Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
15 Mart 2010
IMF’Yİ ÖTELEYEN İSLAMİ SERMAYE; NEDEN?

IMF, 2000 Ocak ile Mayıs 2007 arasında fiilen devredeydi. Son iki yıldır formel bir anlaşma yoktu ama olacağına dair bir beklenti vardı. Uzun bir süre geçtikten sonra, yeni bir stand-by anlaşmasına şimdilik gerek olmadığı açıklandı. Başbakan, bunu seçmene dönerek, “IMF’ye kafa tutmak” şeklinde mesajlaştırdı.

IMF’Yİ ÖTELEYEN İSLAMİ SERMAYE; NEDEN?

IMF, 2000 Ocak ile Mayıs 2007 arasında fiilen devredeydi. Son iki yıldır formel bir anlaşma yoktu ama olacağına dair bir beklenti vardı. Uzun bir süre geçtikten sonra, yeni bir stand-by anlaşmasına şimdilik gerek olmadığı açıklandı. Başbakan, bunu seçmene dönerek, IMFye kafa tutmakşeklinde mesajlaştırdı. Oysa, ortada kafa tutmak değil, ama bir anlaşmayı ötelemek gerçeği vardı. Peki bu ötelemede kimin iradesi ağır basmıştı, bu öteleme kime yarayacaktı?

Açık olan bir şey var: Son 2 yıldır fiili bir IMF anlaşması yok ama, izlenen iktisadi politikalar çalışan kesim açısından kemer sıkıcı, bildik IMF reçete uygulamalarından farklı değil. 2009da işsizlik yüzde 10 bandından yüzde 14e fırladı ve işsiz sayısı bir yılda 860 bin arttı. Sanayide 330 bin kişi bir yılda işini kaybetti. Enflasyon yeniden 2 haneye çıktı, özellikle gıdadaki zorunlu kalemlerde yüzde 35i buldu. Bu yükselmiş enflasyona karşılık sanayi işçilerinin reel gelirleri yüzde 7 geriledi. Memurlar, öngörülen enflasyona göre zam alıyorlar ama fiili enflasyonun altında eziliyorlar. Bütçedeki vergi-harcama dengesi hep alt-orta sınıfların aleyhine bozuluyor. Kur, faiz, enflasyon önlemleri hep IMF usulü. Özetle, IMFli dönemlerin kemer sıkıcı politikaları, IMF anlaşması olmadan da yürürlükte kaldı. AKP, neoliberalizmi öyle benimsemiş ki, IMFye hacet kalmıyor.

IMF anlaşması, çalışan sınıf için kırk katır mı/kırk satır mı?” cenderesinden başka bir şey ifade etmezken, esas farklılık sermaye kesimleri arasında.

***

AKP iktidarı ile gücünden çok şey yitirmeye başlayan hegemonik sermaye fraksiyonu TÜSİAD, küresel kriz şartlarında, büyüme hızının daha fazla düşmesini önlemek üzere, faizleri düşük düzeyde tutacak, kuru kontrol edecek, seçimler nedeniyle harcamalara gaz verilmeyeceğini garanti altına alacak bir güven kaynağını, IMF çıpasını zorunlu görüyor ve her fırsatta AB çıpasının yanına IMF çıpasını ivedilikle eklemek gerektiğini ifade ediyordu. Buna karşılık, AKP iktidarı ile birlikte palazlanan ve iktisadi politikalarda ağırlığını hissettiren İslami sermaye örgütleri MÜSİAD ile Fethullahçı cemaatin örgütü TUSKON, hegemonyası sarsılan TÜSİAD ile biraz farklı düşünüyorlar. Özellikle MÜSİAD; bir IMF anlaşmasını gereksiz görüyor ve 4 Ocak 2010 tarihli açıklamasında Başkan Ömer Vardan, durumu şöyle özetliyordu:

IMF ile yapılması düşünülen bir anlaşma konusunda bugüne kadar yaşanan gelişmeler, MÜSİADın daha önceden ilan ettiği doğrultuda seyretmektedir. (Hükümet)olası bir anlaşmanın ülkeye sıcak para akışına sebebiyet vereceğini ve akabinde ihracatımızı menfi etkileyebilecek, rekabet gücümüzü azaltacak kur düşüşlerinin oluşacağını iyi hesap etmelidir. MÜSİAD, dış kaynak girişi için IMF ile fotoğrafa gerek yok derken, IMF anlaşmasıyla yaşanabilecek aşırı sıcak para girişinin kuru değerlendirerek ihracatı caydıracağı endişesini de dile getirmiş oluyordu. Peki ne yapılmalıydı? IMFye reddiye, şöyle özetlenmektedir: Ama şimdi geldiğimiz noktada hâlâ biz imkânlarımızın yeterli olduğu ve bundan sonra da IMF ile bir anlaşmanın geçerli olmadığı görüşünde birleşiyoruz” …

