Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
17 Eylül 2014
YENİ TÜRKİYE’DE SPEKÜLASYON – YÖNLÜ BÜYÜME

Yeni Türkiye’nin “kalkınma” (!) modeli ise 1990’lı yıllarda altyapısının hazırlanmasına karşın 1994 ve 2001 krizleriyle sekteye uğramış ve ancak AKP iktidarları altında ulusal ekonominin her köşe bucağına etkisini hissettirebilmiş bir tasarıma dayanmaktadır: Dış borçlanmaya dayalı, spekülatifyönlü büyüme.

YENİ TÜRKİYE’DE SPEKÜLASYON – YÖNLÜ BÜYÜME

İktisat yazını yirminci yüzyılın ikinci yarısında bir dizi almaşık kalkınma modeli geliştirdi. Bunların en önemlisi 60’lı ve 70’li yılların ithal ikameci sanayileşme modeli idi. Bunu 1980’lerde Kore’nin başarılı sanayileşme modeline öykünerek geliştirilen ihracata yönelik büyüme önerileri izledi. 

Yeni Türkiye’nin “kalkınma” (!) modeli ise 1990’lı yıllarda altyapısının hazırlanmasına karşın 1994 ve 2001 krizleriyle sekteye uğramış ve ancak AKP iktidarları altında ulusal ekonominin her köşe bucağına etkisini hissettirebilmiş bir tasarıma dayanmaktadır: Dış borçlanmaya dayalı, spekülatifyönlü büyüme
Söz konusu modelin ana vurgusu spekülatif nitelikli yabancı sermaye girişlerinin özendirilmesi ve döviz bolluğuna dayalı bir ucuz ithalat cenneti yaratılarak, iç tüketimin genişletilmesidir. Yabancı sermaye girişlerini uyaran politika demeti, yüksek faizler, özelleştirme ve/veya imar rantları, veya siyasi ödünler biçiminde düzenlenebilirdi. 2003 sonrasının AKP iktidarları bu unsurların her birini farklı biçimlerde uygulamaya sokmuştur. 
Bilindiği gibi spekülatif-yönlü büyüme tasarımının en tehlikeli yanı dış borçlanmaya dayanması ve cari işlemler dengesinde bozulmaya yol açmasıdır. Türkiye 2003 sonrasında giderek daha fazla cari işlemler açığı veren ve bu açığı giderek daha sağlıksız ve siyasi açıdan daha büyük ödünler vererek karşılayabilen kırılgan bir ekonomiye dönüştürülmüştür. Bu tespiti genelleştirmek için Türkiye ekonomisinde büyümenin 2003 sonrasındaki kaynaklarını irdeleyeceğiz. Aşağıdaki tabloda böylesi bir çalışmanın ana unsurlarını sunuyoruz. 
Tablo 2003 sonrasını üç döneme ayırıyor: 2009 öncesi ve sonrası ve içinde bulunduğumuz yıl. Türkiye 2009 öncesinde yıllık ortalama yüzde 5.8; 2010-2013 arasında ise yüzde 4.9 büyüme göstermiş. 2014’ün mevcut büyüme oranı ise yüzde 2.1. Tablonun diğer satırları söz konusu büyümenin harcamalar yönünden nerelerden kaynaklandığını gösteriyor. Örneğin, 2003-2008 arasındaki yüzde 5.8’lik büyümenin yüzde 3.8’i özel tüketimden, 2.1 puanı ise yatırım harcamalarından kaynaklanmış. İhracat 1.7 puan getirir iken, ithalat sonucunda 2.3 puanlık kayıp söz konusu olmuş. 
2010 sonrasında durum farklı değil, özel tüketim harcamaları gene başı çekiyor; ancak artık yatırımların ve net ihracatın katkısı giderek azalmış. Dönemin ortalama büyüme hızı düşme eğiliminde ve gerek özel tüketim, gerekse yatırım harcamalarının uyarıcı etkisi azalmakta. Dolayısıyla, “Yeni” Türkiye’nin devraldığı miras giderek daha fazla yükselen cari işlemler açığı olmuş. Öyle ki 2014’e gelindiğinde “Yeni” Türkiye daha fazla dış açık veren ve daha düşük hızda büyüyen bir “bağımlı ekonomiye”dönüşmüş durumda. 2014 ise yatırımların ve iç tüketim katkılarının artık söz konusu olmadığı ve ulusal ekonominin durgunluğa itildiği bir görünüm sergilemekte. 
Bu koşullar altında ulusal ekonominin ana ikilemi ortaya dökülmüş durumda: Yabancı sermayeyi çekmek ve dış açığı finanse edebilmek için faizlerin yüksek; özel tüketim ve yatırım harcamalarını uyarmak için ise faizlerin düşük tutulması gerekli. Spekülatif-yönlü büyümenin aslında sürdürülebilir bir büyüme modeli olmadığının en netifadesi.

