Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
05 Mart 2010
MÜCADELE İÇİN SENDİKA, MÜCADELECİ SENDİKA İÇİN YİNE MÜCADELE!..

Mücadele için sendika, mücadeleci sendika için yine mücadele!.. TÜİK´ten ardı ardına gelen açıklamalar Türkiye´de emekçi sınıfın derin bir uçurumun kenarında olduğunu bir kez daha göstermiştir.

MÜCADELE İÇİN SENDİKA, MÜCADELECİ SENDİKA İÇİN YİNE MÜCADELE!..
Mücadele için sendika, mücadeleci sendika için yine mücadele!.. TÜİK’ten ardı ardına gelen açıklamalar Türkiye’de emekçi sınıfın derin bir uçurumun kenarında olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Bir taraftan işsizlik giderek artarken diğer taraftan AKP’nin pek övündüğü düşük enflasyon da artık üzeri örtülemez biçimde artmaktadır. Enflasyon ve işsizlik zaten tek başına emekçileri yoksulluğa iten bir durumdur. Ama bundan daha da önemli olanı işsizlik ve geçim sıkıntısının emekçiler üzerinde yarattığı baskıdır. Emekçilerin karşı karşıya kaldığı bu baskıyı sermaye bulunmaz bir fırsat olarak değerlendirir.

Çünkü işe ve ekmeğe daha zor ulaşmak, emekçilerin, en düşük ücrete en kötü koşullarda çalışmaya razı olmasını sağlar. Böylece sermayenin kârı artarken emekçiler yoksulluk ve yoğun sömürü sarmalı içinde sıkışıp kalır. Yani işsizlik ve enflasyon televizyon ekranlarında ya da gazetelerde gösterildiği gibi toplumun tümünü olumsuz etkileyen bir sorun değildir.

O halde işsizliğin ve pahalılığın nedeni olan ve bunu fırsat olarak görenlerin oyununa gelmemek gerekir. 1980’li, 1990’lı yıllarda olduğu gibi işsizliği, enflasyonu yaratan politikaları uygulayanların toplumun karşısına geçip -utanmadan- fedakarlık istemelerine sessiz kalınmamalıdır. Oyunu bozmanın tek yolu emekçilerin örgütlü mücadelesidir… Emekçilerin örgütlenmesi denilince akla ilk olarak elbette sendikalar gelir.

Ve ardından son zamanlarda sıkça dillendirilen soru şudur: Mevcut sendikal yapılarla mücadele nereye kadar örgütlenebilir ve ne kadar başarıya ulaşabilir? Aslında 78 gün süren TEKEL direnişi sürecinde bu sorunun yanıtı önemli ölçüde ortaya çıkmıştır. Her şeyden önce bu direnişte Türk İş’ten DİSK’e, KESK’ten T.Kamu Sen’e kadar hiçbir sendikal yapının emekçilerin ihtiyacı olan mücadeleyi yürütemeyeceği bir kez daha görülmüştür. Ama aynı zamanda TEKEL direnişi; hem farklı kesimlerden emekçileri birleştirmiş hem de emekçilerin mücadele gücüyle mücadeleden uzaklaşmış olan sendikal yapıların -zorlayarak da olsa- mücadeleye çekilebileceğini göstermiştir!!) Gerçi sendikaların içindeki sınıftan, mücadeleden kopuk, iktidar ve sermaye ile uzlaşma içinde varlığını korumaya çalışan anlayış, öylesine kastlaşmıştır ki TEKEL işçisinin bu kastı tek başına kırması elbette mümkün olmamıştır…

Zaten bu kastlaşmış yapı yüzünden aslında milyonlarca emekçinin talepleriyle direnen TEKEL işçisinin mücadelesi ortaklaştırılamamış ve TEKEL işçisi yalnızlaştırılmıştır. Ama TEKEL işçisi, tüm yalnızlaştmlmışlığına ve sendikaların tüm engelleme çabalarına rağmen inatla direnişini sürdürmüş ve sonunda da mücadelenin en azından birinci raundu kazanılmıştır. TEKEL direnişi "Uzlaşarak değil mücadele ederek" kazanılabileceğini bir kez daha göstermiştir. Önümüzdeki süreçte daha da derinleşecek olan işsizlik, enflasyon ve onun getirdiği baskılar emekçiler için çok daha karanlık bir dönem getirecektir.

Bu karanlığa karşı koymanın yolu TEKEL direnişinin de gösterdiği gibi "Uzlaşmadan değil mücadeleden" geçmektedir. Varlıklarını sermaye ve iktidar ile uzlaşmaya dayandırmış sendikal yapılardan gerekli olan mücadeleyi örgütlemesi beklenemez. O halde mücadelenin önünü açmak için acilen sendikalara hakim olan bu kastlaşmış yapının aşılması gerekir. Bunun için öncelikle sendikalar içindeki sınıf bilincine sahip, ilkeli, mücadeleci kadrolar ile sendika üyeleri başta olmak üzere tüm emekçiler sendikalara sahip çıkmalı ve kastlaşmış bu yapı yıkılmalıdır (!)

ÖZGÜRCE ÖZGÜR MÜFTÜOĞLU ozmuftuoglu@gmail.com

DİĞER HABERLER
CARGILL İŞÇİLERİ 1000 GÜNDEN UZUN SÜREDİR NEDEN EYLEM YAPIYOR, ŞİRKET SUÇLAMALAR İÇİN NE DİYOR?
CARGILL İŞÇİLERİ 1000 GÜNDEN UZUN SÜREDİR NEDEN EYLEM YAPIYOR, ŞİRKET SUÇLAMALAR İÇİN NE DİYOR?

2018 yılında işten çıkarılan Cargill Türkiye işçilerinden sekizi, sendikal faaliyetleri nedeniyle Anayasa’ya aykırı olarak işlerine son verildiği gerekçesiyle 1000 günü aşkın süredir işe iade mücadelesi yürütüyor. BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan şirket, mahkemece hükmedilen tüm tazminatların ödendiğini ve sorunların hukuken çözüldüğünü belirtse de işçiler, “bir daha hak aradıklarında işten kovulmamak için” Cargill’de yeniden işbaşı yapma mücadelesini sürdürmekte kararlı olduklarını söylüyor.

GIDADA ARACI VURGUNU
GIDADA ARACI VURGUNU

Pandemide Türkiye’de liberal ekonominin en acımasız şekilde kendini gösterdiği sektör gıda oldu. Aracıların çiftçileri istediği fiyatı zorladığı, marketlerin aynı anda aynı oranlarda zam yaptığı bu dönemde vatandaş ve çiftçiler yoklukla mücadele ediyor, tüketici dernekleri acil müdahale çağrısı yapıyor.

1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL? (II)
1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL? (II)

Türkiye işçi sınıfı 1960’lardan günümüze çok büyük değişim gösterdi. 1960’lı yıllarda Türkiye’nin toplumsal ve siyasal dönüşümü için işçi sınıfına umut bağlayanların nesnel olarak başarı şansı yoktu. Bugün ise işçi sınıfına dayanmayanların hiçbir başarı şansı yok. Dünkü yazımda bıraktığım yerden devam ediyorum.

1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL?
1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL?

Türkiye’de günümüzde giderek daha da güçlenmekte olan “bağımsız ve demokratik bir Türkiye” ve “sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya” mücadelesinin ana gücü, işçi sınıfımızdır. İşçi sınıfımızın yapısını ve davranış dinamiklerini anlamadan, bu büyük sınıfın güvenini ve desteğini kazanmak mümkün değildir.

TEKGIDAIS

BEDAVA
İNCELE