Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
18 Ocak 2022
ÖNEMLİ OLAN FİYATLARIN AZ ARTMASI MI, DÜZEYİ Mİ?

Bir mal bugün 100 lira ve bir buçuk yıl sonra 150 lira olacağı görülüyor. Bu 50 liralık zammın önemli bir kısmını şimdiden yapsak ve son bir yıla daha az zam kalsa…

ÖNEMLİ OLAN FİYATLARIN AZ ARTMASI MI, DÜZEYİ Mİ?

Örneğin fiyatı altı ayda 136’ya çıkarsak, sonraki bir yılda ise 150’ye, son bir yılın zam oranı, yani enflasyonu pekâlâ yüzde 10’da tutulmuş olur.

Tüketici uzun süre 100 liraya alacağı mala çok erkenden 136 lira ödemeye başlarmış; o kadarcık hata her ekonomi politikasında olur artık!

Varsayalım bugünden itibaren sihirli bir el değdi, artık enflasyondaki değişim hiç sapma olmadan tam anlamıyla doğru bir şekilde ölçülüyor. Hiç kimsenin enflasyon oranlarına ilişkin kuşkusu kalmadı. Herkesin, her ailenin tüketim kalıbı, tüketim alışkanlıkları farklı olduğu için enflasyon da herkese göre değişir ama diyelim bir orta yol bulundu, Türk halkı kafasından enflasyon oranlarının gerçeği yansıtmadığı düşüncesini tümüyle silip attı.

Hükümet de çok ciddi bir katkıda bulundu; çalışanların maaş ve ücretlerinde enflasyon dolayısıyla ortaya çıkan tahribat kuruşu kuruşuna giderilmeye başlandı.

Ya da fiyatlar bugün bir şekilde donduruldu; aynı şekilde ücretler de. Artık ne fiyat artışı var ne ücret artışı…

Bütün bunlar oldu diye sanıyor musunuz ki milyonlarca insan bir anda refaha kavuşacak?

Olan yalnızca şu; şimdiki geçim düzeyi korunacak.

Peki vatandaş şimdiki geçim düzeyinden, yaşam koşullarından memnun mu ki?

Klasik yakınmadır ya hani:

“Kira, elektrik, doğalgaz, su, ulaştırma; geriye bir şey kalmıyor…”

Doğru, bu olmazsa olmaz harcamalar yapıldıktan sonra kaç ailenin cebinde para kalıyor ki. Bırakın para kalmasını, bu harcamalara para yetiyor mu ki.

Dolayısıyla bir anlamda geliri enflasyona karşı sabitlemek, insanların daha rahat ve refah içinde yaşamasını sağlamayacak. Yalnızca bugünkü düzey korunmuş olacak.

Bugünkü düzey iyi olsaydı, tabii ki sorun yoktu. Ama değil ki! Mümkün olsa da sorulsa vatandaşa, “Şimdiki gelirinle şimdiki fiyatlar sabitlenecek, ne dersin” diye, acaba kaç kişi buna evet derdi…

Endeks, fiyat demektir

Kamuoyunda hep “Enflasyon şu oldu; arttı, azaldı” diye konuşuruz ve fiyatların düzeyi biraz ikinci planda kalır. Dikkatimiz hep değişim oranındadır.

Oysa temelde bakmamız gereken fiyatların düzeyidir, bir başka ifadeyle endekstir.

TÜFE, yani tüketici fiyat endeksi dediğimiz, kapsamdaki 400 kadar mal ve hizmetin bir anlamda ortalama fiyatıdır.

Biraz önce yazdıklarımıza dönelim… Ortalama fiyatın, yani endeksteki değişimin ne olduğunu bir yana bırakalım; biz bu ortalama fiyattan memnun muyuz, değil miyiz; temel konu budur.

Endeksi bir ürün olarak görelim. Örneğin bir kilo et! Bizim için bir kilo etin son bir yıldaki fiyat değişimi mi önemlidir, yoksa etin kilo fiyatının düzeyi ve bizim ne ölçüde alım gücüne sahip olduğumuz mu?

Değişim oranı matematiğin cilvesidir

Bugünkü yazımızın dünkü ile birlikte değerlendirilmesinde yarar var. Köşemizde dün bu yılın şubatından itibaren olan aylık artışların son on yıl ortalaması düzeyinde kalması halinde 2023 yılının haziranında bizi nasıl bir oranın beklediğine yer verdik. İkinci varsayımda ise bu yılın ilk beş ayında yüksek artışlar beklediğimizi belirttik, sonrasını geçmiş yıllar ortalaması olarak aldık. Sonuçta iki varsayımla da Haziran 2023’te yıllık TÜFE artışı yüzde 12 oluyordu.

Bir hatırlatma daha; ilk varsayıma göre bu yılki TÜFE artışı yüzde 25, ikinci varsayıma göre olan artış ise yüzde 33.5 düzeyinde gerçekleşiyordu.

Peki nasıl oluyordu da 2022 sonunda biri yüzde 25, biri yüzde 33.5 sonucu veren endeksler, Haziran 2023’e geldiğinde yüzde 12’de çakışıyordu?

İşte matematiğin cilvesi burada!