Ekonominin dış kaynak girişine bağımlılığı sorunu ise en çarpıcı olarak “üretkenlik” kayıplarında kendini göstermektedir. Çok kaba, ancak doğrudan bir hesaplamayla, 2009 öncesi ile sonrasının Türkiyesi’nde işçi üretkenliğini karşılaştırır isek, 2003-2008 arasında çalışan başına üretilen reelulusal gelirin (sabit 1998 fiyatlarıyla) 4.734 TL olduğunu ve bu rakamın 2010-2013 arasında sadece 0.3 büyüyerek 4.750 TL’ye yükseldiğini, 2014’ün ilk yarısı itibarıyla da 4.679 TL’ye gerilediğini görebiliriz. 
Bu satırlarda sıkça dile getirdiğimiz yorumumuz, Türkiye’nin mevcut durgunluk ve dış bağımlılık sorunlarının birdenbire oluşmadığı; sorunların yıllarca sürdürülen neoliberal, muhafazakâr ekonomi politikalarında yattığı yönündedir. Bu bakımdan 2014 sonrası“Yeni” Türkiye’nin iktisadi verileri, “dış kaynağa dayalı düşük hızlı spekülatif-yönlü büyüme” sorununun giderek daha da derinleşmekte olduğunu belgelemektedir. 

2023’te “fert başına 25 bin dolarlık bir Türkiye ile dünyanın en büyük on ekonomisi arasında olmak” mı? Biraz ciddiyet lütfen. 

 
DİĞER HABERLER
DIŞ TİCARET AÇIĞINDA 100 MİLYARA BİR ADIM KALDI
DIŞ TİCARET AÇIĞINDA 100 MİLYARA BİR ADIM KALDI

Bir yıl önce 43-44 milyar dolar civarında bulunan yıllıklandırılmış ticaret açığı şimdi 98 milyar dolara dayandı. Bir yılda yüzde 100’den fazla artış oldu.

YUMURTA FİYATINDA SERT ARTIŞ
YUMURTA FİYATINDA SERT ARTIŞ

Gıda fiyatlarındaki artıştan yumurta da etkilendi. Geçen ay tanesi 2 lira olan organik yumurtanın fiyatı 4 liraya yükseldi. Esnaf fiyatların haftalık olarak değiştiğini ifade etti.

EPİSTEMOLOJİK KOPUŞ ENFLASYONDA
EPİSTEMOLOJİK KOPUŞ ENFLASYONDA

TÜİK eylül ayında resmi enflasyonun yıllık yüzde 83,45 olarak hesaplandığını açıkladı. 24 yılın en yüksek enflasyonu yaşanırken iktidar baz etkisine güveniyor. Bu enflasyon hesabı ücret zamlarını etkileyecek.

GIDA SEKTÖRÜNDE 106 BİN 821 ŞİRKET RİSKLİ KATEGORİDE
GIDA SEKTÖRÜNDE 106 BİN 821 ŞİRKET RİSKLİ KATEGORİDE

Hazine ve Maliye Bakanlığı gıda sektöründe, 106 bin 821 şirketi vergisel yükümlülüklerini kısmen veya tamamen yerine getirmeyen mükellef açısından riskli kategorisinde bulunduğunu açıkladı.