Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
06 Ağustos 2012
TÜRKİYE FINDIK SEKTÖRÜNDE ÇOCUK EMEĞİ

TÜRKİYE FINDIK SEKTÖRÜNDE ÇOCUK EMEĞİ

TÜRKİYE FINDIK SEKTÖRÜNDE ÇOCUK EMEĞİ

 

Türkiye fındık sektöründe çocuk emeğine karşı
eylem yılı: Etkinlikler ve sonuçlar


Giriş
FNV Bondgenoten ve Çocuk İşçiliğini Durdur Kampanyası’nın, Eylül 2011’de fındık hasatı dönemi içinde gerçekleştirdiği araştırma ziyareti bulgularına göre, sektörde çok yüksek ölçekte çocuk emeği kullanımı (hala) devam etmektedir. Özellikle mevsimlik işçiler arasında ücretler çok düşük ve çalışma koşulları çok kötüdür. Mevsimlik Kürt kökenli işçiler fındık sektöründe aynı işi yapan yerli işçilere oranla çok daha az bir ücret ile çalıştırılmaktadırlar. Şimdiye kadar fındık alıp işleyen Ferrero, Unilever ve Wessanen gibi büyük işletmeler bu durumun düzeltilmesi için hiç bir adım atmamışlardır.

19 Ekim ve 14 Kasım 2011’de güncel sorunlar üzerine yayın yapan Een Vaandag programı fındık hasatı etrafındaki yaşanan sıkıntılara bir kez daha ışık tutmuştur. Bu programlar da fındık sektöründe yoğun çocuk emeği kullanıldığını ve fındık alımı yapan büyük şirketlerin bu duruma tepki göstermediğini doğrulamaktadır.

Geçtiğimiz yıl içerisinde, Çocuk İşçiliğini Durdur ve  FNV Bondgenoten çeşitli yollarla fındık tarlalarında çalışan mevsimlik işçiler ve onların çocuklarının durumuna dikkat çekti. Aşağıdaki rapor geçen yıl neler yapıldığına, Türkiye hükümetinin, alakalı çok uluslu şirketlerin, Hollandalı ve Avrupalı politik aktörlerin ve sivil toplum örgütlerinin neler yaptığına yer veriyor.

Şirketler problemi kabul ediyorlar ama soruna yaklaşımları muğlak kalıyor             
19 Ekim ve 14 Kasım 2011’de bir Hollanda TV kanalında güncel konular hakkında haber yapan Een Vaandag programı Mehmet Ülger’in hazırladığı Türkiye’de fındık sektöründe çocuk işçililiği konulu bir raporu yayınladı. Bunun ardından Çocuk İşçiliğini Durdur Kampanyası 10’dan fazla işletmeye mektup göndererek kullandıkları fındığı Türkiye’den alıp almadıklarını, ve eğer Türkiye’den alıyorlarsa çocuk işçiliğini nasıl engellediklerini veya emek hakkı istismarına karşı nasıl mücadele edildiğini sordu. Söz konusu işletmeler Mehmet Ülger’in hazırladığı ‘Mevsimin Çocukları’ belgesel filminin 19 Kasımda De Balie’de yapılan galasına davet edildiler. Hollanda Gıda Sanayi Federasyonu (FNLI) ve Nestle, Unilever gibi şirketler de bu galaya katıldılar ve belgesel hakkında yorum yaptılar.

Mektup gönderilen şirketlerden AHOLD, Peeters Producten ve Intersnack’den hiç bir yanıt gelmedi. Yanıt gönderen sekiz şirket şunlar oldu: Hollanda’da Verkade markası ile daha çok tanınan United Biscuits, Zonnatura markası ile bilinen Royal Wessanen, Unilever, Mars, Kraft Foods, Nestle Hollanda ve Ferrero. Ticaret örgütleri Hollanda Tropik Meyve Derneği (NZV) ve FNLI de mektuba yanıt verdiler. Hollanda Gıda Ticareti Merkezi Bürosu (CBL) ile bir röportaj yapıldı. Tony Chocolonely şirketine mektup gönderilmemişti fakat bu şirketten bir yanıt geldi.

Yanıt veren şirketlerin neredeyse tamamı belgeseli izlerken şok olduklarını ve çocuk emeğine karşı olduklarını belirtti. Yine bu şirketlerin çoğu sivil toplum örgütleri, yerel yöneticiler ve diğer pay sahipleri ile iş birliğine gidebileceklerini vurguladılar. Neredeyse yukarıda sayılan bütün şirketlerin üyesi olduğu FNLI Türkiye’de fındık sektöründe çocuk emeği ile savaşta aktif rol almayı dilediğini basına açıkladı. Türkiye fındık sektörü hakkında bir araştırma yapılmasına ve sektörde faaliyet gösteren FNLI üyeleri ile bir yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirilmesine karar verildi.        

