Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
21 Mayıs 2020
KÜRESELLEŞME DEMOKRASİYE YARAMADI

Küreselleşme üretim faktörlerinden yalnızca sermaye dolaşımına imkan sağladı.

KÜRESELLEŞME DEMOKRASİYE YARAMADI

1990’lı yıllarda, militan küreselciler, küreselleşmenin demokrasinin de önünü açacağını savunuyordular. Amerikalı Yoshihiro Francis Fukuyama, 1992 yılında yayınlamış olduğu (The End of History and the Last Man) ‘Tarihin Sonu ve Son İnsan’ adlı teziyle Batı Liberal düşüncesinin insanlığın ulaşabileceği son aşama olduğunu iddia etmiş ve gündem olmuştu. O yıllarda başka bir yazısında "küreselleşme için gerekli olan ve liberal iktisadi düzeni güvence altına almanın en geçerli yolu demokratik düzenin sağlanmasıdır" diyordu. Birçok düşünür küreselleşmenin başarısı için otokratik rejimleri kaldırmak gerektiğini savunuyordu.

Aslında küreselleşme teorisine de bakarsanız bu düşünceler tutarlı görünüyor. Mamafih Sovyetlerin piyasa ekonomisine geçmesi, komünist tek parti düzeninden çok partili seçim düzenine geçmeleri de aynı yaklaşımları o zamanlar haklı çıkarmıştı. Ancak şeytanda boş durmadı. Çin demokrasiye geçmedi fakat rejimi küreselleşmeye açık ve hatta avantajlı hale getirdi. Rusya ve Sovyetlerden ayrılan Orta Asya Türk Cumhuriyetleri dikta rejimlere geçtiler. İslam ülkeleri, siyasi İslam’ı kullananlar tarafından dinamitlendi, Tunus dışında çoğunda şeriat ve otokrasi geldi.
 
Küreselleşmenin demokrasi getireceğini söyleyen Fukuyama’ya bir konferansı sırasında iddianız gerçekleşmedi diye sorduklarında, o da; "25 yıl öncesine kıyasla çok farklı bir dünyada yaşıyoruz. 1990’larda her şey çok umut vericiydi. Üçüncü Demokratikleşme dalgasının ortasındaydık. Ancak bu gün demokrasinin niteliği geriledi. Birçok ülkede yolsuzluk, kötü yönetimler ve hatta otoriterleşmeye geri dönüş gözlemliyoruz… Rusya, Macaristan, Türkiye, ABD’de de olduğu gibi" demişti.
 
Küreselleşme sürecinde, Demokrasiyi savunan sivil toplum örgütleri arttı. İletişim ve haberleşme imkanları arttı. Sosyal medya ağı genişledi. Bu yolla insanların demokrasi bilinci artı. Ne var ki yine de, popülizm yoluyla, korku yaratarak, krallar, emirler, mollalar ve şeytan diktatörler galip geldi. Demokrasi inişe geçti.
 
Küreselleşme üretim faktörlerinden yalnızca sermaye dolaşımına imkan sağladı. Spekülatif sermaye için demokrasilerde kurumsal yapılarla uğraşmak yerine tek bir diktatörü etkilemek daha kolay geldi. Ortadoğu ılımlı İslam projesini çıkardılar. El altından diktatörlere destek verdiler.
 
Küreselleşme sonuç olarak ta demokrasiye zarar verdi. Küreselleşme sürecinde Dünyada zengin-fakir ülke farkı açıldı. Cari fazla veren ülkeler daha zengin, cari açık veren ülkeler ise daha fakir oldu. Aynı zamanda küreselleşme ile spekülatif sermaye, siyasi iktidarları etkisi altına aldı. Spekülatif sektörler oluştu. Dünyada çoğu ülkede iktidar zenginleri ve spekülatif zenginler türedi ve gelir dağılımı bozuldu.
 
Yoksullaşan ve geçim derdine düşen insanlar siyasi istismara ve vaatlere daha kolay inandı. Bu süreçte demokrasi ikinci planda kaldı, siyasi istismarlar, popülizm öne çıktı. Demokrasi kültürü aşındı.
 
Birçok ülkede yoksullaşan halkın durumu, sosyal politikalarla da iyileştirilebilir. Ancak bu durumda siyasi liderler oy düzeneği kuramazlar. Zira halk sosyal politikaları devletin doğal bir görevi olarak görüyor. Kötü niyetli siyasi liderler ise, bu işi popülizm yoluyla oy düzeneği kuruyorlar. Söz gelimi bütçe kaynaklarını istihdam yaratmak için değil, para dağıtmak için harcıyorlar. Ama kamu kaynaklarının bu şekilde çar-çur edilmesi sürdürülemez.
 
Sonuç olarak, Dünyada birçok ülkede demokrasi kan kaybetti. Ancak otokrasi de böyle yürümez. Çünkü  her şeyden önce ülkelerin kaynakları etkin kullanılmadı. Söz gelimi Venezuela da Hugo Chavez; ”dağıttığı sürece halk onu seviyordu”. Şimdi de halefi Maduro böyle yapıyor. Sonuçta Venezuela yaşanacak bir ülke olmaktan çıktı.
DİĞER HABERLER
CARGILL İŞÇİLERİ 1000 GÜNDEN UZUN SÜREDİR NEDEN EYLEM YAPIYOR, ŞİRKET SUÇLAMALAR İÇİN NE DİYOR?
CARGILL İŞÇİLERİ 1000 GÜNDEN UZUN SÜREDİR NEDEN EYLEM YAPIYOR, ŞİRKET SUÇLAMALAR İÇİN NE DİYOR?

2018 yılında işten çıkarılan Cargill Türkiye işçilerinden sekizi, sendikal faaliyetleri nedeniyle Anayasa’ya aykırı olarak işlerine son verildiği gerekçesiyle 1000 günü aşkın süredir işe iade mücadelesi yürütüyor. BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan şirket, mahkemece hükmedilen tüm tazminatların ödendiğini ve sorunların hukuken çözüldüğünü belirtse de işçiler, “bir daha hak aradıklarında işten kovulmamak için” Cargill’de yeniden işbaşı yapma mücadelesini sürdürmekte kararlı olduklarını söylüyor.

GIDADA ARACI VURGUNU
GIDADA ARACI VURGUNU

Pandemide Türkiye’de liberal ekonominin en acımasız şekilde kendini gösterdiği sektör gıda oldu. Aracıların çiftçileri istediği fiyatı zorladığı, marketlerin aynı anda aynı oranlarda zam yaptığı bu dönemde vatandaş ve çiftçiler yoklukla mücadele ediyor, tüketici dernekleri acil müdahale çağrısı yapıyor.

1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL? (II)
1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL? (II)

Türkiye işçi sınıfı 1960’lardan günümüze çok büyük değişim gösterdi. 1960’lı yıllarda Türkiye’nin toplumsal ve siyasal dönüşümü için işçi sınıfına umut bağlayanların nesnel olarak başarı şansı yoktu. Bugün ise işçi sınıfına dayanmayanların hiçbir başarı şansı yok. Dünkü yazımda bıraktığım yerden devam ediyorum.

1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL?
1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL?

Türkiye’de günümüzde giderek daha da güçlenmekte olan “bağımsız ve demokratik bir Türkiye” ve “sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya” mücadelesinin ana gücü, işçi sınıfımızdır. İşçi sınıfımızın yapısını ve davranış dinamiklerini anlamadan, bu büyük sınıfın güvenini ve desteğini kazanmak mümkün değildir.

TEKGIDAIS

BEDAVA
İNCELE