Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
23 Ağustos 2021
KÜRESEL SENDİKA FEDERASYONLARI (KSF/GUF) –ULUSLARARASI TAŞIMACILIK İŞÇİLERİ FEDERASYONU (ITF)

Tekgıda-İş Sendika Akademisi, bir süredir uluslararası sendikal örgütler hakkında raporlar yayımlamaya devam ediyor.

KÜRESEL SENDİKA FEDERASYONLARI (KSF/GUF) –ULUSLARARASI TAŞIMACILIK İŞÇİLERİ FEDERASYONU (ITF)

TEKGIDA-İŞ SENDİKA AKADEMİSİ

Son olarak 9 Ağustos 2021’de Uluslararası Sendika Konfederasyonu (ITUC-USK) ve 17 Ağustos 2021’de Avrupa Sendika Konfederasyonu (ETUC-ASK) ile ilgili raporlar yayımlanmıştı. Akademi, bu hafta da Küresel Sendika Federasyonları (GUF-KSF) hakkında bir rapor hazırladı. Bu yazıda öncelikle KSF’lere ilişkin bilgilendirme yapılacak, ardından taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren KSF olan Uluslararası Taşımacılık İşçileri Federasyonu (ITF)’na değinilecektir.

KÜRESEL SENDİKA FEDERASYONLARI’NIN ORTAYA ÇIKIŞI

Günümüzde dünyanın birçok ülkesinde işkolu düzeyinde sendikacılık yapılıyor. Ancak işkolu sendikacılığı dışında farklı sendika modelleri de bulunur. Örneğin ilk sendikal örgütlenmenin yaşandığı İngiltere’de 19’uncu yüzyılda egemen olan örgütlenme biçimi meslek sendikacılığı idi. Meslek sendikacılığı, yalnızca aynı meslek grubundan olan ve genellikle yüksek vasıflı işçileri bir araya getiren bir örgütlenme biçimidir. Meslek kimliğinin ve aidiyetinin yüksek olduğu bu örgütlenme biçiminde, vasıfsız işçiler örgütlenme kapsamı dışında kalır (Koç, 2013: 51).

Sanayi Devrimi’nin gerçekleştiği ilk yüzyılda Avrupa’da meslek sendikacılığı, diğer sendikal örgütlenmeye oranla daha yaygındı. Farklı ülkelerdeki meslek sendikalarını uluslararası platformda bir araya getiren üst örgütlenme modeli olarak da Uluslararası Meslek Sekreterlikleri (ITS-UMS) kurulmaya başlandı. Yaygın kanıya göre bilinen ilk UMS olarak 1889 yılında Uluslararası Çizme ve Ayakkabı İşçileri Federasyonu kuruldu. Ardından 1890 yılında Maden İşçileri Federasyonu, 1893’te Giyim İşçileri Federasyonu, 1894’te Tekstil İşçileri Federasyonu ve 1896’da Uluslararası Taşımacılık İşçileri Federasyonu kuruldu. 1899-1911 yılları arasında farklı meslek dallarında toplam 26 Uluslararası Meslek Sekreterliği kuruldu. 19’uncu yüzyılın sonlarında bu örgütlerin kurularak, yoğun bir şekilde örgütlenmesinin arkasında, söz konusu dönemdeki ekonomik krizlerin ilgili meslek dallarında yarattığı olumsuz ekonomik koşulların yattığı düşünülür (Sturmthal, 1948: 630).

20’nci yüzyıla yaklaşıldığında Avrupa ülkelerinde ve Amerika Birleşik Devletleri’nde sanayileşme oldukça genişledi ve sanayi sektöründe çalışan işçilerin sayısı arttı. Toplam işçilerin içerisinde vasıfsız işçilerin payının artması ve mülksüzleşen geniş kesimin ekonomik darboğaza girmesi, onların örgütlenmelerine de yansıdı. Bu doğrultuda vasıfsız işçileri de kapsayacak bir örgütlenme biçimi gerekliliği ortaya çıktı. 1900’lü yıllara gelmeden İngiltere’de başlayan Yeni Sendikacılık akımı, bu ihtiyacı karşılamaya yönelikti. Ardından diğer Avrupa ülkeleri de bu akımdan etkilendiler. Ulusal düzeyde vasıfsız işçileri örgütlemeyi içeren Yeni Sendikacılık akımı, UMS’lere de yansıdı. UMS’ler de mesleki temelli örgütlenme biçiminin yerine işkolu temelli örgütlenmeyi tercih etti.

