Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
ATAKEY
FELDA IFFCO
PERFETTİ VAN MELLE
KRAFT HEİNZ
SAFE SPİCE
SAGRA
İZTARIM
DOĞANAY
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Dr Oetker
Agthia
ATAKEY
FELDA IFFCO
PERFETTİ VAN MELLE
KRAFT HEİNZ
SAFE SPİCE
SAGRA
İZTARIM
DOĞANAY
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Dr Oetker
Agthia
24 Ekim 2011
PROTESTOLAR TABANDAN YÜKSELİYOR

Avrupa´da Yunanistan ve İspanya´da başlayan ABD´de ise Wall Street´i İşgal Et eylemleriyle yeni bir boyut kazanan eylemler 15 Ekimden bu yana dünya genelinde tartışılıyor.

PROTESTOLAR TABANDAN YÜKSELİYOR

       Avrupa’da Yunanistan ve İspanya’da başlayan ABD’de ise Wall Street’i İşgal Et eylemleriyle yeni bir boyut kazanan eylemler 15 Ekimden bu yana dünya genelinde tartışılıyor. Uzun süreden beri bu hareketlerin içinde yer alan birisi olarak Berlin Hür Üniversitesi Öğretim Üyesi, küreselleşme karşıtı ATTAC Bilim Kurulu Danışmanı Prof. Peter Grottian’la bu eylemlere dair konuştuk.

 Sayın Grottian, söz konusu eylemlerin karakteri hakkında ne söyleyebilirsiniz?

       Küreselleşme karşıtı hareketlerden bankalara karşı harekete gelmiş bulunuyoruz. Daha önce bir tek izlanda’da bankalara karşı güçlü bir hareket ortaya çıkmış ve olumlu sonuçlar elde etmişti. Şimdi ABD’de, Avrupa’da ve diğer ülkelerde yüz binlerce insan harekete geçerek bankalara güçlü bir mesaj verdi. Bugünkü hareketin en önemli özelliği bence tabandan gelmesidir. Hareketin içinde güçlü sendikalar, ATTAC, kiliseler, yardım kuruluşları ve partiler yok. Tamamen kendiliğinden, hazırlıksız ve aniden tabandan başlayan bir yurttaş hareketi olma özelliği taşıyor. 15 Ekimde Frankfurt’ta yapılan gösteriye katıldım. İlk dikkatimi çeken şey, bileşimin çok renkli olmasıydı. Tabloya baktığımda bankalara parasını kaptıranlar, sosyal geleceğinden korku duyanlar, klasik sol aktivisüer vardı. Yaş itibariyle biraz karışık olan bu eylemci grup, yeni bir hareket ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

Eyleme katılanlar "öfkeli vatandaşlar" mı?

       Şahsen ben "öfkeli vatandaş" kavramını pek sevmiyorum. Çünkü, bir Alman atasözünde olduğu gibi "Öfke kör ediyor." Bu insanlar kör değil, tersine çok fazla bilgiye sahipler, konuya hakimler. Bu nedenle diyebilirim ki, eylemlere katılanlar ne yaptığını ve ne istediğini iyi biliyor. Özellikle bir şeyi; bu mali piyasa sisteminin mantığının büyük çoğunluğun çıkarlarına karşı işlediğini çok iyi biliyorlar. Dolayısıyla da ortaya çıkan hareket ne istediğini biliyor.

       Politikacıların yaşanan sorunlara karşı bir şey yapmayacağını gören sıradan insanlar kendi başına bir protesto hareketi örgütleyerek harekete geçirmeye başladılar Politikacıların çok az şey yaptığı yönündeki görüş tamamen doğru. Almanya’da da Türkiye’de de durum farklı değil. Politikacıların yapabilecekleri yaptıklarından çok daha fazla. Bayan Merkel tıpkı bir peçeli baykuş gibi davranarak, geniş kesimlerin çıkarlarına karşı karar vererek, Deutsche Bank Başkanı Josef Ackerman’ın istediklerini ve bu bankanın çıkarlarını hayata geçiriyor.

       Ancak, uzun süreden beri biriken öfke ve öfkesizlik bir kırılma noktasına ulaştı. Bu nedenle 15 Ekimde dünya çapında yapılan eylemler büyük bir başarıdır. Ama, şimdi ne olacağını düşünmek gerekiyor.

