Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
04 Ekim 2014
IŞGÖREN KAVRAMI YANLIŞ

İnsanın ait olduğu sınıfa ilişkin bilinci, kendisi için kullandığı kavrama da yansır. Bu anlayış, koşulların değişmesine karşın, bilinçlerde uzunca bir süre devam edebilir.

IŞGÖREN KAVRAMI YANLIŞ

İnsanın ait olduğu sınıfa ilişkin bilinci, kendisi için kullandığı kavrama da yansır. Bu anlayış, koşulların değişmesine karşın, bilinçlerde uzunca bir süre devam edebilir.

Türkiye’de devlet memurları 1926 yılında kabul edilen 788 sayılı Memurin Kanunu ile günün koşullarında çok ileri haklara ve itibara kavuştular. 19201i yıllarda vasıflı ücretli işgücüne büyük gereksinim vardı; buna karşılık 14 milyon nüfuslu Türkiye Cumhuriyetinde bu nitelikte insan sayısı çok azdı. Diğer bir deyişle, yaşamını işgücünü satarak kazanan bir grup insan, işgücünün satış fiyatını ve koşullarını belirlemede çok güçlüydü. Bu gücün kaynağı örgütlü mücadele değil, satılan işgücünün çok az bulunur nitelikte olması ve bu işgücüne duyulan büyük gereksinimdi.

İŞÇİ ARİSTOKRASİSİ YARATILDI

Böylece Türkiye’de işçi sınıfının vasıflı keseninin bir bölümü işçi sınıfının diğer tabakalarından ayırılarak "memur" yapıldı, bir "işçiaristokrasisi’ne dönüştürüldü. Memurlar 1931 yılında faal işgücünün yüzde 1.2’sini oluştururken, ulusal gelirden yüzde 7.1 oranında bir pay alıyorlardı. Değerli iktisatçımız Erdoğan Soral’ın Özel Kesimde Türk Müteşebbisleri (Ank., 1974) kitabında, bir dönemde ne kadar çok memurun, aldıkları nisbeten yüksek ücretler ve kurdukları ilişkilerle patronlaştığı belgelerle anlatılmaktadır. Gerçekte işçi sınıfının vasıflı işçilerinin bir bölümü olan "memurlar" kendilerini işçi sınıfının diğer kesimlerinden ayırdılar. Onlar "okumuş"tu, diğerleri "amele" idi. Ancak zaman içinde bu ayrıcalıklar kayboldu. Sendikalaşan ameleler, onlara üstten bakan memurlardan daha yüksek ücret almaya, daha iyi yaşam koşullarında yaşamaya başladı.

28 Mayıs 1990 tarihinde EĞİTİM-İş’in kurulmasıyla yeni bir süreç başladı. 1991 yılında kamu kesiminde imzalanan toplu iş sözleşmelerinde kamu işçileri için olağanüstü zamlar alındı. Bu zamlar sonrasında sıradan bir kamu işçisinin ücreti, onun amiri konumundaki memurun aylığının iki katının üstüne çıktı. Ayrıca fazla çalışma yapan işçinin aldığı para, bu ücreti daha da artırıyordu. Memurlar sendikalaşmaya başladı. Peki, kendilerine ne diyeceklerdi? 2005 yılında kurulan EĞİTİM-İş adını "EĞİTİM ve Bilim İşgörenleri Sendikası" olarak koydu.

2008 yılında kurulan Birleşik Kamu-İş’in adı da Birleşik Kamu İş Görenleri Sendikaları Konfederasyonu" oldu. Kültür Sanat-İş’in uzun adı da Kültür ve Sanat Hizmet Kolu Kamu İşgörenleri Sendikası. Ancak "işgören" kavramı yanlış; sözlüklerde de yok.

BU SÖZCÜK SÖZLÜKLERDE YOK

Dil Derneğinin Türkçe Sözlük’ünde (2. Baskı, Ank., 2005) ve Türk Dil Kurumunun Türkçe Sözlük’ünde (11. Baskı, Ank., 2011) "işgören" sözcüğü yer almıyor. Bu kavram 19701i yıllarda Türkiye’de sınıf mücadelesinin yükseldiği dönemde bir kavram kargaşası yaratmak amacıyla ortaya atıldı. Almancada "işçi" için "Arbeiter" veya "Arbeitnehmer" sözcüğü kullanılır. "Arbeitnehmer" "iş alan" demektir. Galiba bazı kişiler Alman geleneğinden de etkilenerek "işgören" sözcüğünü ürettiler. Bu yıllarda bu kavramın kullanıldığı bazı yayınlar da yapıldı. Bazı örnekler vereyim: Bora, O, Toplum Kalkınmasında İşverenlerin-İşgörenlerin Sorumluluğu, Ank., 1970; Aşkun, İ.C., İşgören Değerlemesi, Eskişehir,1976; İnce, E., Işgörenlere Yapılan Ödemeler ve Yasal Kesintileri, İst., 1981. Günümüzde memur, sözleşmeli personel ve geçici personel statülerinde çalışanlar işçi sınıfının parçası oldukları bilincine varıyor. "İşgören" gibi Türkçe’de yer almayan kavramlan bırakıp, gerçek sınıfsal durumu yansıtan kavramlar kullanmak daha doğru olsa gerek. 

DİĞER HABERLER
AÇLIK SINIRI 7.667 LİRAYA YÜKSELDİ
AÇLIK SINIRI 7.667 LİRAYA YÜKSELDİ

İktidarın, geçen yıl eylül ayında Merkez Bankası’na faiz indirterek Türkiye’yi içine soktuğu yüksek enflasyon döngüsü yoksulluk ve açlık sorununu hızla büyütmeye devam ediyor.

REEL KESİM HEM YAKINIYOR, HEM GİDİŞAT İYİ DİYOR!
REEL KESİM HEM YAKINIYOR, HEM GİDİŞAT İYİ DİYOR!

Reel kesim güven endeksi iki yıl aradan sonra yeniden 100’ün altına indi. 2020’de pandemi vardı, ya şimdi?

ÖZELLEŞTİRME KONUSUNDA TÜRK-İŞ’İN AÇIKLAMALARI  (1998-2003 DÖNEMİ)
ÖZELLEŞTİRME KONUSUNDA TÜRK-İŞ’İN AÇIKLAMALARI (1998-2003 DÖNEMİ)

Özelleştirme sürecinin başladığı ve hızlandığı dönemde, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan işçilerin çok büyük bölümü Türk-İş’e bağlı sendikalarda örgütlüydü.