Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Kızılay İçecek
MilkAcademy
AquaAna
LA LORRAİNE
ANADOLU ETAP
ATAKEY
FELDA IFFCO
PERFETTİ VAN MELLE
KRAFT HEİNZ
SAFE SPİCE
SAGRA
İZTARIM
DOĞANAY
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Dr Oetker
Agthia
Kızılay İçecek
MilkAcademy
AquaAna
LA LORRAİNE
ANADOLU ETAP
ATAKEY
FELDA IFFCO
PERFETTİ VAN MELLE
KRAFT HEİNZ
SAFE SPİCE
SAGRA
İZTARIM
DOĞANAY
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Dr Oetker
Agthia
26 Ağustos 2011
GIDA GÜVENLİĞİ Mİ, GIDA EGEMENLİĞİ Mİ?

Güvenlikçiler hakkını yeterince kullandı. Sonuç açık: Kitlesel açlık veya şişmanlık.

GIDA GÜVENLİĞİ Mİ, GIDA EGEMENLİĞİ Mİ?

       Uluslararası güvenlik uzmanları eskiden soğuk savaşı, ideolojileri, silahlanma yarışını konuşurdu. Artık güvenlik denince akla gıda geliyor. Çeyrek yüzyıl içinde uluslararası ilişkilerdeki en önemli krizlerin gıdaya hâkimiyet nedeniyle çıkacağı tahmin ediliyor. Çok geliştiğine inanılan medeniyetimizin kendini nasıl doyurabileceğini hâlâ çözememiş olması ilginç bir ironi. Dünyada 800 milyon insan aç, 800 milyon insan obez. Tam distopya.

       Küresel bir gıda krizine doğru ilerlerken, iki çözüm stratejisi belirdi. İlki, Dünya Bankası ve IMF’nin reçetesini yazdığı ‘gıda güvenliği’ stratejisi. Serbest piyasa reformlarının genişlemesini, şirket tarımının özendirilmesini, tek tip ve hatta GDO’lu tohumun kullanılmasını özendiren bu strateji, gıdayı para kazanmak için bir fırsat olarak görürken, gıda üretenleri ve gıdanın üretildiği yerleri gıda ‘sektörü’ için bir araç olarak görüyor. Biri üretsin, bir toplasın, biri dağıtsın, biri yesin, şirketler de hani bana desin…

Gıda egemenliği başka

       İkinci strateji, ‘gıda krizi’ni, krizin çözümü olarak önerilen yaklaşımın yarattığını düşünüyor. İnsanın doğayla ya doğrudan ya ailesiyle ilişki kurması gerektiğini özendiren ‘egemenlik’ yaklaşımı, şirketlerin kâr hırsı kontrol edilmedikçe, gıdada değil güvenlikten, egemenlikten dahi bahsedemeyecegimizi savunuyor. 2007’de MALİ’de ilk kez toplanan Gıda Egemenliği Forumu, küresel bir güç olarak örgütlenmeye karar veriyor. Son dört sene içinde onlarca toplantı ve forum düzenliyor. Bu forumlardan sonuncusu, Nyeleni Avrupa Gıda Egemenliği Forumu, Avusturya’nın Krems kentinde geçen hafta toplandı ve pazartesi günü bir deklarasyon yayımladı.

       Tüm Avrupa ülkelerinden 400’den fazla delegenin katıldığı forumda bizi Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu, Tohum İzi Derneği, Kibele Ekolojik Üreticiler Kooperatifi, Boğaziçi Üniversitesi Tüketim Kooperatifi ve Ekoloji Kolektifinden köylüler, akademisyenler, kooperatifçüer ve aktivistler temsil etti. Avrupa’nın en kalabalık köylü nüfusuna sahip Türkiye’nin de orada olması önemliydi. Forumun dünyada ve Avrupa’da vardığı sonuçlar önemli. Öncelikle gıda üretim, dağıtım ve paylaşımında sistemik bir değişikliğe gitmeden adil ve çevreye duyarlı bir gıda rejimi yaratılamayacağını savunuyorlar. Bunun için beş adımlık basit bir model öneriyorlar:

       1) Endüstriyel olmayan, küçük çiftçi tarımına, işlemesine ve alternatif bir dağılıma dayanan, ekolojik olarak sürdürülebilir ve sosyal olarak adil bir gıda üretim ve tüketim modeli için çalışmak.

