Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
01 Kasım 2010
SERMAYEDARLAŞAMAYAN İŞVERENLER

TEKEL işçilerinin 78 günlük eylemi, ciddi bir mutlak yoksullaşma tehdidi karşısında sınıf kimliğinin nasıl etnik kimliğe ve inanç kimliğine ağır bastığının çok güzel bir örneğidir.

SERMAYEDARLAŞAMAYAN İŞVERENLER
Sermayedarlaşamayan işverenler Türkiye işçi sınıfı tarihi yazılırken veya günümüzde işçi sınıfının davranışları anlaşılmaya çalışırken, "sermayedarlaşamayan işverenler" veya Marks’ın "küçük patron" kategorisinin analize dahil edilmesi, gerçekliğin daha doğru olarak kavranabilmesini sağlayacaktır.
 
SINIF GÖZLÜĞÜ
YILDIRIM KOÇ
 
Türkiye’de sınıf bilincinin gelişmesinde önemli engeller vardır. Bunların başında, emperyalist güçlerin ve onların ülkemizdeki işbirlikçilerinin çaba ve girişimleri sonucunda etnik kimliğin ve inanç kimliğinin dönem dönem öne çıkmasıdır. Ciddi mutlak yoksullaşmayla hak kaybı veya yoksullaşma tehdidi yaşandığında, bu çabalar boşa çıkmakta ve sınıf kimliği hakim duruma geçmektedir. Ancak mutlak yoksullaşma veya yoksullaşma tehdidinin olmadığı durumlarda, bu çabalar başarılı olabilmektedir. Günümüzde yaşanan süreç budur.
 
TEKEL EN GÜZEL ÖRNEK
TEKEL işçilerinin 78 günlük eylemiyse, ciddi bir mutlak yoksullaşma tehdidi karşısında sınıf kimliğinin nasıl etnik kimliğe ve inanç kimliğine ağır bastığının çok güzel bir örneğidir. Yaklaşık son 20 yıldır Türkiye’de hızla yaygınlaştırman taşeronluk ve "sahte kendi hesabına çalışma" uygulamaları da sınıf bilincinin gelişmesi açısından engeller çıkarmaktadır. 1990’h yılların başlarında işgücü maliyetlerinin yükselmesi üzerine birçok işveren, işyerindeki ustasını taşerona dönüştürdü. İşyerinde "usta" olarak çalışırken kendisini işçi sınıfının bir parçası olarak kabul eden kişi, işverenden iş alıp yanında işçi çalıştırmaya başladığında farklı bir toplumsal sınıfa geçti. "Sahte kendi hesabına çalışma" uygulaması da aynı sonucu doğurdu. Geçmişte bir işi "hizmet akdi" veya "iş sözleşmesi" ile yapan işçi, işverenden "iş alıp" "istisna akdi" ile çalışmaya başlayınca, yanında başka işçi çahştırmasa bile kendisinin işçilikten çıktığını düşünmeye başladı.
 
KÜÇÜK PATRON’LUK Türkiye’de işçi sınıfında sınıf bilincinin gelişmesini engelleyen ve hatta işçilik bilincinin gelişmesine bile zarar veren bir olgu da "küçük patron"luğun yaygınlığıdır. Kari Marx, her işvereni sermayedar kabul etmez. Bir işverenin "sermayedar" haline gelebilmesinin önkoşulu, işçi sömürüsünden kaynaklanan bir sermaye birikiminin olması ve işverenin beden çalışmasının dışına çıkmasıdır; diğer bir deyişle, "basit yeniden üretim" yerine "genişletilmiş yeniden üretim"e geçilmesidir. Marx, sermayedar olmayan işverenleri "küçük patron" ("Kleinmeister") olarak tanımlamaktadır.1 4857 sayılı İş Kanunu, "507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanununun 2nci maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerleri"ni kapsam dışında bırakmıştır: "Madde 2-İster gezici olsun, ister bir dükkânda veya bir sokağın belli yerinde sabit bulunsunlar, ticareti sermayesi ile birlikte vücut çalışmalarına dayanan ve geliri o yer gelenek ve teamülüne nazaran tacir niteliğini kazanmasını icap ettirmeyecek miktarda sınırlı olan … hizmet meslek ve sanat sahipleriyle bunların yanlarında çalışanlar." 507 sayılı Kanunun yerini alan 7.6.2005 gün ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun ilgili hükmü de şöyledir: "Madde 3 – Bu Kanunun uygulanmasında; (a) Esnaf ve sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, …ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, …meslek ve sanat sahibi kimseleri." Bu tanımlar, Marx’ın "Kleinmeister" tanımına büyük ölçüde uymaktadır. Türkiye’de geçmişten günümüze çok sayıda işçi, sermayedarlaşamayan "küçük patronlar"ın yanında çalışmaktadır. Bu işyerlerindeki ilişki, işçi-sermayedar çelişkisi yaratmaz ve buna bağlı olarak da sınıf bilincinin ve hatta işçilik bilincinin gelişmesini engeller. Türkiye işçi sınıfı tarihinde salt işçi sayılarına dayalı çözümlemeler bu nedenle de yetersizdir. Türkiye işçi sınıfı tarihi yazılırken veya günümüzde işçi sınıfının davranışları anlaşılmaya çalışırken, "sermayedarlaşamayan işverenler" veya Marks’ın "küçük patron" kategorisinin analize dahil edilmesi, gerçekliğin daha doğru olarak kavranabilmesini sağlayacaktır.
 
