Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
08 Ocak 2020
ZENGİN ÜLKENİN FAKİR HALKI OLDUK

TÜİK´in ve OECD´nin verilerine göre, 18-24 yaşlar arasındaki gençlerin yaklaşık üçte biri eğitimde ve işte olmayan gençlerdir.

ZENGİN ÜLKENİN FAKİR HALKI OLDUK

İstanbul Üniversitesi’nde yemek ücretlerinin artmasına tepki olarak yaşanan intihar olayı, özellikle gençler arasında yoksulluk sorununun sanılandan daha korkunç boyutlarda olduğunu gösterdi.

TÜİK’in ve OECD’nin verilerine göre, 18-24 yaşlar arasındaki gençlerin yaklaşık üçte biri eğitimde ve işte olmayan gençlerdir. Gençler arasında işsizlik oranı Türkiye de ortalama işsizlik oranından her zaman iki katı daha yüksek olmuştur.
 
Bunun bir nedeni Türkiye’nin bu güne kadar yalnızca GSYH’ da büyümeye odaklanması ve kalkınma programının olmamasıdır. Kalkınma, büyümeyi de içine alan, gelir dağılımında düzelme, eğitim ve sağlık şartlarında iyileşme, kültür düzeyinin artması gibi sosyal iyileşmeleri de kapsar.
 
İkinci nedeni, büyüme politikasındaki  yanlış önceliklerdir. 1960 sonrasından, Türkiye’nin dışa açılma yılları olan 1980 yılına kadar sanayileşme ön planda yer aldı. İmalat sanayiinde yatırım yapıldı. Sonrasında da daha düşük hızda da olsa, sanayi yatırımları yapıldı. 2001 krizinden sonra finansal yatırımlar ve gayrimenkul rantları ön plana çıktı. Sanayi yatırımları adeta durdu. 2012 yılına kadar birçok sanayici de finansal yatırımlara, spekülatif piyasalara yöneldi. Yeni yatırım olmayınca işe başlayacak gençlerde işsizlik oranı daha yüksek oldu.
 
Küreselleşme süreci spekülatif sermayeyi öne çıkardı. Spekülatif sermaye serabına aldanan  Türkiye de bu nedenle en fazla kan kaybeden ülke oldu. 
 
Son yıllarda küreselleşme trendi, arkasında yoksul sayısını artırarak son buluyor. Bu sıradaKüresel rekabeti iyi kullanan ülkeler cari fazla verdi. Cari fazla kaynak girişi ve zenginleşme demektir. Bizim gibi spekülatif sermayeye aldanan  ülkeler ise rekabette kaybetti, cari açık verdi, dış borçları için reel faiz ödedi. Cari açık kaynak kaybı ve yoksullaşma demektir. Bu günkü yoksulluğumuzun bir nedeni de budur.
 
Küreselleşmeden zenginleşenler de olduğuna göre; ülkeler arası zenginlik farkının açılması, aynı ülke içinde gelir dağılımının bozulması ve yoksul sayısının artmasının günahı küreselleşme değil, uygulanan yanlış politikalardır. Sorun ekonomi yönetimlerindedir.
 
Birleşmiş Milletler verilerine göre; dünya nüfusunun 2100 yılında 11.2 milyar olması bekleniyor. 2100 yılında bölgeler nüfusu en fazla artan bölge yüzde 256 artışla Afrika olarak tahmin ediliyor. Asya’da yüzde 6, Latin Amerika’da yüzde 10, Okyanusya’da yüzde 75 artacağı ve Avrupa’da ise bugünkünden yüzde 10 ve daha düşük olacağı tahmin ediliyor.
 
"Küresel İnsani Yardım Raporu 2018" verileri, dünyada 2 milyar kişi yoksulluk içinde,  753 milyon kişi de aşırı yoksulluk içinde yaşıyor. Aynı rapora göre dünya genelinde 134 ülkedeki 201 milyondan fazla insanın uluslararası insani yardıma muhtaç olduğu tahmin ediliyor. 3,5 milyon Suriyeliyi misafir etmesi nedeniyle bu ülkeler arasında Türkiye’de bulunuyor.
 
