Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
25 Eylül 2018
HAYAT MÜCADELEYİ ZORLUYOR

Sıradan bir işçinin rahatı, bir taraftan kapitalizmin işleyişinin yol açtığı krizler ve savaşlarla bozulur, diğer taraftan kapitalizmin teşvik ettiği tüketim çılgınlığıyla. Eğer bir de ihracata dayalı büyüme modeli benimsenirse, sorunlar daha da artacak.

HAYAT MÜCADELEYİ ZORLUYOR

Sıradan bir işçinin rahatı, bir taraftan kapitalizmin işleyişinin yol açtığı krizler ve savaşlarla bozulur, diğer taraftan kapitalizmin teşvik ettiği tüketim çılgınlığıyla. Eğer bir de ihracata dayalı büyüme modeli benimsenirse, sorunlar daha da artacak. 

YENİ İHTİYAÇLAR, YENİ HARCAMALAR 
 
Geçmişte bir "ihtiyaç" olarak algılanmayan birçok yeni ürün, "sıradan işçinin kendisine "hak" saydığı bir "ihtiyaç" olarak kabul edilmeye başlandı. 19501i yıllarda "sıradan işçinin kendisi açısından "zorunlu ve hak" gördüğü tüketim ürünleri arasında buzdolabı, televizyon, çamaşır makinesi, cep telefonu yoktu. "Sıradan işçi", bunların yer almadığı bir tüketim kalıbını kabulleniyor ve mutlu olmak için yeterli görüyordu. 
 
Günümüzde "sıradan işçi", kendisinin hakkı olarak gördüğü bu ürünlere sahip olmak istediğinde, "geçim" anlayışı değişiyor, talepler ve huzursuzluk artıyor. Günümüzde tabii ki bir işçinin ücreti, kendisinin ve ailesinin günümüz koşullarında insanca yaşamasına yetecek düzeyde olmalıdır. 
 
Ayrıca, geçmişte olmayan bazı zorunlu harcamalar da çıkmaktadır. Örneğin, geçmişte içme suyuna genellikle para vermezdik. Kapitalizm çevreyi o denli kirletti ki, bugün sağlığınızı korumak istiyorsanız, en azından temiz olduğuna inandırıldığınız şişeli sulara yönelmek zorundasınız. 
 
Geçmişte sağlık hizmetlerine genellikle para ödenmezdi. Günümüzde hem hastalıklar, hem de sosyal güvenlik sisteminin talep ettiği "kullanıcı katkılan" giderek artıyor. 
 
Geçmişte eğitim de parasızdı. Şimdi gerek devlet okullarında, gerek özel okullarda eğitim giderlerinin aile bütçelerine yükü giderek artıyor. 
 
Geçim sağlamak, kriz olmasa da, giderek zorlaşıyor. 
 
MİNDER TUTUŞUYOR, İKTİDARDAKİLER ÜLKEYİ YÖNETEMİYOR 
 
Oturduğu minder, geçim kaygısıyla tutuşmayan işçi ayağa kalkmaz. Ayağa kalkmasının ikinci önkoşulu, ayağa kalktığında dayak yemeyeceğinden emin olmasıdır. Diğer bir deyişle, oturulan minderin tutuşması (mutlak yoksullaşma) ile dayak yememe beklentisi (zayıf iktidar algısı) birbirini tamamlar. 
 
"Sıradan işçi" ancak bu durumda işverenine, sermayedar sınıfa, hükümete ve bazı durumlarda da devlete karşı tavır alır ve mücadeleye girebilir. 
 
Bugünkü koşullar düne göre daha iyiyse; "sıradan işçinin bugünkü koşullan, çevresindeki diğer insanların durumuna göre iyiceyse; işler iyi gidiyor ve daha da iyileşeceğe benziyorsa; hiç bir kimse, hiç bir örgüt, "sıradan işçinin rahatını bozamaz; onu sömürüye, anti-demokratik düzenleme ve uygulamalara, vb. karşı harekete geçiremez. Doğal olan ve yaşanan da budur. Kişi ağzıyla kuş tutsa, hayatından memnun olan sıradan işçiyi eyleme sürükleyemez. 
 
