Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
ATAKEY
FELDA IFFCO
PERFETTİ VAN MELLE
KRAFT HEİNZ
SAFE SPİCE
SAGRA
İZTARIM
DOĞANAY
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Dr Oetker
Agthia
ATAKEY
FELDA IFFCO
PERFETTİ VAN MELLE
KRAFT HEİNZ
SAFE SPİCE
SAGRA
İZTARIM
DOĞANAY
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Dr Oetker
Agthia
29 Kasım 2011
SEÇENEK OLMANIN ÖNEMİ

Dünyanın en doğru, en haklı taleplerini öne sürebilirsiniz. Kimse Öyle olmasın! diyemeyeceği çağrıları yapabilirsiniz.

SEÇENEK OLMANIN ÖNEMİ

       Dünyanın en doğru, en haklı taleplerini öne sürebilirsiniz.

       Kimse "Öyle olmasın!" diyemeyeceği çağrıları yapabilirsiniz. 

       Eşitlik, kardeşlik, özgürlük, barış, adalet, sömürünün kaldırılması, …adına söylediğiniz her şeye aklı başında her emekçi, sistemden nemalanmayan her insan, "Böyle olmalı, aksi insanlığın geleceğini karanlığa sürüklemek olur" diyebilir.

       Bu iddiaları tek başınıza da değil, bir parti, bir sendika, bir amaç etrafında az çok örgütlenmiş belirli bir topluluk, …olarak da dile getirebilirsiniz.

       Ama eğer bu doğruları, haklı olan talepleri gerçekleştirmek üzere, yığınların dikkate alacağı bir seçenek oarak ortaya koyamazsanız, doğruların en doğrusunu ortaya koysanız da, haklıların en haklısı olsanız da hayatın gerçekleri karşısında bir kıymeti harbiyesi yoktur.

       Burada ölçüt, ortaya konan "seçeneğin"geniş emekçi yığınlar tarafından seçenek olduğunun fark edilmesidir. Ki, ancak o zaman "seçenek" denilen seçenek olur!

       Bugün bir avuç patronun, gericiliğin gücü de buradan, ezilenlerin, sömürülenlerin, hak, adalet ve özgürlük isteyenlerin, savaşsız ve sömürüşüz bir dünya için mücadele edenlerin sermayenin partileri ve öteki kurumları karşısında sermaye düzenine karşı kendi düzenlerini kurmak için bir seçenek oluşturamamış olmasından gelmektedir.

       AKP’nin bugünkü gücü de, bizatihi kendisinin de büyüttüğü ülke sorunlarının çözümü için, öteki sermaye partilerinin halka bir seçenek sunamamalarından gelmektedir.

       Nitekim bu hafta sonunda İstanbul’da kulvarları birbirinden farklı ila toplantı yapıldı: Birinci toplantı cumartesi günü yapıldı. Bu, Sendikal Güç Birliği Platformunun (SGBP) İstanbullu işçiler ve sendikacılarla yaptığı toplantıydı. İkinci toplantı da Emek Partisi İstanbul İl Örgütünün kongresiydi. Elbette her iki toplantının da amaçları, emek, demokrasi mücadelesinin sorunlarına çözüm bulunması, sermaye güçlerine karşı birleşik bir mücadele örgütlemek gibi birbiriyle yakından ilgili olsa da mücadele ettikleri alanda bir "seçenek oluştuıma"nm en önemli sıcak gündemleri olduğuna vurgu yapılmasıydı.

       Gazetemizde dün yayımlanın SGBP’nin İstanbul toplantısının sonuç bildirgesi (toplantıda her kademeden sendikacı ve işçilerin konuşmaları) önce Türk-İş, sonra da geleneksel hükümetler ve patronlarla iş birliği içindeki sendikacılık anlayışlarına karşı gerçek ve pratikte seçenek oluşturma amacını ifade etmektedir. SGBP’nin açıklamalarından anlaşılmaktadır ki, bu seçenek pratikte ilk kez, aralık ayında yapılacak Türk-İş Genel Kongresi’nde ortaya konacaktır.

