Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
01 Mart 2010
TEKEL DİRENİŞİNİ UNUTMAYALIM!

Türkiye yeni bir yönetime kavuşacaksa, bu demokratik değişim, ancak alnının teriyle yaşamak isteyen, aşiret-tarikat-siyaset ağına takılmamış, mafyözleşmemiş kitlelerin oyları sayesinde gerçekleşebilecektir. TEKEL işçilerinin sesi işte bu kitlelerin bağrından yükselmektedir.

TEKEL DİRENİŞİNİ UNUTMAYALIM!

Türkiye yeni bir yönetime kavuşacaksa, bu demokratik değişim, ancak alnının teriyle yaşamak isteyen, aşiret-tarikat-siyaset ağına takılmamış, mafyözleşmemiş kitlelerin oyları sayesinde gerçekleşebilecektir. TEKEL işçilerinin sesi işte bu kitlelerin bağrından yükselmektedir.

Türkiye’de, yapılmamış bir darbenin ve muhayyel suçların hesabı soruladursun, kimilerimiz iddiaların henüz sadece iddia olduğunu unutarak “Bu nasıl bir ordu!” diye dehşete düşerken, sürecin ordusuzlaşmaya yöneldiğini görebilen diğerlerimiz “Türkiye’nin ordusuzlaştırılmasından kimin ne çıkarı olabilir, bizi ilerde bekleyen nedir?” haklı kaygısıyla ürperirken, göz göre göre yapılan koca bir haksızlık gene dikkatlerden kaçmaya başladı. Bu haksızlık, neredeyse her gün bir işyeri kazasının -pardon, cinayetinin- meydana geldiği ülkemizde, çalışanların, can güvenliğinden, sosyal güvence ve sosyal haklarından yoksun bırakılmalarıdır.

TEKEL işçisi direnişinin ilk günlerde yarattığı toplumsal heyecan, Balyoz harekâtının altında ezilmişe benziyor. Oysa, Ankara’nın orta yerinde, Büyük Şehir Belediyesi’nin tehditlerine ve yağmura karşın, soğukta ve açıkta, her türlü hastalık riskini göze alarak direnen TEKEL işçileri, sadece karartılmak istenen kendi gelecekleri için değil, hepimizin ve çocuklarımızın geleceği için mücadele etmekteler. Bunu iyi anlamalıyız. Bugün TEKEL işçisinin başına gelmek üzere olan, yarın, özelleştirilen diğer kurumlar çalışanlarının ve son sonu hepimizin başına gelecektir: Yani, yeni bir iş vaadiyle kandırılarak, haklarımızı yitirmiş halde kendimizi kapının önünde bulmak, bir süre yeni iş yanılsamasıyla oyalanıp sonra tüm kapıların yüzümüze kapandığını görmek!

Yeni Dünya Düzeni

Yeni Dünya Düzeni’nin, nam-ı diğer neoliberalizmin, nam-ı diğer uluslararası sermaye düzeninin ana amacını ve dayandığı zemini çok iyi kavramak ve unutmamak zorundayız. Kafa ve kol emekçisi ayrımı yapmadan tüm çalışanları, özgürlük yanılsamasıyla uyuşturulmuş gönüllü kölelere çevirmektir, bu amaç. Yeni Dünya Düzeni’ni ayakta tutan ve tutacak olan zemin bu amacın gerçekleştirilmesidir. Dünyanın her yanında, çalışanların yüzyıllar boyunca nice özverilerle ve ne büyük çabalarla kazanılmış hakları geriye gitmektedir. Emekli olabilmenin, yakın bir gelecekte uzak bir hayal haline geleceğini, sağlık güvencelerimizin eriyip tükeneceğini ileri sürmek kehanet değildir.

Uçsuz bucaksızmış gibi görünmek isteyen sermaye karşısında, çalışanların sosyal dayanışmasından yoksun kalmış, işsizlik korkusu, gelecek endişesi içinde iç huzurunu yitirmiş savunmasız birey için, Tanrı’ya sığınmaktan başka yol gerçekten de kalmamaktadır. Tüm dünyada ve özellikle eski sosyalist ülkeler ile üçüncü dünya ülkelerinde etkili olan mistisizm ve dincileşme salgını, Yeni Dünya Düzeni’nin bir yan ürünüdür. Yobazlığın tarihsel kökünün bulunduğu bizim gibi ülkelerde, Yeni Düzen bu kökün üstüne, kendisiyle işbirliği içindeki yeni bir dinciliğin aşısını yapmakta, sözüm ona liberal, bal gibi baskıcı hükümetlerin ve yandaşlarının etkisiyle bu aşı tutmaktadır.