"Sıradan işçinin rahatını, ancak canına, temel değerlerine ("namusuna"), malına-mülküne, geçimine, yaşama ve çalışma koşullarına yönelik ciddi tehdit veya saldırı bozar. Ancak bu rahat kaçtığında, işçilik bilincinin, sınıf bilincinin ve bunun da ötesinde düzen-karşıtı bilincin gelişmesinin koşullan ortaya çıkar. "Sıradan işçi" ancak hayat onu zorladığında ve ona başka çıkış yolu bırakmadığında, rahatını bozarak, elindekini yitirmemek için örgütlenmeyi ve çeşitli biçimlerde mücadeleye girmeyi kabullenir. 
 
Bugün giderek artan sayıda işçi eyleme geçiyor. Gazetelerde ve televizyon kanallarında yer almayan birçok eylem de var. Bunların bir bölümüne ilişkin bilgiye sosyal medya üzerinden erişebilirsiniz. Ancak kesin olan şu ki, hem ekonomik kriz derinleşiyor, hem de ihtiyaç olarak algılanan ve talep edilen ürünlerin giderleri artıyor. Ayrıca ülkemizi yönetemeyen bir iktidar var. Bu koşullarda toplumsal kanunlar gereklerini yerine getiriyor ve getirecek. Hükümet bir de ihracata dayalı bir büyüme stratejisine yönelirse, önümüzdeki aylarda işçi sınıfının giderek artan kesimlerinin yükselen eylemliliğine tanık olacağız.

 

DİĞER HABERLER
ALIM GÜCÜNDEKİ UÇURUM BÜYÜYOR
ALIM GÜCÜNDEKİ UÇURUM BÜYÜYOR

Gıda fiyatlarında yıllık yüzde 20.6 artışla OECD şampiyonu olan Türkiye’de vatandaşların alım gücü giderek eriyor. 10 gıda ürünü için bizde asgari ücretlinin 20.6 saat çalışması gerekirken, İngiliz’in 2.27, Alman’ın ise 2.8 saat çalışması yeterli.

YARINLARIMIZI DA BUGÜNDEN TÜKETTİK
YARINLARIMIZI DA BUGÜNDEN TÜKETTİK

2003 yılından beri dış ticarette (İthalat – ihracat) açık veriyoruz. Dış ticaret açığının bir kısmı, turizm gibi hizmet gelirleri ile veya transfer gelirleri ile kapatılıyor. (2020 de bu alanda net gider oldu.) Geride cari açık kalıyor. Kısaca cari açık bir ülkenin dış cari ekonomik ilişkileri nedeni ile döviz olarak kaybettiği kaynaktır.

CARGILL İŞÇİLERİ 1000 GÜNDEN UZUN SÜREDİR NEDEN EYLEM YAPIYOR, ŞİRKET SUÇLAMALAR İÇİN NE DİYOR?
CARGILL İŞÇİLERİ 1000 GÜNDEN UZUN SÜREDİR NEDEN EYLEM YAPIYOR, ŞİRKET SUÇLAMALAR İÇİN NE DİYOR?

2018 yılında işten çıkarılan Cargill Türkiye işçilerinden sekizi, sendikal faaliyetleri nedeniyle Anayasa’ya aykırı olarak işlerine son verildiği gerekçesiyle 1000 günü aşkın süredir işe iade mücadelesi yürütüyor. BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan şirket, mahkemece hükmedilen tüm tazminatların ödendiğini ve sorunların hukuken çözüldüğünü belirtse de işçiler, “bir daha hak aradıklarında işten kovulmamak için” Cargill’de yeniden işbaşı yapma mücadelesini sürdürmekte kararlı olduklarını söylüyor.

GIDADA ARACI VURGUNU
GIDADA ARACI VURGUNU

Pandemide Türkiye’de liberal ekonominin en acımasız şekilde kendini gösterdiği sektör gıda oldu. Aracıların çiftçileri istediği fiyatı zorladığı, marketlerin aynı anda aynı oranlarda zam yaptığı bu dönemde vatandaş ve çiftçiler yoklukla mücadele ediyor, tüketici dernekleri acil müdahale çağrısı yapıyor.

TEKGIDAIS

BEDAVA
İNCELE