Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
10 Mayıs 2010
YENİ BİR DIŞ ŞOKA HAZIRMISINIZ?

Türkiye, dünya kapitalizminin 2002-2007 dönemindeki likidite bolluğu ile 2001 krizi sonrası “lale devrini” yaşadıktan sonra 2008’den başlayarak teklemeye başladı,

YENİ BİR DIŞ ŞOKA HAZIRMISINIZ?

Türkiye, dünya kapitalizminin 2002-2007 dönemindeki likidite bolluğu ile 2001 krizi sonrası lale devrini yaşadıktan sonra 2008den başlayarak teklemeye başladı, büyüme temposu düştü ki Bunun üstüne bir dış şok geldi. ABD merkezli küresel krizin dalgaları 2008’in son çeyreğinde Türkiyeyi de fena vurduİlk elde bir kur şoku yaşandı, dolar 1.80 TLleri gördü. Hemen ardından ihracat geriledi, iç talep düştü, akabinde fabrikalarda makineler durdu, işçiler çıkarıldı. Bu iç kırılganlığa binen ilk dış şokun 2009 bedelini özetleyelim: Yüzde 5e yakın küçülme, kişi başına gelirde 2 bin dolar gerileme, resmi işsizliğin yüzde 11den yüzde 14e yerleşmesi, sanayide reel ücretlerin 15 ayda yüzde 18 gerilemesi (tarihinde ilk kez nominal ücretlerin düşmesi…)… Bütün bu çöküş yaşanırken dişe dokunur bir muhalefetin örgütlenememesi, saman alevi türü işçi parlamalarının dışında olan bitenin bir güzel sineye çekilmesi ve AKPnin her tür ekonomik, siyasi, ideolojik manipülasyonuna, etkin bir emek muhalefetinin örgütlenememesi

Ama bitmedi, bitmeyecek; şimdi yeni bir dış şoka giriyor Türkiye.

 

2007-2008 küresel krizinin ilk perdesinde olay ABDde geçiyordu, ikinci perdede Avrupa ana mekân. Küresel kriz ateşini söndürmek üzere yapılan devlet müdahaleleri, krizde ikinci perdenin adını da koydu: “Devletin mali krizi En zayıf halkanın Yunanistan olduğu anlaşıldı. Yunanistan öyle bir durumda ki, tedavisi yılları bulacak, o da acı reçeteye ikna olursa Geliri artmayan, hatta düşen bir halkın, uzunca süre böyle bir fedakârlığa katlanması kolay mı? IMF, reçeteyi vermiş: Bunlardan ilki kamu açıklarının sıkı bir biçimde azaltılması, kamu borç stokunun düşürülmesi. İkincisi ise Yunan ekonomisine rekabet gücü kazandırılması. Yunanistanın kamu borcunun yüzde 85i yabancılara ve onlar da tedirgin Bu da Avronun istikrarını bozuyor. Dolara kaçışı kamçılıyor.

Gelin görün ki, sorun Yunanistan ile bitmiyor. AB ülkeleri arasında Almanya ve Fransanın ayrışması tezi bir efsane Hepsi Avrodan dolayı aynı gemideler. Bir bütün olarak alındığında ABde kamu açığının GSYHye oranı yüzde 7ye yakın ve kamu borcunun GSYHye oranı ise yüzde 74. Krizin başta, Portekiz ve İspanya olmak üzere başka ülkelere bulaşması çok mümkün. Hatta İrlanda, İtalya ve İngiltereyi topun ağzında görenler az değil

Esas korku İspanya. Zaten iç tasarruf oranı yüzde 20 dolayında, işsizliği yüzde 20yi bulmuş, kemer sıkmaya kalksa ne kadar sıkabilir? Üstelik kıtayı sarsacak kadar büyük bir ekonomi. Yunanistanın 2009 için likidite gereksimi 73 milyar dolarken İspanyanınki 280 milyar dolar, karşılaması gereken borç miktarı da 225 milyar dolar.

