Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
10 Mart 2010
TEKEL’DEN ÖĞRENECEKLERİ ÇOK

Noam Chomsky, Türkiye bir sürü konuda Ortadoğu´ya örnek olabilir. Bölgeye sunabileceği, önerebileceği çok şey var. TEKEL mücadelesi gibi bir direnişi Mısır gibi bir ülkede düşünebiliyor musunuz? dedi.

TEKEL’DEN ÖĞRENECEKLERİ ÇOK

BİRGÜN’e konuşan Noam Chomsky, "Türkiye bir sürü konuda Ortadoğu’ya örnek olabilir. Bölgeye sunabileceği, önerebileceği çok şey var. TEKEL mücadelesi gibi bir direnişi Mısır gibi bir ülkede düşünebiliyor musunuz?" dedi.

Avrupa ve ABD’nin Türkiye’den öğrenecekleri çok şey var Güneydoğu’da bizi takip etmişlerdi

ABD’LI SİYASET UZMANI VE DİLBİLİMCİ NOAM CHOMSKY: Avrupa ve ABD’nin Türkiye’den demokrasi, dürüstlük ve entelektüel onur adına öğrenecekleri çok şey var. Aydın kesimin Türkiye’deki direncine dünyada bir başka örnek düşünemiyorum . . . .

Noam Chomsky ile Türkiye-ABD ilişkileri, Ergenekon, TEKEL ve DTP hakkında Boston’da konuştuk. Profesör Noam Chomsky seminerlerde ve söyleşilerde tanıtılırken Neıv York Times tarajindan kendisine atfedilmiş olan "…belki de dünyanın en etkili aydın lideri" tanımı kullanılır. Chomsky bu tanımı hep aülerek düzeltir; zira iltifat sanılan kısım cümlenin yansıdır ve cümlenin ikinci yarısı "….peki neden Amerika hakkında bu kadar kötü şeyler yazıyor?" şeklinde devam eder.

ABD eşraJî ile pek hoşlaşmaz. Boston’daki M.I.T. ofisinin kapısı açıldığında karşımda yüzü aşkın kitabın yazarı, hakkında belgeseller yapılmış, dünyanın en çok tanınan düşünürlerinden 82 yaşındaki dev Chomsky, tevazusu ile heyecanımı dindiriyor, bahsettiği tüm insani değerleri birebir uygulamışına, törpülenmiş bir ego ile sorularımı sabırla yanıtlıyor.

Türkiye ile gayet haşır neşir olduğunu bildiğimden sorulara verdiği detaylı yanıtlar şaşırtmıyor, ancak bakış açısının kapsamı bildiğimiz veya bildiğimizi sandığımız konulara derinlik kazandırıyor. Memleket ahvalini eğrisi ile doğrusu ile ondan dinlerken büyüdüğüm coğrafya ile sanki yeniden tanışıyorum. »Türkiye şu sıralar Ergenekon davasından TEKEL işçileri ve destekçilerinin protestolarına kadar ilginç evrelerden geçiyor.

Din bazlı muhafazakâr iktidar parti Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde ilk kez ‘dokunulmaz’ bir orduyu darbe girişimleri konusunda sorgulayabiliyor. Sizinle darbe konusunu ele almak istiyorum. Hükümetin din bazlı olduğu kesin ama muhafazakâr olarak tanımlanmalarını ilginç buluyorum. Zira laik hükümetlerden daha yenilikçi oldukları bir gerçek.

12 Eylül 1980 darbesi bir ‘demokrat’ tarafından, Jimmy Carter ABD başkam iken desteklenmişti… Evet, bu doğru. »Söz konusu darbenin ve bu dönemde oluşturulan anayasanın reformu için Avrupa Birliği’nin yönlendirdiği bir süreçten geçiyoruz ve Cumhuriyet tarihi darbelerinin olumsuz etkileri hâlâ gündemimizde. Sizce ABD ve Türkiye ilişkilerinin evrimi çerçevesinde Obama yönetimi yeni bir darbe girişimini destekler mi? En son 2003 yılında ABD yönetimi bir darbe istemişti zaten. Hatırlarsanız Paul Wolfowitz Türk ordusu yöneticilerini darbe yapmadıkları için epey azarlamıştı. Türkiye herkesi şaşırtarak halkın yüzde 95’inin iradesi ve isteği doğrultusunda Irak savaşına ‘hayır’ dedi ve ABD’nin yanında yer almadı.