       2) Gıda dağıtım sistemini yerelleştirmek ve üreticiler ile tüketiciler arasındaki zinciri kısaltmak.

       3) Gıda ve tarım alanında çalışma koşullarını ve sosyal koşulları iyileştirmek.

       4) Ortak varlıkların (toprak, su, hava, geleneksel bilgi, tohum ve hayvanlar) kullanımı ve mirası hakkındaki karar alma mekanizmalarını demoratikleştirmek.

       5) Kamu politikalarının, kırsal bölgelerin canlılığını, gıda üreticileri için adil fiyatları ve herkes için güvenli, GDO’suz gıdayı garanti etmesini sağlamak.

İki model

       Önemli bir karar eşiğindeyiz Önümüzde ya gayrimedeni bir neoliberal Gıda Güvenliği Modeli var. Ya da adaleti ve çevre duyarlılığını bir araya getiren medeni bir Gıda Egemenliği modeli. İlki şirket tarımını özendiren, bebeklere dahi GDO’lu mamalar vermede sorun görmeyen, suyu, toprağı havayı me(f )ta olarak gören bir piyasacı mantık. İkincisi, Gıda Egemenliği Forumunun önerdiği, sürdürülebilir, gıdayı üreten ve tüketenin ortak iradesiyle şekillenmiş bir zincire dayanan, yemeği şirketin değil yiyenin ve üretenin hâkimiyetine bırakan insancıl mantık. Güvenlikçiler hakkını yeterince kullandı. Sonuç: Kitlesel açlık veya şişmanlık. Artan fiyatlar. Tarlayı basan zehirler, şirketlerin tellerle çevirdiği tarlalar, hıyarla domatın hızla birbirine yaklaşan tadı…

       Sıra, "Gıdada egemenlik kayıtsız şartsız önce doğanın, sonra halkın diyenlerde. İlk grupta köylüler yok, gençler yok. Küreği, çapayı kazma sananlar çoğunlukta. İkinci grupta kadınlar, gençler, köylüler, akademisyenler, aktivistler, kadınlar, herkes var. Büyük şirketler ve tarım bakanları yok. Yakında bir tercih yapmak zorunda kalacağız. Karar vermeliyiz. O parlak parlak, hıyar gibi domatlardan gına gelmedi mi?

DİĞER HABERLER
TÜİK BU NASIL ENFLASYON HESABI!
TÜİK BU NASIL ENFLASYON HESABI!

Çarşı pazarda fiyatlar uçmuşken, TÜİK’in enflasyonu bu kadar düşük çıkıyorsa ortada ciddi bir hesap sorunu var.

GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULUMUZ TÜRK-İŞ KONFEDERASYONU’NU ZİYARET ETTİ
GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULUMUZ TÜRK-İŞ KONFEDERASYONU’NU ZİYARET ETTİ

Türk-İş Genel Başkanı Sayın Ergün Atalay’ı ziyaret eden Yönetim Kurulumuz, çalışma hayatında özellikle özel sektörde yaşanan sorunlara ilişkin görüş ve değerlendirmelerini kendisine aktarmış, karşılıklı fikir alışverişinde bulunmuştur. Oldukça verimli geçen görüşmede, emekçilerin karşı karşıya kaldığı güncel sorunlar ve çözüm önerileri ele alınmıştır. Ziyaretin ardından Yönetim Kurulumuz, Genel Başkan Yardımcısı Sayın İrfan Kabaloğlu’na da bir nezaket […]

DAR GELİRLİ ETE HASRET KALACAK
DAR GELİRLİ ETE HASRET KALACAK

Dar gelirlinin mutfağına giren et her geçen yıl azalıyor. 2 yıl önce asgari ücretle 42 kilogram dana eti alınabilirken, yeni asgari ücret ancak 32 kilogram et alınabiliyor.

ZAMLI MAAŞLAR YATMADAN ERİDİ!
ZAMLI MAAŞLAR YATMADAN ERİDİ!

TÜİK aralık ayı enflasyon oranını açıkladı. Asgari ücretlilerin maaşları yatmadan eridi. 28 bin 75 TL’lik asgari ücretin enflasyon karşısında ne kadarının buhar olduğu belli oldu.