Açık olan şu: Yunanistan paketi, ne Yunanistanın, ne de ABnin problemini çözecektir. Bu kriz, banka bilançoları üstünden ABnin tamamına, oradan da kürenin kalan bölgelerine yayılacaktır. ABDye ait “toksik kâğıtlar, ifadesi şimdi Yunan devlet bonoları için kullanılacaktır. Bankaların bilançolarında bu kâğıtların olup olmadığı sorgulanıp içe kapanmalar, kasılmalar yaşanacaktır, bankalar birbirleriyle işlem yapmayı keseceklerdir. Avrupa bankalarının pasifleri yani borçları değişmezken aktifleri, yani varlıkları azalacaktır. Sadece Yunanistanın değil, sıradaki ülkelerin ortaya çıkacak kamu borç stokları tüm ABnin yükü olarak görülmek ve baş edilmek durumunda

 

Türkiye, bu yeni dış şokta ilk etkiyi, sıcak paranın çıkışı ile yaşıyor. Sıcak para hem puslu havadan daha çok kazanmak için yüksek faizli Yunan, Portekiz, İspanya bonolarından voli için çıkıyor hem de Türkiye gibi ülkeleri pek iyi bir geleceğin beklemediğini gördüğü içinİkisi de olabilir

Bütçe açığı ve cari açık, Türkiyenin temel kırılganlıkları. Şimdilerde Avrodaki düşüşü, dolara kaçış izliyor. Türkiyenin döviz geliri Avro, döviz gideri dolar ağırlıklı. Dolayısıyla gidişat aleyhine. Büyümesi dış kaynak girişine bağlı. Sıcak para çıkınca makineler tekler, dönmez. Avro düşünce ihracat ve turizme zarar verir, dolar yükselince ithalat faturası ve dış borcu çevirme maliyeti artar. Şimdi bunları, tıpkı 2008’in son çeyreği ve 2009un ilk mevsiminde olduğu gibi yeniden yaşamak çok muhtemel. Yeni tensikatlar, işsizlikler, yoksullaşmalar kapıda.

İsteyen sineye çeker, isteyen artık yeter der Keyfiyet umuma aittir.

PARA-META-PARA

MUSTAFA SÖNMEZ – CUMHURİYET

DİĞER HABERLER
EKONOMİK KALKINMANIN FİNANSMANI NASIL SAĞLANACAK?
EKONOMİK KALKINMANIN FİNANSMANI NASIL SAĞLANACAK?

Ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmek için gerekli olan kaynaklar Türkiye’de mevcuttur. Bu kaynakların temini ve halkçılık ve kamuculuk (devletçilik) ilkeleri temelinde, planlı bir ekonomiyle ve halkın bu sürece etkili bir biçimde katılımını sağlayacak demokratik ortamda kullanılması, Türkiye ekonomisinin, toplumsal ve siyasal yapısının sorunlarının aşılmasının tek yoludur. Bu kadar kaynak varken, kaynak için işçi sınıfına yüklenmeyi savunmak ise hem gerçekleşmesi mümkün olmayan bir projedir, hem de bu projeyi savunanları halktan tümüyle koparır.

SABREDİN, SANAYİ ÜRETİMİ NİSANDA YÜZDE 50 ARTACAK!
SABREDİN, SANAYİ ÜRETİMİ NİSANDA YÜZDE 50 ARTACAK!

-11 Haziran “Sanayi Üretimi Bayramı” ilan edilebilir! Çünkü o gün sanayi üretiminde yüzde 50 dolayında artış olduğu açıklanacak.

-Sanayi üretimi iki ayda yüzde 6.5 arttı; yıllıklandırılmış artış da aynı oranda. Bu koşullarda bu artış iyi bile.

-Sanayici önünü görmeden, faiz ve kurun ne olacağını bilmeden yol almaya çalışıyor. Örneğin Merkez Bankası’nın yarın faizde ne karar alacağını öngörmek mümkün mü?

İŞSİZLİĞİ HÜLLE DE KURTARMADI
İŞSİZLİĞİ HÜLLE DE KURTARMADI

Türkiye İstatistik Kurumu Ocak 2021’den itibaren işsizlik verilerini ”Uluslararası Çalışma Örgütü ve AB İstatistik Ofisi kararları doğrultusunda” açıklamaya başladı. Aslında TÜİK, yeni uygulamaya açıkladığı tarihten önce başladı. İşine geldi. Çünkü TÜİK klasik işsizlik oranı dışında işsizliği kabul etmiyor.

ÇALIŞANIN HAKLARI KORUNAMIYOR
ÇALIŞANIN HAKLARI KORUNAMIYOR

Tekgıda-İş Sendika Akademisi’nin hazırladığı “Evde sömürülen işçiler” raporda evde çalışan işçilerin yaşadığı ücret ve hak kayıplarına dikkat çekildi.