Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
27 Ekim 2010
SOSYAL GÜVENLİKTEN ÇALANLARA AF MI?

İlk defa 1961 Anayasası, sosyal güvenliğe anayasal bir hak olarak yer verdi (md. 48). 1982 Anayasası’nda, “Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir.

SOSYAL GÜVENLİKTEN ÇALANLARA AF MI?

Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar” (md. 60) denildi. 1982 Anayasası’nın 61. maddesinde sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gereken kişiler de sayıldı. Bunlar, “Harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri, malul ve gaziler, sakatlar, yaşlılar ve korunmaya muhtaç çocuklar…” olarak ifade edildi. Devlet bu kişileri sosyal yardım ve sosyal hizmetler yoluyla himaye etmekle görevlendirildi. Anayasa’nın 65. maddesi, devletin, bu görevlerini, amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek “mali kaynaklarının yeterliliği” ölçüsünde yerine getireceği hükmünü getirdi. Böylece, bu hüküm bahane edilerek devletin bu görevlerini yerine getirmekten kaçınmasının da yolu açılmış oldu. Nitekim, bugün “Sosyal güvenliğin neresindeyiz” diye bir soru sorsak, bir dizi eksik, bir dizi hile hurda ile burun buruna geliriz.

Türkiye’nin 2009 sonu nüfusu 72.5 milyon iken, bir şekilde “sosyal güvenliğin değdiği nüfus” 69.5 milyondur ama 3.6 milyon hiçbir biçimde sosyal güvenlik şemsiyesi altında değildir. Yani devlet ne parasal, ne de sağlık yardımı biçiminde 3.6 milyona değiyor.

Devlet, yurttaşlarına emeklilikleri ya da iş görmezlikleri halinde aylık bağlayarak ve onların sağlık harcamalarını karşılayarak sosyal güvence sağlamakla sorumlu. Peki bunun kaynağı nereden gelir? Sosyal güvenlik harcamalarının kaynağı, sigorta prim gelirleri ve bütçeden yapılan katkılarla sağlanıyor. Memur, işçi, esnafın prim katkılarının yetmediği sosyal güvenlik harcamaları, merkezi bütçeden yapılan transferlerle karşılanır. İdeali, kısa adı SGK olan Sosyal Güvenlik Kurumu’nun kendi yağıyla kavrulması, prim ve primlerin iyi yatırımlarla değerlendirilmesi sonucu sosyal güvenlik çarkının dönmesidir. Ama bu idealdir. Gerçekte ise sosyal güvenlik için bütçeden önemli kaynaklar aktarılır.

Ağustos 2010 itibarıyla, sosyal güvenlik havuzuna yaklaşık 16 milyon memur, işçi ve esnaf, 42 milyar TL prim katkısı yaptı. Devlet de 10 milyar TL prim katkısında bulundu. Diğer gelirlerle birlikte SGK gelirleri 60.6 milyar TL oldu. Peki giderler? Devlet, bu 8 ayda 52 milyar TL emekli aylığı ödedi, 21.5 sağlık harcaması yaptı, diğer giderlerle, sosyal güvenlik harcamaları 80 milyar TL’ye yaklaştı. Dolayısıyla açık, 8 ayda 19 milyar TL’yi aştı. Yıl sonunda açık, muhtemelen 30 milyar TL’yi bulacak.

Yani devlet, 8 ayda 9.5 milyon emekliye maaş ödeyerek onların 3.5 milyon yakınına sosyal güvence (sağlık hizmeti) vererek, 1.3 milyon yaşlı, özürlüye vb. maaş ödeyip sağlık hizmeti vererek, 9.3 milyon yeşil kartlı yoksula da bedava sağlık hizmeti vererek 80 milyar TL harcamış bulunuyor. Ama bu harcamanın 60 milyarını gelirlerle karşılarken 20 milyarını açık vermiş. Bütçeden de bunun için SGK’ye 8 ayda 37 milyar TL aktarılmış. Bunun 20 milyarı açık için, 10 milyarı sosyal güvenliğe devlet katkısı, 2.3 milyar TL’si işverenleri teşvik, 4.7 milyarı da başka kalemler başlığı altında.

Bu arada, bazı uyanıklar, seçim yaklaşırken sigorta prim borçlarını ödemeyip devlete borç takmışlar. Nasılsa af çıkar ve ödemekten yırtarız diye. Bu, ahlakdışı bir uygulama ve neredeyse gelenek. SGK’ye 3.3 milyon esnafın prim borcu 20 milyar TL’ye yakın. İşçi çalıştıran özel sektörün prim borçları ise 21.5 milyar TL. Bunun ağırlığı belediyeler olmak üzere 6.4 milyar TL’si resmi sektörün. Böylece, batak prim alacağı yaklaşık 42 milyar TL. Bunun 10 milyar TL’si ceza. Batığın yıl sonunda, 50 milyar TL’yi bulması kimseyi şaşırtmayacak.

Şimdi AKP iktidarı, bu borcu hakkıyla tahsil etse, yıl sonunda bütçeden açık için 20 milyar TL çıkmadığı gibi SGK, yaklaşık 30 milyar TL’lik taze kaynağa kavuşacak ve hiç güvencesi olmayan yaklaşık 4 milyon insan sosyal güvenlik şemsiyesi altına alındığı gibi işçi, memur, esnaf emeklilerine daha makul bir emekli maaşı ödenecek, daha makul ve karşılıksız bir sağlık hizmeti verilecek.

Ne var ki AKP iktidarı, seçim yaklaşırken şimdi bu alacakların üstüne bir bardak su içip affetme eğiliminde. Zaten, borçlular da buna alışık oldukları için aylardır prim ödemiyor, affı bekliyorlar.

Bu af gerçekleşirse, yeni bir büyük adaletsizlik, sosyal güvenlikten büyük bir çalma çırpma olacak…

MUSTAFA SÖNMEZ –  CUMHURİYET

DİĞER HABERLER
AÇLIK SINIRI 7.667 LİRAYA YÜKSELDİ
AÇLIK SINIRI 7.667 LİRAYA YÜKSELDİ

İktidarın, geçen yıl eylül ayında Merkez Bankası’na faiz indirterek Türkiye’yi içine soktuğu yüksek enflasyon döngüsü yoksulluk ve açlık sorununu hızla büyütmeye devam ediyor.

REEL KESİM HEM YAKINIYOR, HEM GİDİŞAT İYİ DİYOR!
REEL KESİM HEM YAKINIYOR, HEM GİDİŞAT İYİ DİYOR!

Reel kesim güven endeksi iki yıl aradan sonra yeniden 100’ün altına indi. 2020’de pandemi vardı, ya şimdi?

ÖZELLEŞTİRME KONUSUNDA TÜRK-İŞ’İN AÇIKLAMALARI  (1998-2003 DÖNEMİ)
ÖZELLEŞTİRME KONUSUNDA TÜRK-İŞ’İN AÇIKLAMALARI (1998-2003 DÖNEMİ)

Özelleştirme sürecinin başladığı ve hızlandığı dönemde, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan işçilerin çok büyük bölümü Türk-İş’e bağlı sendikalarda örgütlüydü.