Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
08 Ekim 2010
KUR SAVAŞLARI: LENİN’İN YAZDIĞI GİBİ…

Büyük krizler, dünya pazarlarını paylaşmış büyük sermayeler -onları temsil eden devletler- arasında bir yeniden paylaşım kavgasıdır aynı zamanda. Başlarda ticari savaş biçiminde başlayan itiş-kakışın sonradan iki dünya savaşı felaketi ile sonuçlandığını unutmayalım!

KUR SAVAŞLARI: LENİN’İN YAZDIĞI GİBİ…

Derin bir çöküşün ardından uzun bir durgunluğa dönüşen büyük kriz, yeni dengelere gebe. Kriz öncesinin İmparatoru ABD, yaşamakta olduğu talep eksikliğini, büyük işsizliği aşmanın arayışında. Diğer egemen blok AB de büyük bütçe açıkları verme pahasına, devlet müdahaleleri ile yatıştırılan krizin enkazını, yeniden büyüme ivmesi yakalayarak aşma çabasında. Finans krizi yaşayan bu iki blokun şu an hedefi, krizde küçülme bir yana, büyüme yaşayan irice gelişmekte olan ülkelerin pazarlarına dalmak, oralara mal ve sermaye ihracı gerçekleştirerek kuyudan çıkmak. Otuz dolayında çevre ülkeye, -bu arada Türkiyeye- sonuna kadar abanıyorlar. Ama direnenler var. Hangileri? Çin, Hindistan gibi iki dev pazar, başta geliyor. Yanı sıra Asyada G.Kore, Endonezya, Tayvan ve Güney Amerikada Brezilya

Bu 6 yükselenülkeye, IMF aracılığıyla da yapılan bir telkin var. Pazarlarınızı ABDye, ABnin merkez ülkelerine açın, açın ki size ihracat yaparak çarklarını döndürebilsinler. Sizlerin kriz öncesinden döviz fazlanız var. İthalat yapabilirsiniz, böylece ihracat ihtiyacı olan ABD ve merkez AByi kuyudan yukarı çekebilirsiniz…”

 

Peki, ne lazım bunun için? Özellikle Çin ve diğerlerinin pazarlarını açmaları, bunun için de yerel paralarını aşırı değerlendirip ithalatı cazip, ihracatı itici kılacak hale getirmeleri Peki, bunu ne sağlar? Sıcak para girişine sınırsız izin Biliniyor ki sıcak para, borsaya, devlet kâğıtlarına hızla girer ve girdiği ülkede döviz arzını arttırır, böylece kurları aşağı bastırır. Ucuzlamış kur ile ithalat cazip hale gelir, ihracat cazip olmaktan çıkar. Çine, Hindistana, Brezilyaya ve diğer 3 Asya ülkesine özellikle telkin edilen, sıcak paraya dirsek göstermemeleri Ne var ki özellikle Çin ve Hindistan, başından beri sıcak para girişlerine pek yüz vermediler. İhtiyaçları olan esas dövizi, ihracata dönük üretimle kazandılar, hem öyle kazandılar ki birçok yükselen ülke -hele ki Türkiye- dev cari açıklar verirken, onlar büyük döviz fazlaları ile krizi karşıladılar. Özellikle Çin, sistemin eşkıyası ABDnin dev cari açıklarını karşılayan ana finansör oldu.

ABD ve merkez ABnin beklentisine, bütün tehditlere rağmen, Çin yüz vermiyor, sıcak parayı tersliyor. Teknoloji getirmeyen, istihdam yaratmayan doğrudan yabancı sermayeyi bile istemiyor, yerli sermayesini kolluyor. Hindistan ve Asya ülkeleri de öyle. Hele Brezilya, sıcak paraya koyduğu yüzde 2lik vergi caydırıcısını, geçen gün 2 puan daha arttırdı. Bu 6 yükselen ülke, sıcak paraya yüz vermeyince, sıcak para, dirsek görmediği ülkelere ve tabii ki, Türkiyeye daha çok yöneliyor.