       Emek Partisinin İstanbul İl Kongresi’nde de konuşmacıların vurgusu; sermaye ve partileri karşısında emekve demokrasi güçlerinin birleştirilerek, emekçi yığınlar için bir seçenek oluşturmada Emek Partisine düşen görevlereydi. Burada seçeneğin pratik karşılığı ise; sendikalardan ve emekçilerin ileri kesimlerinden Kürt özgürlük mücadelesinin güçlerine, Alevilerin inanç özgürlüğü için harekete geçen kesimlerinden, sistemle karşı karşıya gelen aydınlar, bilim ve kültür insanlarına, çevre hareketinden kadın hareketine, gençliğin ileri kesimlerine, sistemle karşı karşıya gelen tüm güçleri birleştirme amacıyla oluşturulan, Halkların Demokratik Kongresi’dir. Ki, bugün "kongre" olarak biçimlenmiş bu hareketin bir "blokpartisine"dönüşmesi amaçlanmaktadır.

       Açık ki, yukarıda ifade edilen ve son derece önemli olan her iki seçenek girişimi de henüz "işin başında"ûr ve bugün ifade edilen amaçlarına vardıkları ölçüde gerçek bir seçenek olarak da geniş yığınlar açısından da anlamları açığa çıkacaktır.

       Elbette "işin başında" oma, "oluşhalinde"olmak "İnşallah bir gün olur!"türünden bir rehaveteyol açmamalıdır. Tersine bu seçenekleri oluşturmak için öne çıkan güçler (SGBP ve EMEP ve Kongrenin diğer bileşenleri), bütün enerjileri ve imkanlarıyla bu süreçleri hızla ilerletmek zorundadırlar. Aksi halde "normalde" doğru ve ihtiyaç dayattığında "seçenek"olabilecek bu girişimler, eğer zamana bırakılıp tavsatılırsa, her aşamanın gerektirdiği inisiyatifle ilerlenmezse, bu oluşumlar gerçek bir seçenek haline gelmeden sönerler.

       Her iki toplantıda konuşanlar elbette sönmeyi değil, gerçek bir seçenek yaratmak için umut ve inançla ifade ettiler sorumluluklarını. Bu umut ve inancın gerçeğe

       Eğer bu toplantılar bu gerekliliği daha çok hissettiren, daha çok paylaştıran toplantılar olduysa, amaçlarına varmış sayılırlar.

      Çünkü yığınların mücadelesinde emek ve demokrasi güçlerinin kendi talepleri ve amaçlarıyla seçenekolma sorunu mücadelenin en önemli sorunudur ve en acil biçimde pratikte de çözüme kavuşturulması gereken sorundur.

DİĞER HABERLER
İŞ KANUNUNDA TEMSİLCİ İŞÇİLERİN GÜVENCESİ (1936-1960)
İŞ KANUNUNDA TEMSİLCİ İŞÇİLERİN GÜVENCESİ (1936-1960)

1936 yılında kabul edilen ve 1937 yılında yürürlüğe giren 3008 sayılı İş Kanununda getirilen önemli düzenlemelerden biri, “mümessil işçi” uygulamasıydı.

BU KUYUDAN SU ÇIKMAZ!
BU KUYUDAN SU ÇIKMAZ!

Yeni vergi paketi bugünlerde asıl gündemde olması gereken asgari ücret ve emekli aylıkları artışlarını arka plana itecek. Yeni vergi paketi, emek gelirleri üzerindeki vergilerde bir azalmaya yol açmayacak. Pakette devasa şirket kârları ve servetler için anlamlı yeni vergiler yok.

BORÇ YAKAYA YAPIŞTI
BORÇ YAKAYA YAPIŞTI

İktidar, asgari ücrete ara zam beklentilerine kulak tıkarken borç, yurttaşın yakasına yapıştı. Enflasyon karşısında geliri yetersiz kalan yurttaşlar kartlara sarıldı. Kartla yapılan yemek harcamalarının tutarı ise yüzde 146,36 arttı.

ŞEYTAN KULAĞINA KURŞUN VERGİLER
ŞEYTAN KULAĞINA KURŞUN VERGİLER

Bundan 3,800 yıl önce Hammurabi, Babil caddelerine dev tabletler asmış ve üzerine şunu yazmıştı; “Vergi vermeyenin kellesi gider.”