Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
18 Ekim 2011
KRİZİ YARATAN SİZSİNİZ, FATURAYI DA SİZ ÖDEYİN

ABD’nin ünlü muhalif isimlerinden Albert: İşgaller zengin elite verilen net bir mesaj.

KRİZİ YARATAN SİZSİNİZ, FATURAYI DA SİZ ÖDEYİN

 

       Albert, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın da etkisiyle çaresizlik hissinden “yapabilirim” hissine geçiş olduğunu, sokak gösterilerinin de bu umudun, cesaretin dışavurumu olduğunu söylüyor. “Milyonlarca kişi açlıktan ölüyorsa zaten kriz vardır, ama durum şimdi zenginleri etkilediği için kriz deniyor” ifadelerini kullanan Albert’a göre sokaktaki insanlar artık hükümetlerden zenginlerin çıkarlarını savunmasını değil, yoksulların haklarını gözetmesini istiyor.

       “Dünyada her yıl milyonlarca kişi açlıktan ölüyorsa, bu kriz değil mi?.. İnsanlar onurlu bir yaşam süremiyorsa, bu kriz değil mi?.. Ana akım medya için yoksulların bir kıymeti harbiyesi yok. Ama ekonomiyi hıçkırık tutsa, ekonominin karnı ağrısa, zenginleri de etkileyecek duruma gelse, işte o zaman buna kriz deniyor. Kriz tabii ki yoksulları, güçsüzleri de etkiliyor ama zenginleri de etkilediği için kriz diyoruz.

       Bu sözlerin sahibi ABDli eylemci, 68 döneminde ABDde öğrenci hareketinde aktif roller üstlenen ve 2000lerde katılımcı ekonomi(kısaca Parecon) vizyonunu gündeme getiren ekonomist Michael Albert. Aynı zamanda muhalif site Zcommunicationsın (ZNet) editörlerinden olan Alberta göre krizden iki şekilde çıkmak mümkün: Ya bir daha kriz yaşamayacağımız bir noktaya geliriz ya da iktidarı, sermayenin, servetin büyük bölümünü, iletişim araçlarını elinde tutan kesimler, krizi kendilerini daha da güçlendirmek için kullanabilir. Zenginler için, sorunu yaratanın kendileri lehine zaten var olan devasa eşitsizliğin olması mühim değil. Krizin ötekiler üzerindeki etkilerine aldırmıyorlar bile.

       Michael Albert, Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu Yayınları’nın ve BDPnin davetlisi olarak Yunanistandan geçtiği İstanbulda Cumhuriyetin ekonomik kriz ve dünyayı saran protestolar üzerine sorularını yanıtladı.

       – Bütün dünyada insanlar, krizin sorumlusu olarak gördükleri bankalara, finans sektörüne, büyük şirket sahiplerine karşı ayakta… Aslında uzun süredir bir memnuniyetsizlik vardı, bu öfke sokaklara nasıl taştı?

       MICHAEL ALBERT: Yunanistan, İspanya, İtalya, ardından ABD ve şimdi bütün dünyada çeşitli kentlerde sokaklara dökülen insanlar Hey, buna siz sebep oldunuz, faturayı da siz ödeyindemeye başladılar. Bu gösterilerde yeni olan bir nokta, doğrudan demokrasi çağrısının, talebinin dile getirilmesi. İnsanlar kendi meselelerini kendi ellerine almak istiyorlar. Yunanlılar ve İspanyollar büyük ölçüde Mısırdan esinlendiler. Mısırlılar Kahirede meydanları işgal ederken net bir hedefleri vardı: Mübarekin gitmesi.

       Olan biten o kadar karmaşık değil aslında. Bütün dünyada nüfusun büyük bölümü öfkeli, incinmiş hissediyor.

       Yunanistanda işsizlik oranı ile ABDnin merkezindeki pek çok şehirde işsizlik oranı çok benzer. Kendinizi Yunanistandaki şehirlerle Detroite ışınlasanız, Detroitte çok daha korkunç bir manzara ile karşılaşabilirsiniz. Sorunlar, çekilen acı bütün dünyada aynı. Bu isyana neden olan nedir? Sizin sorunuz bu. Bence, yeni, çok önemli bir faktör, bir sıçrama söz konusu. Bu sıçrama geçici olabilir ya da sürdürülebilir hale getirilebilir.Umutsuzluktan” “umuda”, çaresizlik hissinden yapabilirize bir sıçrayış var.

Zaferin mümkün olduğunu hissetmek cesareti doğurur

       Bu umudu doğuran ne?

