Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
ATAKEY
FELDA IFFCO
PERFETTİ VAN MELLE
KRAFT HEİNZ
SAFE SPİCE
SAGRA
İZTARIM
DOĞANAY
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Dr Oetker
Agthia
ATAKEY
FELDA IFFCO
PERFETTİ VAN MELLE
KRAFT HEİNZ
SAFE SPİCE
SAGRA
İZTARIM
DOĞANAY
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Dr Oetker
Agthia
09 Mayıs 2011
SIFIR FAİZ ALDATMACASI

Geçen haftaki yazıda, Başbakanın faizin sıfırlanabileceği yolundaki açıklamasının ka pitaliznıde geçerli olamayacağını belirtmiş, halkımızı bu yönde kandırmak yerine, haksız kazanç yollarının kapatılmasına çaba sarfetmeye yönelmesinin daha isabetli olacağından söz etmiştim.

SIFIR FAİZ ALDATMACASI

       Geçen haftaki yazıda Başbakanın faizin sıfırlanabileceği yolundaki açıklamasının ka pitaliznıde geçerli olamayacağını belirtmiş, halkımızı bu yönde kandırmak yerine, haksız kazanç yollarının kapatılmasına çaba sarfetmeye yönelmesinin daha isabetli olacağından söz etmiştim.

       Bugünkü yazıda kapitalist sistemde faizin niçin sıfırlanamayacağını bir kez daha ifade ettikten sonra, Başbakanın, bu yoz sistemde duygularında samimi ve gücü yetiyorsa, diğer haksız kazanç (ki, bu tür edinimlere kazanç denemez) yollarını tıkaması gerektiği konusu üzerinde duracağım.

       Şu noktayı saptamamız gerekir ki, ne ad altında anılırsa anılsın, ister faiz densin ister kâr payı, paradan para kazanabilmek için, öncelikle ulusal gelirden birilerinde bir şekilde oluşmuş aşırı birikimin bulunması ve başka grupların bu birikimi kullanmaya aday olması gerekmektedir. İşte bu noktada yollarımız çatallanmaktadır; kimler böylesi devasa birikimlere hangi yollardan sahip olabilmiştir ve kimler bu birikimi, hangi karar mekanizması içinde ve hangi amaçlarla kullanacaktır.

       Bir bireyin elde ettiği gelir, toplumun artan gelirinden mi, yoksa başkasının geliri pahasına mı elde edilmiştir sorusunun yanında, nasıl olmuş da toplumun bir kesiminin geliri ihtiyaçlarını fersah fersah asacak düzeye ulaşmıştır. Diğer bir ifade ile, yani den yatırıma sevk edilecek bir nakdî varlık emek ve çaba karşılığında mı elde edilmiştir, yoksa acentalık ya da aracılık gibi, kendi üzerinden geçen malı dahi görmeden, tüketicinin üzerine yük bindirilerek, salt kağıt üzerinde yürütülen işlem sonucunda cebe indirilen parayı mı temsil etmektedir?

       Kapitalist sistemde, burjuva hukuku gereği, üretim üzerinde "mülkiyet hakkı" oluşturanlar, yine burjuva hukuku gereği, üretimi gerçekleştirenlerden farklı kesimlerdir. Böyle bir ilişki ağı içinde, yatırıma ayrılacak tasarrufu yapabilen kesimler de, asgari ücretle çalıştırılan emekçiler üzerindeki sömürüye dayalı olarak üretimden yüksek pay alanlardır. Hal böyle iken, sömürü süreci ve ona dayalı olarak haksız kazanç aşamalarının atlanıp, salt faiz üzerinde durulmasının siyasal amaçlı manevra olduğu açıktır. Sömürü üzerine dayanan yüksek gelir ve tasarruf gücünün aynı zamanda yatırımların miktarını ve yönünü belirleme gücüne de sahip olması, toplumsal kaynakların toplumsal tercihler doğrultusunda kullanılmama olasılığına yol açabildiğinden, kollektif karar oluşturma gereklerine aykırıdır.

