Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
08 Mayıs 2013
TEKGIDA-İŞ’TEN SALİM USLU’YA YALAN TEPKİSİ

4 Mayıs 2013 tarihli Vatan Gazetesi’nde Deniz Güçer imzasıyla yayımlanan Salim Uslu ile yapılan röportajda; Salim Uslu’nun TEKGIDA-İŞ’ i ve Genel Başkanı Mustafa Türkel’ i hedef alan yalan ve çirkin beyanlarına karşı bir açıklama yapmak mecburiyeti doğmuştur.

TEKGIDA-İŞ’TEN SALİM USLU’YA YALAN TEPKİSİ
Sayın, Genel Başkan
 
4 Mayıs 2013 tarihli Vatan Gazetesi’nde Deniz Güçer imzasıyla yayımlanan Salim Uslu ile yapılan röportajda; Salim Uslu’nun TEKGIDA-İŞ’i ve Genel Başkanı Mustafa Türkel’i hedef alan yalan ve çirkin beyanlarına karşı bir açıklama yapmak mecburiyeti doğmuştur. 
 
Kamuoyunun gerçekleri bilmesi, daha doğrusu yeniden hatırlanması ve hafızalarda doğru bir şekilde yer almasını temin açısından Tekgıda-İş Sendikası ve Genel Başkan Mustafa Türkel tarafından aşağıdaki açıklama yapılmıştır. 
 
Lütfen ilgilerinizi bekleriz…
 
“TEKGIDA-İŞ Sendikası bu yıl 61. yılını kutlayan ve gıda sektörünün en büyük sendikası olarak Türkiye’de işçi sınıfı tarihiyle özdeş bir kuruluştur. TÜRK-İŞ’in kuruluşuna önderlik ettiği gibi, büyük işçi önderlerini de (Seyfi Demirsoy, Halil Tunç, İbrahim Denizcier gibi) bağrından çıkarmış bir kuruluştur. 
 
Şunu ifade etmek gerekir ki, kurumsal yapılarda zaman zaman yönetici zaafiyeti nedeniyle bir takım istenmeyen, olumsuz, yolsuzluk gibi olaylar yaşanabilmektedir. Ancak kabul edileceği gibi bu olaylar, faillerinin şahsi cezai sorumluluğunu gerektirse de, tüm bir kurumsal kimliği kirletemez, geçmişiyle birlikte yok edemez, kurumu etiket ve zan altına alamaz. Bu, büyük bir haksızlık ve yanlışlık olur.
 
Nitekim bu ülkede pek çok özel ya da kamu kurumunda benzeri yönetici olayları yaşanmış, hatta yolsuzluk nedeniyle Bakanlar, genel müdürler bile yargılanıp mahkum olmuştur. Ama kimsenin aklına o bakanlık, belediye, şirket ya da vs.yi “kirli” diye yaftalamak, tasfiye etmek gelmemiştir. Bunu yapmaya kalktığınızda, karşınıza yargı ve yasalar çıkar, yapan için de ciddi bir ahlaki ve kişilik zaafiyetini işaret eder.
 
Salim Uslu’nun, TEKGIDA-İŞ’in geçmişte yaşadığı bir takım sorunlar nedeniyle ısıtıp tekrar gündeme getirdiği olaylara gelince:
 
Her şeyden önce söylenenleri neresinden düzeltmek gerektiği konusunda gerçekten tereddüt yaşanmıştır. Bu şahsın, geçmişte Mustafa Türkel ile ne tür polemikler içine girdiği, hepsinden de haksız olduğu için yenik çıktığı gazete arşivlerinden rahatlıkla takip edilebilir. Anlaşılan hala bu malum kişi kuyruk acısı taşımaktadır ve ilgisi olmasa bile 2013 1 Mayıs’ında yaşanlar meselesine bir şekilde eski kinini alet etmektedir. Eh ne de olsa “kini yaşatan” bir kültürden gelmektedir ve yaptığını çok da garipsememek gerekir. Ama söylenenler yalan ve iftira olunca o zaman da haddini bildirmek bir zorunluluk haline gelir. İddiaların gerçeği şudur:
 
1-Salim Uslu’nun iddia ettiği gibi o yolsuzluk olayı yaşandığında (2005 yılı) Mustafa TÜRKEL, genel başkan değil, genel sekreterdir. Yolsuzluğun faili de dönemin Genel Başkanı Korkut Güler’dir. Yani iddia edildiği gibi genel mali sekreter değildir. Ya da başka deyişle Mustafa TÜRKEL’in denetimi altında değildir.
 
