Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
27 Aralık 2011
BEKLENEN FELAKETİ ADI: KAMU ÖZEL

Kamu Özel Ortaklığının başta sağlık alanı olmak üzeri hayatımızda neleri değiştireceğini, kimlerin nasıl etkileneceğini araştırdık.

BEKLENEN FELAKETİ ADI: KAMU ÖZEL

       Türkiye’de bir yandan genel yasal düzenleme hazırlıkları sürerken, diğer yandan yönetsel yapıda KÖO Modeli’ne yönelik yeniden yapılandırma girişimlerine tanık oluyoruz

       AKP iktidarı sağlık alanında yaptığı çalışmaları bir ‘devrim’ olarak nitelerken, sağlık emekçileri yaşananları yıkım olarak adlandırılıyor. Sağlık alanında yaşanan en büyük yıkımın sektörün ‘piyasaya’ terk edilmesinden sonra meydana geldiğini belirten sağlık emekçileri ‘Kamu Özel Ortaklığı sağlığın piyasaya terk edilmesi sürecin en önemli halkalarından biri olacak’ diyorlar. BirGün gazetesi olarak kamu Özel Ortaklığı’nın başta sağlık alanı olmak üzeri hayatımızda neleri değiştireceğini, kimlerin etkileneceğini araştırdık. Manzara hem sağlık emekçileri hem de sağlık hizmeti almak zorunda olan vatandaşlar için hiç iyi değil.

       Kamu Özel Ortaklığı(KÖO) AKP Hükümeti tarafından AB yasalarına uyum adına gündeme getirilen ama süratle Türkiye koşullarında piyasanın ihtiyaçlarına uydurulan bir düzenleme oldu. Kamu Özel Ortaklığı konusuna dair Türkiye’de Sağlık emekçileri, sendikalar dışında Araştırma Görevlileri de bu konuya dair araştırmalar yapıyor.

ÜÇ SORUDA KAMU ÖZEL ORTAKLIĞI

       Kamu özel Ortaklığı Nedir? Kamu hizmetlerinin "özel kişilere gördürülme adına, örgütlenme ve finansmanında sözleşmeye ve özel hukuk hükümlerine dayalı bir ilişki biçimini ifade ediyor. KÖO’da "yap-işlet-devret" mantığı yapan ve işleten şirketler açısından her zaman kar getiren bir sistemken, bu sistemi kiralayan devlet açısından sonu karanlık bir süreci ifade ediyor. Geçmişi eski olan bu sistemin önem kazanması 1980’lerin ortalarından itibaren söz konusu olmuştur. 1980 sonrasında özelleştirme ve düzenleme dışı bırakma uygulamaları ile küçültülen devlette, kamu hizmetlerinin sunum ve finansmanında özel sektörün yer almasına ilişkin geleneksel yöntemlerin yerine alternatif arayışları görülmektedir. Kamu hukuku dışında ayrı bir çerçevede gerçekleştirilen söz konusu "ortaklık" beraberinde, "kamu yararı" kavramını da yeniden tamamlamayı gerektiriyor. Yani, kamu yararı piyasanın dönemsel veya uzun vadeli ihtiyaçlarına göre belirleniyor. Yap-işlet-devret, yap-işlet, yap-kirala-devret, işletme hakkı devri gibi farklı modellerle gündeme gelmiştir. Giderek farklılık gösteren sistem son yıllarda KÖO olarak karşımıza çıkmaktadır. Henüz KÖO ile ilgili yasa çıkarılmamış olmakla birlikte sağlık alanında çok sayıda yasada yapılan değişiklikler ile kamu özel ortaklığı modelinin uygulanmaya başlandığı söylemek mümkündür. KÖO ilişkin yasal ve kurumsal değişimin hedefi, 2008 yılında Sağlık Bakanlığı ve Kamu Özel Ortaklığı Derneği İşbirliği ile düzenlenen "Sağlıkta Kamu Ortaklığı, Sağlık Kentleri" oluşturmaktır.