30 Mayıs 2011’de Çocuk Emeğini Durdur, FNV Bondgenoten, FNLI, Nestle, Ferrero, ve Unilever arasında bir toplantı gerçekleşti. Toplantıda bazı şirketlerin konuyu daha derin araştırmak istedikleri ve kısa dönemde somut çözümlerin beklenemeyeceği ortaya çıktı. Toplantıdan sonra Nestle ve Kraft Gıda Çocuk Emeğini Durdur ile temasa geçti ve çalışmaları hakkında bilgi istedi. Bildiğimiz kadarıyla sadece bu iki şirket şimdiye kadar tedarik zincirlerinde çalışanların ve onların çocuklarının  durumunu daha iyi anlamak için konu hakkında araştırma yapmışlardır.     

2011 başında Çocuk Emeğini Durdur ve FNV Bondgenoten tarafından gönderilen mektuba yanıt veren bütün şirketler çocuk emeğine karşı olduklarını ve tedarikçilerine çocuk emeği kullanmamaları şartı koştuklarını bildirmişlerdir. Fakat pratikte bu koşul hemen bütün durumlarda bırakın fındık toplayan işçileri, fındık üreten çiftçileri de değil sadece birincil tedarikçi firmalara uygulanmaktadır. Neredeyse bütün şirketler sorunun çözümü için -sivil toplum örgütleri, yerel yöneticiler ve diğer kurumlar dahil olmak üzere- diğer bütün ilgili aktörler ile birlikte çalışacaklarını vurgulamaktadırlar ve diğer bazı şirketler bunu hali hazırda yaptıklarını dile getirmekteler. Sayılan şirketlerin yarısına yakını, fındık hasatında çocuk emeğinin doğası ve boyutu ile yaşanan diğer çalışma hakkı problemlerine dair şöyle veya böyle daha net bir görüşe sahip olmak istediklerini belirttiler. Yukarda söylendiği gibi bildiğimiz kadarı ile sadece Nestle ve Kraft Gıda bu konuda hali hazırda somut adımlar atmıştır.

FNLI, Nestle, Unilever ve Ferrero ile yapılan görüşmenin yanında şirketler ile aşağıdaki tartışmalar yapıldı:

ñ2010 sonu ve 2011 başlarında FNV Bondgenoten yöneticilerinin sorun ile ilgili temasa geçilen bir dizi işletme ile yaptıkları tartışmalar
ñRotterdam’da 19 Nisan 2011’de Türkiye’den gelen fındıkların toptan satışını yapan Finma şirketi yöneticisi Y. Soytürk ile yapılan toplantı: Soytürk sektörde hiçbir çocuk çalışmadığına inandığını belirtti.

Mart 2011’de Çocuk Emeğini Durdur, yazışılan şirketlere bir cevap gönderdi ve şu çıkarımı yaptı:
Fındık sektöründe çocuk işçiliğine karşı adım atmak için kesin bir istek var fakat bu istek genellikle somut eyleme geçirilmiyor. Şirketlerin büyük çoğunluğu, hasatın yapıldığı tarlalar gibi, problemin ortaya çıktığı seviyede bir şey yapmak isteyip istemedikleri noktasında muğlak kalıyorlar.”  Ve: “Bir kaç işletme fındık tarımları seviyesinde sorunu önlemek adına eyleme geçmek istedikleri yönünde olumlu bildirimde bulundular. Görünüşe göre bunun olabileceğini düşünüyorlar fakat somut olarak ne yapılacağı henüz belli değil. Bunun anlamı diğer özellikle de büyük şirketlerin böyle bir tutum sergilemek için olanakları olduğudur.”

Çocuk Emeğini Durdur işletmelere tedarik zincirinde çocuk emeğini durdurmak için “İşletmeler için çocuk emeğiyle mücadele eylem planı”ndan yararlanmalarını önerdi. Kampanya ayrıca Türkiye’deki durumun saptanmasını ve çocukların okula dönmesi için Türkiye hükümeti, yerel sendikalar, ve STK’lar ile birlikte çalışılması önerisini getirdi.     

Türkiye Hükümeti
Hollanda medyasının, sivil toplum kuruluşları ve sendikaları (Çocuk Emeğini Durdur ve FNV Bondgenoten) ve parlamentonun Türkiye’de fındık sektöründe çalışan çocukların durumuna gösterdiği ilgi sonrasında, Türkiye Hükümeti’nin konuya ve göçle bağlantılı diğer sorunlara yönelik girişimlerde bulunduğu öğrenildi. Gösterilen ilgi mevsimlik göçmen işçilerin sorunlarının çözümüne yönelik daha fazla eylemin geliştirilmesini tetikledi.

Türkiye çocuk emeğinde büyük bir düşüş kaydetmeyi başardı. TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine göre 1994-2006 yılları arasında 6-17 yaş arası çocuklarda çalışma oranı 15.2’den 5.9’a düştü. “Çocuk Emeğine Karşı Eylemleri Artırmak” başlıklı 2010 raporunda ILO, Türkiye’ye çocuk emeğine karşı aktif tutumundan dolayı övgüde bulunmaktadır.[1] Türkiye çocuk emeğine karşı iki ILO Sözleşmesini de imzalamış ve var olan sorunu çözmek için programlar uygulamaya koymuştur. ILO’ya göre 200 iş müfettişi tam zamanlı olarak çocuk emeği ile mücadele alnında çalışmaktadır ve 600 müfettiş de bunun için ek eğitimden geçirilmiştir.

