Kamu işyerleri için toplu iş sözleşmeleri (TİS) yürütülüyor. Konfederasyonlar taleplerini açıkladı, hükümet tarafının ne vereceği ise merakla bekleniyor. İlk bakışta her dönemki kamu TİS süreci gibi bir süreç olacağı düşünülebilir. Ancak bu dönem çok önemli bir değişiklik var. Artık kamu işyerlerinde çalışan işçiler adına imzalanacak Çerçeve Protokol bağlayıcı olacak. Yani hükümet ve konfederasyonlar arasında önceden protokol gereği belirlenen zam oranı işçinin alacağı zam olarak belirlenmiş olacak.
Bu ne anlama geliyor? Artık kamuda sendikalar yetkisiz olacak demek. Sendikaların varlık sebebi üyelerinin hak ve çıkarlarını korumak ve artırmaktır. Bunun en belirleyici olanı da ücrettir. Sendikalar yasaların kendilerine verdiği haklarla üyeleri adına toplusözleşme yani pazarlık masasına oturur ve alabileceğinin en fazlasını almaya çalışır. Alamazsa, uzlaşma sağlanamazsa grev aracını devreye sokar. Grev işçilerin en son kullandığı ama sonuç aldığı bir araçtır.
696 saylı KHK ile yapılan değişiklik artık kamuda imzalanan Çerçeve Protokolü bağlayıcı kabul ediyor. Böylece sendikaların yasal yetkisini yok sayarak, işçilerin grev hakkını da ellerinden alıyor ve kamuda hükümetin istediğini yapmasını sağlıyor. Üstelik bunu sözleşme imzalama yetkisi olmayan konfederasyonlarla yapıyor.
Konfederasyonlar çatı örgütleridir. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası içerisinde konfederasyonlara sözleşme imzalama yetkisi veren bir madde yok. Konfederatif yapı, sendikaları etkisiz hale getirmek için değil, ortak çıkarlarda daha güçlü hale getirmek için vardır. Oysa bu değişiklikle sendikalar bizzat kendi çatı örgütleri tarafından yetkisiz hale getiriliyor. Hükümet de yaptığı bu değişiklikle 6356 sayılı yasayı çiğniyor.
Bu değişikliğin ardından kamuda sözleşme imzalayan hiçbir sendikadan da gık bile çıkmıyor. “TİS sadece ücret değildir” diyebilirler ama kim ne derse desin işçi için sadece ücrettir, alacağı zam oranıdır. Kim ne yapsın sosyal hakları hele de kamuda. Ücret artışını en alt düzeyde tutan hükümet bu oranın üzerinde sosyal haklarda artış yapacak da değilken.
Çerçeve Protokolün bağlayıcı olmasının çok ciddi sakıncaları var, en başta da sendikal yapıya ve Türk-İş’e. Çünkü hükümet tarafından zorla büyütülen bir Hak-İş var. Yarın TİS masasının işçi adına tek temsilcisi olması durumunda bunun sorumlusu bugünkü Türk-İş yöneticileri olacaktır. Sadece kendi çatısı altındaki sendikaların yetkisini ortadan kaldırmakla kalmayıp, Hak-İş’in tek yetkili duruma gelmesine de sebep gösterileceklerdir. Günahı da, vebali de boyunlarında olacaktır.
Şimdi herkes bu TİS döneminde alınacak zamma odaklanmış durumda. İşçi acaba bu KHK değişikliğinden haberdar mı? Kendi sendikasının masada ücret artışını konuşamayacağını/belirleyemeyeceğini biliyor mu? Hiç zannetmiyorum.
Hükümet boşalan kasasına çözüm ararken bu değişikliği yaparak belki de kamu işçisine zam vermemenin formülünü arıyor. Peki bu değişikliğe ses çıkarmayan sendikacılar ne arıyor?
Bu yılın sonunda Türk-İş’in genel kurulu var. Başkanın yeniden aday olması hükümetle arasını iyi tutmasına bağlı. Ama hayat sadece koltuğa oturulan süreden ibaret değil. Bir de koltuktan sonrası var. O koltuktan en son düşen başkanın nasıl hatırlandığı bence ders olmalı. Türk-İş, işçi sınıfının en büyük örgütü ve işçi sınıfına layık yönetilmeyi hak ediyor; Hak-İş’e teslim olmayı değil.