KİMSESİZLERİN KİMSESİYDİ
Kimsesizlerin kimsesiydi Cumhuriyet.
Batıcılar geçince işin başına, ayaklar altında kaldı kimsesizler. Kimsesiz korumakla görevli, kimsesizi gasp eder oldu. Gariptiler. Garibin hakkını gasp etmekten haz duyan bi garip… İhtirasa döndü bu haz.
Kimsesizlerin kimsesiydi Cumhuriyet.
Batıcılar geçince işin başına, ayaklar altında kaldı kimsesizler. Kimsesiz korumakla görevli, kimsesizi gasp eder oldu. Gariptiler. Garibin hakkını gasp etmekten haz duyan bi garip… İhtirasa döndü bu haz.
Ne geldiyse önlerine, kanun namına, hak namına, ilk akıllanna gelen, gasp oldu hep. İşsize iş bulurdu eskiden devlet. Daha çok fabrika açmaktı, daha çok üretimdi derdi. Sattılar, savurdular ne buldularsa.
Dağıttılar devleti, gasp ettiler devletin kadrolannı. 6,5 milyona dayandı işsiz. "Al sana iş" dediler, fabrikaya kurmak yerine, çalışanın hakkını gaspa koyuldular. "Noluyo" diyene, "Ulusal İstihdam Stratejisi, Batı istiyor" dediler… Çivi bırakmadıkları devletin her yerini işgal ettirdiler taşeronlara. Taşeron işçisi 4 milyona dayandı.
Kendi çıkardıkları kanun engel olduğunda, bu kez kendi kanunlannı gasp ettiler. Çiğnenmeyen kanun, gasp edilmeyen hak kalmadı. 6 ayda 20 kere çıkış- giriş yapan, 800 kişilik fabrikayı 80 taşerona parçalayan, temizlik işçisine ana sınıfı öğretmenliği yaptıran, orkestrada, biyokimyada, iş makinesinde çalıştıran oldu her yer.
Vıcık vıcık oldu devlet. Üç yılda bir çıkardığı işçinin kıdem tazminatını gasp eden müdürler görüldü. 850 lira maaşla taşeron kölesi olmak isteyenin, babadan kalma tarlasını rüşvet diye gasp ettiler.
"Hakkını mı aradın", "yandaş değil misin", "sürgünlerden sürgün beğen" dediler. Ölüm ocaklarından çıkardıkları köleleri, 30 lira karşılığında bağırttılar mitinglerde, kimsesizin hakkı daha çok gasp edilsin diye. Afrika köylerini basıp zincire vurduklannı okyanus ötesinde satan ölüm gemileri misali yeniden hortladı köle tacirleri. Pıtrak gibiydiler. 348’e çıkü sayıları birden. Köle tacirleri için kanun çıkarmak istediler defalarca. Bugünlerde ölüm tüccarları yeniden ellerini ovuşturuyor. Bütün ömrünü yarı aç çalışarak geçiren milyonların, olanın yıllar yılı biriktirdiği üç kuruşluk emeklilik primine diktiler gözlerini. 18 şirket kurdurdular.
Çoğunun kökü dışarıda… Hepsi kumarcı, hepsi borsacı… Kirlenmiş vicdanları. Kanunları gasp eden kanun çıkarıcılar, işçinin göz nurunu gasp ettirmek için her yolu denediler. Milletin sırtından çalınanlarla, kendileri de besledi ayrıca. Kanun, kitap, kural hak getire. Cumhuriyet gitmiş.
Kuralsızlık esas olmuş, kendi kurallarını gasp eden örgüt olmuş kural koyucular. Fabrikalar gasp edilmiş. Gaspa dur diyen yasalar da gasp edilmiş. Anayasa mahkemesinin "dur" diyen kararı da gasp edilmiş. Sürüldüler işçileri dört bir yana ve ellerindeki bütün haklan gasp ettiler İntihar etti hakları gasp edilen sürgünler. 1, 3,7,15… Atanma hakkı gasp edilenler intihar etti. 3, 9, 22, 35…
Gömüldüler birer birer, kim vurduya gitmiş misaliydiler. Ölüm ocaklarına sağlam raporları verilir oldu. 20, 30, 302 beden ald ocaklar. Feryatlara fıtrat dediler, ağlayana gaz verdiler, torna verdiler. Dağdaki çobanın hakkı korunurdu, sürüye de çobana da gasp yapılıyor gayri. Yetmemiş bunca gasp.
Yeni gasplar var sırada. "Ulusal Gasp Stratejisi" Mecliste de bir tasarı var şu sıra. "Taşeron işçilerinin hakkını gasp etme tasarısı." Kimsesizlerin kimsesi yok sanan gafiller, kimsesizlerin kimse olmaya başladıklarını görmüyorlar.




















































