Buna rağmen, çocuk emeği hakkında Türkiye’de yapılan bir çok yayın tarım sektöründe ve mevsimlik göçler süresince sıklıkla bu sorunun gündeme geldiği yününde bilgi vermektedir. 2006 Çocuk Emeği Anketine göre tarımda halen yaşları 6 ile 18 yaş arasında bulunan 390.000 çocuk çalıştırılmaktadır.[2] 6-15 yaş arası toplan çalışan çocuk sayısı 320.000’dir. Bunların %40’ı tarımda çalışmaktadır. Şu da not edilmiştir ki: “En kötü koşullar sokaklarda, mobilya ve deri sektörlerinde ve mevsimlik çalıştırılan çocuklar için söz konusu olmaktadır.” [3]

Çocuk Emeğini Sona Erdirmek: Türkiye deneyiminin kapsamlı bir gözden geçirilmesi” başlıklı ILO raporunda Türkiye’de çocuk emeği düşüş eğiliminde olsa da mevsimlik tarımda çocuk işçiliği minimum çalışma yaşı koşulunu uygulanmada görülen kapasite sorunu nedeni ile halen devam eden bir problemdir. Ayrıca raporda şu ifadelere de yer verilmiştir: “İşin en yoğun olduğu dönemlerde çocukların düzenli olarak okula devam edemiyor, okul programından geri kalıyorlar ve geri döndüklerinde açılan arayı kapatamıyorlar.”[4]   

Avrupalı bir ticaret derneği olan CAOBISCO’nun hazırladığı bir arka plan dokümanı (30 Eylül 2011 tarihli) Türkiye hükümetinin fındık sektöründeki çocuk işçiliğini hedef almak ve çalışma koşullarını iyileştirmek için açıkladığı çeşitli önlemlerin bir listesine yer vermektedir. Bu liste kısmen yukarda tanımlanan önlemler ile örtüşmektedir. Diğer önlemler ise 2-15 yaş arası çocuklar için hasat yerlerinde çocuk bakımı hizmeti, giysi tedariki (okul üniforması dahil), kitap ve yazı yazma malzemeleri, medyada çocuk emeğine yer verilmesi, anneler için sağlık eğitimleri, ve bilgilendirici materyal dağıtımı (broşür, poster, ve kısa filmler). EĞİTİM Bakanlığı mevsimlik işçilerin, göçmen işçiler de dahil, çocuklarına eğitim verilmesi için bir dizi önlem içeren bir genelge yayınladı.    
 
CAOBISCO’nun hazırladığı dokümana göre o zamandan buyana yerel yönetimler 15.000’i fındık üreten Ordu ve Giresun illerinde olmak üzere  23 ilde 165.000 tarım işçisine ulaştılar. 2010’da 44, 2011’de 27,5 ve 2012’de 21 milyon TL mevsimlik işçiler için yapılan aktivite ve tesislere ayrıldı. Bu paranın 2/3’ü konaklama (çadır, elektrik, içecek su, duşlar, mutfaklar vb.), yüzde 5’i eğitim, ve yüzde 22’i çocuk parkları, bakım, güvenlik, ulaşım vb. için harcandı yada harcanacak.  

Yerel otoritelerin yukarıda bahsedilen etkinlik ve faaliyetleri dışında, FNV Bondgenoten ve Çocuk Emeğini Durdur, bunların yaygınlığı ve duyurusu yapılan diğer önlemlerin uygulamadaki kalitesi hakkında her hangi bir bilgiye sahip değildir. Yalnız Eylül’deki çalışma ziyareti sırasında bazı gözlem yapıldı ve kaydedildi. Bunlar aşağıda tartışılıyor.

18 Mart 2011’de Den Haag’da Türkiye Büyük Elçiliği görevlileri ile bir toplantı yapıldı ve diğer konuların yanında çocuk işçiliği hakkındaki hükümet politikaları hakkında bilgi alındı.

Avrupa düzeyinde iş çevrelerinin etkinlikleri
Nisan 2011’deçikolata, bisküvi ve şekerleme alanlarında faaliyet gösteren Avrupalı bir ticaret derneği olan CAOBISCO Türkiye fındık tarlalarındaki çalışma koşullarına dair  bir açıklama yayınladı. O zamandan beri CAOBISCO konuyu Türkiye hükümetine götürdü ve konuyu üyelerinin gündemine taşıdı. CAOBISCO aynı zamanda üyelerine tedarik zincirlerindeki çocuk emeğini etkin şekilde ortadan kaldırmalarına yardımcı olmak amacıyla bir Sorumlu Satın Alma Kılavuz İlkeleri geliştirdi.[5] 22 Kasım 2011’de CAOBISCO internet sitesinde yayınladığı yeni bir açıklamayla (aşağıdaki metne bkz.) bu ilkelerin yerinde olduğunu tespit etti. Maalesef bu ilkeler internet sitesinde yer almıyor. Açıklamada CAOBISCO Türkiye hükümetinin fındık sektöründeki koşulları iyileştirmeye yönelik (yukarıda değinilen) eylem planına da gönderme yapıyor. CAOBISCO Türk hükümetinin planlarını desteklediğini ve teşvik ettiğini ifade ediyor.

