Asgari ücret tartışmaları yeniden başladı. İşveren asgari ücrete sıfır zam şarkısını söylüyor, hükümetse topu işverenlere yıkmaya çalışıyor. Ekonomistlerin öngörüsüne göre bu yıl asgari ücrete zam 100 TL olacak.
Şu asgari ücrette bir hesap yöntemi yok mudur? Eğer asgari ücret bir kişinin yaşaması için alabileceği en düşük ücret ise neden hesap bu kritere göre yapılmıyor ve pazarlık konusu oluyor?
Geçen yıl yapılan zamdan bugüne asgari ücretli, 171 TL kayıpta. Eğer 100 TL artış yapılırsa her vergi dilimi artışında ve enflasyon karşısında asgari ücretli biraz daha aç kalacak, biraz daha borçlanacak, biraz daha yoksullaşacak demektir. Son iki yıldır işverene destek için 100 TL’yi devlet karşılıyordu. Bu yıl yine aynı desteğin sürmesi demek işverenlere dokunmadan zammı işçinin cebinden almak demek olacak. Oysa zam artış demektir, geriye gidiş değil.
Hoş, şimdi durumun böyle olacağı bir varsayımdan ibaret. İşverenler ve ekonomi çevrelerinin iddiaları. Oysa bundan çok daha farklı bir sonuç da yaşanabilir. Çünkü 2019’da cumhurbaşkanlığı seçimi var. Hükümetin MTV artışından cam filmlerine, yolsuzluklarla adları anılan belediye başkanlarına kadar pek çok konuda izlediği yöntem seçime endeksli bir tavır. O nedenle görmezden gelinemeyecek bir ihtimalle asgari ücretteki artış konuşulanın üzerinde olacak.
Asgari ücret zammının yüksek tutulması kulağa güzel geliyor ama bir taraftan da sendikaların karşısına toplu iş sözleşmesi masasında zorlayıcı bir etken olarak çıkıyor. 2016 sözleşmelerinde asgari ücrete yapılan zammı gerekçe gösteren işverenler, bunun dışında bir artış yapmanın mümkün olmadığını ileri sürmüştü. Pek çok sözleşmede de zam oranı asgari ücretle sınırlı kalmıştı. Bu artış sonrasında da imzalanacak TİS’lerde aynı sorun yeniden masaya gelebilir. İşçi sendikalarının asgari ücret pazarlığında bu sorunu da masaya getirmeleri bence önemli. Belirlenecek asgari ücret artış oranının, TİS pazarlığının dışında tutulması talepler arasına konulmalı. Sendikalı işçi asgari ücret artışından dolayı hak kaybı yaşamamalı. Asgari ücret artışını enflasyon ve vergi karşısında geri alan hükümet, bir de TİS’lerde hak kaybına sebep olmamalı.
VATAN FEDAİSİ ÖĞRETMENLERİMİZ
Bazen yazıyı yazarken takvime bakmıyorum. 10 Kasım’da da aynısını yaptım. Torba yasa içerisinde yer alan TTK’nın özelleştirilmesine o kadar odaklanınca 10 Kasım’ı atladım. Bu yazıda takvim tam karşımda ve 24 Kasım’ın altı çizili. Bu sene yine tarih tartışmaları yaşanacaktır ama bence bunları şimdi bir tarafa bırakıp, geleceği yazan öğretmenlerimizin sorunlarını konuşmalıyız. EĞİTİM ordusunun komutanları onlar. Atama beklerken taksicilik, pazarcılık, taşeron işçiliği yapmak zorunda bırakılan çilekeş, fedakar öğretmenlerimiz. Teröre kurban verdiğimiz vatan fedaileri öğretmenlerimiz. Bir ülkenin temel taşı olan bilimselliği, edebiyatı, sanatı, tarihi öğreten, doktoru, mühendisi, iş adamını, anneyi, babayı kısacası bizleri yetiştiren öğretmenlerimiz. Toplu iş sözleşmelerinde sadaka gibi zam alan ama meslek aşkından, gelecek ve vatan kaygısından kopmayan tüm öğretmenlerimizin ellerinden öpüyorum.