UMS’lerin temel amaçları, farklı ülke işçilerinin grevlerinde dayanışmanın sağlanması ve grev kırıcılığının önlenmesiydi. İşçi sınıfının uluslararası düzeyde örgütlenmesinin arkasında yatan temel dinamik UMS’ler açısından da diğer örgütlerde olduğu gibi, grevler esnasında komşu ülkelerden grev kırıcı getirilmesinin önlenmesi ihtiyacıydı (Işıklı, 2003: 117).

UMS’ler, örgüt içindeki güçlü sendikaların yapısına bağlı olarak farklı siyasi akımların etkisi altına girebilen sendikal örgütlerdir. Alman Sosyal Demokrat Partisi ve Alman sendikalarıyla temas hâlinde olan UMS’lerin Hıristiyan sendikacılığı reddetmesi buna örnek olarak verilebilir.

Birinci Dünya Savaşı yıllarında Avrupa ülkelerindeki işçilerin kendi ulus devletlerinin yanında yer alması, uluslararası sendikacılık hareketine olumsuz olarak yansıdı. UMS’ler de bu olumsuz etkilere maruz kaldı. İki Dünya Savaşı arası dönemde denge siyaseti izleyen UMS’ler, İkinci Dünya Savaşı yıllarında Nazi karşıtı kampanyalar düzenledi. Bu kampanyalarda öncü örgütlerden birisi de Uluslararası Taşımacılık İşçileri Federasyonu idi.

UMS’ler İkinci Dünya Savaşı’nın ardından sosyal demokrasi söylemi üzerinden reformist bir bakış açısına sahip oldular. İki kutuplu dünya düzenine bağlı olarak sendikal örgütlenmede de bölünme yaşandı. 1945 yılında Dünya Sendikalar Federasyonu (WFTU-DSF)’ndan ayrılan sendikalar, “hür sendikacılık” söylemi çerçevesinde Uluslararası Hür Sendikalar Konfederasyonu (ICFTU-UHSK)’nu oluşturdu. UMS’ler bu süreçte dengeli bir strateji izlediğini ileri sürse de UHSK ile yakın ilişkiler geliştirdi.

UMS’ler, küreselleşme olarak bilinen (1970 sonrası) süreçte, uluslararası şirket tekellerin çatısı altında sendikalar arası iş birliğini güçlendirme işlevini üstlendi. Dünya Şirket Konseyleri kuruldu ve şirket tekellerinin farklı ülkelerdeki işletmelerinde sendikal örgütlenmeye yönelik faaliyetler desteklendi (Munck, 1995: 318-319). Küreselleşme sürecinde şirket tekelleri, emek-yoğun sektörlerdeki yatırımlarını emek maliyetlerinin düşük olduğu ülkelerde yaptı. UMS’ler de bu ülkelerdeki işçilerin sendikal örgütlenme hakkına erişebilmesi için çokuluslu şirketlerle küresel çerçeve sözleşmeler imzalamaya başladı. Küresel çerçeve sözleşmeler, günümüzde işkolu düzeyindeki uluslararası sendikacılık hareketinin en önemli kurumsal belgeleri arasında yer alır. UMS’ler, 2002 yılından itibaren Küresel Sendika Federasyonları (GUF) adını aldı.

Bu örgütlerin temel faaliyetleri, üyelerinin hak ve çıkarlarını koruma ve geliştirme düşüncesine dayanıyor. Bu faaliyetler genel olarak: üyelerini bilgilendirmek, gerçekleşen grevlere destek kampanyaları düzenlemek, ulusal sendikalar arasında koordinasyon sağlamak, üye sendikalara finansal destek vermek, grev kırıcılığını önlemek, sendikal örgütlenmenin zayıf olduğu ülkelerde örgütlenmeyi desteklemek, faaliyet gösterilen işkoluyla ilgili bilgi toplamak ve üyeleriyle görüş-alışverişinde bulunmak, siyasal ve ideolojik konular yerine işkolu düzeyinde çalışma ilişkileri hakkındaki konulara ağırlık vermektir.

KÜRESELLEŞME DÖNEMİNDE KÜRESEL SENDİKA FEDERASYONLARI

Küresel Sendika Federasyonları, işkolu düzeyinde faaliyet gösteren uluslararası sendikal örgütlerdir. Sermayenin uluslararası dolaşımı anlamını taşıyan küreselleşme sürecinde, bu örgütler işçi sınıfının sermaye karşısındaki örgütlenmesinde önemli bir işleve sahiptir. KSF’ler, azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki işçilerin korunması açısından önemli bir işlevi yerine getirebilir. Bu işlev, küresel çerçeve sözleşmeler aracılığıyla söz konusu ülke işçilerinin örgütlenme hak ve özgürlüklerine erişebilmesidir. Diğer taraftan KSF’ler içerisinde de diğer uluslararası sendikal örgütlerde olduğu gibi farklı yaklaşımlara sahip sendikalar söz sahibi olabilir. Örneğin, bir örgüte üye olan X ülke sendikasının üye sayısının diğerlerine göre fazla olması, o ülke sendikasının örgüt içerisinde daha etkili bir role sahip olmasını sağlayabilir. Gelişmiş ülke sendikalarının daha fazla üyesi bulunması nedeniyle uluslararası sendikal örgüt çatısı altında gelişmekte olan veya azgelişmiş ülke sendikalara göre daha etkili olması mümkündür. Ancak yine de ulusal sendikaların küreselleşme sürecinde uluslararası örgütlerin kampanyalarından yararlanması, onların örgütlenmelerine olumsuz biçimde yansıyabilir.

