Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
28 Kasım 2010
SENDİKALARIN GERÇEK SAHİPLERİ İŞÇİ VE EMEKÇİLERDİR

Tekgıda-İş Genel Başkan Danışmanı Gürsel Köse ve BES İzmir Şube Başkanı Ramis Sağlam Evrensel Gazetesinde…

SENDİKALARIN GERÇEK SAHİPLERİ İŞÇİ VE EMEKÇİLERDİR

SENDİKALARIN GERÇEK SAHİPLERİ İŞÇİ VE EMEKÇİLERDİR

BİR süredir irili ufaklı örgütlenme mücadeleleri ve direnişlerin yaşandığı izmir’de işçi ve emekçileri hareketli günler bekliyor. Park Bahçe, Kipa ve Schneider Elektrik işçilerinin sendikalaşma mücadeleleri sürerken TÜMTİS’te örgütlendikleri için işten atılan UPS işçilerinin işe dönme mücadelesi 200 günü geçti. Buca Belediyesi taşeron temizlik işçileri ise komite kurup taşerona karşı mücadele vermeye başlayınca CHP’li belediyenin işini yapan taşeron şirket tarafından işten atıldı. İşten atılan yedi işçi, Buca Belediyesi önünde direnişe başladı. Bu gelişmeler yaşanırken yaklaşık 1.5 ay önce çalışmalarına başlayan İzmir Sendikalar Birliği (İSB), geçtiğimiz günlerde 800 dolayında işçi ve emekçinin katılımıyla bir toplantı gerçekleştirdi.

Türk-Iş, KESK ve DİSK’e bağlı 16 sendika şubesinin bir araya gelerek oluşturduğu İSB’nin kuruluş amacını, hedeflerini, önümüzdeki günlerde hayata geçirecekleri çalışmaları, BES İzmir Şube Başkanı Ramis Sağlam ve Tek Gıda-İş Genel Başkan Danışmanı Gürsel Köse’ye sorduk.

İzmir Sendikalar Birliği hangi ihtiyaçtan doğdu?

Gürsel Köse: Yıllardan beri sorunları konuşuyoruz ama artık önümüze iş koymamız gerekiyor. İSB’nin çıkışı buradan oldu. Namuslu sendikacılarla, örgütlenme, emek, ülkenin özgürlüğü diye derdi olan arkadaşlarımıza çağrı yaptık. Mutlaka bu egemenlerin, kapitalizmin saldırısına karşı birlikte olmamız gerektiğini söyleyerek bu birliği kurduk. Ülkemizde işçi ve emekçiler sendikalara üye olduklarında sanki suçlularmış gibi kendilerini kapının önünde buluyorlar. Bunun en canlı örneği 214 gündür direnişte bulunan UPS işçileri. Park Bahçe işçileri yıllardan beri mücadele ediyor. Kamu sendikacılığı, ücret ve üye sendikacılığını bir tarafa bırakıp sınıf sendikacılığı yapmak durumunda herkes. Bizim önceliğimiz örgütsüz işçileri örgütlemek. Kamunun tasfiyesinde, özelleştirmelerde, tayin ve atamalarda yani hayatın her alanında mücadeleyi ortaklaştırırsak başarılı olabiliriz. İSB de bu anlayışla kurulmuştur. Altını örmeye çalışıyoruz.

Ramis Sağlam: İzmir’de 20 yıl önce belki kamu işyerleri ile özel işyerlerinde örgütlü olan işçi ve memur sendikalarının farklı  sorunları varmış gibi görünüyordu. Artık her geçen gün sorunlar aynılaşıyor. Örneğin taşeron sistemi artık her yerde. Sendikasızlaştırma baskısı her iki tarafta da fazlalaştı. Sermaye yeni süreçte dikensiz gül bahçesi istiyor. İşçi alanında önemli direnişler var. Taşerona karşı direnişler… Kamuda, uzmanlaşma adı altında verilen statü farklılıklarıyla eşit işe eşit ücret ilkesine aykırı sistemler karşımıza çıkıyor. Bizler sendikaların yerine İzmir Sendikalar Birliğini koymuyoruz.Sendikalar Birliği farklı sendikaların bir araya, geldiği bir güç birliğidir. Geçtiğimiz günlerde geniş katılımlı bir toplantı yaptık. Amaç İSB’nin bundan sonraki rotasını çizebilmekti. İSB’ye bağlı sendikaların yöneticilerinin çizdiği bir rota değil, ihtiyaca cevap veren bir rotayı o toplantıda çıkaralım istedik.

