Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
01 Haziran 2011
YÜZ ON BİR SENDİKACI YARGILANIYOR

Uluslararası normları yok sayarak ülkemizde işçilerin ve sendikaların temel hak ve özgürlüklerine müdahale çağdaş bir devlet yönetim anlayışı olarak kabul edilemez.

YÜZ ON BİR SENDİKACI YARGILANIYOR

       Uluslararası normları yok sayarak ülkemizde işçilerin ve sendikaların temel hak ve özgürlüklerine müdahale çağdaş bir devlet yönetim anlayışı olarak kabul edilemez. Davaya bakacak yargıcın suç oluşmadığı gerekçesi ile ilk duruşmada beraat kararı vermesi ILO Genel Kurulu’nda Türkiye’nin çarmıha gerilmesini önleyecektir.

       AKP hükümeti TEKEL sigara fabrikalarını yok pahasına yabancı bir şirkete sattıktan sonra 103 tütün işleme tesisini kapatarak buralarda çalışan 12 bin işçiyi 657 sayılı yasanın 4/C maddesi kapsamında kısa süreli, asgari ücretle güvencesiz çalışmaya zorladı. İşçiler, sendikaya üye olma dahil, kazanılmış haklarının yok sayılmasına karşı geçen yıl mart ayına kadar süren 78 günlük bir direniş başlattılar. Bu direniş işçi hareketinin uzun süredir yaşamadığı en kapsamlı, en uzun işçi eylemiydi ve tüm dünya işçilerinin desteği ve katkısı ile gerçekleştirildi. Ankara halkının ekmeğini paylaştığı bu eyleme hükümet duyarsız kaldı. TEKGIDA-İŞ sendikası eyleme, 1 Nisan 2010 tarihinde yeniden başlamak üzere, ara verdi.

İşçi karşıtlığı

       1 Nisan’da Ankara’da toplanan işçilere sendika özgürlüğüne sahip çıkan tüm kuruluşlar destek vermiş, işçilerin bu gösterisi emniyet güçlerinin orantısız güç kullanımına tanık olmuştur. Sonuçta AKP hükümeti işçi karşıtlığını kanıtlayarak işçilerin belirsiz süreli güvenceli istihdam istemini kabul etmemiş ve işçileri karanlık bir geleceğin acımasızlığına terk etmiştir.

       Olaydan tam bir yıl sonra ve genel seçim öncesinde işçilere ve sendikacılara gözdağı vermek istercesine 1 Nisan gösterisi ile ilgili olarak bu olaya destek vermiş 111 sendikacı ve işçi hakkında TCK ve Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na karşı gelmekten beş yıla kadar hapis istemi ile Ankara Cumhuriyet Savcılığı tarafından dava açılmıştır. İlk duruşması 3 Haziran’da yapılacak bu dava uluslararası sendika ortamına bomba gibi düşmüş ve sendika özgürlüğüne yapılan bir saldın olarak algılanan bu dava nedeni ile Başbakanlık’a, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na uluslararası sendika ortamından 5 bine yakın protesto telgrafı gönderilmiştir.

AKP’nin bakışı

       HSYK’de yapılan son değişiklikler ve bu kurulun üyelerinin büyük çoğunluğunun hükümet ve yandaşı kurumlarca atandığı düşünülürse bu davanın bağımsız yargının, bağımsız savcılarının karan ile açıldığı sonucuna varmak olanaklı değildir. Bu dava AKP hükümetinin işçiye ve özgür sendikacılığa nasıl baktığının çok net bir fotoğrafıdır.