Küreselleşme sürecinde sermaye sınırsız bir dolaşım hakkına sahipken, emeğin aynı hakka erişmesi mümkün olmamıştır. Çokuluslu şirketler, kendileri için en az maliyetle üretim yapılabilecek ülkede yatırım yapma hakkına sahip olmuştur. Kendi ülkelerine yabancı sermaye çekmek isteyen ulus devlet hükümetleri de çokuluslu şirketlere ucuz işgücü sağlama konusunda birbirleriyle rekabete girmişlerdir. Bu durum, işçiler açısından olumsuz çalışma ve yaşam koşulları anlamına gelir. Buna karşı örgütlenerek belirli bir pazarlık gücüne erişmek gerekir. Aksi takdirde işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmaması, düşük ücret düzeyleri, kayıt dışı çalışma, sendikasızlaştırma ve benzeri birçok olumsuz gelişme işçilerin kapısındadır.

Bangladeş’te dünyaca ünlü hazır giyim ve konfeksiyon markaları için fason üretim yapılan atölyelerin yer aldığı Rana Plaza’da, 24 Nisan 2013’te gerçekleşen facia bu olumsuz gelişmelere verilebilecek en büyük örnekler arasındadır. Söz konusu plazanın çökmesi sonucu bin 138 işçi ölmüş ve 2 binden fazla işçi yaralanmıştı (https://www.ihkib.org.tr/tr/bilgi-bankasi/dunyadan-haberler/i-2600). Rana Plaza vakası sonrasında çokuluslu şirketler, fason işletmelerde uyulması geren çalışma standartları geliştirmeye başladılar. Bunlar küresel davranış kodları olarak bilinir ve bu kurallar, çokuluslu şirketin gönüllülüğüne dayalı olarak tek taraflı bir biçimde kabul edilir. Küresel davranış kodlarının zorunlu olmaması ve herhangi bir nesnel denetim mekanizmasına dayanmaması nedeniyle, uluslararası düzeyde çalışma standartlarının oluşturulmasında farklı mekanizmalara ihtiyaç duyulur. Bu ihtiyacı karşılayacak mekanizmanın içerisinde ise işçilerin üst örgütü olarak KSF’lere gereksinim bulunur.

Çokuluslu şirketlerin artan sömürülerine karşı mücadelede, KSF’lerin taraf olduğu küresel çerçeve sözleşmeler önem kazanır. Bu çerçeve sözleşmelerin örgütlenme hak ve özgürlüğüne erişimi kolaylaştırması nedeniyle uluslararası sosyal koruma açısından önem taşıdığı düşünülür. Küresel çerçeve sözleşmeler aracılığıyla örgütlenme başarısı gösterilen ilk deneyim olarak, 1984 yılında Guatemala’daki Coca Cola işçilerinin deneyimi gösterilir (Munck, 1995: 329-331). İlgili küresel çerçeve sözleşmenin işçi tarafından Uluslararası Gıda, Tarım, Otel, Lokanta, Yemek Hizmeti ve Tütün İşçileri Birliği (IUF) yer alır.

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerdeki sendikalar, KSF’lerin çokuluslu şirketlerdeki örgütlenmeye yönelik desteklerinden yararlanabilmektedir. Tek Gıda-İş’in IUF ile ilişkileri çerçevesinde çokuluslu şirketlerde örgütlenmesi, aynı şekilde TÜMTİS’in ITF destekleri sayesinde taşımacılık sektöründeki çokuluslu şirketlerde örgütlenmesi verilebilecek örnekler arasındadır.