ABD’de bu hareket bir hakaret olarak algılandı. ABD’nin demokrasiye olan nefreti o kadar uç noktalarda ki (Türkiye’nin bu seçiminin nedeni) fark edilmedi bile. Wolfowitz’i örnek vereyim, New York Times ve Washington Post gibi gazeteler onu ‘İdealist Şef olarak nitelemişti, hatta bu kadar demokrasiye ‘âşık ve adanmış’ birinin kendini biraz tutması gerektiği bile ima edilmişti. Wolfowitz ve Collin Povvell demokrasiye olan ‘tutkularını’ 2003 yılında Türk ordusunun kulağını çekerek ifade ettiler, hatta VVolfowitz darbe yapmadıkları için Türk ordusunun ABD’den özür dilemesini bile ‘rica’ etti. Çok net bir şekilde Türkiye’nin görevinin ABD’ye yardım etmek olduğunu hatırlattı ve halkın seçiminin pek birşey ifade etmediğinin altını çizdi.

Unutmayın, kendisi aynı zamanda demokrasi aşığı ‘İdealist Şef! ABD popüler basın/medyasında bu davranışı eleştiren bir yazı bulamazsınız. Neden? Çünkü bu davranış, bu tepki gayet ‘normal’ ve sistematik. Bir başka ilginç nokta, bu gelişmelerin ortamını hazırlayanlardan Donald Rumsfeld ve ürettiği Eski Avrupa/Yeni Avrupa tanımı. Bu tanıma göre Eski Avrupa halkın çoğunluğunun iradesini savunan/uygulayan hükümetler, Yeni Avrupa ise İtalya’da Berlusconi-İspanya’da Aznar gibi liderlerden oluşuyor.

Hatta ABD demokrasiye olan sevgisini Berlusconi’yi de Beyaz Saray’a davet ederek İtalyan halkının yüzde 8o’ninin onaylamadığı bir süreci göz ardı ederek gösterdi. »Şu meşhur ‘gönüllülerin kolalisyonu’ (Coalition of the vvilling)… Evet, bu ‘gönüllüler’den Aznar ABD’de o kadar seviliyordu ki Bush ve Blair onu davet edip savaş ilanını beraber yaptılar.

Aznar bu dönemde İspanyol halkının yüzde 2’sinin desteğini almıştı. Geleceğin örnek demokratik lideri! Elbette bütün bunlar gayet sistematik ve popüler basın yayın/medya bunları size anlattığım biçimde yayımlamaz, ABD ve İngiltere’nin demokrasiye olan nefreti o kadar yer etmiştir ki bu gerçekler görülemez hale gelmiştir. Bir başka örnek; New York Times Türkiye muhabirinin (Stephen Kinzer) 90’h yıllarda Türkiye’ye akan silah desteğini tamamen yok saymasıdır. 1984’te başlayan ve Clinton hükümeti döneminde zirve yapan bir silah akımından bahsediyoruz. Türkiye, Clinton döneminde ABD’nin desteklediği (İsrail hariç) en büyük silah alıcısı konumuna geldi. Bu silahların kullanımının sayısız vahşetin yaşandığı 3500 köy ve kasabanın tahribi, onbinlerce kişinin katledilmesi ve milyonlarca kişinin göçü ile sonuçlanması şaşırtıcı değil.

Clinton silah gönderdikçe vahşet arttı. Unutmayın, Clinton’un bu dönemde Türkiye’ye gönderdiği silah adedi tüm soğuk savaş döneminde yapılan silah yardımından daha fazladır. Kinzer bu konuda herhangi bir bildiride bulunmamıştır. Elbette İstanbul’da yaşayıp milyonlarca kişinin göçünü fark etmemek imkânsızdır, ABD ve genel medya bu kadar acımasız bir dönemden herhangi bir rahatsızlık duymamıştır. »ABD yine aynı dönemde Balkanlar’da bir kahraman olarak algılanılıyordu. Kesinlikle.