Haziran 2023 itibarıyla son bir yıldaki artış oranı aynı; ama, TÜFE’nin yani fiyatların düzeyi farklı.

Ya da şöyle düşünelim; herhangi bir ürünün fiyatının 100 liradan 110 liraya çıkması da yüzde 10 artış demektir; 150 liradan 165 liraya çıkması da…

Hangi dengeyi tercih edersiniz?

Tabii ki 100 liradan 110’a çıkılmasını. Diğer türlü aynı oranda artış söz konusu olmakla birlikte o ürüne daha fazla para ödüyorsunuz demektir.

Enflasyonu zıplat, sonra düşür; peki fiyatların düzeyi?

Hükümetin tüm ekonomik verilerde Haziran 2023’e odaklandığı, tüm göstergeleri o tarihteki seçime göre oluşturma gayreti içinde olduğu artık sır değil. 2023 haziranına göre ayarlanması için en çok çaba gösterilen de enflasyon.

Şöyle bir örnek verelim…

Diyelim şimdiki fiyatı 100 lira olan bir malın bir buçuk yıl sonra 150 liraya çıkması kaçınılmaz görünüyor. Sandığa gidiliyor ve bu durumda enflasyon yüzde 50! Olmaz! Ama çare yok değil.

Bu malın fiyatı adeta iteleyerek aşama aşama altı ay sonra 136 liraya çıkarılıyor. Yüzde 36 artış var; ama olsun! Önemli olan gelecek bir yıl. Fiyat seçimden önceki bir yılda 136’dan 150’ye yükseliyor; yani yüzde 10 artış hedefine ulaşılıyor.

100’den 150’ye gelmek vardı, oysa şimdi 136’dan 150’ye gelindi.

Yüzde 50 zam yapmış görünmek vardı, oysa şimdi zam oranı yüzde 10’da tutulmuş oldu.

Peki o mal uzun süre 100 liradan satılacakken, bu kez 136 liradan işlem görmedi mi?

Vatandaşa binen maliyet ne olacak?

İşte o yüzden diyoruz ya “Değişim oranı önemlidir ama fiyat düzeyi daha da önemlidir” diye…

Fiyatlar atmaya devam edecek

Gerçek fiyatlar, yani endeks değerleri üstünden gidelim.

En iyimser senaryo olarak nitelediğimiz grafikte ocak ayı artışını yüzde 13.5, diğer ayları son on yılın ortalaması kadar alıyoruz.

Grafiklerdeki mavi, fiyat artışında çok hızlı bir gerilemeye işaret ediyor. Peki ya fiyatlar, yani endeks?

Bu yılın ocak ayında 780 (2003=100) düzeyinde beklenen endeks, soluksuz bir şekilde yükselerek gelecek yılın haziranında 907’ye çıkıyor. Ama bu yıl ocakta yüzde 52 düzeyinde tahmin edilen yıllık artış oranının, Haziran 2023’te yüzde 12’ye ineceği hesaplanıyor.

Vatandaşın cebinden çıkan para artmaya devam edecek; ama enflasyon hep son bir yıldaki fiyat değişimi olarak ölçüldüğü için “Enflasyon düştü” denilecek.

Dikkat! Enflasyonun düşmesi fiyatların düşmesi anlamına gelmiyor. Olan yalnızca “fiyatlardaki artış hızının yavaşlaması” hepsi bu.

Diğer senaryoya bakalım. Bu senaryoda da bu ocaktaki endeks yine 780, yıllık artış yüzde 52. Ancak Haziran 2023’ün senaryosunda bu kez endeksin düzeyi daha yüksek; 970. Ama değişim oranı son bir yıl dikkate alınarak hesaplandığı için yine yüzde 12.

KAYNAK Alaattin AKTAŞ / Dünya
DİĞER HABERLER
BAĞIMSIZLIĞA ATILAN İLK ADIM
BAĞIMSIZLIĞA ATILAN İLK ADIM

Bağımsızlığa atılan ilk adım. Emperyalist işgale ve saltanata karşı bir ulusun ayağa kalkışının miladı. Emsalsiz bir zaferin adıdır 19 Mayıs 1919!

TÜRK İŞÇİSİ YURTDIŞINDA DA İŞSİZ KALDI
TÜRK İŞÇİSİ YURTDIŞINDA DA İŞSİZ KALDI

Türk işçilerin işlerini kayıtlı-kayıtsız Suriyeli, Afgan, Pakistanlı, Afrikalı ucuz iş gücü alıyor. Yurtdışı iş piyasasında da durum aynı.

GENÇLERİN %28’İ NE İŞTE NE OKULDA
GENÇLERİN %28’İ NE İŞTE NE OKULDA

Türkiye’nin gençleri 19 Mayıs’ı ağır bir ekonomik buhranın tüm etkilerini sırtında hissederek yaşıyor.

TÜİK’İN VERİLERİNDE DERİN SGK ÇELİŞKİSİ
TÜİK’İN VERİLERİNDE DERİN SGK ÇELİŞKİSİ

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) gelir ve yaşam koşulları araştırmasında yoksulluğun azaldığı belirtilse de gerçekler farklı.