Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
02 Ocak 2019
ORADA BİR DİRENİŞ VAR UZAKTA

3-5 kişiyle başladık, sonra çığ gibi büyüdü gitti. Belli bir noktaya geldikten sonra da işte klasik işveren refleksiyle işten çıkartmalar oldu.

ORADA BİR DİRENİŞ VAR UZAKTA

Oğuz Çömez genç bir Cargill direnişçisi. 29 yaşında. Direnişin macerasını ondan dinledik ağırlıkla, diğer arkadaşları da katıldılar arada. Umut veren bir direniş söyleşisi oldu bizim için.

Oğuz 6 yıldır Cargill’de çalışıyordu. Başlatılan sendikalaşma sürecine kayıtsız kalamamış. “Çünkü bu maaş skalalarıyla, bu hayat pahalılığıyla işverenin vaatleriyle, artık karnımız doymuştu o zamana kadar" sözleriyle ifade ediyor mücadeleye başlama nedenlerini. Oğuz şöyle devam ediyor direnişin nasıl başladığını anlatmaya:
 
“Böyle bir ateş yakıldı fabrikada, 3-5 kişiyle başladık, sonra çığ gibi büyüdü gitti. Belli bir noktaya geldikten sonra da işte klasik işveren refleksiyle işten çıkartmalar oldu. Daha önce 2012’de bir işten çıkarma olmuştu, o işten çıkanlar da zamanla mahkemelerin hepsini kazanıp iş iadelerini kazandılar, yani, Cargill’in böyle bir sabıkası da var. En son 17 Nisan günü benim de içinde olduğum 14 arkadaşımızın iş akdi feshedildi. Cargill işverenin yaptığı bizim anayasal hakkımıza saygı duymamaktır, çünkü biz burada sendikalı olan herkes sonuçta anayasal bir hak olan sendikaya üye olma hakkını kullandık ama bu Cargill’e göre hainlikti çünkü onlar görüşmelerimizde şöyle diyorlardı: “Aramıza 3. kişileri sokmayalım, biz kendi içimizde çözelim sorunlarımızı.
 
19 yıldır çalışanlar da var işten çıkanlar arasında, işte 7 yıllıklar da var, 10 yıllıklar da artık hani… Ben 6 senelik işçiydim asgari ücret seviyesinde maaş almaya başladım. Hani süreç oralardan buralara kadar geldi.
 
Biz de ertesi gün sabah itibariyle direnmeye başladık. Buradaki direnişimize sabah 07:00 da başlıyoruz, gece vardiyasından çıkanları uğurlayıp gündüz vardiyasını işe sokup bırakıyoruz. Ondan sonra öğleden sonra 15:00 da geliyoruz buraya, 15:00 dan 17:30ü kadar da yine burada aktif olarak direniyoruz. ”
 
Direnişçiler içeride çalışmaya devam eden arkadaşlarından da destek alıyorlar.
 
“Sendikaya üye olmadı deyip kimseyi dışlamadık. Sendikaya üye olup da devam eden arkadaşlarımız da biz işten çıktık diye onlar da bizi dışlamadı. Yani burada fabrikanın önünde beklerken vardiya değişimlerinde insanlar geliyor buraya, semaverimiz biz burada oldukça yanar. Gelip bir bardak çay içip ondan sonra içeri giriyorlar. Aramıza mesafe girmedi bu konularla ilgili. Cargill buna en başta niyetlendi, normalde işçilerin girdiği turnikeler vardı, içerideki arkadaşlar bu turnikeden bize selam verip içeri girip işbaşı yapıyorlardı ama sonra işveren servislerden inildiği gibi direkt idari binadan içeri girilecek dedi. Buradaki amaç da bizimle bağlantılarını kesmekti. Bazı işçiler başta bir boyun eğmek zorunda kaldı ama ondan sonra genel topluluk yine eski adetlerine devam ettiği için bizimle selamı kesmediği için işveren bunda başarılı olamadı, bizi bölemedi yani. Halen içerideki arkadaşlarımız bizi destekliyor, biz onlara selam veriyoruz. Bir sıkıntımız yok yani, sözleriyle anlatıyorlar kritik öneme sahip dayanışmanın boyutunu. ”
 
Direnişçi işçiler İstanbul’a Cargill merkezine zorlu bir yürüyüş de gerçekleştirdiler. Yürüyüşü de sorduk onlara, coşkuyla anlattılar:
 
“Başta hepimiz için soru işaretiydi, buradan İstanbul’a nasıl yürüyeceğimiz. Bayağı bir mesafe var, yolda neyle karşılaşacağız, sadece kendimiz mi yürüyeceğiz vs. Sonunda bu yola 9 işçi arkadaşımız ve bir de sendika uzmanımızla beraber çıktık. Gebze’ye Flormar işçilerinin yanına gittik, oradan Gebze meydanında kaldık bir gece. Bir sonraki durağımız Kartal Meydanıydı. İşte o arada Gebze ile Kartal arasında Tuzla Şifa Mahallesi dedikleri yerde bir gözaltı süreci yaşandı. Gözaltında, bize yürüyemezsiniz dediler, oradaki emniyet amiri bizim güvenliğimizi sağlayamıyormuş. Biz sonuçta Orhangazi den oraya yürüyerek geldik, sürekli bir polis eskortu vardı, bir önümüzde bir arkamızda. O kadar yolda güvenliğimizi sağlayan emniyet mensupları orada güvenliği sağlayamayacaklarını öne sürdüler, talimat böyle dediler.
 