KSF’lerin tabanı ulusal düzeyde kendi sektörlerinde faaliyet gösteren sendika, birlik ve federasyonlardan oluşur. Ulusal sendikal örgütler, uluslararası ölçekte KSF’ler tarafından temsil edilir. Türkiye’deki işçi sendikalarının uluslararası örgütlere üye olabilmesi, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’yla düzenlenmiştir. Buna göre uluslararası kuruluşun kurucusu olma, bu kuruluşlara üye olma ve üyelikten çekilme yetkisi genel kurula verilmiştir (Madde 11/1-i). Kamu görevlileri sendikaları da 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu çerçevesinde tüzüklerinde gösterilen faaliyetlerini gerçekleştirmek üzere, amaçlarına uyan uluslararası kuruluşlara üye olabilir (Madde 17/2). Günümüzde işçi ve kamu görevlileri sendikalarının büyük kısmı, uluslararası kuruluşlara üyedir veya üyelik süreci içerisindedir. Diğer taraftan farklı nedenlerle üye olmayan veya olamayan sendikal örgütler de bulunmaktadır.

Günümüzde farklı sektörlerde faaliyet gösteren KSF’ler: 

GUF/İşkolları

Kuruluş

Üye Sayısı

Türkiye’deki Üye Sendikalar

Küresel Sanayi İşçileri Sendikası (IndustriALL)/
İmalat, maden, enerji

2012

50 milyon

Belediye-İş, Birleşik Metal-İş, Çimse-İş, Deriteks, DİSK/Tekstil, Dok Gemi-İş, Genel Maden-İş,
Kristal İş, Lastik-İş, Petrol-İş, Selüloz-İş, TEKSİF, Tes-İş,
Tümka-İş, Türk Enerji Sen, Türk Metal-İş, Türk
Tarım Orman-Sen, Türkiye Maden-İş, Özçelik-İş, Öz İplik-İş

Kamu Hizmetleri Enternasyonali (PSI)/ Belediye,
sağlık ve sosyal hizmetler, su, temizlik, enerji, hükümet kurumları, eğitim
destek

1907

30 milyon

Belediye-İş, BES, Dev Sağlık-İş,
DİSK/Enerji-Sen, ESM, Genel-İş, Hizmet-İş, SES, Tüm Bel-Sen, Türk Harb-İş, Yapı Yol-Sen, Yol-İş

UNI Küresel Sendika (UNI)/
Ticaret, finans, iletişim, teknoloji, grafik, ambalaj, temizlik, güvenlik,
posta, lojistik, online platform, geçici istihdam büroları, şans oyunları,
kuaförlük, medya, eğlence, sanat, turizm, sağlık, bakım,spor

2000

20 milyon

Basın-İş, Basisen,
BASS, Dev Sağlık-İş, Güvenlik-İş, T. Haber-İş, Haber-Sen, Sosyal-İş, Tez-Koop-İş, Koop-İş

Uluslararası Gıda, Tarım, Turizm İşçileri
Federasyonu (IUF)/
Gıda, Tarım, Otel, Turizm, Restoran, İkram, Tütün

1920

12 milyon

Dev Turizm-İş, Tarım-İş, Tarım Orkam-Sen, Tek Gıda-İş, TOLEYİS, Şeker-İş

Uluslararası Taşımacılık İşçileri Federasyonu
(ITF)/

Balıkçılık, demiryolları, denizcilik, denizyolu
taşımacılığı, karayolu taşımacılığı, limanlar, sivil havacılık ve turizm,
şehir içi ulaşım

1896

18 milyon

BTS, DAD-DER, Demiryol-İş,
Hava-İş, Liman-İş, Limter-İş, Nakliyat-İş, TÜMTİS,
Türk Deniz-İş

Eğitim Enternasyonali (EI)/

Eğitim

1912

32.5 milyon

Eğitim-Sen

İnşaat ve Ağaç İşçileri Enternasyonali (BWI)/

İnşaat, yapı, çimento, ağaç, ormancılık

2005

12 milyon

Ağaç-İş, Tarım Orman-İş, Orman-İş, Yol-İş

Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ)/

Gazetecilik

1926

600 bin

DİSK/Basın-İş, TGC, TGS

Uluslararası Sanat ve Eğlence Birliği (IAEA)/

  1. Uluslararası
    Oyuncular Federasyonu
  2. Uluslararası
    Müzisyenler Federasyonu
  3. Medya ve
    Eğlence Enternasyonali

Oyuncu-Sen

Uluslararası Ev İşçileri Federasyonu (IDWF)/

Ev işleri

2013

560 bin

İMECE

 Uluslararası Sanat ve Eğlence Birliği (IAEA), üç ayrı federasyondan oluşmaktadır. Bunlardan Uluslararası Oyuncular Federasyonu 1952’de kurulmuştur ve günümüzde yüzbinlerce sanatçıyı temsil etmektedir. Uluslararası Müzisyenler Federasyonu 1948’de, Medya ve Eğlence Enternasyonali ise 1993’te kurulmuştur. Tablodaki KSF’lerin ilk 9’u Küresel Sendika Konseyi (CGU) üyesi olup Uluslararası Ev İşçileri Federasyonu (IDWF) henüz CGU üyesi değildir.