  ————————————————————————————————————————–

COABISCO 22 Kasım 2011 Bildirisi  
    
COABISCO ve büyük ihracatçılar ve alıcılar ile birlikte üyeleri
1.    Türk hükümetini:
ñILO sözleşmelerinin fındık tedarik zincirinde bahçe düzeyinde uygulanmasını
ñbağımsız ve güvenilir bir denetleme sistemi kurularak ilerlemelerin kaydedilmesini
teşvik eder
2.    soruna çözüm bulmak için bütün ilgili pay sahipleri ile birlikte çalışır ve Türkiye’de fındık üretimi yapan toplulukların yerel ekonomik ve toplumsal kalkınmasını destekler

COABISCO sektör genelinde bütün üyelerini
ñtedarikçilerden satın alınan bütün ürünler ve özellikle fındıkların toplanmasında ve dönüştürülmesinde yerel ve mevcut ILO Sözleşmeleri, Antlaşmalar ve/veya Bildirgelerden (ILO ve BM Sözleşmeleri ve İnsan Hakları Bildirgesi) kaynaklanan gereklilikler dahil tüm diğer ilgili yasalara, düzenlemelere ve kurallara uyulmasını sağlamaya
ñtedarikçilerince hangi somut adımların atıldığını takip etmeye ve bildirmeye, tedarikçilerle birlikte yukarıdaki maddeye uymayı sağlamaya ve tedarik zincirinde yapılması gereken iyileştirmeler için birlikte çalışmaya
ñyukarıdaki madde ile ters düşüldüğünü tartışmasız şekilde ispat eden deliller bulunduğunda ilgili yerel ve ulusal otoriteler ile birlikte hareket ederek sorunu çözmeye     

teşvik etmek ve desteklemek için Sorumlu Satın-alım Kılavuz İlkeleri geliştirmiştir:

—————————————————————————————————————————

Nestle ve Kraft konuyu araştırıyor
Bildiğimiz kadarıyla yalnız Nestle ve Kraft Gıda bölgede kendi araştırmasını yapan şirketler oldu. Kraft Gıda’nın incelemesi Çocuk Emeğini Durdur’un Mart 2011’de yazdığı mektupta da yer alan  saptamalarını doğruluyor. Bu yüzden Kraft Gıda Karadeniz Bölgesindeki fındık hasatına çocuk emeğinin katıldığının farkında. Fakat (şu an için) Kraft Gıda’nın kendi tedarik zincirinde çocuk emeğinin engellenmesi konusunda ne gibi adımlar attığını/atacağını bilmiyoruz. Çocuk Emeğini Durdur Kraft Gıda’yı araştırmasının diğer tarafları da ilgilendirecek sonuçlarını paylaşmaya ve sorunun çözümüne dair pratikte atacağı adımları açıklamaya davet ediyor.

Nestle ise fındık tedarik zincirindeki çalışma koşulları ve çocuk emeğini araştırmak için Adil Emek Derneği (FLA-Fair Labour Association) ile bir işbirliği başlattı. Hasat mevsimi sırasında (Ağustos 2011) FLA bölgede Nestle’nin Tedarikçi Firma Kurallarına (çocuk emeği kullanımı maddesi de dahil olmak üzere), Türkiye yasalarına ve uluslararası normlara ne kadar uyduğunu araştırdı. Direk tedarik yapan firmalar için bir ihlal rapor edilmedi fakat bu durum fındık bahçeleri için geçerli değil. Durumu karmaşıklaştıran şeylerden birisi tedarik zincirinin çok kompleks ve parçalı yapısı; hangi bahçeden toplanan fındığın Nestle için üretim yapan fabrikalara fındık sağladığını takip mümkün değil.          

Bu rapor için rastgele olarak bir çok bahçe ziyaret edildi ve toplam 377 işçi ile görüşüldü. Görüşülen çocuklardan 168’i 16 yaşından küçük. Bunların da yaklaşık yarısı 14 yaşın altındalar. Çocukların çoğunluğu bölgede yaşıyor ve bütün bir yıl okula gidebiliyorlar. Fakat ciddi bir oranda çocuk bölge dışından geliyor ve bu çocuklar mevsimlik çalışma nedeni ile tam bir yıl boyunca okula gidemiyorlar.

Nestle’nin Operasyonlar İdari Başkan Yardımcısı Jose Lopez da fındık sektöründeki durumun kabul edilemez olduğunu onaylıyor. Ayrıca Lopez Nestle’nin hali hazırda konuya yönelik somut bir eylem planı üzerinde çalıştığını açıkladı. Şirketin ele alacağı bir nokta tedarik zincirindeki durumun etkili şekilde denetlenebilmesi için can alıcı olan fındıkların takip edilebilirliği konusu olacak. Nestle bu eylem planını uygulamak için FLA ile birlikte çalışmaya devam edeceğini bildirdi.