2-Olay zaten TEKGIDA-İŞ’in kendisi tarafından iç denetim mekanizması işletilerek ortaya çıkarılmıştır. İç denetim mekanizmasının işletmek için harekete geçen, yolsuzluğu tespit ederek meseleyi denetim organlarına aktaran da Mustafa TÜRKEL olmuştur. (Yani röportajda yaratılmaya çalışılan algının tam tersine, Mustafa TÜRKEL olayın açığa çıkaran kişidir)
 
 
3-TEKGIDA-İŞ meselenin ortaya çıkmasıyla birlikte üyeleri ve tüm yönetsel yapıları ile son derece ahlaklı ve doğru bir tutum izlemiş, Türkiye’deki pek çok kurumsal yapının aksine “kol kırılır yen içinde kalır” mantığıyla hareket edip, üstünü örtmek yerine olağanüstü genel kurulunu toplamış ve sorumlularının yargılanması yönünde karar alıp uygulamaya koymuştur.
 
4- Mustafa TÜRKEL, dönemin tüm yöneticileri ile birlikte kendisi için de yargılanması yönünde başvuru yapmıştır. Yargılama da devam etmektedir. Ama, TEKGIDA-İŞ o genel kurulla çok daha önemli ve farklı bir şey daha yapmıştır. Türkiye tarihinde ilk kez bir işçi sendikası, hesaplarını bağımsız mali müşavir denetimine açmış, iç denetimlerini bu yolla yapmış, o olaydan sonra yani yaklaşık 8 yıldır tüm hesaplarını, bilançolarını kurumsal web sitesinde periyodik olarak yayımlamaya başlamıştır. Üyeler dahil, dünya üzerindeki herkes bu hesapları açıklıkla görebilir hale gelmiştir. Bu, TEKGIDA-İŞ’in kurumsal kimlik ve onuruna verdiği değer ve önemi gösterir. Senelerce başkanlığını yaptığı Öz Gıda-İş ve Hak-İş bu noktada nerede durmaktadır, Salim Uslu önce bunun cevabını vermek zorundadır. Gerçek şu ki bu Türkiye tarihinde bir ilktir, yakın zamana kadar başka örneği de yoktur. Sendikal mevzuatımıza bu denetim usulu o da sendikamızın ısrarlı talepleriyle 7 Kasım 2012’de girebilmiştir. Salim Uslu’nun utanmadan kirletmeye çalıştığı kurum böyle bir kurumdur.
 
5- Korkut Güler o yıldan bu yana gerçekten yakalanamamıştır. Hakkında yakalama kararı olan bir kişinin nasıl olup da bunca zaman firari kalabildiğinin hesabını da her halde TEKGIDA-İŞ verecek değildir. Salim Uslu’nun uzun yıllar süren yandaşlık hizmetinin mükafatı olarak kapağı attığı ve halen milletvekilliğini yaptığı AKP iktidarının 11 yıldır mutlak bir siyasi iktidara sahip olduğu düşünülürse; Salim Uslu dönüp de kendi partisinin icraatına bakmalı, bu kadar süre içinde nasıl olup da bir yolsuzluk zanlısının firari kalabildiğinin hesabını sorup, TEKGIDA-İŞ camiasına ve kamuoyuna da hesap vermelidir. Sonuçta bu işin gerçek mağduru TEKGIDA-İŞ camiasıdır. Hem maddi hem manevi bir kayba uğramıştır ve de sorumlusunun bir an önce cezalandırılmasını beklemektedir. 
 