 Örgütsüz işçilere yöneleceğinizi belirttiniz. Sizler işyerlerinde örgütlüsünüz, üyeleriniz var. Onlar bu birliğe ve genel olarak mücadeleye nasıl bakıyor? Onları çalışmalara nasıl katacaksınız?

 Ramis Sağlam: Örneğin asgari ücret belirlenirken kamu emekçileri, "Asgari ücret beni ne diye ilgilendirsin" diyebiliyor. Ya da TİS imzalayan sendikalı işçi, "Ben nasıl olsa asgari ücretten yüksek alıyorum" diyor. Oysa kamu emekçilerinin ve diğer işçilerin ücretini asgari ücret belirliyor. Asgari ücretin yükselmesi, örgütsüz işçilerin örgütlenmesi ile doğrudan ilgili. Kamu işyerlerinde işçi statüsünde çalışan arkadaşlarımız var. Biz örneğin buradaki işçileri ya kendi kapsamımıza alacağız ya da bir işçi sendikası ile onları birlikte örgütleyeceğiz. Şimdi onlar örgütsüz kaldığı zaman -ki bu sayı gittikçe artıyor- bizim örgütlenmemizi de zayıflatıyor, tehdit olarak duruyor. İşsizlerin işçiler karşısında tehdit olarak kullanılması gibi örgütsüz işçi de örgütlü işçiye karşı tehdit olarak kullanılıyor.

 Gürsel Köse: Park Bahçe işçilerimizin durumu aynı. Sendikalı ve taşeron beraber çiçek dikiyor, her şeyi birlikte yapıyor. Aynı emek gücü, aynı alm teri. Bir tanesine bakıyorsun, ikramiyesi, sosyal hakkı var. Diğeri asgari ücretle çalışıyor. TİS’lerde sendikaların birinci gündemi taşeronu kaldırmak olmalı. Var olan sendikalılar örgütlü değil, sadece üye. İSB aynı zamanda üye sendikacılığına karşı. Sadece var olan üç-beş işyeri temsilcisi ile değil, bunların çevresinde işçi gruplarıyla, özellikle kendi işyerlerimizde bunları kurup yaygınlaştırarak, üyeleri aktif hale getirebiliriz. Birbirimizi kontrol ederek, olumsuzlukları birbirimize söyleyerek, uygunsuz çalışma koşulu varsa, baskı zulüm varsa bunu da eleştirerek, yeni örgütlülükler yaparak devam edeceğiz.

Ramis Sağlam: Örneğin Park Bahçe işçileri, örgütlü sendikaların eylemine onlardan daha kitlesel geliyor. Ayrıca taşeron işçisini sendikaya üye yapmak yetmiyor. Taşeron sistemini parçalayacak bir mücadele hattı yürütmek gerekiyor. Birliktelik aynı zamanda deneyim alışverişini de getiriyor. İşçi sendikalarının ayak izleri var. Büyük deneyimler var. Biz onlara basıyoruz diye düşünüyorum.

 Önümüzdeki sürece ilişkin neler yapacaksınız? Asgari ücrete ilişkin örnekler verdiniz. Bununla ilgili planlarınız var mı?