Çocuk Emeğini Durdur Nestle’den FLI raporunda yer alan bilgi ve önerileri yayınlamasını talep etti. Rapor sadece Nestle ile değil diğer şirketler ve pay sahipleri için de daha net bir fikir edinmek ve atılacak somut adımları belirlemek açısından önem taşıyor. Nestle raporu ve hazırlanan eylem planını yayınlayacağını ve pay sahiplerini gelişmeler ve sağlanan ilerleme hakkında bilgilendirmeye devam edeceğini bildirdi. FLA kurallarına göre raporun yayınlanması öncesinde işletmelerin bir eylem planı hazırlamak için 60 günleri var. Buna göre raporu ve eylem planının Aralık ayı içerisinde yayınlanmasını bekleyebiliriz.

Hollandalı ve Avrupalı politikacıların tepkileri
19 Ekim 2010’deki EenVandaag yayınından sonra konu Hollanda ve Avrupa politik gündemlerine de girdi. Hollandalı ve Avrupa düzeyinden politikacıların verdiği ilk tepkiler bir gün sonra 20 Ekim 2011’de ikinci bir EenVandaag programında yayınlandı. Hollanda parlamentosunda bulunan 5 siyasi parti tarafından 4 soru seti ortaya atıldı: CU (Hıristiyan Birliği) ve SP (Sosyalist Parti) birlikte ve CDA (Hıristiyan Demokrat Parti), D66 (Demokratlar 66) ve GroenLinks (Yeşil Sol).[6]

Bu sorulara cevaben Dış işleri Bakanı Rosenthal ve Ekonomik İşler, Tarım ve Yenilikten Sorumlu Devlet Bakanı Bleker şirketlerin fındık sektöründe çocuk işçiliği ile mücadele etmesi olanakları için bir perspektif ortaya koydu. Bakan ve Devlet Bakanı “Hollandalı fındık işleyen şirketlerin yumruklarını sıkmaktan acizler” dedi. Ayrıca “şirketler tabi ki çocuk emeği ile mücadele etmek için rasyonel olarak yapmaları beklenebilecek şeyleri yapmalıdırlar, fakat Türkiye’deki mevsimlik göçten kaynaklanan çocuk işçiliği sorununu çözmekte sorumlu tutulamazlar” buyurdular. Hollanda hükümeti “Birincil sorumlu Türkiye hükümetidir” demektedir ve Türkiye hükümetinin çocuk işçiliğine karşı ciddi şekilde mücadele verdiğine inanmaktadır. Hollanda hükümetinin neler yapabileceği konusunda verilen cevap aşağıdaki maddeler halinde özetlenmektedir:

ñHollanda hükümeti çocuk işçiliğine karşı Türk hükümet politikasının yoğunlaşması için AB ısrarı için kuvvetli baskı yapmaktadır.
ñ2011 başında endüstri ile konuyu takip eylemleri üzerine ve Hollandalı şirketlerin ILO veya Türk hükümeti ile ilişkide aracılığa ihtiyaç duyulan spesifik konular -olur ise- için aracılığa ihtiyaç olup olmadığını anlamak için yeni tartışmalar düzenlendi.
ñKonu ikili ilişkiler (politik ve idari) eliyle görüşülecek. Bu özellikle her yıl yapılan sosyal işler bakanları toplantısında Türkiyeli meslektaşlar ile yapılacak.

Verdiği cevapta hükümet ayrıca FNLI’yi üyelerini bu konuda araştırma yapmaya ve etkili önlemler almaya davet etti.

Çocuk Emeğini Durdur ve FNV Bondgenoten Türkiye hükümetinin çocuk işçiliği ile savaşımda birincil rol oynadığı konusunda hem fikirler. Fakat bu yaklaşımda şirketlerin oynayabileceği ve alması gereken rol ve sorumluluk azımsanmıştır. Hollanda ve diğer AB ülkelerince onaylanan yeni OECD ilkelerine göre şirketler gerçektende tedarik zincirlerinde yaşanan çalışma hakkı ihlalleri konusunda mümkün olan her türlü önlemi almak ile yükümlüdürler. Fındık işleyen işletmeler açısından bu sadece başat olarak Hollandalı şirketleri değil, asıl ağırlıklı olarak etkili ve hepsi FNLI üyesi olan çok uluslu şirketleri ilgilendirmektedir. Tek tek ve örgütlü olarak bu şirketlerin pek tabi ki konuyu çözmeye yönelik yapabilecekleri pek çok şey mevcuttur.