Dünyada her zaman fakir ülkelerden zengin ülkelere doğru nüfus göçü olmuştur. Dünya sürekli mülteci sorunu yaşamaktadır. Türkiye hem cari açık verdi, hem de şimdi 4 milyonu geçen Suriyeli için Cumhurbaşkanının açıklamasına göre 40 milyar dolar, 238  milyar TL para harcadı. Bu para Türkiye’nin bir yıllık Bütçesinin dörtte biri kadardır. Üstelik Avrupa veya Birleşmiş milletler desteği bu harcamanın yanında devede kulak kaldı.
 
Acı gerçek Suriyelilere gelince vicdan yapmamız  ve fakat intihar eden gençlerimize gelince bu vicdandan yoksun olmamızdır. 
 
Bundan sonra yoksulluğun daha da artmasını önlemek için büyüme değil kalkınma planlaması yapmamız gerekir.
 
Yeni bir sanayileşme stratejisi oluşturmak zorundayız. Konut sektörünü , sosyal konutlar dışında tamamıyla piyasaya bırakmalıyız. Özel yatırımları özendirmek için, Bütçeden kamu altyapı yatırımlarına ayrılan payı, yüzde 6,7’den yüzde 20’ye çıkarılmalıyız. Suriyelileri geri göndermenin yolunu bulmalıyız. En önemlisi de hukuki ve demokratik altyapıyı yeniden kurmalıyız.
DİĞER HABERLER
EKONOMİK KALKINMANIN FİNANSMANI NASIL SAĞLANACAK?
EKONOMİK KALKINMANIN FİNANSMANI NASIL SAĞLANACAK?

Ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmek için gerekli olan kaynaklar Türkiye’de mevcuttur. Bu kaynakların temini ve halkçılık ve kamuculuk (devletçilik) ilkeleri temelinde, planlı bir ekonomiyle ve halkın bu sürece etkili bir biçimde katılımını sağlayacak demokratik ortamda kullanılması, Türkiye ekonomisinin, toplumsal ve siyasal yapısının sorunlarının aşılmasının tek yoludur. Bu kadar kaynak varken, kaynak için işçi sınıfına yüklenmeyi savunmak ise hem gerçekleşmesi mümkün olmayan bir projedir, hem de bu projeyi savunanları halktan tümüyle koparır.

SABREDİN, SANAYİ ÜRETİMİ NİSANDA YÜZDE 50 ARTACAK!
SABREDİN, SANAYİ ÜRETİMİ NİSANDA YÜZDE 50 ARTACAK!

-11 Haziran “Sanayi Üretimi Bayramı” ilan edilebilir! Çünkü o gün sanayi üretiminde yüzde 50 dolayında artış olduğu açıklanacak.

-Sanayi üretimi iki ayda yüzde 6.5 arttı; yıllıklandırılmış artış da aynı oranda. Bu koşullarda bu artış iyi bile.

-Sanayici önünü görmeden, faiz ve kurun ne olacağını bilmeden yol almaya çalışıyor. Örneğin Merkez Bankası’nın yarın faizde ne karar alacağını öngörmek mümkün mü?

İŞSİZLİĞİ HÜLLE DE KURTARMADI
İŞSİZLİĞİ HÜLLE DE KURTARMADI

Türkiye İstatistik Kurumu Ocak 2021’den itibaren işsizlik verilerini ”Uluslararası Çalışma Örgütü ve AB İstatistik Ofisi kararları doğrultusunda” açıklamaya başladı. Aslında TÜİK, yeni uygulamaya açıkladığı tarihten önce başladı. İşine geldi. Çünkü TÜİK klasik işsizlik oranı dışında işsizliği kabul etmiyor.

ÇALIŞANIN HAKLARI KORUNAMIYOR
ÇALIŞANIN HAKLARI KORUNAMIYOR

Tekgıda-İş Sendika Akademisi’nin hazırladığı “Evde sömürülen işçiler” raporda evde çalışan işçilerin yaşadığı ücret ve hak kayıplarına dikkat çekildi.