 
DİPNOT: 1 "Ursprünglich erschien eine gewisse MinimalgröBe des individuellen Kapitals notwendig, damit die AnzahI der gleichzeitig ausgebeuteten Arbeiter, daher die Masse des produzierten Mehrwerts hinreiche, den Arbeitsanwender selbst von der Handarbeit zu entbinden, aus einem Kleinmeister einen Kapitalisten zu machen und so das Kapitalverhâltnis formell herzustellen." (Das Kapital, Berlin 1962, s.350) "We saw in a former chapter, tbat a certain minimum amount of capital was necessary, in order tbat tbe number of labourers simultaneously employed, and. consequently, the amount of surplus value produced. might suffıce io liberale tbe employer himself from manual labour, to convert him from a small master into a capitalist, and thus formatty to establish capitalist production." (Capital, Progress Publishers, s.217) Kapital’in birinci cildinin Türkçe baskısında "işvereni küçük bir patrondan bir kapitaliste dönüştürecek" ifadesi kullanılmaktadır (Kapital, Cilt 1, 2. Baskı, Sol Yay., Ankara, 1978, s.345). Marx’m ifadesi "küçük bir patron" veya "patronun küçüğü" değildir; ayrı bir toplumsal kategori olarak "küçük patrondur, sermayedarlaşamayan işverendir.
DİĞER HABERLER
NİSANDA 249 DÖRT AYDA 735 İŞÇİ ÖLDÜ
NİSANDA 249 DÖRT AYDA 735 İŞÇİ ÖLDÜ

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi nisan ayında en az 249, yılın ilk dört ayında en az 735 işçinin çalışırken hayatını kaybettiğini tespit etti. Ölümlerde Kovid-19, ezilme/göçük, trafik/servis kazası, yüksekten düşme, boğulma, patlama/yanma ve intihar nedenleri öne çıktı.

ENFLASYONUN KARABORSASI OLUR MU?
ENFLASYONUN KARABORSASI OLUR MU?

Türkiye’de öteden beri tartışıla gelen bir mesele var: resmi enflasyon, gerçek enflasyon, halkın enflasyonu. Nedense bizim vatandaşımız resmi istatistik kurumunun açıkladığı enflasyona bir türlü inanmaz.

BUĞDAYDA REKOLTE BEKLENTİSİ 17.5 MİLYON TON
BUĞDAYDA REKOLTE BEKLENTİSİ 17.5 MİLYON TON

Yaklaşan buğday hasadı dönemi dolayısıyla Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Genel Başkanı Fehmi Kiraz, değerlendirmelerde bulundu.

YÜZDE 60’A GÖRE İŞSİZLİK VE EKONOMİ EN ÖNEMLİ SORUN
YÜZDE 60’A GÖRE İŞSİZLİK VE EKONOMİ EN ÖNEMLİ SORUN

Salgının Türkiye’de kontrolden çıkması ve yöntemi eleştirilen kapanma politikaları; vatandaşın ekonomik yükünü taşınamaz noktaya getirirken, ekonomik kriz ve işsizlik, salgını toplumun gündeminden çıkarmış durumda.