8 Nisan 2011’de CU, PvdA (İşçi Partisi), Yeşil Sol, SGP (Yenilenmiş Politika Partisi), Hayvanlar İçin Parti ve SP meclise yeniden fındık ve kakao sektörlerinde çocuk emeği ve düşük ücretler konuları hakkında soru önergeleri vermişlerdir.[7] Bu partilerce yöneltilen FNLI tam üyeleri birleşerek bir yumruk oluşturabilirler mi sorusuna hükümet mükerrer bir cevap olarak bu şirketlerin yapması beklenebilecek şeylerin bir sınırı olduğunu dile getirmiştir. Bu ifade daha da açılarak; FNLI üyeleri tarafından gerçekleştirilen etkinliklerin “tedarik zinciri sorumluluklarının teeyyüdü” olarak değerlendirilmiştir. Söz konusu etkinlikler FNLI tarafından üyelerine yönelik çocuk emeği konusunda bilgilendirme, üyelerini kendi tedarikçilerini sözleşme yaparken geçerli yasa ve kuralları uygulatmaya  teşvik etmek, FNLI’nin üyelerine Türkiye’deki durumu araştırmalarında ısrar etmesi, ve FNLI’nin Türk hükümeti ve kardeş örgütler nezdinde konuyu gündeme getirmeleri gibi “acil ve aktif” çabalar dahildir.        

Cevapta dikkat çeken şey ise, hükümetin FNLI üyelerinin tedarik zincirlerinde şu ana kadar kendiliklerinden gerçekleştirdikleri hiç bir etkinliğe atıf yapmadan, yukarda sayılanları bu şirketlerin sorumluluklarının dışına çıkması olarak görülmesidir.   

Türkiye fındık sektöründe hala çocuk emeği kullanıldığını kesin olarak gözler önüne seren 19 Ekim ve 14 Kasım 2011 tarihli Een Vandaag programlarının ardından PVV (Özgürlük Partisi) hariç bütün partiler meclise sunmak üzere yeni bir dizi soru önergesi hazırladılar.[8] Parlamenterler fındık ve kakao sektörlerinde şirketlerin pratikte yasa ve kurallara yeterince uyup uymadıkların bilmek istediler. Aralık 2010’dan bu yana hangi somut adımların atıldığını sordular. Diğer bir soru “ Nasıl oluyor da aradan bir yıl geçmesine rağmen etkili bir denetleme olmuyor” idi. İzleyen sorular: “Bu fındıkları alan firmaların sorumluluklarını yerine getirmediklerini düşünüyor musunuz?”, “Meclise geliştirilmiş planı sunabilir misiniz?” ve “Yıllık Hollanda-Türkiye sosyal işler ve çalışama görüşmelerindeki sonuç ne oldu?”

Parlamento bu sorularla açıkça hükümet ve ilgili şirketlerin gözle görünür hiç bir eyleme girişmemiş olmalarından ve alınan çok az düzeydeki sonuçtan duyduğu tatminsizliği dile getirdi. Çocuk Emeğini Durdur ve FNV Bondgenoten Ekonomik İşler, Tarım ve Yenilik Bakanlığı yetkilileri ile bir dizi görüşmeler yaptı.

Konu Avrupa düzeyinde de hatırı sayılır bir etki yaptı. AB Milletvekili Emine Bozkurt 26 Ekim 2011’de Avrupa Parlamentosu’na bir soru önergesi verdi ve bu önerge Avrupa Komiseri Füle tarafından 3 Aralık 2010’da yanıtlandı.[9] Füle şunları söyledi:

Komisyon 2011 için planlanan AB-Türkiye Ortaklık Antlaşması alt-komite toplantıları süresince ve Kophenag politik kriterleri üzerine yapılan düzenli toplantılarda Türk yetkililerle, fındık sektörü de dahil olmak üzere, çocuk emeğinin önlenmesi konusunda diyalog peşinde olacak.” Füle ayrıca  doğrudan Bozkurt’a yazdığı bir mektup ile bu konuya dair güçlü bir taahhüt sözü vermiştir. Bu arada Füle Türk hükümetinin yayınladığı ve mevsimlik göçebe işçilerin ihtiyaçlarına ilişkin somut önlemler içeren genelgeye de atıf yapmıştır.

11 Kasım 2011’de Hollanda İşçi Partisi’nden AP Milletvekilleri Emine Bozkurt ve Thijs Berman yeniden şu soruları içeren önergeler vermişlerdir:

ñKomisyon gerçekten de Türk yetkililerle çocuk emeği konusunda diyalog arayışı içine girmiş midir?” “Eğer girmiş ise bu diyalogun sonucunda ne elde edilmiştir?“
 
ñTürk fındıkları ağırlıklı olarak AB’ye ihraç edilmektedir. AB Komisyonu Avrupalı işverenlerin en önemli ILO normlarına uymalarını sağlamak için ne gibi önlemler alma eğilimindedir?”
 
Bu arada  yakınlarda Komiser Füle “çocuk emeği konusunda ölçülebilecek herhangi bir gelişme olmamıştır” ve “çocuk emeğinin durdurulabilmesini garanti edebilecek bir sistem yok demiştir.”

FNV Bondgenoten ve Çocuk Emeğini Durdur’un bulgu toplama ziyareti
Eylül 2011’de bir delegasyon fındık ekiminin yapıldığı e göçmen işçilerin geldiği Karadeniz ve güneydoğu bölgelerine bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaret ile göçmen işçilerin nasıl yaşadıklarını ve çalıştıklarını gözlemlemek ve geçen bir yıl süresince değişen şeyleri saptamak idi. Bu ziyaret hakkındaki raporun tümüne http://www.stopkinderarbeid.nl/Nieuws/Hazelnoten-oogsten-in-Turkijeadresinden ulaşmak mümkündür.