       Kamu Özel Ortaklığı Nasıl Uygulanacak? Kamu hukuku dışında ayrı bir çerçevede gerçekleştirilen söz konusu "ortaklık" yap-işlet-devret, yap-işlet, yap-kirala-devret, işletme hakkı devri gibi farklı modellerle uygulanacak. Sağlık yatırımlarını gerçekleştirebilme ve bu yatırımlar için ihtiyaç duyulan finansmanı sağlayabilme amacı ile KÖO Modeli çerçevesinde Sağlık Kentleri yatırımlarının hayata geçirilebileceğini açıklayan Sağlık Bakanı, projenin ilk kez Kayseri’de uygulanacağını ve zamanla diğer büyük illerde de yaygınlaşacağını belirtmişti öyle de olmaya başladı.

       Yönetmeliğe göre ihaleyi alan şirketlerin verilebilecekleri hizmetler arasında morg, gasilhane, personelhane, hastane danışmanı, sterilizasyon, bakım, onarım, park, bahçe, taksi, otel, klinik hizmetleri diye devam ediyor. Bütün bunlar yüklenicilere verilebilen alanlar. Ve Sağlık Ocağı’ndan kan üretim, aşı üretim, dal hastanesinden eğitim araştırma hastanesine kadar her türlü sağlık tesisi bu yöntemle yaptırılabilir diyor yönetmelik. Kurulacak sağlık kampüslerinde hastaneler parası olanın ve az olanın gidebileceği şekilde A,B,C… şeklinde sıralanacak.

       KÖO’dan Çalışan Sağlık Emekçileri ve Yurttaşlar Nasıl Etkilenecek? Sağlık hizmeti alanlar için durum "vahim" bir tablo ile açıklanabilir. KÖO çerçevesinde hastaneler sağlık kampusları içerisinde toplandığında parası olandan az olana sıralanan sistemde parası olmayan yurttaş ölmeye mahkûm bırakılacak. Yeni sistemle birlikte morg dahi işletmeci şirketin tekelinde olacağı için parası ödenmediği takdirde ölüler morglarda rehin kalabilir. Çalışan sağlık emekçileri için de görünün tablo karanlık, sağlık emekçileri taşeron işçi mi olacak kamu çalışanı mı olacaklar belli değil. Parası olmayan yurttaş ölmeye mahkûm. Yeni sistemle birlikte morg dahi işletmeci şirketin tekelinde olacağı için parası ödenmediği takdirde ölüler morglarda rehin kalabilir

UYGULANDIĞI ALANLAR!

       Kamu özel ortaklığının uygulandığı alanlar ulaştırma alanı (havaalanı, otoyol, köprü, metro gibi) ile başlayıp, su, sağlık, çöpt eğitim, sosyal hizmetler gibi alanlarda hızla yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu yıl açıklanan kalkınma bakanlığının açıkladığı orta vadeli panda kamu özel ortaklığının tüm kamuya yayılması gerektiği açıklandı. EĞİTİM için de KÖO geçerli olacak artık. Bu yaz çıkan MEB görev ve teşkilatlan hakkında KHK 23. Maddesi kiralama karşılığı eğitim tesisi yaptırılması diye bir madde koydular. Kamu özel ortaklığı yöntemi ile eğitim tesisi yapılacak. Sadece öğretmenden alacağı ders ve sınıf ücretsiz onun dışında öğrencilerin okulda katılacağı her etkinlik para ile uygulanacak. Ayrıca yurt kur yasasının içine kurdular yurt yapacaklar kamu özel ortaklığı niteliğinde.

PİYASANIN İHTİYACINA GÖRE

       KÖO, öncelikle kamu hizmetinin gerçekleşmesinde bugüne kadar izlenen yolda önemli bir zemin değişikliğine de işaret ediyor. Malum kamu hizmetinin üretilmesinde oldukça önemli aşamalar olan karar, finansman ve uygulama alanları özel sektör ile paylaşılmaya başlanmıştır. Kamu hukuku dışında ayrı bir çerçevede gerçekleştirilen söz konusu "ortaklık" beraberinde, "kamu yararı" kavramını da yeniden tamamlamayı gerektiriyor. Yani, kamu yararı piyasanın dönemsel veya uzun vadeli ihtiyaçlarına göre belirleniyor.