       Pek çok farklı etken bir araya geldi. Öncelikle Tunusta daha çok insan sokağa çıkmaya başladı… Çok fazla sinisizm, kötümserlik ve çaresizlik hissi var insanlarda. Ben istiyorum ama kimse bir şey yapmayacak ki diye düşünüyor çoğunluk. Sonra birileri bir şeyler yapmaya başlıyor, gittikçe daha fazla insan başkalarının bir şeyler yaptığını görüyor ve ben de yapabilirim diyor.. İnsanlar birdenbire daha fazla öfkeyle dolmadı. Burada dramatik bir değişiklik yok. Bir şeyleri başarmanın mümkün olduğu hissiyatı radikal bir değişiklik oluyor. Mısırda bambaşka nedenlerle de olsa, yaşanan buydu. Zaferin mümkün olduğunu hissetmek, cesareti doğuruyor. Kimse kaybedilmiş bir dava için cesaret sergilemek istemez.Mısırlıların umudu gittikçe arttı, cesaretleri de öyle.

Net hedefler gerekiyor

       Ya İspanya, Yunanistan ve ABD?

       Şirketlerin hâkimiyeti, bürokrasi, insanların onurlarının kırılması, işsizlik, yoksulluk, sistemli akıl dışılığı, çevre sorunları… Bütün bu sorunlar hep var. İnsanlar kötümserdi: “Yapabileceğim bir şey yok, ailem için bir şeyler yapmaya çalışmak dışında bir şansım yok.” Sonra birdenbire Ortadoğu ve Kuzey Afrikadaki eylemler ortaya çıktı, artı durum gittikçe kötüleşti, bir dizi olay bir araya geldi. Bazen bir şey bir grup insanın harekete geçmesine yol açar ve bu hareket ötekilere umut verir. Sorun şu, Mısırda bu olduğunda insanlar ne istediklerini biliyordu. İspanyada, Yunanistanda, ABDde şu anda bir momentum var. Harekete geçmenin, yaşamının kontrolünü ele almaya çalışmanın verdiği coşku var. Ama bir süre sonra bir problem ortaya çıkacak. Zaferin tanımı net değil. Hangi yöne gidiyoruz, ne istiyoruz. Bu bir süre sonra hareketin ivme kaybetmesine neden olabilir. Katılım düşmeye başlar… İnsanlar büyük meydanlardaki toplantıları mahallelere taşıyabilse o zaman bir programa sahip olur. Elit için asıl tehlike de budur.

       Bir başka olgu daha var. Bütçede açık varsa sağ iktidarlar ordunun, polisin bütçesini kesmezler. Yoksulların hayatını kolaylaştıran sosyal programları keserler. ABDnin bazı bölgelerinde sağcı kiliseler devreye giriyor. ABDde Cumhuriyetçi kanatta, bazı adaylar kısmen büyük şirketlerin çıkarlarını kısmen de dinci seçmeni temsil ediyorlar.

Gates’in değeri Guatemala’dan çok

       ALBERT:? Bill Gates’in birkaç kâğıt parçası yüzünden tek başına bütün Guatemala nüfusundan, bütün Norveç nüfusundan fazla bir değerinin olması akıl dışı… Bize diyorlar ki, bir doktora yarım milyon dolar vermezsek tıp fakültesine gitmez. Bu saçmalık o kadar çok tekrarlanıyor ki, artık ona inanmaya başlıyor insanlar. Ekonomi bize ne diyor? Üniversiteye gitmek madene gitmekten o kadar çok daha değerli ve kötüdür ki, doktora daha çok para vermek zorundasınız. Öğrencilerime insanlara ne kadar çok çalıştıklarına, ne kadar zorlukla çalıştıklarına, çalışma koşullarına göre para vermeliyiz diyorum. Madende çalışmak çok daha zor… Katılımcı ekonominin temel öğelerinden birisidir bu.

DİĞER HABERLER
COCA COLA 3. DURAK İZMİR
COCA COLA 3. DURAK İZMİR

Sendikamızla Toplu İş Sözleşmesini imzalayan iş yerlerinde düzenlediğimiz eğitimlerde Coca Cola Fabrikalarında 3. durağımız İzmir Fabrikası oldu.

KADIN İŞÇİ SEMİNERİNE KATILDIK
KADIN İŞÇİ SEMİNERİNE KATILDIK

TÜRK-İŞ tarafından düzenlenen Kadın İşçi Semineri 25-26 Kasım 2022 tarihlerinde Trabzon’da yapıldı.

ASGARİ MESELESİ ÜLKE MESELESİ
ASGARİ MESELESİ ÜLKE MESELESİ

Gözler aralık ayı içinde belirlenecek asgari ücrette. Asgari ücretlilerin oranının yüzde 4’ün altında olduğu Avrupa’da gündeme bile gelmiyor.

EMEKLİLİĞİ GELENİ İŞVEREN ÇIKARIR MI?
EMEKLİLİĞİ GELENİ İŞVEREN ÇIKARIR MI?

Emeklilik şartlarını yerine getirdiği halde emekli olmayarak çalışmayı tercih eden kişileri, işveren işten çıkmaya zorlayabilir mi? Hayır. Emeklilik kişinin kendi iradesine dayanır. Kişi, ister emekli olur, isterse de olmaz.