ULUSLARARASI TAŞIMACILIK İŞÇİLERİ FEDERASYONU (ITF)

Faaliyet gösteren KSF’ler arasında en eskisi ITF’dir. 1896 yılında bir UMS olarak kurulan ITF; balıkçılık, demiryolları, denizcilik, denizyolu taşımacılığı, karayolu taşımacılığı, limanlar, sivil havacılık ve turizm, şehir içi ulaşım işkollarındaki sendikal örgütleri kendi çatısı altında bir araya getirmektedir. Türkiye’de 15 no’lu Taşımacılık ve 16 no’lu gemi yapımı, deniz taşımacılığı, ardiye ve antrepoculuk işkolunda faaliyet gösteren sendikalar ITF’ye üye olmaktadır. İşçi sendikalarından Demiryol-İş, Hava-İş, Liman-İş, Limter-İş, Nakliyat-İş, TÜMTİS, Türk Deniz-İş ITF üyesidir. Bu sendikalar dışında KESK’e bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) da ITF’ye üyedir. Diğer taraftan Deniz Çalışanları Dayanışma Derneği (DAD-DER) de ITF üyesi olup; bu dernek, ITF’nin uluslararası deniz taşımacılığında faaliyet gösteren gemilerdeki tek tip toplu sözleşmelerinin bağıtlanmasına aracılık etmektedir. ITF’nin Türkiye’deki müfettişliğini de DAD-DER temsilcisi yapmaktadır.

ITF, taşımacılık işkolunda faaliyet gösterir. İlk kuruluşunda deniz taşımacılığı çalışanları örgüt içerisinde yoğun bir şekilde görünürken, ardından diğer sektörler de örgüte eklenmiştir. Taşımacılık işkolu, erken kapitalist dönem olarak tanımlanan 15’inci ve 16’ıncı yüzyıllardan itibaren küresel bir niteliğe sahiptir. Üretilen malların ve hammaddelerin dolaşımında özellikle deniz taşımacılığı ve demiryolu taşımacılığı önemli bir işlevi üstlenir.

Sanayi kapitalizminin geliştiği 19’uncu yüzyıl, işçiler açısından vahim bir tabloyu beraberinde getirdi. İşçiler bu ağır tablo altında sendikal örgütlenmeyi gerçekleştirdi. ITF’nin bir raporuna göre 1896 yılında beş kişilik bir ailenin kira, giyim, sağlık ve beslenme gibi temel ihtiyaçlarının giderilmesi için gereken günlük 28,40 Pound’du. Buna karşı dünya genelinde yıllık ortalama ücretler 52,40 Pound gibi çok düşük bir rakama karşılık geliyordu (ITF, 1996: 3).

İşçilerin karşı karşıya kaldıkları olumsuz koşullar, onların örgütlenmesini bir üst noktaya taşıma iradesine dönüştü. Denizciler İsviçre, Danimarka, Fransa ve İngiltere’de örgütlendi ve 1890’lı yıllar boyunca birçok grev gerçekleştirdi. Bu grevler esnasında da grev kırıcılığı riskine karşı uluslararası dayanışma için çaba gösterdi. 1896 ve 1897’de Rotterdam ve Hamburg’da gerçekleştirilen grevler esnasında gösterilen dayanışma, ITF’in kuruluşunda öncü deneyimler olarak gösterilir (ITF, 1996: 5-8). 1896 yılında gemi adamları, tersane işçileri ve nehir taşımacılığı işkollarında çalışanları kapsamına alan ITF, 1898’de işkolunu tüm ulaştırma sektörü olarak değiştirdi (Aker, 1996: 449). Böylece dünya genelindeki karayolu, demiryolu, denizyolu ve havayolu çalışanlarının tamamı ITF’nin kapsamında yer aldı. Ancak hâlen bu sektörlerdeki işçilerin büyük çoğunluğu örgütlenme hakkından mahrum durumda.

ITF, Londra merkezli bir örgüt olarak kuruldu, ancak örgüt içinde Alman sendikalarının üye sayılarının artmasıyla birlikte bu sendikalar örgütü yönlendirmede daha fazla işleve sahip oldu. Örgütün merkezinin 1904’te Hamburg’a, ardından da Berlin’e taşınması da bu iddiayı güçlendiriyor. 1905 yılı itibariyle dünya genelinde kendisine üye olan sendikaların üye sayısını 150 bin olarak belirten ITF, bu sayının 1907 yılında 500 bin olduğunu ileri sürüyor (ITF, 1996: 34-36).