Bazı bulgular:

ñFındık bahçelerinde çocuklar halen çalışıyorlar. Hasata gidildiğinde kampta kalan daha küçük çocukların yapacak fazla bir şey ve gidebilecekleri bir okulları yok. Geçen yıl içinde kamplara bazı oyun alanları yapılmış fakat çocuklar için düzenlenen eğlence, oyun veya etkinlik söz konusu değil.
ñHükümet içme suyu ve kanalizasyon tertibatı ve dinlenme alanları olan daha iyi koşullarda kamplar kurmuş fakat bu kampların bir çoğunda su tesisatı çalışır durumda değil.
ñMevsimlik işçilerin durumunda daha iyi ücret veya sözleşme gibi yapısal bir iyileşme yok.
ñEmek aracıları çok güçlü ve işçileri üzerinden büyük paralar kazanıyorlar. Bu aracılar işçilerin ücretlerini çiftçilerden alıyorlar ve işçilere ödeme yapmadan önce kendi yüzdelerini kesiyorlar.Bu yüzde oranı için herhangi bir resmi sınır veya düzenleme söz konusu değil.
ñBir komite hasat sezonu öncesinde ücretleri belirliyor fakat ödemelerin pratikte denetimi söz konusu değil. Bölgede yerleşik işçiler ortalama sekiz saatlik iş için 45TL alıyorlarken, sözleşmeli Gürcü işçiler için 38TL ve Kürt göçmen işçiler ortalama 29TL bir günlük çalışma için yapılıyor. Çarpıcı olan ise yerli işçiler 8 saat çalışırlarken, Kürt göçmen işçilere hem düşük ücret veriliyor hem de 11 saat çalışmak zorunda bırakılıyorlar. On bir saat alıma, genelde büyüklerden daha az ödeme yapılan çocuklar için de geçerli oluyor. 
ñÇocuk işçiler işverenler için çok daha karlı ve daha üretken. Kısa boyları çalılıklar arasında daha hızlı hareket edebilmelerine ve fındıkları yerden daha hızlı toplamalarına olanak veriyor.
 
İnceleme ziyaretin sonuçları:
1.      Şüphe yok ki diğer mahsullerin yanında fındıkta da yaygın şekilde kullanılıyor. Sonuçlardan bir tanesi okuldan ciddi şekilde devamsızlık. Bu sadece çalışan çocuklar için değil daha küçük olup da kamplarda kalanlar için de geçerli.
2.      Ücretler, ama özellikle Kürt kökenli göçmen işçilere ödenen çok düşük seviyede ve bu durum çocuk işçiliğini devamlı kılıyor. Ücretlerdeki ve çalışma saatlerinde farklı gruplara uygulanan bu aşırı farklı tarifeler, ILO^nun en temel işçi haklarından olan ayrımcılık yapılmaması ilkesini ihlal ediyor.
3.      Türk hükümeti çocuk emeği sorununu kabul ediyor. Fakat hükümetin şu anki tepkisi kamplara bazı tesisler kurulması ile sınırlı. Gerçek bir denetleme veya çocuk emeği ile mücadeleye dönük herhangi bir ize rastlanmadı.
4.      İşçiler ücretlerinin %8-10’unu komisyon olarak alan aracılara büyük oranda bağımlılar. Bu taşeronlar herhangi bir yere kayıtlı değiller ve hükümet tarafından denetlenmiyorlar. Bu durum çocuk emeği kullanımı, düşük ücret, ayrımcılık vb. diğer suiistimallere ortam hazırlıyor.
5.      EĞİTİM-Sen ve Petrol-İş sendikaları dışında yerleşik sendikalar çocuk işçiliği ve göçmen işçilik konularına çok kısıtlı bir ilgi gösteriyorlar. Bunların dışında konuyla ilgilenen eğer varsa kurumlar da görünür değil.
 