Ramis Sağlam: Önümüzdeki günlerde bir eğitim çalışmamız olacak. Farklı sendikaların üyeleri aynı çatı altmda aynı eğitim çalışmasına katılacak. İSB olarak Çiğli Organize gibi işçi havzalarında örgütlenme büroları açacağız. Oraları işçilerin karınca yuvasına çevirmek düşüncemiz. İSB’nin hedefi birlik mücadele dayanışma. UPS örneğinden yola çıkarsak, bundan önce sadece Türk-İş’e bağlı sendikalar dayanışma yapıyordu. İSB ile birlikte DİSK ve KESK’te dayanışma göstermiş oldu. İzmir’de direnişe başlayan hiçbir işçi ve emekçinin yalnız kalmaması hedefimiz. İSB öncülüğünde asgari ücret kampanyasını en geniş alana yaymayı düşünüyoruz. Kampanya ne kadar geniş tutulursa o kadar başarı şansı olur. Her şubemiz önce kendi tabanına anlatmalı yapılması gerekeni. İSB’nin burada yalnız kalmaması lazım.

Gürsel Köse: Sendikaların gerçek sahiplerinin çalışanlar ve işçiler olduğunu göstermek istiyoruz. Sadece örgütlü işçiler değil örgütsüz işçiler de var bunun içinde. İşçi arkadaşlarımıza sendikaların kendilerinin evi olduğu, sıkıntı ve sorunlarını paylaşabilecekleri inancını vereceğiz. Asgari ücret en büyük TİS bugün. Biz İSB olarak özellikle asgari ücret görüşmeleri başladığında büyük ihtimalle Aliağa’dan başlatacağımız bir çalışmayla gündeme taşıyacağız. Petrol-İş Aliağa Şubemizin öncülüğünde bir miting planlıyoruz. (İzmir/EVRENSEL)  Emine Uyar
 

DİĞER HABERLER
CARGILL İŞÇİLERİ 1000 GÜNDEN UZUN SÜREDİR NEDEN EYLEM YAPIYOR, ŞİRKET SUÇLAMALAR İÇİN NE DİYOR?
CARGILL İŞÇİLERİ 1000 GÜNDEN UZUN SÜREDİR NEDEN EYLEM YAPIYOR, ŞİRKET SUÇLAMALAR İÇİN NE DİYOR?

2018 yılında işten çıkarılan Cargill Türkiye işçilerinden sekizi, sendikal faaliyetleri nedeniyle Anayasa’ya aykırı olarak işlerine son verildiği gerekçesiyle 1000 günü aşkın süredir işe iade mücadelesi yürütüyor. BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan şirket, mahkemece hükmedilen tüm tazminatların ödendiğini ve sorunların hukuken çözüldüğünü belirtse de işçiler, “bir daha hak aradıklarında işten kovulmamak için” Cargill’de yeniden işbaşı yapma mücadelesini sürdürmekte kararlı olduklarını söylüyor.

GIDADA ARACI VURGUNU
GIDADA ARACI VURGUNU

Pandemide Türkiye’de liberal ekonominin en acımasız şekilde kendini gösterdiği sektör gıda oldu. Aracıların çiftçileri istediği fiyatı zorladığı, marketlerin aynı anda aynı oranlarda zam yaptığı bu dönemde vatandaş ve çiftçiler yoklukla mücadele ediyor, tüketici dernekleri acil müdahale çağrısı yapıyor.

1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL? (II)
1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL? (II)

Türkiye işçi sınıfı 1960’lardan günümüze çok büyük değişim gösterdi. 1960’lı yıllarda Türkiye’nin toplumsal ve siyasal dönüşümü için işçi sınıfına umut bağlayanların nesnel olarak başarı şansı yoktu. Bugün ise işçi sınıfına dayanmayanların hiçbir başarı şansı yok. Dünkü yazımda bıraktığım yerden devam ediyorum.

1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL?
1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL?

Türkiye’de günümüzde giderek daha da güçlenmekte olan “bağımsız ve demokratik bir Türkiye” ve “sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya” mücadelesinin ana gücü, işçi sınıfımızdır. İşçi sınıfımızın yapısını ve davranış dinamiklerini anlamadan, bu büyük sınıfın güvenini ve desteğini kazanmak mümkün değildir.

TEKGIDAIS

BEDAVA
İNCELE