Birinci Dünya Savaşı’ndan önce İtalyan, Fransız ve İngiliz sendikaları, ITF içerisinde Alman sendikalarının etkin bir rolü bulunması ve örgütü yönlendirmesi nedeniyle eleştiriler getirdi. Avrupa işçi sınıflarının, emperyalist savaştan kaynaklı olarak birbirleriyle rekabete girmeleri, ITF’ye de yansıdı ve savaş yılları boyunca örgütün etki gücü kalmadı. Örgütün faaliyetleri önce askıya alındı ve ardından 1919 yılında örgütün merkezi Amsterdam’a taşındı (Aker, 1996: 449). Birinci Dünya Savaşı yıllarında Avrupa ülkelerindeki sendikalar, kendi ulus devlet hükümetlerinin yanında saf tutmaları nedeniyle uluslararası dayanışma ve birliği zarara uğrattılar. Savaşın ardından da birçok örgüt Amsterdam gibi merkezlerde faaliyetlere başladığı için bu dönemki uluslararası sendikacılık hareketi Amsterdam Enternasyonali olarak bilinir.

ITF Birinci Dünya Savaşı sonrasında, ırkçılıkla ve sömürgecilikle mücadeleyi ana politika olarak benimsediğini ileri sürmektedir. Bunu ileri sürerken de 1920’li ve 1930’lu yıllarda Uzak Doğu ve Latin Amerika ülkelerinde kolonicilikle mücadele toplantıları düzenlediğini ifade etmektedir (ITF, 1996: 86-93).

ITF içerisinde farklı taşımacılık kollarında faaliyet gösteren sendikal örgütler arasında da rekabet yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. 1930’lu yıllarda örgütün toplam üye sayısı 2 milyon 600 bin, demiryolu taşımacılığında çalışanların sayısı ise 1 milyon 314 bin olarak belirtiliyor (ITF, 1996: 45). Bu durum, söz konusu yıllarda örgütün stratejilerinin belirlenmesinde demiryolu işçilerinin sendikalarına avantaj sağladı.

İkinci Dünya Savaşı yıllarında ITF’in merkezi yeniden Londra’ya taşındı. Örgütün öncelikli konuları arasında da faşizmle karşı mücadele politikaları yer aldı. Diğer taraftan Kızıl İşçi Sendikaları Enternasyonali (RILU) ve anarkosendikalizmle mücadele diğer öncelikli konulardı. Bu yıllardan itibaren ITF ile diğer uluslararası örgütler arasındaki rekabette ideolojik nedenler ana belirleyici oldu. ITF, uluslararası sendikal hareketin 1945 yılında bölünmesinden sonra bir dönem Dünya Sendikalar Federasyonu (WFTU-DSF) ile yakın temasa geçti. Ancak Avrupa merkezli sendikaların DSF’yi Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) etkisi altında olduğu gerekçesiyle reddetmesi nedeniyle bu yakınlaşma çok uzun sürmedi.

ITF, soğuk savaş yıllarında ideolojik açıdan homojen bir görünüme sahip olmadı. Kongrelerde; Avrupa’nın ekonomik kalkınmasında Marshall yardımlarının gerekli olduğunu düşünenler ile bu yardımların örgütü ABD’ye bağımlı kılacağını düşünenler arasında tartışmalar yaşandı (ITF, 1996: 108-113).

1950’li yıllardan itibaren ITF’nin gündeminde en fazla yer edinen konuların başında deniz taşımacılığı gelmeye başladı. En fazla tartışılan konu ise Elverişli Bayrak (FOCs) uygulamasıydı. Bu sistem, armatörlerin deniz çalışanlarının maliyetlerini en aza indirme çabasının ürünüdür. Panama ve Malta gibi ülkelerde denizcilik sektörü çalışanlarına yönelik hukuki çerçevenin armatöre ağır koşullar getirmemesi ve bu gibi ülkelerde vergi maliyetlerinin düşük olması, armatörlerin söz konusu ülke bayraklarıyla deniz taşımacılığında faaliyet göstermesine yol açtı. 1950’li yıllarda dünya genelindeki deniz taşımacılığında Elverişli Bayrak ülkelerinin payı yüzde 5 iken, bu oran 1995 yılına gelindiğinde yüzde 50’ye yükseldi. Günümüzde hâlen yaygın bir biçimde kullanılıyor. Elverişli Bayrak uygulamasıyla armatörler, vergi ve iş/sosyal güvenlik mevzuatlarının kendilerine yüklediği sorumlulukları üzerinden atmaya devam ediyor (Ruggunan, 2011: 92-94). ITF, 1950’li yıllardan bu yana Elverişli Bayrak uygulamasıyla faaliyet yürüten gemilerde örgütlenme çalışması yürütüyor. Buna yönelik faaliyetlerin başında; ILO sözleşmeleri/tavsiye kararları aracılığıyla uluslararası standartların oluşturulması için girişimler ve bu gemilerde ITF ile armatörün taraf olduğu tek tip toplu sözleşmelerin imzalanması geliyor. ITF, 1995 yılında 4 bin gemide tek tip toplu sözleşmeye taraf olduğunu belirtmiştir (ITF, 1996: 142).

