Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
24 Mart 2011
ON İKİ YILLIK BİR BÖLÜŞÜM BİLANÇOSU

1998-2010 dönemini kapsayan ve Türkiye’nin emekçi sınıflarını ilgilendiren bölüşüm göstergelerinin seyrini kuşbakışı gözden geçirecek durumdayız.

ON İKİ YILLIK BİR BÖLÜŞÜM BİLANÇOSU

1998-2010 dönemini kapsayan ve Türkiye’nin emekçi sınıflarını ilgilendiren bölüşüm göstergelerinin seyrini kuşbakışı gözden geçirecek durumdayız. Farklı emekçi sınıfların (örneğin işçi ve köylü sınıflarının) bölüşüm göstergeleri paralel seyretmekteyse, en geniş anlamda (kapitalist çiftçiler dahil) burjuvazinin göreli durumunun da zıt doğrultuda değişmekte olduğu söylenebilir.

Niçin 1998’den başlıyoruz? Çünkü, neoliberal modelin kapsamlı son aşamasının uygulanması 1998’de başladı. Bu aşama IMF ve Dünya Bankası gözetimi altında bir dizi anlaşmayla Mayıs 2008’e kadar kesintisiz sürdü. Sonraki iki yılda da makroekonomik ve dışa dönük politikalarda aynı model izlendi. Böylece, 1998-2010 yıllarının göstergeleri, neoliberal modelin sınıflar-arası gelir dağılımı üzerindeki etkilerinin bir bilançosunu oluşturmaktadır.

Bir ikinci bölüşüm bilançosu da AKP’li yıllarla (2003-2010’la) ilgilidir. AKP, 2001 krizi sonrasında sosyal göstergelerin dibe vurduğu bir tarihte (2002 sonunda) iktidara geldi. İktidarın ilk beş yılında Türkiye hızlı (ortalama %7.1’lik) bir büyümeyi yaşadı; 2008-2009’da ise küçüldü. Bölüşüm göstergelerinin bu ortamlardaki seyri, AKP iktidarının sınıfsal konumu üzerinde şüphe duyanlara ışık tutacaktır.

kboratav11.png

TÜİK ve DPT verilerine dayanan yukarıdaki tablo bu amaçla hazırlandı. Kullanılan göstergeleri kısaca açıklayalım. İlk üç sütun sanayi sektörü verilerinden (ve meslektaşlarım Ebru Voyvoda ve Erinç Yeldan’ın katkılarından yararlanılarak) türetilmiştir. Reel ücretler, enflasyondan (TÜFE’den) arındırılmış ücretlerin işçi başına ortalama seyrini gösteriyor. Emek verimi(1), sanayi sektörü verilerinden hesaplanan işçi başına sabit fiyatlı üretim değerini ifade ediyor. Emek verimi(2) ise, sabit fiyatlı milli gelir serilerinde yer alan sanayi sektörü katma değerinin, TÜİK’in hane halkı işgücü anketlerinde belirlenen sanayi sektörü istihdamına (REV1’e) bölünmesiyle hesaplanıyor. TÜİK’in “iş arayanlar” bilgisine göre hesapladığı dar anlamda işsizlik oranına, iş aramayıp, çalışmaya hazır olanlar eklenerek geniş anlamda işsizlik oranı elde ediliyor.

Tablonun son iki sütunu tarım ve sanayi sektörleri arasındaki fiyat makaslarının seyrini veriyor; dolayısıyla köylülüğün (piyasa ilişkileri içinde oluşan) göreli durumundaki değişmeleri temsil ediyor. Eski milli gelir serisine dayandığı için bu bulgular 2007’de son buluyor. Tarımın fiyat makası(1), iki sektöre ait fiyat hareketlerini olduğu gibi karşılaştırıyor. Sektörlerin fiyat makaslarının açılması veya kapanması bazen iç ticaret hadleri diye de anılır; ancak tek başına bölüşüm değişimlerini yansıtmayabilir. İncelenen sektörlerin farklılaşmış verim hareketlerini dikkate alan bir düzeltme yapılırsa, daha saf bir bölüşüm göstergesi elde edilir. Tarımın fiyat makası(2) bu düzeltmeyi içeriyor. 

Neoliberal dönemin bilançosuyla başlayalım.

2010’da sanayide reel ücretler on iki yıl öncesinin yüzde 12.5 altındadır. Türkiye ekonomisinin yüzde 30 oranında büyüdüğü bu dönemde sanayi işçilerinin ücret geliri gerilemiştir.

Bu gerileme kesintisiz olmamıştır. 2001 krizinin hemen öncesi ve sonrasında ücretlerde enflasyonun üzerinde artışlar gerçekleşmiştir. Ancak, bölüşüm ilişkileri gelir düzeylerindeki hareketlerle tanımlanamaz; karşıt konumda bulunan sınıfların, grupların göreli durumlarındaki değişmelerle ilgilidir. Bunun için de ücretleri aynı sektörün emek verimi hareketleriyle karşılaştırmalıyız. Tabloda reel ücretlerin yüzde 12.5 (2009’a kadar ise yüzde 14.1) oranında düştüğü bir zaman diliminde, sanayide emek veriminin yüzde 69.8 (diğer tanıma göre ve 2009’a kadar yüzde 21.5) oranında arttığı anlaşılıyor. Bu bulgunun tek sonucu vardır: Sanayi sektörünün katma değeri içinde kârların payı (ve işçilerin buna göre belirlenen sömürü oranı) çarpıcı boyutlarda artmıştır.