Önce muayene için Devlet Hastanesine, oradan Vatan Emniyet’te 7-8 saat kadar kaldık, sonrasında bir sıkıntı olmadığı için döndük. Gözaltı bitti biz oradan tekrar Kartal Meydanı’na geçtik o gece yine orada konakladık. Ondan sonraki son noktamız da Cargill Genel Müdürlüğü. Ataşehir’e yürüyüş gerçekleştirecektik, sahil tarafından yürüyecektik, o da engellendi, yürü-yemezsiniz dediler. Normalde orası bir sahil, o sahilde herkes yürürken bizim yürümemize karşı çıktılar, önlükleri çıkarıp yürüyebilirmişiz, şapkalarımızı, sendika önlüklerimizi. Biz de işte örgütlenme uzmanımızın kararıyla o şekilde yürüdük. Ataşehir’de bir topluluk karşıladı, orada bir basın açıklaması oldu ve biz 3 gün orada kaldık. En son bir Cuma günü konuşmamızı yaptık oradan ayrıldık.
 
O yoldaki bizimle dayanışma çok iyi oldu. Bütün konaklama yerlerinde oranın yerel halkı olsun, sivil toplum kuruluşları olsun çok destek gördük. Şimdi ben bu desteği açıkçası, daha önce hiç böyle bir şey yaşamadığım için, beklemiyordum. Bizim yaptığımız işin sadece bir 10 kişiyle sınırlı olmadığını gördük orada. Komple bir işçi sınıfının mücadelesi olduğunu, onlardan destek gördükçe anladık. ”
 
Yol boyunca ve Cargill önünde gördükleri dayanışma çok etkilemiş onları:
 
“Mesele Gebze Meydanı’nda da, bu işlerle hiç ilgisi olmayan biri biz orada otururken geldi, dinlemiş bizi bir hanımefendi, gecenin 12’sinde bir tencere mercimek çorbası getirdi bize. Yani bu sadece insanlıkla alakalı, orada görmüş bizim yaptığımızı dinlemiş bizden, afişlerimizi gördü, çocuklarımızı gördü. Sloganımız “çocuklarım yaşasın” olunca kalbine dokunuyor insanların, bu güzel bir slogan oldu. Anlattık, sonra akşama bir tencere mercimek çorbası getirmiş. Yani bizden hiçbir menfaati olmayan insanlar bunlar. Sırf mücadele için, sırf işçi sınıfının hak ettiği değeri görmesi için çabalayan insanlar. ”
 
Direnişten öğrendikleriyle umutlu biçimde yollarına devam etmeye kararlı Cargill direnişçileri:
 
Bu İstanbul direnişi bize onu kattı. Tabii en başta bu dayanışma içinde olma gerekliliğini orada fark ettik çünkü bu işin sonunda kazanınca başta bireysel olarak Cargill işçisi kazanacak gibi gözüküyor ama en nihayetinde tüm işçi sınıf kazanacak. Keza bu Flormar için de öyle, onlar da bir direniş içerisinde. Bu dilenişle insanları, işçi sınıfını da canlı tutuyor. Komple işçilerin üstünde bir ölü toprağı var gibi duruyordu şimdiye kadar, o kadar hayat pahalılığı, asgari ücret seviyesi, iş kazaları vb… hiç tepki olmuyor diye bakıyorduk ama bu direnişler arttıkça insanların bu davaya olan inançları da artıyor.
 
Bundan sonrası için de Cargill işçileri olarak amacımız hak ettiğimizi alana kadar devam etmek burada. Cargill 14 işçinin anayasal hakkına saygı duyup, sendikayı hak bilip bizi işe geri alana kadar, sendikayı tanıyıp bizimle toplu iş sözleşmesi yapana kadar biz buradayız. Çocuklarımız için değil sadece, herkesin geleceği için, Türkiye’nin geleceği için vermeliyiz bu mücadeleyi, sınıfın geleceği için…”
 
Direnişi sahada sürdüren Cargill İşçi Komitesi @cargilliscikom Twitter ve Cargill işçi Komitesi Facebook adreslerinden direnişleriyle ilgili gelişmeleri paylaşıyorlar.
DİĞER HABERLER
BAŞIMIZ SAĞOLSUN
BAŞIMIZ SAĞOLSUN

Bu sabah saat 04.17’de Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde meydana gelen ve ne yazık ki çevre illerde de şiddetli etkisini gösteren 7.4 büyüklüğündeki deprem felaketinde can kayıplarımızın olması hepimizi derinden üzmüştür.

12 EYLÜL DÖNEMİNDE YÜKSEK HAKEM KURULU’NUN ÇALIŞMALARI
12 EYLÜL DÖNEMİNDE YÜKSEK HAKEM KURULU’NUN ÇALIŞMALARI

Tekgıda-İş Sendika Akademisi’nin 30 Ocak 2023 tarihli raporunda, Yüksek Hakem Kurulu’na ilişkin mevzuat düzenlemeleri ile 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında yapılan çalışmalara ilişkin hukuki çerçeve sunulmuştu.

ŞUBELERİMİZE DÜZENLİ EĞİTİM
ŞUBELERİMİZE DÜZENLİ EĞİTİM

Sendikamızın eğitim anlayışı tabandan en üst yönetim kademelerine kadar düzenli eğitimlerdir.

BİZİM MİLLETİ SİZ ANLAYABİLİYOR MUSUNUZ?
BİZİM MİLLETİ SİZ ANLAYABİLİYOR MUSUNUZ?

Türkiye ve Türk toplumu hakkında kitap veya makale yazan yabancıların çok büyük bölümünün gerçeklikle ilgisi alakası yoktur.