6- TEKEL eylemleri üzerine bu ülkede söz etmeye hakkı olmayan tek insan her halde Salim Uslu’nun kendisidir. Türkiye emek tarihine, en şanlı işçi direnişi olarak kaydolan bu eylemlerde nasıl eylem kırıcılığı yaptığını, bir işçi mücadelesini küçültmek, aşağılamak ve başarısız kılmak için nasıl uğraştığını sadece biz değil tüm işçi sınıfı gayet iyi bilmektedir. Dönemin gazete manşetleri, yorumları bunu çok iyi yansıtır ve Salim Uslu’nun bir parça utanması var ise şayet, bu günleri hatırlatmak yerine, hafızalardan silinmesi için dua etmesi daha yerinde bir davranış olacaktır. Ayrıca, eylemlerin başarıya ulaşmasına ramak kala, kendilerine işçi lideri diyen bir takım kimselerin nasıl siyasi iradeye müdahale ettiği, eylemin sonuçsuz kalması için çaba sarfettiği de tarafımızca çok iyi bilinmektedir. On bin işçinin burnu bile kanamadan 78 gün sürdürülen bir mücadelenin önderine yönelik bazı hareketlere gelince, her kitlesel eylemde olduğu gibi, mücadeleyi saptırmaya çalışan küçük provakatör gruplar burada da ortaya çıkmıştır. Ancak, ne eyleme gölge düşürebilmiş ne de bir kıymeti harbiyesi olmuştur bu tür davranışların. Benzer tepkilere alüminyum işçilerinin gösterisinde bizzat muhatap olmuş Salim Uslu’nun da aslında bunu çok iyi biliyor olması gerekir.
 
7- Geçmişte TEKGIDA-İŞ’in ÇAYSAN’la bir ortaklığı olmuştur. Bu şirket, ÇAYKUR, Rize Özel İdaresi ve çay üreticileri ile birlikte kurulmuştur. Amaç da ÇAYKUR’un özel sektörden temin edemediği kutu ihtiyacını karşılamaktır. Bu ortaklık kanun dışı değil, kamu kuruluşları ile 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun izin verdiği hükümler dairesinde kurulmuş bir ortaklıktır. Tamamen yasaldır. Ortada suç varmış gibi kamuoyunu yanıltıcı beyan vermek olsa olsa bir ahlak ve kişilik zaafiyetinin göstergesidir. Zaten bu ortaklık şu anda tasfiye edilmiş durumdadır ve TEKGIDA-İŞ Rize bölgesine istihdam olanağı yaratacağı düşüncesiyle giriştiği bu ortaklıktan hisselerini ÇAYKUR’a devrederek çekilmiştir. Bölgeye fazladan istihdam yaratan bir yatırıma ön ayak olmaktan da utanç duyulacak değildir elbette.
 
8- Salim Uslu, işçi hakkı, yasallık, meşruiyet, ahlak konusunda TEKGIDA-İŞ ve Mustafa TÜRKEL’e ders vermeye cüret bile edemez. Gerek Öz Gıda-İş, gerekse Hak-İş Başkanlığı sırasındaki icraatı, Orman işçilerini sonradan Noter masrafını ödeyeceğiz diye baskıyla sendikalarından istifa ettirerek yandaş sendikaya üye olmaya zorlayıp, sonradan da masraflarını ödemekten kaçmaları, kısaca gariban işçiyi bile dolandırmaları; ÇAYKUR’un özelleştirilmesine engel olduğumuz için TEKGIDA-İŞ üyelerini zorla istifa ettirmeye çalışmaları, başaramayınca da bu kez 4 sene mahkemelerde haksız yere süründürmeleri; işçilerin kıdem tazminatı başta olmak üzere yasal kazanımlarını korumak için verdiği mücadelede hep işçi yerine iktidardan yana tavır koymaları ve bunun gibi çoğaltılacak pek çok örnek. Salim Uslu gibiler işçi sınıfı tarihine yüz karası olarak geçecek icraatı nedeniyle gelecek kuşak emekçiler tarafından ancak nefretle anılacaklardır.
 
9- Gelelim son 1 Mayıs’ta yaşananlara. Salim Uslu ve benzerleri, işçi sınıfının tarihsel olarak geliştirdiği dayanışma, emek ve hak mücadelesi kavramlarıyla uzak yakın bir ilişki kuramadıkları, kültürleri icabı sadece emir komuta zincirine alışık oldukları ve demokrasiyi de zamanı gelince inilecek “tren katarı” sandıkları için, AKP ileri gelenleri ile emniyet güçlerinin yaklaşımından farklı bir tavır ortaya koyamayacaktır doğal olarak.  
 
1 Mayıs işçinin emek, hak ve özgürlüklerinin sembolik bir bayramıdır. Bu bayram ideolojik olarak işçi sınıfı hak ve özgürlüklerine karşı duran sermaye kesimine karşı kazanılmış tüm hakları sembolize etmektedir. Sadece bu ülkenin değil, tüm dünya emekçilerinin ortak kazanımıdır. Dolayısıyla bu bayram için yapılan Taksim talebini “idelolojik” diye aklınca “karalamaya” çalışan Salim Uslu gibiler farkında bile olmadan olması gereken bir doğruya işaret etmektedir. 
 
