Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
ATAKEY
FELDA IFFCO
PERFETTİ VAN MELLE
KRAFT HEİNZ
SAFE SPİCE
SAGRA
İZTARIM
DOĞANAY
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Dr Oetker
Agthia
ATAKEY
FELDA IFFCO
PERFETTİ VAN MELLE
KRAFT HEİNZ
SAFE SPİCE
SAGRA
İZTARIM
DOĞANAY
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Dr Oetker
Agthia
08 Mayıs 2015
ARAŞTIRMALAR, VAATLER, MİLLİ İRADE

Seçimler yaklaşıyor; kıyasıya bir yarış olması gibi, vaatlerin bolluğu da ortada… Sosyo-ekonomik sorunlar ve bunlara ilişkin vaatlerin en çok konuşulan konular olduğu da bir gerçek. Şaşırtıcı da değil!

ARAŞTIRMALAR, VAATLER, MİLLİ İRADE

Seçimler yaklaşıyor; kıyasıya bir yarış olması gibi, vaatlerin bolluğu da ortada… Sosyo-ekonomik sorunlar ve bunlara ilişkin vaatlerin en çok konuşulan konular olduğu da bir gerçek. Şaşırtıcı da değil!

Birbirinden ilginç vaatler ortaya çıkmışsa, konuşulacak tabii. Bu vaatlerin bir nevi açık artırılmaya çıkarılmasına da şaşmamak gerek; Türkiye bugüne kadar ne vaatler gördü! Yani, asgari ücretin, CHP’nin 1,500 TL vaadi ile başlayıp ardından Bağımsız Türkiye Partisi’nin eliyle 5,000 TL’ye kadar çıkması çok mu? AKP vaatlerde biraz geride kalmış durumda ama onun elinde atamalardan sosyal yardımlara kadar dağıtılacak "kozlar" var; bu nedenle, diğer partileri popülizmle suçlarken, kendisi liberalizm, klientalizm, muhafazakârlık üçgeninde popülizmin alasını yapmaya koyulmakta. Örneğin ocak ayında 356 milyon lira olan sosyal yardımlar şubat ayında 1 milyar 324 milyon çıkmış; yani dört kat artmış! Bu da yeterli değilse; din, diyanet, Kuran, imam hatip okulları gibi oynanacak başka kozlar var! 

Toplumun sorunları ve beklentileri bu yönde olduğundan, partilerin bu yöndeki vaatler üzerinde durmalarında da şaşılacak bir şey yok.

Örneğin TUIK araştırmaları, işgücüne katılım yüzde 50 gibi düşük düzeyde kalsa da, yüzde 10ların üzerinde bir işsizliğin varlığını gösteriyor; gerçeğin bunun üzerinde olduğuna da kuşku yok. Gençlerde ve yüksek öğrenim görenlerde ise, işsizlik ikiye katlanmakta. Bundan yakınılmayacak da ne yapılacak?

Yine, yakınlarda yayınlanan TUlK’in Aile Araştırması, hanelerin yüzde 22,4’ünün yoksulluk sınırının altında kaldığını ortaya koydu. Yani beş haneden biri yoksul. Üç veya daha çok bağımlı çocuğu olan ailelerde ise, bu oran yüzde 49,6’ya çıkıyor. Hani, en az üç çocuk sahibi olması istenilen ailelerin durumu bu!

Yapılan tüm araştırmalar da, toplumun en önemli derdinin işsizlik ve geçim sıkıntısı olduğunu gösteriyor. Son olarak, Açık Toplum Vakfı ve Koç Üniversitesince desteklenen "Haziran Seçimlerine Giderken Kamuoyu Dinamikleri" adlı araştırma da, işsizlik ve ekonomik istikrarsızlığın en önemli birinci ve ikinci sorun olarak görüldüğünü söylemekte. Toplum cenahında, bu tür kaygıların artması dışında, değişen bir şey yok yani!

Peki şaşırtıcı olan ne? Şaşırtıcı olan, bu gerçeklerin oya dönüşürken gösterdiği sapma! 