Hatta 1997’de popüler basın yayın kuruluşları Clinton’ın dış politikasının en saygın dönemini yaşadığını büyük bir onur, gurur ve rehavet ile bildiriyordu. Sırbistan’da yaşananlar NATO bombardımanından evvel elbette olumlu değildi ancak uluslararası standartlara göre fark edilemez seviyedeydi. Bombardımandan evvel toplam 2000 kişinin öldüğünü biliyoruz ancak asıl katliamın NATO bombardımanından sonra zirve yaptığı batı basınında yer almıyor.

Orada yaşanan trajediyi asıl bu bombardıman alevlendirmiştir. Sırbistan Batıda hazımsızlık yaratırken NATO sınırları dahilindeki vahşet ABD, Almanya, Fransa gibi ülkeler tarafından desteklenmiştir. Bu ikiyüzlülük o kadar uç noktalardadır ki, bahsettiğinizde Batıda hırçın bir tepki ile karşılaşırsınız. Sırbistan’da yaşananlar elbette kötüdür ancak büyük güçlerin desteklediği felaketler çok daha kötüdür. Büyük medyada bunları yazamaz, konuşamazsınız.

Dolayısı ile ABD hükümetinin başında hangi parti olursa olsun bu düzenin, zihniyetin değişmeyeceğini söylüyorsunuz. Clinton’dan daha liberal birini düşünebiliyor musunuz? Obama’ya bakınız. Mısır’daki meşhur konuşmasında İslam alemini ne kadar sevdiğini ifade etmiş ve hep beraber barış türküleri söylemek istemişti. Basın toplantısında baskıcı Mısır hükümeti hakkındaki düşünceleri soruldu -bu arada bu hükümete ‘baskıcı’ demek iltifat olur, en zalim yönetimlerden biri olan Mübarek hükümeti halkının yüzde 99’una oy hakkı vermezken herhangi bir itiraza işkence ile yanıt verir- Obama’nın bu soruya cevabı: "Ben ‘baskıcı’ gibi ifadeler ile kimseyi tanımlamayı sevmem." Mübarek’i düzeni koruyan bir güç olarak görüyor ve arkadaşlığını sürdürüyor.

Ortadoğu’da yaşayan ve İran’ın insan haklan suçlarından bahseden bir ABD’ye kahkahalarla gülmeyen birini düşünebiliyor musunuz? Mesela Türkiye’de yaşayan vatandaşların bunları görmemesi mümkün mü? Fakat batı ezberini bozmuyor, bunlar sorgulanmıyor. »Beni şaşırtan da bu oldu. Bahsettiğimiz konular hakkında Batıda çok kısıtlı bilgi var. Doğrudur. Beni Türkiye ziyareüerimde etkileyen ve dünyanın hiçbir yerinde örneğini pek görmediğim unsurlar var; aydın, yazar, sanatçı, akademisyen, yayımcıların iktidar/güç odaklarına olan itirazları, protestoları ve sivil direnişleri örnek olacak düzeyde, hiçbir yerde böyle birşey görmedim.

Bazen Avrupa seyahaderimde Avrupa’lılar Türklerin AB’ye girecek medeniyet seviyesinde olmadıklarını söylüyorlar; bence Avrupa ve ABD’nin Türkiye’den demokrasi, dürüstlük ve entelektüel onur adına öğrenecekleri çok şey var. Bunu Avrupa’da birine söylemeye kalkın, size ay’dan inmiş bir yaratık gibi bakar. Bu gerçek tüm şeffaflığı ile ortadadır. Aydın kesimin Türkiye’deki direncine dünyada bir başka örnek düşünemiyorum.

Sizce TEKEL işçileri ve destekçilerinin mücadeleleri Ortadoğu’da demokrasi adına bir sivil direniş örneği olabilir mi? Elbette, Türkiye bir sürü konuda Ortadoğu’ya örnek olabilir. Bölgeye sunabileceği, önerebileceği çok şey var. TEKEL mücadelesi gibi bir direnişi Mısır gibi bir ülkede düşünebiliyor musunuz? Mübarek hakkında herhangi bir aydın ılımlı bir eleştiride bulunsa hapsi boylar.

