Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
05 Haziran 2022
İŞÇİ SINIFININ GELİR DÜZEYİNDEKİ GELİŞME VE EKONOMİK DURUM

Türkiye’de özel sektörde çalışan işçilerin ücretlerindeki gelişmeyi gösteren güvenilir veri yoktur.

İŞÇİ SINIFININ GELİR DÜZEYİNDEKİ GELİŞME VE EKONOMİK DURUM

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından her yıl yayımlanan raporlarda geçmişte bu konuda veri yer alırken, artık bu konuda veri yoktur. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu da 1970’li yılların başlarından itibaren her yıl yapmakta olduğu ücret araştırmasına 2015 yılında son vermiştir.

Kamu sektörü işçilerinin ücretleri ve memur aylıklarına ilişkin tek kaynak, Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın yıllık raporlarıdır. Asgari ücret verilerine ise kolaylıkla erişilebilmektedir.

Bu verilere göre, kamu işçilerinin eline geçen net gerçek ücret düzeyi 2003 yılında 100 kabul edilirse, bu endeks 2012 yılında 100,2 idi; 2019 yılında 113,3 oldu; 2020 yılında 110,8’e ve 2021 yılında 95,0’e geriledi.

Memurların eline geçen net gerçek aylık düzeyi 2003 yılında 100 kabul edilirse, bu endeks 2012 yılında 146,6 oldu ve daha sonraki yıllarda artarak 2019 yılında 158,6’ya çıktı. 2021 yılında 155,4 oldu.

Net gerçek asgari ücret endeksi ise 2003 yılında 100 kabul edilirse, 2012 yılında 151,4 idi; 2016 yılında 232,4’e yükseldi. 2021 yılında ise 257,5 oldu.

Brüt ücretlerin gerçek ücretlere dönüştürülmesinde kullanılan deflatör, TÜİK’in tüketici fiyatları endeksidir (TÜFE). TÜFE’nin güvenilirliği tartışmalıdır. Ayrıca, ortalama kamu işçisi ücretinin ve memur aylığının nasıl hesaplandığı da açıklanmamaktadır.

Bu veriler dikkate alındığında, 2021 yılı sonuna kadar işçi sınıfının çeşitli kesimlerinin ciddi bir mutlak yoksullaşma yaşamadığı sonucuna varılabilir. Nitekim, bu dönemde eylemlerin sınırlılığı da bu durumun bir sonucudur.

Ancak bu durum 2021 yılının son aylarında hızla değişmeye başladı.

TÜİK’in TÜFE verilerine göre, 2003-2021 döneminde Aralık sonu itibariyle yıllık enflasyon oranları çok düşük düzeydeydi. Örneğin, 2009 yılında yüzde 6,53 ve 2010 yılında yüzde 6,40 oranında yıllık enflasyon yaşanmıştı. Bu oran 2012 yılında yüzde 6,16 olmuştu.2018 yılındaki yüzde 20,30’luk enflasyon dikkate alınmazsa, 2021 yılına kadar enflasyonun büyük ölçüde kontrol altında geliştiği söylenebilir.

Ancak 2021 yılının sonlarında bu tablo değişti.

2021 yılı Aralık ayı sonu itibariyle yıllık enflasyon oranı yüzde 36,08 oldu. 2022 yılı Nisan ayı sonu itibariyle yıllık enflasyon oranı da yüzde 69,97 olarak gerçekleşti.

Aylık enflasyon oranı 2022 yılı Ocak ayında yüzde 11,10 oldu; Nisan ayında da yüzde 7,25 olarak gerçekleşti.

TÜİK’in yayınladığı diğer bir veri, yurtiçi üretici fiyatlarına ilişkindir.

Yurtiçi Üretici Fiyat İndeksi 2021 yılına kadar düşük düzeylerdeydi. Örneğin, 2012 yılı Aralık sonu itibariyle yıllık artış yalnızca yüzde 2,45 oranında gerçekleşti. Bu oran 2015 yılında da yüzde 5,71 idi. Ancak 2021 yılı Aralık sonu itibariyle yıllık artış oranı yüzde 79,89 oldu. 2022 yılı Nisan ayı sonunda yıllık artış ise yüzde 121,82’dir.

Diğer taraftan, ENAGrup tarafından hazırlanan veriler tümüyle farklı ve büyük ölçüde gerçekçi bir tablo sunmaktadır. Bu verilere göre, 2022 yılı Nisan ayı sonu itibariyle yıllık tüketici fiyatları yüzde 156,86 oranında arttı.

Bu veriler, Türkiye’de tüm emekçi sınıf ve tabakaların ve özellikle de işçi sınıfının geniş kesimlerinin ve gelirleri TÜİK tarafından yayımlanan TÜFE’ye bağlı olarak artırılan emekli-dul-yetimlerin hızlı bir biçimde yoksullaşmakta olduğunu göstermektedir. Yurtiçi üretici fiyatları endeksi ile tüketici fiyatları endeksi arasındaki büyük fark, önümüzdeki aylarda enflasyon oranının yüksek düzeyde seyredeceğini göstermektedir. Ayrıca, döviz kurundaki değişiklikler de enflasyonu körüklemektedir. Özellikle elektrik, doğal gaz, benzin ve motorin fiyatlarındaki yüksek oranlı artışlar, önümüzdeki aylarda devam edecek ve tüm emekçi sınıf ve tabakaları aynı anda ciddi biçimde bir yoksullaşmaya itecektir.

Toplu iş sözleşmelerinin büyük bölümünde ücret artış oranları, TÜİK’in TÜFE’si ile bağlantılıdır. Bu veriye duyulan güvenin ciddi biçimde aşınmış olması, toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işçilerin gerçek gelirlerinde de bir azalmayı gündeme getirmektedir.