Yani, medyanın, siyasal partiler ve politikacıların, neoliberal ekonomi gerekleri doğrultusunda ekonomi ve siyaset arasındaki ilişkileri görünmez kılma gayretlerini anlayabiliriz. Devletin yeniden bölüşüm rolünü yatırımların teşviki, rant ekonomisinin canlanması olarak kullananların, adaletsiz gelir dağılımının biraz olsun düzeltilmesi için "kaynak nerede" diye tutturmalarını da anlayabiliriz. Ama mesele, bu sorunlardan mustarip ve bunların değişmesini isteyecek olanların onlar gibi düşünebilmeleri! Siyasetin bir "yeniden-bölüşüm" mekânı olduğunu; bugüne dekyeniden-bölüşümün hep sermayeden, iktidar zengini yaratmaktan yana yapıldığını; bunun kabahati hikmeti kendinden menkul bir ekonomiye yüklenirken gerisinde kendi yaptıkları siyasal seçimlerin yattığını görmezlikten gelmeleri! Şikâyetlerinin sona ermesi kendilerine verilenin bir "lütuf-yardım" olmaktan çıkması için siyasal bilinç ile siyasal mücadeleye ihtiyaç olduğunu bilirken, bilmemeleri!

Nedenleri çok tabii; ancak önemli bir ucunun sendikalara dayandığı da kuşkusuz. Bugün, hükümet temsilcisi gibi davranabilen sendikalardan söz ediliyor; yazık! Ancak emek ve sendikalarla ilgili asıl sorunu, emeğin ekmeğiyle siyasal davranışı arasındaki ilişkinin görünmez kılınmasında aramak doğru olur! Bu tür sendikaları var eden de, emeğin bu tür ilişkiler kurmaktan uzak kalışıyla ilgili.

O nedenle, 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasını isteyelim, eleştirilerimizi esirgemeyelim ama düşünmekten de vazgeçmeyelim diyorum.

O nedenle, işsizlikten, geçim darlığından yakınanlar, sayıları 17 milyonu geçen ücretli ve yevmiyeliler, emeğin hakkını korumak için kurulan sendikalar siyasetle ekonomi, üretimle bölüşüm arasında ilişkiler ortadayken, bu seçimde sizler neredesiniz diye sormak istiyorum.

O nedenle, birileri durmadan "milli irade" derken, sizin iradenizin emekçilerden yana partiler yönünde gelişmedikçe, Nâzım’ın dediği gibi, "demeye de dilim varmıyor ama/ kabahatin çoğu senin canım kardeşim" demekten başka bir şey olmadığını da görelim diyorum.

DİĞER HABERLER
BASIN AÇIKLAMASINA ÇAĞRI
BASIN AÇIKLAMASINA ÇAĞRI

İstanbul Çatalca’da kurulu bulunan Polonez Fabrikasında işveren, daha iyi bir ücret alabilmek ve insana yaraşır koşullarda çalışabilmek için sendikaya üye olan işçilerden 13’ünü işten çıkardı.

ÜZÜM ÜZÜME, HİZMETLER SEKTÖRÜ BİRBİRİNE BAKA BAKA…
ÜZÜM ÜZÜME, HİZMETLER SEKTÖRÜ BİRBİRİNE BAKA BAKA…

Önce bir gerçeğin altını çizeyim. Bu köşede bir süre önce (8 Temmuz) TÜFE’de dikkate alınan madde fiyatlarındaki tuhaflığı yazdım. TÜİK verilerine dayanarak hesapladığım o listede inanılmaz fiyatlar vardı.

BASIN-İŞ KANUNUNDA İŞ GÜVENCESİ
BASIN-İŞ KANUNUNDA İŞ GÜVENCESİ

Gazetecilerin işverenleriyle ilişkilerini düzenleyen ilk kanun, 13.6.1952 gün ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanundur (Resmi Gazete, 20.6.1952).

POLONEZ’DE SENDİKA DÜŞMANLIĞI!
POLONEZ’DE SENDİKA DÜŞMANLIĞI!

Çatalca’da faaliyet yürüten Polonez fabrikasında 15 işçi sendikalaşma süreci nedeniyle işten çıkarıldı. Arkadaşlarını yalnız bırakmayan işçiler, üretimi durdurdu.