Yedek emek ordusu (işsizlik) hızla artmasaydı böylesine bir bölüşüm bozulması, kolay kolay gerçekleşemezdi. 12 yıllık neoliberal dönemin başıyla sonu arasında dar ve geniş anlamlardaki işsizlik oranlarının 5-10 puan civarında artarak yüzde 11.9 ve 18.5’e ulaşmış olmasına bu açıdan da bakabiliriz.

Köylülüğün göreli ekonomik durumunu yansıtan tarım/sanayi fiyat makası (basit ve düzeltilmiş tanımlara göre), 1998-2007 arasında yaklaşık üçte bir veya beşte bir oranda bozulmuştur.

Kıssadan hisse: Sanayi sektörü işçilerine ait göstergelerin tüm işçi sınıfını temsil ettiğini kabul edersek, neoliberal model 1998 sonrasında sermaye lehine dramatik bir dönüştürmeyi hayata geçirmiştir.

Gelelim AKP dönemine… Kriz içinde emek aleyhine değişen gelir dağılımı, genellikle birkaç yıl sonra kriz öncesindeki duruma döner ve sermayenin kazanımları kalıcı olmaz. 2001 krizini izleyen AKP’li yıllar bu geçmiş gözlemlere istisna oluşturmuştur. 2003-2007 yıllarında reel ücretler ve tarım/sanayi fiyat makası, çok ılımlı tempolarda (yüzde 2-5 oranlarında) yükselmiş; ancak, kriz öncesindeki (1999’daki) düzeylere ulaşmaktan çok uzak kalmışlardır. Aynı yıllarda emek verimi (iki göstergeye de göre) üçte bir oranında arttığı için, katma değerden kârlara giden payın tırmanışı süregelmiştir. İşsizlik oranları AKP’li yıllarda kesintisiz yükselmiş; kriz sonrasında herhangi bir düzelme gerçekleşmemiştir.

2009 krizinde de istisnasız tüm göstergeler emek aleyhine bozulmuş; beklenen sonuç ortaya çıkmıştır.

On iki yılın tümü için yaptığımız gözlem, AKP’nin sekiz yılı için de geçerlidir: Bölüşüm ilişkilerinin sermaye lehine dönüşmesi pekişmekte; güçlenmektedir

http://haber.sol.org.tr/yazarlar/korkut-boratav/on-iki-yillik-bir-bolusum-bilancosu-40202

DİĞER HABERLER
EKONOMİK KALKINMANIN FİNANSMANI NASIL SAĞLANACAK?
EKONOMİK KALKINMANIN FİNANSMANI NASIL SAĞLANACAK?

Ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmek için gerekli olan kaynaklar Türkiye’de mevcuttur. Bu kaynakların temini ve halkçılık ve kamuculuk (devletçilik) ilkeleri temelinde, planlı bir ekonomiyle ve halkın bu sürece etkili bir biçimde katılımını sağlayacak demokratik ortamda kullanılması, Türkiye ekonomisinin, toplumsal ve siyasal yapısının sorunlarının aşılmasının tek yoludur. Bu kadar kaynak varken, kaynak için işçi sınıfına yüklenmeyi savunmak ise hem gerçekleşmesi mümkün olmayan bir projedir, hem de bu projeyi savunanları halktan tümüyle koparır.

SABREDİN, SANAYİ ÜRETİMİ NİSANDA YÜZDE 50 ARTACAK!
SABREDİN, SANAYİ ÜRETİMİ NİSANDA YÜZDE 50 ARTACAK!

-11 Haziran “Sanayi Üretimi Bayramı” ilan edilebilir! Çünkü o gün sanayi üretiminde yüzde 50 dolayında artış olduğu açıklanacak.

-Sanayi üretimi iki ayda yüzde 6.5 arttı; yıllıklandırılmış artış da aynı oranda. Bu koşullarda bu artış iyi bile.

-Sanayici önünü görmeden, faiz ve kurun ne olacağını bilmeden yol almaya çalışıyor. Örneğin Merkez Bankası’nın yarın faizde ne karar alacağını öngörmek mümkün mü?

İŞSİZLİĞİ HÜLLE DE KURTARMADI
İŞSİZLİĞİ HÜLLE DE KURTARMADI

Türkiye İstatistik Kurumu Ocak 2021’den itibaren işsizlik verilerini ”Uluslararası Çalışma Örgütü ve AB İstatistik Ofisi kararları doğrultusunda” açıklamaya başladı. Aslında TÜİK, yeni uygulamaya açıkladığı tarihten önce başladı. İşine geldi. Çünkü TÜİK klasik işsizlik oranı dışında işsizliği kabul etmiyor.

ÇALIŞANIN HAKLARI KORUNAMIYOR
ÇALIŞANIN HAKLARI KORUNAMIYOR

Tekgıda-İş Sendika Akademisi’nin hazırladığı “Evde sömürülen işçiler” raporda evde çalışan işçilerin yaşadığı ücret ve hak kayıplarına dikkat çekildi.