Sonuç
Mehmet Ülger’in belgesel görüntüleri ve Türkiye fındık sektöründeki çalışma koşullarına dair diğer materyaller Ekim 2010 tarihinde Çocuk Emeğini Durdur ve FNV Bondgenoten’i harekete geçirdi ve konu bir çok büyük şirket, Hollandalı ve Avrupa düzeyindeki politikacının gündemine sokulmuş oldu. FNV Bondgenoten ve Hollanda Genel EĞİTİM Federasyonu (AOB) durum hakkında daha net bir fikir edinebilmek ve konunun Hollanda’da ve Avrupa düzeyinde ele alınışını paylaşmak için Türkiye’deki sendikal ortakları ile temasa geçtiler.
Bir yıldan biraz fazla süre sonra görüyoruz ki konu iş çevrelerinden, Hollandalı ve Avrupalı politikacılardan yoğun bir ilgi görmektedir. Bir çok büyük şirket henüz bir adım atmamışlardır fakat Nestle ve Kraft gibi kimi dev şirketlerin bir ilk adım olarak konuyu kendileri yerinde araştırmaya girişmeleri cesaret vericidir. 
Hollanda’da parlamentonun büyük bir çoğunluğu konu hakkında aktif olmuşlardır. Geçen yıl içinde bir seri soru önergesi bir birini takip eden üç girişim ile meclise sunulmuştur. En son olarak sorular neredeyse bütün parlamento tarafından hükümete yöneltilmiştir. Meclis üyeleri şirketlerin tedarik zincirlerinin bütününe karşı sorumlu tutulmalarını ve bir somut iyileştirme planı ortaya koyup uygulamalarını istemektedir.     
Avrupa düzeyinde S&D (Sosyalist ve Demokratlar İlerici Güç birliği) / İşçi Partisi sorunun AB genişlemesi sürecinde Türkiye ile yapılan görüşmeler açısından çok önemli olduğunu açıkça dile getiren Avrupa Komiseri Füle’ye iki kere soru önergeleri verdiler. Füle Kasım 2011’de çocuk emeği sorununu çözümü ile ilgili bir ilerleme olmamasından yakınmıştı.
FNV Bondgenoten ve Çocuk Emeğini Durdur Eylül 2011 araştırma ziyaretinin genel sonucu   geçen bir yıl içerisinde Türkiye’de değişiklikler gözlendiğidir. Avrupa’dan fındık sektöründeki duruma olan ilgi Türk tarafındaki pay sahiplerinin problemler hakkında daha duyarlı olmalarını sağlamıştır. Türkiye hükümeti sorunu kabullenmiştir ve mevsimlik işçilerin konakladığı kamplardaki koşulları düzeltmek üzere bir dizi tedbir almıştır. Fakat Türkiye hükümetinin verdiği etkin kontrol verdiği sözüne rağmen, yasaların ve açıklanan tedbirlerin pratikte bir uygulaması gerekleşmemiştir. Özetle çocuklar hala fındık tarlalarında çalışmaktadırlar ve sorunu ortadan kaldıracak yapısal çözümler henüz görüş alanına girmiş değildir. İlk yılda alınan sonuçlar kesinlikle cesaret vericidir fakat çocuk işçiliği ve mevsimlik işçiliğe hakim olan kötü çalışma koşulları sorununun temellerine odaklanan derinlikli bir yaklaşımın yerleştirilmesi önemlidir.


[1] http://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/@dgreports/@dcomm/documents/publication/wcms_126752.pdf
[2] http://www.ilo.org/public/english/region/eurpro/ankara/areas/childlabourinturkiyepdf/clreviewturkishexperience.pdf
[3] http://www.ialsnet.org/meetings/labour/papers/Tuncay-Turkey.pdf
[4] Ditto
[5] http://www.caobisco.com/article.asp?artID=75
[6] http://www.indianet.nl/pdf/vr101214.pdf
[7] See: http://www.indianet.nl/pdf/kv110426.pdf
[8] See: http://www.indianet.nl/pdf/kv111114.pdf
[9] See: http://www.europarl.europa.eu/sides/getDoc.do?pubRef=-//EP//TEXT WQ P-2010-
9177 0 DOC XML V0//NL&language=NL
DİĞER HABERLER
NİSANDA 249 DÖRT AYDA 735 İŞÇİ ÖLDÜ
NİSANDA 249 DÖRT AYDA 735 İŞÇİ ÖLDÜ

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi nisan ayında en az 249, yılın ilk dört ayında en az 735 işçinin çalışırken hayatını kaybettiğini tespit etti. Ölümlerde Kovid-19, ezilme/göçük, trafik/servis kazası, yüksekten düşme, boğulma, patlama/yanma ve intihar nedenleri öne çıktı.

ENFLASYONUN KARABORSASI OLUR MU?
ENFLASYONUN KARABORSASI OLUR MU?

Türkiye’de öteden beri tartışıla gelen bir mesele var: resmi enflasyon, gerçek enflasyon, halkın enflasyonu. Nedense bizim vatandaşımız resmi istatistik kurumunun açıkladığı enflasyona bir türlü inanmaz.

BUĞDAYDA REKOLTE BEKLENTİSİ 17.5 MİLYON TON
BUĞDAYDA REKOLTE BEKLENTİSİ 17.5 MİLYON TON

Yaklaşan buğday hasadı dönemi dolayısıyla Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Genel Başkanı Fehmi Kiraz, değerlendirmelerde bulundu.

YÜZDE 60’A GÖRE İŞSİZLİK VE EKONOMİ EN ÖNEMLİ SORUN
YÜZDE 60’A GÖRE İŞSİZLİK VE EKONOMİ EN ÖNEMLİ SORUN

Salgının Türkiye’de kontrolden çıkması ve yöntemi eleştirilen kapanma politikaları; vatandaşın ekonomik yükünü taşınamaz noktaya getirirken, ekonomik kriz ve işsizlik, salgını toplumun gündeminden çıkarmış durumda.