       Frankfurt’taki gösteriden sonra, bir defaya mahsus yapılan bu türden eylemlerin sürekli hale getirilip getirilemeyeceğini gündeme getirdim. Çünkü hareketin bundan sonra hangi protesto ve çatışma biçimlerinde devam edeceği önemli. Bu konuda henüz ciddi bir tartışma yok. Ben sivil itaatsizliğe devam etmemiz gerektiğini öneriyorum.

Aralarında Başbakan Angela Merkel’in de bulunduğu çok sayıda politikacı yapılan eylemleri anlayışla karşıladığını, sempati ile baktığını açıkladı. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

       Eğer hareket tehlikeli hale gelirse övgüler dizilir, böylece az tehlikeli olması sağlanır. Yani ortaya çıkan bu hareketi öven politikacılar çok ciddiye alınmamalı. Bu övgüleri dizenler eğer samimi ise ifade edilen talepleri yerine getirmek için bir şeyler yapmak üzere harekete geçmeli. İster Almanya’da, ister Türkiye’de, ister ABD’de isterse de Avrupa Birliğinde (AB) olsun politikacılar mali sermayenin gücünü sınırlandırmak için hiç bir şey yapmadı. Obama, bunu büyük bir reformla yapmaya çalıştı ama bir şey çıkmadı. AB bir takım yasalarla bir şeyler yapma mesajı verdi, bir şey olmadı. Alman Hükümeti Bankalar Yasası hazırladı çok güdük kaldı.

       Yasa, yanlış yapan menajerlerin cezalandırılmasını öngörmüyor. Federal Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bir kararda da menajerlerin kişisel olarak hangi zarara yol açtıkları saptanmadığı sürece cezalandırılamayacaklarına karar vermişti. Böylece bankacılar ve menajerlerin yaptıkları karşısında cezasız kalması güvenceye alındı.

Şu anda herkes ortaya çıkan protesto hareketini banka karşıtı olarak tanımlıyor. Genel olarak sadece bankaların suçlu olduğundan söz edilirken kapitalist sistemin suçlu olmadığından da söz ediliyor. Olmaz olur mu?

       Kapitalist sistemin mantığı bu sorunları yarattı. Sözde bağımsız olan bu bankalar kontrol edilmedi. Banka Denetleme Kurulları, görevlerini yapmadıkları gibi seyirci kaldı. Bu neden yeniden bir krizle karşı karşıva olduğumuzun da nedeni. Hükümetler bugüne kadar sermaye ve bankalarla krize karşı neler yapılacağına dair pazarlığa girişmedi. Yunanistan’ın kurtarılması konusunda bu kesimlerin ne kadar ciddi olduğu tartışılmalı. Yeşiller Partisi Milletvekili Schik tarafından yapılan hesaplamalarda, Yunanistan’ın kurtarılması konusunda bankaların katılımının çok minimal olduğu görüldü.

Gösterilerde bu yüzden bankaların hükümetler üzerinde güçlü kontrolünün olduğuna dair pankartlar taşınıyor.

       Evet, gerçekten de öyle. Bu nedenle bankaların çıkarlarına karşı bir şeyler yapmak Almanya’da, ABD’de, İngiltere’de, Türkiye’de çok çok zor. Bu yüzden protesto gösterilerinde bankalar sorununun sadece mali piyasalar sorunu olmadığı, sistem sorunu olduğuna dikkat çekiliyor. Bana göre; bankalar sorunu aynı zamanda demokrasi sorunudur.

Bundan sonra Almanya, Avrupa ve dünya çapında gösteriler nasıl devam edebilir?

       Olanlar çok açık. Özellikle de ABD’de. Çok sayıdaki kentte eylemlerin yapılması dikkate değer. Yine Avrupa, Asya ve Afrika’da da önemli eylemler oldu. Şimdi önemli soru, eylemlerin nasıl devam edeceğidir. Frankfurt’taki gösteriden sonra kurulan çadırlarda tanık olduğum tartışmalarda işin zor olduğunu fark ettim. Protesto hareketi genç ve düzenlenmesi gerekiyor. Bağımsız bir hareket olarak kalması için alt yapısı, destekçileri ve tecrübesi olması gerekiyor. Aslında Almanya’da bunun olanakları var. Örneğin Frankfurt’ta bir sefere mahsus planlanan eylemin sonucunda sürekli eylem kararı alındı. Eylemin verdiği moral ile "Biz buradayız, burada kalacağız ve bölgedeki insanları da buraya davet ediyoruz" denildi. Ne kadar insanın geleceğini bilmiyoruz. Ama sendikacıların, sanatçıların, tanınmış şahsiyetlerin kazanılması gerekiyor. Kendisini bulması gereken bir hareket. Şu anki yapısıyla stratejik değil, pragmatik bir protesto hareketi söz konusu. Bu nedenle insanların nasıl bir araya getirileceği pek düşünülmüyor. Bu konuda ABD’deki protesto eylemlerinden öğrenilecek çok şey var.

