Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
04 Mayıs 2020
TARIMDA YENİ DÖNEM, YENİ POLİTİKALAR VE FIRSATLAR

Koronavirüs salgını tarım ve gıdanın önemini daha da artırdı. Yeni dönemde, kendine yeterlilik ön planda olacak.

TARIMDA YENİ DÖNEM, YENİ POLİTİKALAR VE FIRSATLAR

Koronavirüs salgını tarım ve gıdanın önemini daha da artırdı. Yeni dönemde, "kendine yeterlilik" ön planda olacak. Türkiye, sahip olduğu potansiyeli üretim odaklı politika ile değerlendirebilirse çok büyük avantajlar elde edebilir.

Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) yaşanan koronavirüs salgınının açlık krizine dönüşebileceğine dair ciddi uyarılarda bulunuyor. Gıda krizinin yaşanabilecek en az 55 ülke olduğu iddia ediliyor. Dünya Ticaret Örgütü, tarım ve gıdada kısıtlamaların yoksulların gıdaya erişimini engelleyeceğini dile getiriyor. Bu uyarılara rağmen atılan adımlar, kısıtlamalar, uygulamalar gıda milliyetçiliğini körüklüyor. Birçok ülke koronavirüsün yarattığı belirsizliği öngöremediği için "elimdeki gıda ya bana yetmezse" diye düşünerek gıdayı, tarım ürünlerini satmak istemiyor. İhtiyacının çok üzerindeyse ihraç ediyor.
 
Bu gelişmeler, gezegeni esir alan koronavirüs ile mücadele edilirken bir yandan da tarımda yeni bir dönemin temellerinin atıldığını gösteriyor. Özellikle tarım ve gıda konusunda ulusal, bölgesel ve küresel boyutta önemli bir değişim öngörülüyor. Bu değişimin ana eksenini, kendine yeterlilik, belli ürünlerde uzmanlaşma, dış ticarette korumacılık ve gıda milliyetçiliği oluşturacak.
 
DÜNYADA NELER OLUYOR?
 
Mart ve Nisan aylarındaki gelişmeler bu yeni döneme ilişkin birçok ipucu veriyor. Virüsün ilk ortaya çıktığı Çin ile virüsün en çok etkili olduğu Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’nin yanı sıra, Kanada, İngiltere, Japonya, Brezilya, Ukrayna’nın da aralarında olduğu Dünya Ticaret Örgütü üyesi 24 ülke tarımda ticaret kısıtlamalarının ve aşırı stok yapmanın gıda güvenliğini tehdit edeceği uyarısında bulundu.
 
Küresel tarım ve tarımsal gıda ürünleri ihracatının yüzde 63’ünü, ithalatının ise yüzde 55’ini kontrol eden bu ülkeler aynı zamanda kısıtlamalara en çok başvuran ülkeler olması şaşırtıcı değil mi?
 
Yapılan ortak açıklamada özellikle tahıl stoklarının bu sezon rekor düzeyde olduğu, buğday, mısır, pirinç ve soya fasulyesinde beklenen talebin fazlasıyla karşılanabileceğine vurgu yapılıyor. Kısıtlamaların yoksulların gıdaya erişimini zora sokacağını ve fiyatları artacağını özellikle belirtiyorlar. Aslında koronavirüs öncesinde olduğu gibi sonrasında da yoksullar hep gıdaya erişimde sıkıntı yaşayacak.
 
Gıda ticaretini engellemeyelim diyen ülkelerden Amerika Birleşik Devletleri, koronavirüs önlemleri kapsamında tarıma 19 milyar dolarlık ek destek paketi açıkladı.
 
Toplam yüzölçümünün sadece yüzde 12’si tarıma elverişli olan Japonya, en çok tarım ve gıda ürünleri ithal eden ülkelerinden birisi. Koronavirüs önlemleri kapsamında tarım ve gıda için 545 milyar yen (5 milyar dolar) ek destek paketi uyguluyor.
 