ITF’nin taraf olduğu tek tip toplu sözleşmelerde işveren tarafında armatörler yer alır. ITF, deniz çalışanlarının üyelik aidatlarını armatörlerden alır. 2020 yılı itibariyle ITF gelirlerinin yaklaşık yüzde 90’ı bu aidatlardan oluşuyor (Kıdak, 2020: 132).

Tek tip toplu sözleşmelerin içeriğinde; işe alımlarda aranacak koşullar, görev tanımları, çalışma süreleri, iş sözleşmelerinin süresi, fazla çalışma ücreti, tatiller, ücretler, dinlenme süreleri, ücretli izinler, vardiyalar, iş sözleşmesinin feshi, iş güvenliği için sağlanması gereken kişisel koruyucu donanımlar, savaş gibi olağanüstü durumlarda çalışma, yurda iade, hastalık, hamilelik ve malullük gibi durumlarda sigorta yükümlülükleri ve disiplin hükümleri gibi konular düzenleniyor. 2004 yılında yapılan bir çalışmaya göre; ITF’nin toplu sözleşmesi bulunan gemilerde ortalama aylık ücretler 1300 Dolar, diğer gemilerde ise 800 Dolar’dır (Lillie, 2004: 49). Tek tip toplu sözleşmeler içeriği itibariyle Türkiye’de işyeri/işletme düzeyinde imzalanan toplu iş sözleşmelerine yakın bir niteliğe sahiptir.

Sosyal adalet, insan hakları, sendikal hak ve özgürlükler, sürdürülebilir kalkınma, teknolojinin çalışma hayatına etkisi, dijital platform tabanlı çalışma, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi söylemler ITF yayınlarında ön plana çıkan konular arasındadır. 2018 yılının Ekim ayında Singapur’da gerçekleştirilen kongrede ITF; kadınların ve gençlerin çalışma yaşamındaki sorunlara daha fazla eğilme, kadın ve genç işçilerin örgütlenmesine daha fazla katkı sağlama, sendika yönetim kadrolarında kadınların ve gençlerin payını arttırıcı yönde teşviklerde bulunma, tedarik zincirinin tüm halkalarında örgütlenme kampanyalarına destek sağlama, adil ve sürdürülebilir kalkınma için küresel kampanyalar düzenleme kararlarını aldı (ITF, 2018). Örgüt, üye sendikaların çokuluslu şirketlerde örgütlenebilmesi için imzalanan küresel çerçeve sözleşmeler, küresel eylem kararları, sendikalara maddi destek sağlama gibi faaliyetleriyle de öne çıkar. Türkiye’de TÜMTİS, Türk Deniz-İş ve Liman-İş’in ITF ile ortak geliştirdiği projeler bu faaliyetlere örnektir.

2020 yılı itibariyle yaklaşık 20 milyon işçiyi temsil ettiğini ileri süren ITF’ye, 150 farklı ülkeden 700 sendikal örgüt üyedir. Günümüzde genel merkezi Londra’da bulunan ITF’nin Amman, Brüksel, Nairobi, Yeni Delhi, Ouagadougou, Rio de Janeiro, Singapur, Sidney ve Tokyo’da ofisleri vardır. ITF’nin bölgesel örgütleri Afrika, Amerika, Arap Dünyası ve Asya Pasifik’tir. Avrupa bölgesinde de Avrupa Taşımacılık İşçileri Federasyonu (ETF) faaliyet göstermekte olup; ITF ile ETF arasında organik bağ yoktur.

Örgütün 2019 yılındaki üye sayıları ve bölgelere göre dağılımı: 

Bölge

Gerçek Üye Sayısı

Bildirilen Üye Sayısı

Bildirilen/Gerçek Üye Sayısı Oranı
(%)