KÖO’DA HUKUKA BÖYLE KILIF BİÇTİLER!

       İdare hukukunun ve idari yargı alanının sınırlarına tanık olduğumuz 1980 sonrasında "Bir yandan idare tarafından yürütülen kamu hizmetlerinin bazıları özel kişilere bırakılırken; öte yandan da kamu hizmetlerinin yürütülmesinde özel hukuk yöntem ve kurallarının uygulanması yaygınlaşmaya hatta derinleşmeye başlamıştır.

       Adım adım gelişen bu süreci özellikle 1990’ların başlarından sonra görmek mümkündür. 1994 yılında 3996 sayılı Bazı yatırımların ve hizmetlerin yap-işlet-devret modeli çerçevesinde yaptırılması hakkında kanunun belirtilen konularda idare ile sermaye şirketi arasında yapılacak sözleşmelerin özel hukuk hükümlerine tabi olacağını öngören hükmü (m.5) Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.

       İptal sonrasında yasa koyucu, 1999 yılında 4446 sayılı yasa ile Anayasa’nın 47. Maddesi’ne yeni bir fıkra eklenmiş, kamu hizmeti-kamu örgütlenmesi açısından köklü değişikliklere yol açacak olan Türk hukuk, siyaset ve yönetim tarihi açısından bir kırılma yaratacak düzenlemeyi gerçekleştirmiştir.

       Anayasa’nın 47. Maddesi’nin son fıkrasında "Devlet kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişileri tarafından yürütülen yatırım ve hizmetlerden hangilerinin özel hukuk sözleşmeleri ile gerçek veya tüzel kişilere yaptırabileceği veya devredilebileceği kanunla belirlenme" hükme bağlanmıştır. Aynı yasa ile diğer bir kritik değişiklik Anayasa’nın 125. Maddesi’nde gerçekleştirilmiştir. Madde’ye eklenen "Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir" hükmü ile kamu hizmetinin örgütlenmesi ve finansmanında esneklik sağlayacak yeni modellerin önü açılmıştır.

ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİ NETİCESİNDE!

       Kamu örgütlenmesinde sözleşme sisteminin yaygınlaşması, personel yönetimine ilişkin düzenlemeler aracılığı ile de olmuştur. 657 sayılı DMK’nin 36. Maddesi’nde farklı zamanlarda gerçekleştirilen değişikler ile iki farklı hizmet sınıfında yardımcı hizmetlerde "ihale", sağlık hizmeti ve yardımcı sağlık hizmetinde "hizmeti satın alma" sözleşme yoluyla gördürülmesi hükme bağlanmıştır.

OECD KAMU ÖZEL ORTAKLIĞI RAPORU!

        Benzerlikleri olmakla birlikte kamu özel uygulamaları ile kamu hizmeti imtiyazını birbirinden ayırmak gerekir. OECD’nin kamu özel ortaklığında iki yönetimin birbirine olan farkı şu şekilde ortaya konulmuştur: "Kamu özel ortaklığı da bir tür kamu hizmeti imtiyazıdır. Ancak, kamu özel ortaklığını imtiyazdan faklılaştıran, tabi olunan hukuk rejimi, risk paylaşımı, mali düzenlemeler ve örgütlenme biçimi ile ilgili bazı önemli özellikler olduğu ileri sürülmektedir.

BUKALEMUN MİSALİ YENİ BİÇİMLER

       Ülkemizde de geçmişten beri kullanılan yöntem 2000’li yıllardan itibaren yeni biçimi ile karşımıza çıkmaktadır. Kamu yapım işi imtiyazında takip edilecek kurallara yer verilen kamu alımlarına ilişkin 2004/18/EC sayılı AB direktifine uygun uyum amacıyla "2008-2009 Yasama Döneminde Çıkarılmasında Yarar Görülen Yasal Düzenlemeler" kapsamında hazırlanan "Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Kamu Kesimi İle Özel Sektör İşbirliği Modelleri Çerçevesinde Gerçekleştirilmesine İlişkin Kanun Taslağı" önemli bir girişimdir.