Suudi Arabistan’da da tabii… S. Arabistan dünya rejimlerinin en vicdansız, en zalim, köktendinci örneklerinden biri. Petrol kaynakları onları ABD’nin sıkı dostu yapar ve eleştirilmez. Chomsky (sağda) TEKEL direnişinin Mısır gibi bir ülkede gerçekleşmesinin imkânsız olduğunu düşünüyor. »Kürt kökenli vatandaşların temsiline değinecek olursak, sizce DTP’nin kapatılması sonrasında hâlâ bir gelişme söz konusu mu? 2002 yılında Güneydoğu’ya iki ziyaretim oldu. Farklı aralıklardaki ziyaretlerimde bile önemli gelişmeler tespit ettim.

Ziyaretlerimden birinin nedeni kitaplarımı yayınlayan kişinin davası idi, bu davada yayımcımın yanında yer alacağımı öğrendiklerinde yetkililer kötü reklam olur diye davayı düşürdüler. Ancak tespitlerimde gözden kaçmayacak gelişmeler de vardı. Mesela oradaki avukatım ikinci ziyaretimde bölge valisi olmuştu. Gittiğimiz her yerde takip edilsek de, halkın ifadeleri konuşmalarımda bile etkili idi mesela konuşma sonrasında bir Kürtçe-İngilizce sözlük hediye etmişlerdi bana- bu o dönemde, belki hâlâ, cesur bir davranıştı.

Güvenlik görevlileri sıkıca takipteydi. Hatta arkadaşlarım ve bazı insan hakları gönüllüleri vatandaşlarla konuşurken dikkatli olmamı, biz gittikten sonra onların hayatlarının ‘zorlaştırılabileceğini’ söylüyorlardı. O tarihten bu yana gelişmeler bazen geriliyor, bazen adım adım ilerliyor. Böyle bir mücadele ABD’de Afrika kökenli Amerika’lılar için dört asır sürdü, sürüyor. Demokrasi adına kestirme bir yol olmadığı gibi özellikle Amerika’da bu mücadelenin evrelerinin ne kadar zaman aldığını belgelemek mümkün.

NOAM CHOMSKY
(Bu söyleşi editörler tarafından kısaltılmış ve modifiye edilmiştir. Noam Chomsky ile söyleşinin tamamını İngilizce olarak www.facebook.com/tanjuarman adresinden izleyebilirsiniz.)

DİĞER HABERLER
CARGİLL DİRENİŞİ ÜÇÜNCÜ YILINI GERİDE BIRAKTI
CARGİLL DİRENİŞİ ÜÇÜNCÜ YILINI GERİDE BIRAKTI

Cargill işçilerinin işe iade talebiyle başlattıkları direnişleri 3 yılı geride bıraktı. Tekgıda-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten atıldıkları mahkeme tarafından tescillense de işçilerin talepleri yerine getirilmiyor.

CARGİLL’E KARŞI ULUSLARARASI SANAL MİTİNG BU AKŞAM 21.00’DE DAVETLİSİNİZ..!
CARGİLL’E KARŞI ULUSLARARASI SANAL MİTİNG BU AKŞAM 21.00’DE DAVETLİSİNİZ..!

Bu akşam (17 Nisan Cumartesi) saat 21.00’da Cargill Türkiye’de anayasal hakları için mücadele verdikleri için işten atılan kardeşlerimizi desteklemek için, IUF ile dünya çapındaki kardeş sendikalarla birlikte “Biz Cargill 8’lisiyiz” yazan bir çıkartma ve İngilizce tek sayfalık bir broşürü paylaşarak sanal miting düzenliyoruz.

ADKOTÜRK İŞVERENİNDEN İŞÇİ KIYIMI
ADKOTÜRK İŞVERENİNDEN İŞÇİ KIYIMI

Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren Adkotürk’te örgütlenen Tekgıda-İş Sendikası’nın hukuki mücadelesi zaferle sonuçlandı.

MERKEZ BANKASI ENFLASYON DÜŞÜŞÜNE DESTEK VERMEDİ!
MERKEZ BANKASI ENFLASYON DÜŞÜŞÜNE DESTEK VERMEDİ!

-Merkez Bankası faizi yüzde 19’da tutarak “faiz indirimi yoluyla enflasyonu düşürme politikası”na destek vermemeyi tercih etti.

-PPK açıklamasında faizin enflasyonun hep üstünde tutulacağı da belirtildi. Şu durumda faizi aşağı çekerek enflasyonu düşürme ve piyasaları canlandırma politikasını terk mi ettik?