Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
05 Şubat 2010
HEDEF: DAHA ÇOK 4/C

HEDEF: DAHA ÇOK 4/C

HEDEF: DAHA ÇOK 4/C

Neoliberal zihniyet, daha küçük, daha az maliyetli devlet öngörür. Çünkü daha ucuza getirilmiş devlet, daha az vergi, bu da sermayedarlara daha çok bırakılmış artık değer, birikim demektir. O nedenle, 1980 sonrasının neoliberal ikliminde, daha küçük ve az maliyetli devletle daha az vergi, ana prensip oldu. Özelleştirmeler, kamu hizmetlerini ticarileştirip taşeronlara devretmenin yanı sıra, daha az memur, kamu çalışanı ve onlara daha az maaş, ücret, bunun için de özlük haklarına saldırı ön plana çıktı. Bizde de 12 Eylül ile başlayıp Özalizm ile devam eden bu anti-sendikal süreci, IMF-Dünya Bankası baskıları ile sonraki hükümetler de sürdürdü ama esas militanca tutumu AKP iktidarı gösterdi, fırsat bulursa göstermeye devam edecek.

***

Bugün genel bütçeli kuruluşlarda, üniversitelerde, özel bütçeli kuruluşlarda, döner sermayeli kuruluşlarda, KİTlerde, belediyelerde, kısaca tüm kamu kuruluşlarında 2 milyon 976 bin çalışan var. Ancak statüler farklı. Kiminin adı memur, kiminin adı işçi, bir de arada derede olanlar var: Sözleşmeliler, geçici personel ve diğerleri…

 

Ana gövdeyi, kadrolu personel denilen, memur, hâkim/savcı ve akademik kadro oluşturuyor ve bunlar yüzde 70lik ağırlığı oluşturuyor. Bu kesim, kamu sendikalarına üye olabiliyor ama grevli toplusözleşme hakları olmadığı için, hükümetleri fazla zorlayamıyor.

İkinci önemli kategoriyi işçi statüsündekiler oluşturuyor ve sayıları 453 bini buluyor. Küçük bir kısmı geçici işçi. Hükümetin hedefinde esas olarak, çoğu sendikalı ve toplusözleşme hakkını kullanan bu kesim var. Bunların içinde 90 bini özelleştirme kapsamındaki KİTlerde ve kamu bankalarındalar. Özelleştirme dışında kalan KİTlerde çalışan sayısı 77 bin dolayında. Belediyelerde 170 bine yakın işçi var. Grevli toplusözleşme hakkı olan işçi statüsü, neoliberal iktidarın hiç hoşlanmadığı ve ucuzlatmakistediği, hatta taşeronlaştırmalarla eritmeye çalıştığı kesim…

***

Bir de sözleşmeliler var. Sayıları 300 bine yaklaşıyor. Şükran Soner, 3 Şubatta yazdı: “Türkiye Özalizm ile gündeme gelen kamuda sözleşmeli çalıştırmaya ilişkin yasal düzenlemenin, işçilik haklarının, imzaladığı sözleşmelere aykırı düşmesi nedeniyle Uluslararası Çalışma Örgütüne (ILO) de hesap veriyor. İlgili sözleşmelerin görüşüldüğü her yıl ilgili uzmanlık komitelerinde tartışılıp eleştiriliyor, söz konusu düzenlemelerin işçilerin çalışma haklarına aykırı olduğu gerekçesi ile kınanıyor.Bu kınanmalara rağmen AKP iktidarı bildiğini okuyor.

***

AKP hükümeti, sözleşmeli çalıştırmayı, öğretmenler dahil en güvenceli çalışma hakkının olması gereken kamu alanlarında kitlesel uygulama suçunu işlemekle yetinmedi. Süreli çalışmayı öngören ek bir uygulamayı, 4/C statüsünü yasal bir düzenleme gibi gündeme getirdi. Geçici personel”, yani 4/C statüsü, bir tür toplama kampı”, istasyon. Başta özelleştirme kapsamındakiler olmak üzere, tensikata uğratılacak kamu çalışanları, ihbar-kıdem tazminatları ödenerek işçi statüsünden çıkarılıyor, sonra 4/C istasyonunda stoklanıyor, bir-iki dönem, asgari ücretle oyalandıktan sonra da hiçbir devam güvenceleri yok, sendika hakları yok, sözleşmeleri yenilenmediğinden tazminat hakları yok Hükümetin esas hedefi, kamuda fazlalık gördüğü personeli tasfiyede bu istasyonu kullanmak, bugün 20 bin dolayındaki 4/Clileri, Tekel işçileri ile 30 bine çıkarmak, ilerideki şeker, enerji, köprü vb. özelleştirilecek kuruluşlardaki kamu çalışanlarını da buraya istif etmek

***

Türkiyenin güya normlarını taşımaya çalıştığı ABde geçerli olan, bizde de var olan hukuk düzeni içinde, çalışanların çoğunlukla İş Yasası kapsamında; kamu erkinin öngörüldüğü işler için ise memur statüsünde çalıştırılmaları. Bu normlar geriye götürülemez, buna izin verilmemelidir.

 

 

mustafasnmz@cumhuriyet.com.tr

DİĞER HABERLER
VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI
VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI

PepsiCo Adana fabrikası çalışanlarından sendikamız üyesi İbrahim Seçgin vefat etmiştir. Ailesine, sevdiklerine, çalışma arkadaşlarına başsağlığı, merhuma Allah’tan rahmet dileriz.

PART-TİME ÇALIŞMANIN YÜKSELİŞİ
PART-TİME ÇALIŞMANIN YÜKSELİŞİ

Türkiye İş Kurumu’nun araştırmasına göre kısa çalışma uygulamasının da etkisi ile part-time yani yarızamanlı çalışma arttı. 10’dan fazla çalışanı olan işyerlerinin yüzde 17.2’sinde part-time çalışma uygulandı. Söz konusu oran 2019’da yüzde 15.3 seviyesindeydi.

NİSANDA 249 DÖRT AYDA 735 İŞÇİ ÖLDÜ
NİSANDA 249 DÖRT AYDA 735 İŞÇİ ÖLDÜ

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi nisan ayında en az 249, yılın ilk dört ayında en az 735 işçinin çalışırken hayatını kaybettiğini tespit etti. Ölümlerde Kovid-19, ezilme/göçük, trafik/servis kazası, yüksekten düşme, boğulma, patlama/yanma ve intihar nedenleri öne çıktı.

ENFLASYONUN KARABORSASI OLUR MU?
ENFLASYONUN KARABORSASI OLUR MU?

Türkiye’de öteden beri tartışıla gelen bir mesele var: resmi enflasyon, gerçek enflasyon, halkın enflasyonu. Nedense bizim vatandaşımız resmi istatistik kurumunun açıkladığı enflasyona bir türlü inanmaz.