***

Özünde, MÜSİADda örgütlü sermaye kesiminin endişesi, IMF ile yapılacak bir anlaşmanın kamu harcamalarını kısmasıdır. Bu kısılma, TOKİ yatırımları, belediye yatırımları, çeşitli kamu harcamalarında kayırılan AKP yandaşı sermayedarlar için iyi olmayacaktır. İslami sermaye, AKPden bazı vergi ve SGK prim borçlarının affını da istemekte, bu ise bütçeyi sulandıracak, olası bir IMF anlaşmasının onaylamayacağı bir önlem.

Bunların yanında AKPnin seçim konjonktürüne IMFye kafa tutmuş iktidarimajıyla girmeyi tercih etmesi, IMFnin, TOKİ, SGK transferlerini sorgulayan, doğrudan vergi ayağına ağırlık vermeyi isteyen talepleri de AKP iktidarının hoşuna gitmemiştir. Hele ki siyasi bir baskı aracı olarak kullanılan vergi sopasını hükümetin elinden almayı öngören IMF düzenlemesini AKP, şu sırada kabul etmeye hiç yanaşmamaktadır.

Hem MÜSİADın beklentileri hem AKPnin seçime eli rahat girme niyetleri, IMF anlaşmasını, bir süre daha ötelemiştir. IMFye, dış piyasalara negatif mesaj vermemesi için yapılan taahhüt, Orta Vadeli Plana bağlılık, hedefler için de mali kuralı Meclisten çıkarma sözüdür. Yapılan, bir ötelemedir ve çalışan kesime bir yararı yoktur, AKP iktidarı, her koşulda emek karşıtı tutumunu sürdürecektir. Kazanılan zaman, sadece yandaş İslami sermayeye biraz daha kaynak aktarımı ve AKPnin seçime kadar daha az yıpranma çabası içindir. Ama bunların faturası, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da topluma daha yüksek bütçe açıkları, borç yükleri olarak, daha fazla kırılganlık olarak ödetilecektir.

DİĞER HABERLER
İŞÇİLERİ HEP AYNI MI SANIYORSUNUZ?
İŞÇİLERİ HEP AYNI MI SANIYORSUNUZ?

Eğer işçi sınıfını tanımıyor ve işçilerin çalışma ve yaşama koşullarının büyük çoğunlukla aynı olduğunu sanıyorsanız, büyük hata işlersiniz. Yaşamını işgücü satışıyla kazanan insanlar arasında da, gelir, iş güvencesi ve diğer bazı haklar açısından önemli farklılıklar vardır. Diğer bir deyişle, işçi sınıfı çeşitli tabaka veya katmanlardan oluşur.

REUTERS: GIDA ALIŞVERİŞİ TÜRKLER İÇİN AĞIR BİR YÜKE DÖNÜŞTÜ
REUTERS: GIDA ALIŞVERİŞİ TÜRKLER İÇİN AĞIR BİR YÜKE DÖNÜŞTÜ

Reuters haber ajansı, Türkiye ekonomisiyle ilgili kapsamlı bir analiz yayımladı. Analizde, “Türkiye’de gıda fiyatları o kadar arttı ki, bazı insanlar gelecek aylarda daha da artacak fiyatlardan kaçınmak için ellerindeki tüm parayı pirinç ve makarna stoklamaya yatırıyor” denildi.

ÜRETİCİ DERTLİ: SATILMAYAN SOĞANLAR ÇÜRÜDÜ
ÜRETİCİ DERTLİ: SATILMAYAN SOĞANLAR ÇÜRÜDÜ

Ankara’nın Polatlı ilçesi soğan üreticiliği yapan Mesut Gümüş, “Restoranlar, lokantalar kapalı olduğu için soğanı satamadık. Yüzde 20’si çürüdü. Çiftçi borçlu, ürünleri satmadan borç ödeme ihtimalimiz yok” diye sitem etti. Gümüş, ihracattaki engellerin kaldırılmasını talep etti.

EMEKLİLİKTE 15 YIL VE 3600 GÜN İÇİN DİKKAT!
EMEKLİLİKTE 15 YIL VE 3600 GÜN İÇİN DİKKAT!

15 yıl sigortalılık ve 3600 gün primle emeklilik için kıdem tazminatı alanların yeniden çalışıp çalışamayacağı farklı tartışmalara konu oluyordu. Yargıtay açıkça, bu durumdaki işçilerin yeniden çalışmaya başlamasının “hakkın kötüye kullanılması” olmadığı kararını verdi ve bu konuda engel kalmadı.

TEKGIDAIS

BEDAVA
İNCELE