       Genel gerekçesinde belirtildiği şekli ile "Özel sektörün verimli işletmecilik becerilerine, kamunun ise eşgüdüm, genel pazarlama, politika belirleme ve denetleme işlemini yerine getireceği" KÖO’na ilişkin DPT’nin bu taslağını, Kamu İhale Kurumu’nun (KİK ), 10 Haziran 1326 (1910) tarihli Menafii Umumiye Meteallik İmtiyazat Hakkında Kanun’un yerine hazırlanan İmtiyaz İhaleleri Usulü Hakkında Kanun Tasarısı Taslağı ile ele almak daha doğru olacaktır.

       Türkiye’de imtiyaz sözleşmeleri ile ilgili olarak iki kurumun DPT VE KİK alanı düzenleme yetisini alabilmeye yönelik olarak kıyasıya bir rekabet içinde oldukları söylenebilir. Her ne kadar KÖO uygulamaları Kamu İhale Kanunu denetimi dışına çıkarıldığı için KİK bu alanda devre dışı bırakılmış görülmekle birlikte çok çeşitli türdeki imtiyaz uygulamaları açısından hala söz sahibidir. DPT ise, KÖO uygulamaları açısından merkezi kurum olma yani Kamu-Özel İşbirliği Genel Müdürlüğü isteğindedir.

       Her iki taslak incelendiğinde ise KİK’in imtiyaz ile ilgili taslağında sözleşmelerin tabi olacağı kısmı hukuku ya da özel hukuka ilişkin bir açıklama yapılmadığına, buna karşılık DPT’nin KÖO ile ilgili taslağında sözleşmelerin özel hukuka tabi olacağı belirtilmektedir. DPT Taslağının genel gerekçesinde yatırım ve hizmetlere "özel sektörün önündeki mevzuata ilişkin engellerin kaldırılması" nın hedeflendiği belirtilmektedir. Taslaklardaki bir önemli farklılık ise, ,imtiyaz/ortaklık modelinin uygulanabileceği alanlara yani yasanın kapsamına ilişkindir. DPT taslağında eğitim, kültür ve genel idare altyapısı, adalet, güvenlik, sağlık ve eğitim hizmetlerinin alt yapıya yönelik yatırımları gibi alanlar da kapsam içine alınmaktadır.

       EĞİTİM için de KÖO geçerli olacak artık. Bu yaz çıkan MEB görev ve teşkilatları hakkında KHK 23. Maddesi kiralama karşılığı eğitim tesisi yaptırılması diye bir madde koydular. Kamu özel ortaklığı yöntemi ile eğitim tesisi yapılacak. Sadece öğretmenden alacağı ders ve sınıf ücretsiz onun dışında öğrencilerin okulda katılacağı her etkinlik para ile uygulanacak.

ANAYASA İLE ÇELİŞİYOR!

       Kapsama ilişkin düzenleme Anayasa’nın 47, maddesindeki .düzenlemeye uygunluğu tartışmalıdır. Taslakta kamu özel ortaklığının uygulanacağı alanlar genel olarak hizmet alanları sayılmak usulü ile belirlenmektedir. Anayasa Mahkemesi’ndeki hüküm ise yasa ile genel olarak yatırım ve hizmet alanlarının sayılmasını değil, yatırım ve hizmetler içinde hangilerinin yaptırılabileceği ya da devredilebileceğinin liste halinde belirlenmesini içermektedir.

AVRUPA KOMİSYONU ELEŞTİRMESİN DİYE

       DPT’nin hazırlamış olduğu KÖO taslağının yasalaşma sürecindeki gecikme ve KÖO uygulamaları açısından beklenilen! Noktaya gelinememiş olması Avrupa Komisyonu’nun 2008 ve 2009 İlerleme Raporu’nda eleştirilmiştir. 2008 Raporu’na göre Türkiye’de kamu hizmeti kurumları klasik kamu alımı prosedürlerine bağlı olmayı sürdürmektedir. 2009 İlerleme Raporu’nda Türk İhale Mevzuatı’nın hâlâ pek çok açıdan AB Müktesebatı ile uyumlu olmadığı, KÖO’na ilişkin kapsamlı mevzuat taslaklarının sunulduğu ancak bu alanlarda hala tutarlı bir yasal çerçeve bulunmadığı dile getirilmektedir.

