerisinde, dövizin yeniden ucuzlatılmasına dayalı tatlı spekülasyon hayalleri kurmaktadır. Oysa bu beklenti kendi içerisinde Türkiye ekonomisinin geleceğine dayalı haklı kaygılar yaratmaktadır. 

Gene bu köşede sıklıkla vurguladığımız bir tarihsel dersi anımsatmaktan geçemeyeceğim: Bir krize en yakın ekonomi, uluslararası sermayenin en gözde ekonomisidir; ve şu anda Türkiye ekonomisinin önündeki en büyük tehlike Türk Lira’sının yeniden aşırı değerlenme sürecine sokulmasıdır. 

Ünlü iktisatçı Ken Rogoff’un 2009’daki deyişini unutmayalım: “Şimdi artık her şey değişik” sözü, “tarihten ders almayan aptalların kullandığı bir sözdür”.

DİĞER HABERLER
1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL?
1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL?

Türkiye’de günümüzde giderek daha da güçlenmekte olan “bağımsız ve demokratik bir Türkiye” ve “sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya” mücadelesinin ana gücü, işçi sınıfımızdır. İşçi sınıfımızın yapısını ve davranış dinamiklerini anlamadan, bu büyük sınıfın güvenini ve desteğini kazanmak mümkün değildir.

İŞ KANUNUNDA BELİRTİLEN MAZERET İZİNLERİ
İŞ KANUNUNDA BELİRTİLEN MAZERET İZİNLERİ

Kurumsal bir firmada işbaşı yaptım, imzaladığım dört sayfalık iş sözleşmemde işveren lehine her şey var diyebilirim. Fazla çalışma, denkleştirme, mecburi hizmet, başka işyerinde çalışmama gibi her şeye onay vermiş oldum. Önceki işyerimde böyle değildi. Aklıma takılan bir konuyu sormak istiyorum. İş sözleşmemin bir yerinde evlilik ve birinci derece yakınların ölümünde 3 gün, eşin doğum yapmasında 5 günlük izinlerin ücretinin ödenip ödenmeyeceğine işverenin karar vereceği yazıyor. Onay verdiğim bu ifade ileride sıkıntı yaratır mı?

GIDA ZAMMINDA DÜNYA LİDERİYİZ
GIDA ZAMMINDA DÜNYA LİDERİYİZ

Tarımda dışa bağımlılığı her geçen gün artan Türkiye, gıda fiyatlarında yıllık yüzde 20.6’ya ulaşan artışla OECD ülkeleri arasında şampiyon oldu.

İŞ DE YOK İŞSİZLİK MAAŞI DA
İŞ DE YOK İŞSİZLİK MAAŞI DA

Koronavirüs salgınında onuncu ayı geride bıraktık. Ancak 10 ayın sonunda başlayan aşı çalışmaları salgının gidişatına yönelik olumlu düşüncelere neden olsa da tam anlamda ne zaman normal hayata geçileceği henüz bilinmiyor.

TEKGIDAIS

BEDAVA
İNCELE