Elbette Taksim talebi ideolojiktir. Hem de olması gerektiği gibi ideolojiktir. Karşı çıkan zihniyet karşı çıkmakla ne kadar idelolojik bir yaklaşım ortaya koyuyorsa, bu sembolik değere sahip çıkanlar da aynı mantıkla olaya yaklaşmaktadır. İşçiler bu talepleriyle kötü, yanlış, haksız ve eleştirilebilir bir şey yapmamaktadır. Aksini iddia eden, sermaye idelolojisinin savunucusudur. Bunu savunmakla da aslında, ideolojik davranışın en alasını sergilemektedir. Burada gayrı tabii olan hiçbir şey yoktur.
 
Ahlaksız olansa, işçinin içinden geldiğini iddia eden ve hala işçi kesimi adına söz edebilme cesaretini gösteren kişinin, Taksim talebinin arkasında durmak yerine, sermaye sözcüsü gibi konuşabilmesidir. Sadece bu sözleri bile Salim Uslu ve benzerlerini, işçi sınıfı tarihinin lanetlileri sayfasına koymaya yetecektir.
 
Tabii işçi sınıfına has bu değerleri, Salim Uslu gibi hayatında bir gün bile işçilik yapmadığı halde, “gecekondu” misali bir işçi sendikasının ve konfederasyonunun başkanlığına getirilen birinin anlaması mümkün değildir. Doğal olarak, çocukluktan itibaren ömrü işçilikle geçmiş Mustafa TÜRKEL’in sadece işçiye ve sınıfına hizmet aşkı ile mücadele ortaya koymasını, bu amaçla da kimseye biat etmeden bağımsız kimliğini korumaya özen göstermesini, bağımsızlığın verdiği özgürlükle işçi hakları için korkmadan, çekinmeden önderlik edip, kavga vermesini kavramayacaktır. Ama edepsizliğin de alemi yoktur.
 
1 Mayıs’ta yaşanan insafsız, haksız ve vicdansız şiddetin üzerinden daha bir hafta bile geçmemişken, Salim Uslu tarafından sergilenen bu pervasızlığa sessiz ve tepkisiz kalmak mümkün olmamıştır. Üstelik, evrakta sahtekarlık vs. gibi nedenlerle ceza davaları halen devam eden birinin adımızı yalan, iftira ve gerçek dışı beyanlarına konu ederek kullanmasna doğal olarak kayıtsız kalmamız mümkün değildir.
 
 
                                                                                                               Saygılarımla.
                                                                                                           Mustafa TÜRKEL
                                                                                                     TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
                                                                                                          GENEL BAŞKANI

 

DİĞER HABERLER
SİGARADA MUTLU SON
SİGARADA MUTLU SON

Sendikamızla British American Tobacco (BAT) arasında sürdürülen Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmeleri anlaşma ile sonuçlandı.

ÖZSOY UNLU MAMÜLLER’DE TİS GÖRÜŞMELERİ BAŞLADI
ÖZSOY UNLU MAMÜLLER’DE TİS GÖRÜŞMELERİ BAŞLADI

Özsoy Unlu Mamüller Gıda (Bolca Mantı) işyerinde yeni dönem toplu iş sözleşmesi görüşmeleri, Tekirdağ’da yapılan toplantıyla başladı.

TÜFE’DE 2023’ÜN MADDE SEPETİ VE AĞIRLIKLAR NASIL DEĞİŞECEK?
TÜFE’DE 2023’ÜN MADDE SEPETİ VE AĞIRLIKLAR NASIL DEĞİŞECEK?

TÜİK yarın ocak ayı TÜFE oranıyla birlikte 2023’ün madde ağırlıklarını da açıklayacak. Elektrik, doğalgaz ve akaryakıtın ağırlığı artacak. Buna karşılık otomobil, kira, ekmek gibi kalemlerin ağırlığı düşecek.

SIRMA GRUP’TA TİS GÖRÜŞMELERİ BAŞLADI
SIRMA GRUP’TA TİS GÖRÜŞMELERİ BAŞLADI

Sırma Grup işletmesinde yeni dönem toplu iş sözleşmesi görüşmeleri, İstanbul’da yapılan toplantıyla başladı.