       Türkiye’de bir yandan genel yasal düzenleme hazırlıkları sürerken, diğer yandan yönetsel yapıda KÖO Modeli’ne yönelik yeniden yapılandırma girişimlerine tanık oluyoruz. 13.12.1983 tarih ve 181 sayılı Sağlık Bakanlığı’nın TEŞKİLAT ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 8. maddesinde değişiklik yapan 5683 ayılı Yasa bu açıdan ilk ve önemli bir adım olarak görülebilir. 2007 yılında çıkarılan 5683 ayılı Yasa’nın birinci maddesiyle Sağlık Bakanlığı’nın Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü ya da Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü gibi Bakanlığın temel hizmet ve görev alanına giren faaliyetlerini yürüten ana hizmet birimlerine "Kamu Özel Ortaklığı Daire Başkanlığı" adıyla yeni bir hizmet birimi eklenmiştir. Bu düzenleme göz önünde bulunduğunda Kamu Özel Ortaklığı Daire Başkanlığı adında hizmet birimi kurulmuş olması, sağlık hizmetlerinde KÖO uygulamasının bakanlığın "ana hizmet" alanlarından biri olarak algılandığı ortaya konulmaktadır. Bu değişiklikler Türk Kamu Örgütlenmesinde bir ilktir, kamu örgütlenmesi açısından köklü bir dönüşümün göstergesidir.

       Henüz KÖO ile ilgili yasa çıkarılmamış olmakla birlikte sağlık alanında çok sayıda yasada yapılan değişiklikler ile kamu özel ortaklığı modelinin uygulanmaya başlandığı söylemek mümkündür. Sağlık Bakanlığı ilgili yasanın 17/c maddesinde yine 5683 sayılı Yasa’yla gerçekleştirilen değişiklikler ile Kamu Özel Ortaklığı Daire Başkanlığı’nın 7.5.1987 tarih ve 3359 sayılı Temel Sağlık Hizmetleri Kanunu’nun ek 7.maddesiyle öngörülen iş ve işlemleri yapması hükme bağlanmıştır. 3.7.2006 tarihinde ek 7.madde ile belirtilen işlerin yürütülmesine yönelik olarak "Sağlık Tesislerinin, Kiralama Karşılığı Yaptırılması ile Tesislerdeki Tıbbı Hizmet Alanları Dışındaki Hizmet ve Alanların işletilmesi Karşılığı Yenilenmesine Dair Yönetmelik" yürürlüğe girmiş, yönetmelik ile uygulama esasları belirlenmiştir.

 

DİĞER HABERLER
ENFLASYON EN ÇOK EMEKÇİYİ VURUYOR
ENFLASYON EN ÇOK EMEKÇİYİ VURUYOR

TÜİK’in açıkladığı veriler de gösterdi, enflasyonun etkisini dar gelirliler daha fazla hissediyor.

PATRONLARIN KÜRSÜSÜNDEN ASGARİ ÜCRET MESAJLARI
PATRONLARIN KÜRSÜSÜNDEN ASGARİ ÜCRET MESAJLARI

Gözler bugün başlayacak olan asgari ücret maratonunda.

MİLYONLARIN GÖZÜ-KULAĞI ASGARİ ÜCRET TOPLANTISINDA
MİLYONLARIN GÖZÜ-KULAĞI ASGARİ ÜCRET TOPLANTISINDA

Türkiye’deki yaklaşık 7 milyon emekçiyi ilgilendiren asgari ücret maratonu bugün başlıyor.

İŞÇİNİN TALEP DOSYASI YÜKLÜ
İŞÇİNİN TALEP DOSYASI YÜKLÜ

Asgari Ücret Tesbit Komisyonu’nun toplantısına işçi kesimi yüklü bir dosya ile geliyor.