Her ciddi siyasi parti iktidar olma niyeti ve çabasıyla yola çıkar. İktidar olmanın yolu da sandıktan geçiyor. Peki, seçim nasıl kazanılır? Diğer bir deyişle, milyonlarca insanın desteğini ve oyunu nasıl alırsınız?
Türkiye artık işçileşti. Seçimleri kazanmak isteyen öncelikli olarak işçilerin oyunu almak zorunda.
2018 yılı Ocak ayı verilerine göre, Türkiye’de gelir getirici bir işte çalışanların sayısı 28 milyon. Bunların 19.1 milyonu işçi ve memur. Bunların dışında emekli, ev kadını ve öğrenci olarak gözüküp de bir işyerinde çalışan çok sayıda insanımız var. Ayrıca, bir başkasına ait işyerinde çalışmak için can atan 6 milyondan fazla işsizimiz var. Bütün bunlar hesaba katıldığında, Türkiye halkından veya Türk milletinden söz ediyorsak, artık işçilerin ve memurların büyük çoğunlukta olduğu bir kitle söz konusu.
FARKLILIKLAR KRİZLERDE GERİYE İTİLİR
İnsanların çeşitli kimlikleri veya aidiyetleri var. Herkes belirli bir etnik kökenden geliyor. Siyasi görüşler farklı, inançlarda çeşitlilik söz konusu. Hemşehrilik ilişkileri önemli.
İşlerin iyi gittiği, ekonominin büyüdüğü, herkesin sorunlarını mevcut düzen içinde çözebildiği koşullarda, bu kimlikler önem kazanabilir ve hatta öne geçebilir.
Ancak ekonomik kriz koşullarında geçim kaygısı ön plana çıkar.
Eğer geçimini bir başkasına ait işyerinde çalışarak aldığınız ücret veya aylıkla sağlıyorsanız, kriz nedeniyle ciddi bir risk altındasınız demektir. İşten atılabilirsiniz. Ücretiniz düşürülebilir. İşyerindeki baskılar artabilir. Diğer taraftan kredi kartı ve tüketici kredisi borçlarınızın taksitleri vardır. Ayrıca ihtiyaçlarınız sürekli artmaktadır.
Bu koşullarda insanların sınıf kimliği ön plana çıkar. Tüm ücretliler aynı teknenin hamurudur. Kökenler, inanç, siyasi görüş, vb. farklı olabilir; ancak ön plana çıkan geçim kaygısıdır, ekmek kavgasıdır. Hele ekonomik kriz dönemlerinde ekmek artık arslanın ağzında değildir; midesine doğru inmektedir. Arslanın ağzına elinizi sokup midesine doğru inmekte olan ekmeği alabilme cesaretini ve gücünü gösterirseniz, sorunlarınızı çözersiniz. Her hak belli bir bedel ödenerek alınır. Ekonomik kriz dönemlerinde alınmış haklan korumak ve bunları daha da geliştirmek için ödenmesi gereken bedeller iyice artar.
KRİZLER SINIF KİMLİĞİNİ ÖNE ÇIKARIR
Ekonomik kriz giderek derinleşiyor. AKP ülkeyi yönetemiyor. 2008 yılından beri dünyada kapitalizmin üçüncü küresel krizi yaşanıyor. AKP’nin 16 yıldır uyguladığı politikalarla Türkiye ekonomisinin üretim kapasitesi büyük darbe yedi. Kaynaklarımız yağmalandı; betona gömüldü. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Devleti ‘nin ABD emperyalizminin oyunlarını bozması, Türkiye’ye yönelik ekonomik silahların da kullanılmasını gündeme getirdi.
Bu durumda ciddi kitle eylemleri gündemdedir. Geçim kaygısı her farklılığın ötesine geçmektedir. 2015 yılında metal işkolunda Türk Metal aleyhine başlayan büyük işçi eylemlerinde, ekmek kavgası her türlü farklılığı kenara itmiş, işyeri işgalleri yaşanmıştı. Önümüzdeki aylarda sıradan işçilerin günlük ekonomik sorunlar nedeniyle bundan daha yaygın eylemlere girişmesi söz konusudur.
Bu eylemler ya emperyalistlerin uzantılarının kontrolü altında olacaktır; ya da bağımsız ve demokratik bir Türkiye isteyenlerin, Kemalist devrimi geliştirerek gerçekleştirmek isteyenlerin.
Seçimler bu nedenle son derece önemlidir.
Tarih 24 Haziran’da bitmiyor. Türkiye tarihinde daha önce hiç görmediğimiz kapsamda bir işçi hareketliliği gündemdedir. Bu hareketin öncülüğüne layık olduğunu kanıtlayan siyasi yapı, Türkiye’yi bu bataklıktan kurtarır.