GENEL EKONOMİK DURUM NASIL

Tüm emekçi sınıf ve tabakaların ve özellikle de işçi sınıfının gerçek gelirlerinde 2022 yılı başlarından itibaren yaşanan hızlı düşüş (mutlak yoksullaşma), zayıflayan bir siyasal iktidar algıyla bütünleştiğinde, kendiliğindenci işçi eylemlerini gündeme getirecektir.

Sorulması gereken soru, Türkiye ekonomisinin bugünkü durumunun, bu eylemler sonucunda gerçek gelirlerin yeniden artırılmasına olanak sağlayıp sağlamadığıdır.

Türkiye ekonomisini değerlendirirken bakılması gereken bazı parametreler kısaca ele alındığında, durumun pek parlak olmadığı görülmektedir.

Devlet bütçesi (Merkezi Yönetim Bütçesi) 2022 yılı Nisan ayında 50,2 milyar lira açık verdi. Halbuki 2021 yılında bu açık 16,9 milyar liraydı. Bütçe Ocak-Nisan döneminde 2021 yılında 5,9 milyar lira FAZLA vermişken, aynı dönemde 2022 yılında 19,4 milyar lira AÇIK verdi.

Devlet bu koşullarda borçlanmaya yöneldi. Merkezi yönetimin toplam borcu 2021 yılı sonunda 2,7 trilyon lira iken, 2022 yılı Mart ayı sonunda bu rakam 3,1 trilyon liraya yükseldi. Borçlanma faizinin artmasıyla birlikte, merkezi yönetim bütçesinin giderek artan bir faiz yükü gündeme geldi.

Türkiye ekonomisinin kronikleşmiş önemli bir sorunu, dış ödemeler dengesindeki açıktır (cari açık). İktidar, 2021 sonundan itibaren açıkladığı programlarla, dış ödemeler dengesindeki açığın bir fazlaya dönüşeceği umudunu taşıyordu. Bunun tersi oldu. 2021 yılı Ocak-Mart döneminde cari açık 7,5 milyar ABD doları iken, 2022 yılı Ocak-Mart döneminde cari açık 18,1 milyar ABD doları oldu.

Türkiye’nin 441,1 milyar ABD dolarlık dış borcu ise önemini koruyor. Ancak, Türkiye’nin risk priminin yükselmesiyle birlikte, bu borcun çevrilmesinde ödenen faiz oranı tefeci faizi düzeyine yükseldi.

Dünyadaki bazı ekonomik ve politik gelişmeler de dikkate alındığında, Türkiye ekonomisinin önümüzdeki aylarda işçi sınıfı başta olmak üzere tüm emekçi sınıf ve tabakalar ve işsizler ile emekliler için ciddi sorunlar yaratmaya devam edeceği gözükmektedir. 1980-1989 döneminde işçi sınıfının geniş kesimlerinin yaşadığı mutlak yoksullaşma, 1989 Bahar Eylemleri ve ardından 1990-1992 dönemi mücadeleleriyle tersine çevrilmiş ve gerçek ücretlerde çok önemli artışlar gerçekleştirilebilmişti. Diğer bir deyişle, işçi sınıfının kitlesel mücadelesi, düzenin sınırları içinde sorunların aşılmasını sağlayabildiği için, işçi sınıfının geniş kesimlerinin farklı bir düzen arayışı çabası ve arayışı gündeme gelmemişti.

Bu kez durum farklı gözüküyor.

Düşük oranlı enflasyona alışmış bir kitle, aniden yükselen ve bu şekilde devam edeceğe benzeyen bir enflasyon oranı karşısında henüz şaşkınlık içindedir. Ancak bu şaşkınlık kısa sürede geçecek ve yaşanmakta olan hızlı mutlak yoksullaşma, işçi sınıfını mücadeleye zorlayacak ve mevcut düzenin sınırları içinde çözüm olanaklarının bulunmaması durumunda alternatif siyasal arayışlar gündeme gelecektir.

Türkiye’de işçi sınıfının ve diğer emekçi sınıf ve tabakalarının güvenini kazanmış güçlü bir siyasal hareket yaratılabilirse, bu hareketlilik eğilimi ve gelişecek mücadele, bağımsız ve demokratik bir Türkiye ve sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya mücadelesine önemli katkılarda bulunacaktır.

KAYNAK Yıldırım KOÇ
DİĞER HABERLER
TAT GRUBUNDAN SENDİKAMIZA ZİYARET
TAT GRUBUNDAN SENDİKAMIZA ZİYARET

Sendikamızın uzun yıllardır örgütlü olduğu, ülkemizin önemli gıda şirketlerinden Tat Gıda işletmemizin değerli işveren temsilcileri, sendikamızı ziyaret etti.

BU KADAR YANLIŞ BİLMEDEN YAPILMAZ
BU KADAR YANLIŞ BİLMEDEN YAPILMAZ

Siyasi iktidarın iki uygulaması var ki; bunlar tartışmasız, çok açık ve net olarak 85 milyon insanın hayatını olumsuz etkiledi ve Türkiye’yi her türlü riske soktu.

ÇİFTÇİLER SAVAŞIYOR
ÇİFTÇİLER SAVAŞIYOR

Tarla yerine savaşa gitmek zorunda olan Ukrayna’daki çiftçiler nedeniyle ülkenin tarımsal üretiminde riskler devam ediyor.

ILO’DAN ÇIRAKLIK ALARMI
ILO’DAN ÇIRAKLIK ALARMI

ILO Türkiye’deki çıraklık sistemini incelediği raporunda çırakların uzun çalışma saatlerine ve iş güvenliği tehlikelerine maruz kaldığını yazdı.