Türkiye yeni bir yönetime kavuşacaksa, bu demokratik değişim, ancak alnının teriyle yaşamak isteyen, aşiret-tarikat-siyaset ağına takılmamış, mafyözleşmemiş kitlelerin oyları sayesinde gerçekleşebilecektir. TEKEL işçilerinin sesi işte bu kitlelerin bağrından yükselmektedir. Mustafa Kemal Atatürk’ün laik cumhuriyetini korumak isteyen, dini inanç ve ibadetin veya inançsızlığın sosyal baskı unsurları değil, bireyin iç dünyasına ait kişisel bir vicdan meselesi olduğunu düşünen, bağnazlığın baskısından kurtulamayanın asla özgür olamayacağının bilincindeki cumhuriyetçi aydının yeri, emeğinin hakkını isteyen emekçinin yanı olduğu kadar; bugün ve gelecekte köle olmamak, emeğinin hakkını alabilmek için direnen emekçinin yerinin de bu aydınların yanı olması gerekir, başkasının değil!

Sevgili okur, başkentin orta yerinde, hava koşullarının ve başka unsurların şiddetli muhalefetine karşın, iki ayı aşkın süredir, senin ve çocuklarının geleceği için tümüyle yasal ve tümüyle haklı direnişini sürdüren TEKEL işçisini unutma!..

Erendiz Atasü

DİĞER HABERLER
CARGILL İŞÇİLERİ 1000 GÜNDEN UZUN SÜREDİR NEDEN EYLEM YAPIYOR, ŞİRKET SUÇLAMALAR İÇİN NE DİYOR?
CARGILL İŞÇİLERİ 1000 GÜNDEN UZUN SÜREDİR NEDEN EYLEM YAPIYOR, ŞİRKET SUÇLAMALAR İÇİN NE DİYOR?

2018 yılında işten çıkarılan Cargill Türkiye işçilerinden sekizi, sendikal faaliyetleri nedeniyle Anayasa’ya aykırı olarak işlerine son verildiği gerekçesiyle 1000 günü aşkın süredir işe iade mücadelesi yürütüyor. BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan şirket, mahkemece hükmedilen tüm tazminatların ödendiğini ve sorunların hukuken çözüldüğünü belirtse de işçiler, “bir daha hak aradıklarında işten kovulmamak için” Cargill’de yeniden işbaşı yapma mücadelesini sürdürmekte kararlı olduklarını söylüyor.

GIDADA ARACI VURGUNU
GIDADA ARACI VURGUNU

Pandemide Türkiye’de liberal ekonominin en acımasız şekilde kendini gösterdiği sektör gıda oldu. Aracıların çiftçileri istediği fiyatı zorladığı, marketlerin aynı anda aynı oranlarda zam yaptığı bu dönemde vatandaş ve çiftçiler yoklukla mücadele ediyor, tüketici dernekleri acil müdahale çağrısı yapıyor.

1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL? (II)
1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL? (II)

Türkiye işçi sınıfı 1960’lardan günümüze çok büyük değişim gösterdi. 1960’lı yıllarda Türkiye’nin toplumsal ve siyasal dönüşümü için işçi sınıfına umut bağlayanların nesnel olarak başarı şansı yoktu. Bugün ise işçi sınıfına dayanmayanların hiçbir başarı şansı yok. Dünkü yazımda bıraktığım yerden devam ediyorum.

1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL?
1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL?

Türkiye’de günümüzde giderek daha da güçlenmekte olan “bağımsız ve demokratik bir Türkiye” ve “sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya” mücadelesinin ana gücü, işçi sınıfımızdır. İşçi sınıfımızın yapısını ve davranış dinamiklerini anlamadan, bu büyük sınıfın güvenini ve desteğini kazanmak mümkün değildir.

TEKGIDAIS

BEDAVA
İNCELE