Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
ATAKEY
FELDA IFFCO
PERFETTİ VAN MELLE
KRAFT HEİNZ
SAFE SPİCE
SAGRA
İZTARIM
DOĞANAY
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Dr Oetker
Agthia
ATAKEY
FELDA IFFCO
PERFETTİ VAN MELLE
KRAFT HEİNZ
SAFE SPİCE
SAGRA
İZTARIM
DOĞANAY
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Dr Oetker
Agthia
30 Temmuz 2015
BÜYÜK RESİM-II

Mali krizden bu yana sürüngen bir büyüme hızına hapsolmuş dünya ekonomisinde, emek verimliliğinde, girişim dinamiğinde, ticaret hacminde görülen gerilemelere, sanayi sektöründe envanter artışlarına ilişkin verileri aktardım (28/07), çarşamba günü Financial Times ticaretin yanı sıra yatırımların da yavaşladığına dikkat çekiyordu.

BÜYÜK RESİM-II

MALİ krizden bu yana sürüngen bir büyüme hızına hapsolmuş dünya ekonomisinde, emek verimliliğinde, girişim dinamiğinde, ticaret hacminde görülen gerilemelere, sanayi sektöründe envanter artışlarına ilişkin verileri aktardım (28/07), çarşamba günü Financial Times ticaretin yanı sıra yatırımların da yavaşladığına dikkat çekiyordu. Bu veriler uluslararası rekabetin yoğunlaşacağını düşündürüyor. Bu yoğunlaşmanın bir yansıması olarak, dış ticarette serbestleşmeye karşı isteksizlik ve korumacı eğilimlerde bir artış görülüyor.

Klasik emperyalizm 

“Jeo-ekonomi” kavramının (Luttwak, National Interest, 1990) bu yıl Davos zirvesinde bir raporun başlığında ilk kez ortaya çıkışını bu gelişmelere bağlayabiliriz. 

Jeo-ekonomi, büyük güçlerin, dünyada belli coğrafyalar üzerinden siyasi egemenlik kurma politikaları bağlamında kullanılan klasik jeopolitik kavramından “farklı” olarak coğrafyalarda ekonomik etkinlik kurmaya ilişkin devlet politikalarına gönderme yapar. 

Davos raporu da kavramın içini, büyük devletlerin güçlerini ekonomik araçlarla, büyük şirketler aracılığıyla yansıtması anlamında “ekonomik savaş”; çok-kutuplu dünyada bölgeler arası rekabet; devlet kapitalizmi; kaynaklar için değil pazarlar için devletler arası rekabet; küresel düzenin dağılmaya başlamasıyla bölgesel hegemonyaların yükselmesi; Çin’in altyapı yatırımlarına dayalı ittifakları; petrol fiyatlarındaki gerilemeler gibi alt başlıklarla dolduruyordu. 

Bunlar bizi adeta Lenin’in emperyalizm broşüründeki 5 maddeli ünlü tanıma götürüyor. Kısacası jeo-ekonomi, klasik emperyalizmin öne çıkmaya başladığını kibarca vurgulayan bir kavram. Ancak bu kez, küresel iklim krizi gibi son derece önemli ama hak ettiği ilgiyi görmeyen bir hızlandırıcı da var. 

Jeopolitik kavramı (McKinder) bize uluslararası siyasette “coğrafyanın” bir “değişmez” faktör olduğunu söyler. Uluslararası ilişkiler bu “değişmezin” üzerinde yaşanır. Geçen hafta Foreign Policy’de Keith Johnson, “Dünya düzeni eriyor” başlıklı yazısında bize, bu “değişmezin” artık “değişmez” olmadığını anımsatıyordu.

‘Dünya düzeni eriyor’ 

Bir kriz düzeyine ulaşan küresel ısınma ve iklim krizine bağlı olarak, kutupların buzları eridikçe, kimi adalar okyanusun yükselen suları altında kalmaya başlıyor. Şiddeti artan fırtınaların etkisiyle hızlanan aşınma kıyı şeritlerini değiştiriyor, kimi bölgelerde verimli alanlar giderek çorak topraklara dönüşüyor. Eriyen buzlar kutuplarda yeni alanlarda, büyük güçleri karşı karşıya getiren bir kaynak rekabetini tetikliyor. 

Kimi ülkeler de kıyı şeritlerini planlı olarak genişleterek sığ sularda yeni adalar üzerine tesis kurulabilecek platformlar yaratarak özellikle madenlerin, enerji kaynaklarının zengin olduğu varsayılan bölgelere erişmeye çalışıyorlar. Bu gelişmeler komşu ülkeler, hatta büyük devletler arasında çatışma olasılıklarını arttırıyor. 

Deniz seviyesindeki yükselme, tatlı su seviyelerinde gerileme, nehirlerin debilerindeki düşüşler bir taraftan göçleri hızlandırarak sorunları bir coğrafyadan öbürüne taşırken kimi coğrafyalar önemlerini yitiriyor, kimilerinin önemi artıyor. 

Kısacası Johnson’un vurguladığı gibi küresel ısınma yalnızca kutuplardaki buzları değil coğrafyaları, dolayısıyla verili dünya düzenini de “eritiyor.” 

Buraya kadar aktardıklarımı toparlarsam, ekonomik kriz, uluslararası rekabeti yoğunlaştırıyor, ticarette korumacılık, yasaklama eğilimlerini güçlendiriyor. Korumacılığın, ithalat sınırlaması yoluyla bazı piyasalara, yasaklamanın da, stratejik öneme sahip buğday, pirinç gibi besin mallarına, elektronik, metal ve silah sanayiinde kullanılan ender-değerli metallere erişimi engellemesi, devletler arasında klasik emperyalist rekabet biçimlerinin, eski – yeni sömürgeci eğilimlerin öne çıkmasını hızlandırıyor. 

Krizin aşılmakta olduğuna, küresel ısınmanın denetim altına alınabildiğine ilişkin bir iyimserliğe olanak verecek gelişmeler olmadığına göre, uluslararası düzenin “erimeye”, “entropinin” artmaya, “kaosun gelişmeye” devam edeceğini varsayabiliriz.

DİĞER HABERLER
TÜRK İŞ GENEL BAŞKANI: 25 YILDIR BÖYLE BİR SIKINTI YAŞAMAMIŞTIK
TÜRK İŞ GENEL BAŞKANI: 25 YILDIR BÖYLE BİR SIKINTI YAŞAMAMIŞTIK

Asgari Ücret Tespit Komisyonu beş hükümet, beş işçi, beş işveren temsilcisinden oluşur. En çok üyeye sahip olan işçi sendikaları konfederasyonu Türk-İş görüşmelere işçi kesimini temsilen katılır.

HALKI İLİĞİNE KADAR SÖMÜRME PROGRAMI
HALKI İLİĞİNE KADAR SÖMÜRME PROGRAMI

Kemer sıkma politikalarına hız veren iktidar ‘Şimşek programı’nı hayata geçirdi.

ÇALIŞAN SEFALETE DOĞRU
ÇALIŞAN SEFALETE DOĞRU

Asgari ücret yılbaşından bu yana 4 bin TL eridi, emekçi için daha kötü günler geliyor.

ASGARİ ÜCRETLİNİN SOFRASINDAN ÇALDILAR
ASGARİ ÜCRETLİNİN SOFRASINDAN ÇALDILAR

İktidar yetkilileri sürekli ‘Temmuz’da asgari ücrete zam yok’ diyerek yurttaşı derdini görmezken ocak ayından bu yana hemen hemen her ürüne zam geldi.