       Toplumda gelir eşitsizliğine dayalı olarak tasarruf gücünün de eşitsiz dağılımı bir dönem sonrasının sömürüsüne bağlı olarak, gelir dağılımı üzerinde de bozucu etki oluşturur. Başka bir deyişle, tasarruf gücünün belirli ellerde toplanması, sadece bir zaman içinde değil, gelecek zaman içinde de toplumsal adalet il kelerine aykırıdır. Sömürüye dayalı olarak gelir dağılımının bozuk olduğu bir sistemde tasarruf gücünün belirli ellerde toplanması, aym zamanda günlük gereksinimleri için bu kaynağa ihtiyaç duyan grupların da artmasına yol açar ki, bu gaye ile verilen borçlar üzerinden faizalmak, hem üretim aşamasında hem de tüketim aşamasında olmak üzere, çifte sömürü anlamına gelir. Enflasyonun sıfırlanması faiz haddinin de sıfırlanmasını gerektirmez. Zira, faizi gerçek yatırımların gelirartışı olarak değerlendirirsek, bu artışın içinde sermaye payının nasıl hesaplanacağı meselesi ortaya çıkar ki, sermayeye pay verilmemesi bu sistemde hem tasarrufları olumsuz etkiler hem de haksızlık yaratır. Sosyalist sistemlerde dahi yatırım mallarının uygun dağılımı ve etkin kullanımının sağlanması için bir tür servet vergisi kullanılmaktadır.

       Görülüyor ki, faiz kapitalist sistemin çok temel bir aracıdır. Kapitalist sistem sömürüye dayandığı için, doğal olarak, faiz de sömürünün temel araçlarından biri olarak ortaya çıkar. Başbakan ve AKP yönetimi, tüm sistemi ve türlü sömürü mekanizmalarını gözaröı edip, salt faiz konusunu öne çıkararak, arka bahçesi olarak gördüğü tabanına mesaj vermeye çalışmaktadır. İktisat ile ilgili olmayan samimi dindar kesimler bu mesajı analiz edemeyeceğinden, slogan partinin işine yarayabilir. Ancak, bu durum samimi seçmeni sömürme ötesinde bir işleve sahip olamaz. Kapitalizm yürürlükte olduğu sürece faiz sıfırlanamayacağı gibi, sıfırlanması daha başka adaletsizliklere de yol açabilir. Zira, toplumsal birikimlerin faiz göstergesi ile değil de, toplumsal tercihleri ile yönlendirilmesi kapitalist sistemde mümkün değildir. Kaldı ki, kapitalist toplumlarda sadece faizi haksız kazanç olarak görmek, konuyu tüm yönleri ile ele almamak demettir. Faiz geliri sağlayacak servetin nasıl ele geçirildiği ve bu servetin ne tür kararlarla nemalandırılarak büyütüldüğü konuları münferiden değil, bir bütünlük içinde ve sistem bağlamında ele alınmak durumundadır.

DİĞER HABERLER
İŞ KANUNUNDA TEMSİLCİ İŞÇİLERİN GÜVENCESİ (1936-1960)
İŞ KANUNUNDA TEMSİLCİ İŞÇİLERİN GÜVENCESİ (1936-1960)

1936 yılında kabul edilen ve 1937 yılında yürürlüğe giren 3008 sayılı İş Kanununda getirilen önemli düzenlemelerden biri, “mümessil işçi” uygulamasıydı.

BU KUYUDAN SU ÇIKMAZ!
BU KUYUDAN SU ÇIKMAZ!

Yeni vergi paketi bugünlerde asıl gündemde olması gereken asgari ücret ve emekli aylıkları artışlarını arka plana itecek. Yeni vergi paketi, emek gelirleri üzerindeki vergilerde bir azalmaya yol açmayacak. Pakette devasa şirket kârları ve servetler için anlamlı yeni vergiler yok.

BORÇ YAKAYA YAPIŞTI
BORÇ YAKAYA YAPIŞTI

İktidar, asgari ücrete ara zam beklentilerine kulak tıkarken borç, yurttaşın yakasına yapıştı. Enflasyon karşısında geliri yetersiz kalan yurttaşlar kartlara sarıldı. Kartla yapılan yemek harcamalarının tutarı ise yüzde 146,36 arttı.

ŞEYTAN KULAĞINA KURŞUN VERGİLER
ŞEYTAN KULAĞINA KURŞUN VERGİLER

Bundan 3,800 yıl önce Hammurabi, Babil caddelerine dev tabletler asmış ve üzerine şunu yazmıştı; “Vergi vermeyenin kellesi gider.”