Sız uzun zamandan beri aynı zamanda küreselleşme karşıtı hareketin içinde de yer alıyorsunuz. Bu yeni hareket ile 2000’li yılların başındaki küreselleşme karşıtı hareket arasında ne türden farklılıklar söz konusu?

       Bu hareketlerin küreselleşme karşıtı hareketin bir parçası olduğunu söylemek istiyorum. Açık olan şu ki, karşı karşıya olduğumuz sorunlar ulusal düzeyde çözülemiyor. Ancak, Avrupa genelinde mali piyasaya trans aksiyon vergisi getirilmek isteniyorsa, bu ancak Avrupa çapında bir mali hükümetin kurulmasıyla mümkündür. Bunun için protestoların yeterli olup olmadığı bir soru. Gerçekçi olmak gerekiyor ki, medyanın çoğu için de protestoların bunun için yeterli olmadığıdır. Bu nedenle, Almanya için söylemek gerekirse Frankfurt’ta yapılan eylemden ne çıkacağı önemli.

       Şu anda büyüme şansı olan iyi bir hareket ile karşı karşıyayız. Bunun kısa süre içinde büyüyüp gelişeceği konusunda ise endişelerim var.

PETER GROTTİAN KİMDİR

       Berlin Hur Üniversitesi Otto Schur Sosyal Bilimler Enstitüsü öğretim uyesı olan Prof. Peter Grottian, uzun yıllar çalışma surelerinin kısalt İması ve sosyal hareketlerin biçimlen üzerine çalışmalar yaptı.

       Berlin başta olmak üzere Almanya’da gerçekleştirilen sosyal protesto hareketleri içinde yer alan Grottian, ülkenin tanınmış solcu akademisyenlerinin başında geliyor. Küreselleşme karşıtı ATTAC’ın "işi Adıl Paylaşmak" (ArbeıtFaırTeılen) adlı çalışma grubunda yer alan Grottian, aynı zamanda protesto gösterilerinin koordinasyon kurulunda yer alıyor. 

 

DİĞER HABERLER
İŞ KANUNUNDA TEMSİLCİ İŞÇİLERİN GÜVENCESİ (1936-1960)
İŞ KANUNUNDA TEMSİLCİ İŞÇİLERİN GÜVENCESİ (1936-1960)

1936 yılında kabul edilen ve 1937 yılında yürürlüğe giren 3008 sayılı İş Kanununda getirilen önemli düzenlemelerden biri, “mümessil işçi” uygulamasıydı.

BU KUYUDAN SU ÇIKMAZ!
BU KUYUDAN SU ÇIKMAZ!

Yeni vergi paketi bugünlerde asıl gündemde olması gereken asgari ücret ve emekli aylıkları artışlarını arka plana itecek. Yeni vergi paketi, emek gelirleri üzerindeki vergilerde bir azalmaya yol açmayacak. Pakette devasa şirket kârları ve servetler için anlamlı yeni vergiler yok.

BORÇ YAKAYA YAPIŞTI
BORÇ YAKAYA YAPIŞTI

İktidar, asgari ücrete ara zam beklentilerine kulak tıkarken borç, yurttaşın yakasına yapıştı. Enflasyon karşısında geliri yetersiz kalan yurttaşlar kartlara sarıldı. Kartla yapılan yemek harcamalarının tutarı ise yüzde 146,36 arttı.

ŞEYTAN KULAĞINA KURŞUN VERGİLER
ŞEYTAN KULAĞINA KURŞUN VERGİLER

Bundan 3,800 yıl önce Hammurabi, Babil caddelerine dev tabletler asmış ve üzerine şunu yazmıştı; “Vergi vermeyenin kellesi gider.”