ORTAK TARIM POLİTİKASI ÇATIRDADI
 
Avrupa Birliği,1950’lerde gündemine aldığı Ortak Tarım Politikası çerçevesinde ilk ortak piyasa düzenini 1962’de tahılda faaliyete geçirdi. O günden bu yana reformlarla revize edilen Ortak Tarım Politikası’na aykırı olacak birçok uygulama bugünlerde yaşama geçiriliyor. Avrupa Birliği üyesi ülkelerde başlayan "yerli malı tüket" kampanyaları yapılıyor. Birlik üyesi ülkeler birbirlerine karşı kısıtlamalar uyguluyor.
 
Avrupa Birliği üyesi Bulgaristan, kendi çiftçisini korumak için bakanlar kurulu kararı ile marketlerde yerel ürünlerin satışını zorunlu hale getirdi. Satışı zorunlu ürünler arasında süt ve süt ürünleri, balık ve balık ürünleri, taze et, yumurta, arı balı, taze meyve ve sebzeler var. Yerel üretici seralarından alım yapan perakende gıda ticaret şirketlerine domates için ton başına 600 leva, salatalık için 400 leva ve biber için 800 leva ödeme yapılıyor.
 
Avrupa Birliği üyesi Romanya, ayçiçeği tohumu ve ham yağ ihracatına yasak getirdi. Ancak, Avrupa Birliği karşı çıkarak tek taraflı böyle bir karar alamayacağını bildirdi ve Romanya yasağı kaldırmak zorunda kaldı.

TÜRKİYE’DE NELER OLUYOR?
 
Türkiye, uzun yıllardan bu yana ithalata dayalı bir tarım politikası uyguladı. Gıda enflasyonu ile mücadele kapsamında üretici fiyatları baskı altında tutuldu. Girdi fiyatları artarken çiftçinin ürettiği ürünün fiyatı baskılandı. Çiftçi üretimden vazgeçmek zorunda kalınca arz azaldı ve fiyat yükseldi. Fiyatı artan her ürün ithal edilerek bu fiyat artışı önlenmeye çalışıldı. Üretim yerine ithalat desteklendi. Son dönemde ayçiçeği, hububat, çeltik (pirinç) konusunda ithalatı kolaylaştırıcı adımlar atıldı.
 
2020 üretim dönemine bakıldığında birçok üründe üretimde az da olsa artış var. Fakat bu artışlar Türkiye’ye yine yetmeyecek. Özellikle hem gıda hem de yem sektöründe hammadde olarak kullanılan soya, mısır, ayçiçeği, bakliyatta mercimek, fasulye, tekstil için pamuk ve daha bir çok ürün ithal etmek zorunda kalacak. Buğdayda kendine yeterli olsa da, un ve makarna ihracatı için buğday ithalatı yapılması gerekiyor.
 
ÖNLEMLER YETERSİZ
 
Koronavirüs önlemleri kapsamında bugüne kadar tarımla ilgili dişe dokunur bir destek açıklanmadı. Yaklaşık 4 milyon hektar ekilmeyen tarım toprağı dururken, 14 hektarlık hazine arazisinin tarıma kazandırılması öngörülüyor.
 
Çiftçi yıllardır mazot, gübre, tohum, ilaç ve son yıllarda elektrik fiyatının çok yüksek olması nedeniyle üretim yapmakta zorlanırken, girdilerin ucuzlatılması, desteklenmesi konusunda somut hiç bir adım atılmadı. Sadece yazlık ekim yapılmak üzere 6 bin 700 ton tohum desteği verileceği açıklandı. Hububat, bakliyat ve yağlı tohumlarda 3 milyon tondan fazla tohum kullanılırken, öngörülen destek 6 bin 700 ton. Bu destek de belli illerle sınırlı.
 
Çiftçinin üretime dönmesini sağlayacak, üretimin artırmasını ve dışa bağımlılığı ortadan kaldıracak somut bir adım ne yazık ki yok.
 
Hazine ve MALİye Bakanı Berat Albayrak’ın açıkladığı Türkiye Şeker Fabrikaları’nın sözleşmeli üretim yaptığı çiftçilere hububat ve yağlı tohumlar ekmeleri halinde tohum, gübre ve nakit avans desteği sağlanması bölgesel olarak çiftçiye yarar sağlayacak bir adım. Bunun mutlaka genişletilmesi gerekir.
 