 

Hiçbir şey özde, Leninin,Emperyalizmde yazdığından farklı değil. ABD, merkez AB emperyalizmi, yine bağımlı-çevre ülkelere mal ve sermaye ihraç etme derdindeler. Pazar arayan sıcak paranın boyutlarını hatırlatalım bu arada: Sıcak para akımlarını yakından izleyen Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF), 30yükselen ekonomiye dönük özel yabancı sermaye girişlerinin 2009da 581 milyar dolara kadar düştüğünü ve 2007ye göre yüzde 40 dolayında daraldığını belirlemişti. IIF, 5 Ekim tarihli bülteninde ise 2010da, sıcak para akımının yeniden hızlandığını ve yıl sonunda 825 milyar dolara kadar çıkacağını, 2011 beklentisinin de 834 milyar dolar olduğunu açıkladı.

Kendini sıcak paraya karşı koruyanlar, sıcak paranın yerli paraları aşırı değerlendirerek piç ettiğini, ihracat yerine ithalatı cazip kılıp üretim eşiklerini aşındırdığını, birçok yerli firmanın yıkıcı ithalat karşısında piyasaya havlu attığını ve işsizliği büyüttüğünü bildikleri için direniyorlar. Bir de direnemeyip sıcak paranın tahripkâr etkisine aldırış etmeyen, günü kurtarmak için sıcak paraya ardına kadar kapılarını açanlar, teslim olanlar var ki başı Türkiye çekiyor.

Türkiyenin, özellikle tekstil-konfeksiyon, gıda, cam-seramik, kısmen otomotiv gibi net ihracatçı sektörleri, TİM aracılığıyla, sıcak paranın tahripkâr etkisinden, dolar kurunu yıllardır 1.50 TLnin altına iten yıpratıcı etkisinden yakınıyorlar. Buna karşılık çıkarı ithalattan yana olan sektörler, dışarıdan 250 milyar doların üstünde dışarıdan kredi kullanan özel firmalar, bedeli ne olursa olsun, sıcak para girişine engel konulmamasını istiyorlar. AKP iktidarı da temelde ikincilerden yana. Ama, TİMcileri ve sözcüleri Bakan Çağlayanı arada bir yatıştırmak gerek. Merkez Bankasının son günlerde döviz alımını arttırmayı işaret eden önlemleri, ağza çalınan bir parmak baldan, sızlananların ağzına tıkılan emzikten öte bir şey mi, yaşayarak görürüz. Açık olan şu ki Türkiye, emperyalizmin sıcak para koçbaşı ile teslim almak istediği ama direnişle karşılaştığı ülkeler arasında değil. Sinik, sünepe, teslimiyetçiler arasında ve bunun bedelini tüm topluma ödetiyor, ödetecek

MUSTAFA SÖNMEZ – CUMHURİYET

DİĞER HABERLER
SALGIN YÜKÜNE ANNELİK AŞISI
SALGIN YÜKÜNE ANNELİK AŞISI

Uzaktan çalışan anneler, bir yandan iş yaptı bir yandan çocuklarına baktı. Toplantılara çocuk sesleri karıştı. Akranları ile vakit geçiremeyen çocuklarla oyun oynamak, kitap okumak gerekti. Anneliğin getirdiği mücadeleci ruh salgının yükünü hafifletti. Anneler Günü’nde çalışan anneler sayfamıza konuk oldu.

DAYAN GİTSİN MAKARNA VE BULGURA
DAYAN GİTSİN MAKARNA VE BULGURA

Tüketici Haklan Derneğinin anketine göre, pandemide alım gücü iyice düşen vatandaş, yine sofrasından kıstı. Temel gıda ürünlerini tüketemez durumda olan halkın en gözde tek besin kaynağı makarna ve bulgur oldu.

BUĞDAYDA 2 MİLYON TON ‘KURAKLIK’ KAYBI
BUĞDAYDA 2 MİLYON TON ‘KURAKLIK’ KAYBI

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kuraklığın buğday üretimini olumsuz etkileyeceğini belirterek, kuraklık nedeniyle buğday rekoltesindeki kaybın 2 milyon ton civarında olacağını bildirdi. Bayraktar TMO’nun çiftçiyi mağdur etmeyecek bir fiyat açıklamasını istedi.

YUMURTA, TAVUK VE BALIK TÜKETİMİ AZALDI
YUMURTA, TAVUK VE BALIK TÜKETİMİ AZALDI

Tüketici Hakları Derneği’nin AB desteğiyle hazırladığı ‘Pandemide Yoksulların Temel Gıdalara Erişimi’ başlıklı anket, pandeminin yoksulların temel gıdalara erişiminde yarattığı zorlukları ortaya koydu.