       AKP hükümeti yandaş medya, yandaş üniversite, yandaş işveren gibi yandaş sendikalar yaratmak istemektedir. AKP hükümeti var olan işçi konfederasyonlarından birini parti birimine dönüştürmüş, en büyük işçi konfederasyonunu ise tamamen etkisizleştirmeyi başarmıştır. Bu iki konfederasyon hükümetin sosyal politikalan konusunda ya iktidann dümen suyunda gitmiş ya da muhalefet etmekten korkarak susmuştur. Oysa Türkiye bugüne kadar beş milyon işsiz yaratan vahşi kapitalizme böylesine destek veren başka bir hükümete sahip olmamıştır. Kamuda ve özelde taşeronluk ve buna bağlı güvencesiz istihdam inanılmaz boyutlarda artmış, işsizlere ödenmesi gereken paralar yasaya aykırı biçimde işverenlere ve hükümet projelerine yönlendirilmiş, iş güvencesi ve sendika, toplusözleşme hakkı konularında ILO’nun istediği hiçbir iyileşme yapılmamış, memura grevli toplusözleşme hakkı unutulmuş, sendika üye sayısının üç milyonlardan 500 bine gerilemesine göz yumulmuş, sendikaların kâğıttan kaplana dönüştürülmesine özen gösterilmiştir.

       Türkiye’de yaşanan bu olumsuzluklara, Başbakan’ın deyişi ile ILO ve diğer uluslararası kuruluşlar Fransız kalmamışlar ve yaşananlan sürekli protesto etmişlerdir. 111 sendikacının yargılanacağı dava yaşananların üstüne tuz biber ekecek ve haziran ayı başında Cenevre’de başlayacak olan ILO Genel Kurulu’nda, bu nedenlerle, Türkiye’nin yüzü bir kez daha kızaracaktır.

       ILO’nun Uzmanlar Komitesi ve Sendika Özgürlüğü Komitesi, sendikalar için grev ve direniş hakkının toplusözleşme ile sınırlanamayacağı, işçilerin çalışma ve yaşam koşullannı geliştirmek, sendikaların temel özgürlüklerini güvence altına alabilmek için grev ve direniş yapabilecekleri görüşündedir (Horacio GUIDO et.al., ILO Principles Concerning The Right To Strike, International Labor Review, Vol.137, No: 4, 2000, s. 14). Her iki komite bu eylemlere aynı zamanda hükümetlerin ekonomik ve sosyal politikalannın eleştirilmesi amacı ile de başvurulabileceğini belirtmektedir.

ILO normlarına uygun

       TEKEL işçilerinin ve destek verenlerin 1 Nisan 2010’da yaptıklan eylem tamamen ILO normlarına uygun ve hukuk içinde kalan eylemlerdir.

       Bu uluslararası norm ve hukuk anlayışına ters düşen hükümet politikaları ve savcılık iddianamesi, anayasanın 90. maddesine de aykırı olarak hukuki dayanaktan yoksundur. Türkiye’nin onayladığı 87 sayılı ILO Sözleşmesi’nin 3. maddesi kamu makamlarının sendikalar özgürlüklere her türlü müdahalesini yasaklamıştır. Bu nedenle savcılık iddianamesi ile işçilerin çalışma ve yaşam hakkına ilişkin gösterisine beş yıla kadar hapis istemi sendika özgürlüğüne açık bir müdahaledir.

       Uluslararası normları yok sayarak ülkemizde işçilerin ve sendikaların temel hak ve özgürlüklerine müdahale, çağdaş bir devlet yönetim anlayışı olarak kabul edilemez. Davaya bakacak yargıcın suç oluşmadığı gerekçesi ile ilk duruşmada beraat karan vermesi ILO Genel Kurulu’nda Türkiye’nin çarmıha gerilmesini önleyecektir.

Dr. Engin UNSAL TEKGIDA-İŞ Sendikası Genel Başkan Danışmanı

 

DİĞER HABERLER
ADKOTURK’TEKİ SENDİKA DÜŞMANLIĞINI PROTESTO ETTİLER
ADKOTURK’TEKİ SENDİKA DÜŞMANLIĞINI PROTESTO ETTİLER

Indomie Hazır Noodle üreticisi Adkoturk işvereni, yetki belgesi alarak örgütlenme çalışması yapan Tekgıda-İş Sendikası’na üye çalışanlarını işten çıkartarak sendikal örgütlenmeyi engellemeye çalışıyor.

CHİPİTA TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ İMZALANDI
CHİPİTA TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ İMZALANDI

Chipita işyerinde çalışan üyelerimiz adına 01.01.2021/31.12.2022 yürürlük süreli 2.Dönem Toplu İş Sözleşmesi 20.04.2021 tarihinde imzalandı.