YEREL YÖNETİMLER DAHA AKTİF OLACAK
 
Ankara, İstanbul, İzmir, Aydın, Antalya, Muğla, Mersin, Adana, Eskişehir gibi bazı büyükşehir belediyelerinin tarıma yönelik destekleri gelecekte de yerel yönetimlerin bu alanda daha aktif olmaları gerektiğini gösteriyor.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın söylediği "bir karış tarım arazisi boş kalmayacak" sözünün içinin doldurulması için öncelikle girdilerde destekler sağlanarak çiftçinin üretim yapması sağlanmalı.
 
Çiftçi para kazanırsa üretim yapar, bir karış toprağı boş bırakmaz. Para kazanamazsa üretimden çekilir. Yeni tarım düzeninde üretmeyen ülkelerin, toplumların işi çok zor olacak. Türkiye’nin ciddi bir potansiyeli var. Bunu harekete geçirecek üretim odaklı yeni politikalara ihtiyacı var.

TÜRKİYE İÇİN ÇOK FIRSAT VAR
 
Hep diyoruz ya zengin toprakların yoksul insanları olmayı hak etmiyoruz. Türkiye’nin kendisine yeterli olduğu ve dünyada ihracatta söz sahibi olduğu çok sayıda ürün var. İlk akla gelenler, fındık, üzüm, kayısı, incir, limon, mandalina, nar, portakal, mandalina, elma, şeftali, greyfurt, havuç, domates, kabak, biber, hıyar, bezelye, ıspanak, pırasa, lahana, marul, patlıcan.
 
Sahip olduğu tarımsal potansiyeli üretim odaklı politikalarla değerlendirebilse yeni tarım düzeninde Türkiye avantajlı ülkelerden birisi olacaktır. İklimi, biyoçeşitliliği, tarım alanları, ürün deseni ile büyük zenginliğe sahip olan Türkiye, hem kendi ihtiyacını üretebilir hem de başka ülkeleri de besleyebilir. Bunun için tarımsal girdilerin temininde, tarımsal desteklemelerde, araştırma, geliştirme, teknoloji kullanımında üretimi ve çiftçiyi destekleyici politikalar uygulanması gerekir.
 
Türkiye’nin en sorunlu alanlarından hayvancılıkta üretim odaklı orta ve uzun vadeli yeni politika uygulamak zorunda.
 
Bu dönem artıları ile eksileri masaya koyup tartışmanın ve karar vermenin zamanı. Türkiye günü kurtarmak yerine orta ve uzun vadeli plan yapmak zorunda. Hangi ürünlerin üretimini artıracağını, hangi ürünlerin ekiminden vazgeçeceğini, boş tarım arazilerini nasıl değerlendireceğini hesaplamak ve karar vermek zorunda.
 
Özetle, tarımda yeni bir dönem başlıyor. Potansiyelimizi değerlendirmek ve fırsata dönüştürmek için tarıma bakışımızı değiştirmemiz şart. Tarım, ekonomide yaşanan büyük sıkıntılar karşısında çıkış yolu olabilir.
DİĞER HABERLER
ILO: KRİZ SONRASI TOPARLANMA BELİRSİZ VE DENGESİZ
ILO: KRİZ SONRASI TOPARLANMA BELİRSİZ VE DENGESİZ

Kovid-19’un işgücü piyasalarına etkisi hakkında Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nün yaptığı analize göre, çalışma süresi ve gelirler ağır kayıplara uğradı, insan odaklı toparlanma politikalarıyla desteklenen erken iyileştirmeler olmazsa, 2021 yılında toparlanma yavaş, dengesiz ve belirsiz olacak.

MAURİ MAYA İLE TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ İMZALANDI
MAURİ MAYA İLE TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ İMZALANDI

Sendikamızın örgütlü olduğu Mauri Maya işyeri ile sürdürülmekte olan 15.dönem Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde anlaşmaya varıldı. Yeni dönem TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ’nin başta üyelerimiz olmak üzere TEKGIDA-İŞ ve MAURİ MAYA ailesine hayırlı olmasını temenni ederiz.

DİPLOMALI UMUTSUZLAR
DİPLOMALI UMUTSUZLAR

Üniversiteye girmek ve mezun olup diplomasına kavuşmak için ter döken gençleri bu büyük mücadelenin sonunda ne yazık ki işsizlik bekliyor.

TEKGIDAIS

BEDAVA
İNCELE