Asya-Pasifik

7.716.262

1.987.843

25,76

Avrupa

4.829.063

2.051.747

42,48

Latin Amerika ve
Karayipler

2.822.522

734.049

26

Afrika

2.669.980

968.434

36,27

Kuzey Amerika

1.865.803

672.371

36,03

Arap Dünyası

400.762

273.762

68,31

Toplam

20.304.392

6.688.206

32,93

Uluslararası sendikal örgütlerde iki tür üyelik sayısı söz konusudur. Gerçek üye sayısı, ulusal sendikaların resmi üye sayılarıdır. Bildirilen üye sayısı ise, sendikanın uluslararası örgüte aidat ödemeyi taahhüt ettiği sayıdır. Aradaki farkın nedeni, sendikaların aidat geliri elde ettiği üye sayısı kadar aidat ödeme isteğidir. Örneğin Türkiye’de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın resmi sendikalaşma istatistiklerine göre 10 bin üyesi bulunan bir sendikanın ITF çatısı altındaki gerçek üye sayısı 10 bindir. Ancak işkolu veya işyeri/işletme barajı, yetki itirazı ve benzeri nedenlerle sendika üyelerinin tamamı toplu iş sözleşmesi kapsamında yer almayabilir. Bu durumda sendikanın aidat getirisi bulunan üye sayısı da daha düşük gözükür. Bu doğrultuda ulusal sendikal örgütler de resmi üye sayılarından düşük bir sayı bildirmek durumunda kalır. Türkiye’deki sendikaların da büyük bir kısmı ITF’ye gerçek üye sayısının altında bir üye sayısı bildirmektedir. Bu durum, Türkiye’deki işçilerin uluslararası örgüt çatısı altındaki temsiliyet gücünü azaltmaktadır. Ancak yasal mevzuatın yetki konusunda getirmiş olduğu sınır nedeniyle bu krizi aşmak mümkün olmamaktadır.

Kaynaklar ve Öneriler:

Adolf Sturmthal (1948), “The Crisis of the WFTU”, ILR Review, 1(4), 624-638.

Alpaslan Işıklı (2003), Gerçek Örgütlenme Sendikacılık, İmge Kitabevi.

Alpaslan Işıklı (2005), Sendikacılık ve Siyaset, İmge Kitabevi.

Erkan Kıdak (2020), “Uluslararası Sendikal Örgütlerde İşçi Aristokrasisinin İzleri”, Sosyal Politika-İktisat Yazıları Prof. Dr. Seyhan Erdoğdu’ya Armağan, Mülkiyeliler Birliği Vakfı Yayınları.

Erkan Kıdak (2020), Küreselleşmenin Koridorlarında Yeni Enternasyonalizm: Taşımacılık Sektöründe Uluslararası Sendikacılık, Siyasal Kitabevi.

ITF (1996), The First 100 Years of the ITF, https://www.itfglobal.org/en/reports-publications/history-first-100-years-itf (Erişim 15 Ağustos 2021).

Kıvanç Eliaçık (2020), Küresel Sendikalar Kılavuzu, Notabene Yayınları.

Nathan Lillie (2004), “Global Collective Bargaining on Flag of Convenience Shipping”, British Journal of Industrial Relations, 42(1), 47-67.

Önder Aker (1996), “Uluslararası Taşıma İşçileri Federasyonu”, Türkiye Sendikacılık Ansiklopedisi, Kültür Bakanlığı ve Tarih Vakfı Yayınları.

Ronaldo Munck (1995), Uluslararası Emek Araştırmalar (çev. C. Aygün), Öteki Yayınevi.

Seyhan Erdoğdu (2006), Küreselleşme Sürecinde Uluslararası Sendikacılık, İmge Kitabevi.

Shaun Ruggunan (2011), “The Global Labour Market for Filipino and South African Seafarers in the Merchant Navy”, South African Review of Sociology, 42(1), 78-96.

Yıldırım Koç (2005), Batılı İşçi Sömürüye Ortak, Bilgi Yayınevi.

Yıldırım Koç (2013), Türkiye’de İşçi Sınıfı ve Sendikacılık (Dünden Bugüne), Kaynak Yayınları.

Yıldırım Koç (2015), Sosyal Demokrasinin Öyküsü: Marksizmden Kapitalizmin Payandalığına… Kuzgun Kitap

 

DİĞER HABERLER
PANDEMİDE GIDA TÜKETİM BAĞIMLILIĞI MUTLU ETTİ
PANDEMİDE GIDA TÜKETİM BAĞIMLILIĞI MUTLU ETTİ

Araştırma pandeminin birinci dalgasının yaşandığı 20 Temmuz-10 Ağustos ile ikinci dalgasına denk düşen 20 Kasım-10 Aralık 2020 tarihleri arasında iki ayrı dönemde gerçekleştirildi.

İŞE İADE DAVASININ SONUÇLARI
İŞE İADE DAVASININ SONUÇLARI

4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinde işverenin haklı nedenle iş akdini derhal feshedebileceği durumlar sayılmıştır.

ESKİ HAZİNECİNİN YARDIM ÇAĞRISI!
ESKİ HAZİNECİNİN YARDIM ÇAĞRISI!

Eski bir Hazine çalışanı Hazine’nin nakit dengesindeki kasa artışının iki kurumda nasıl farklı görünebileceğini sorguluyor: “Artışın Hazine’ye göre 71 milyar, Merkez Bankası hesaplarına göre 151 milyar olmasını birileri izah etsin.”