Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
23 Eylül 2010
GENEL BAŞKANIMIZIN ATİNA TOPLANTISI KONUŞMASI VE TOPLANTI SONUÇ BİLDİRGESİ

GENEL BAŞKANIMIZIN ATİNA TOPLANTISI KONUŞMASI VE TOPLANTI SONUÇ BİLDİRGESİ

GENEL BAŞKANIMIZIN ATİNA TOPLANTISI KONUŞMASI VE TOPLANTI SONUÇ BİLDİRGESİ
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI MUSTAFA TÜRKEL’İN PAME’NİN DÜZENLEDİĞİ TOPLANTIDAKİ KONUŞMASI- 18 EYLÜL 2010- ATİNA
PAME’nin ev sahipliğine ve bu önemli toplantıyı organize ettiği için öncelikle teşekkür etmek istiyorum. Türkiye’de çalışma hayatı ve sendikal hareketle ilgili bazı bilgiler vermek istiyorum. Yaklaşık 25 yıldır özelleştirmeler devam ediyor. Özelleştirmeden dolayı on binlerce, hatta yüz binlerce insan işsiz kaldı. Özelleştirme süreci sendikalarda kafa karışıklığına yol açtı. Biz başta TEKEL olmak üzere özelleştirmelere karşı mücadele ettik. Genel anlamda özelleştirmelere karşı mücadele edildi. Özelleştirmeler sürecinde özelleştirmeyle karşı karşıya olan sendikalar yalnız kaldı, yalnız bırakıldı. 18 yıldır sendika olarak özelleştirmeye karşı mücadelemizi sürdürdük. 1992’de başlayan süreç, 1997, 2002, 2006 ve 2009’da da devam etti. Ancak üzülerek ifade ediyorum ki zorlukları biz de yaşadık ve Tekel özelleştirmesi tüm eylemliliğimize ve muhalefetimize karşın tamamlandı.
Bizde sendikal hareket içinde sadece uzlaşmacı, diyalogcu ve bürokrat değil teslimiyetçi sendikal anlayış çoğunlukta. 4-C hükümetler tarafından uygulandı ve özelleştirme sonrasında onbinler işsiz kalırken 4c denen kuralsız, koşulsuz, köle düzeni özelleştirme sonrasında işsiz bırakılan kamu emekçilerine dayatıldı.
Benden önce ülkelerinin ekonomik verilerini aktaran temsilcilerin belirttiği rakamlar Türkiye’de de farklı değil. Türkiye’ de işsizlik resmi rakamlara göre %12 fakat bu gayri resmi rakamlara göre %25’e kadar çıkıyor. Yine kayıt dışı çalışanların sayısı toplam çalışanlara göre %50 noktasına gelmiştir. Sendikaların örgütlülük düzeyi %10 dolayındadır. AKP hükümeti son yıllarda tüm hakları geri almaya başladı ve saldırılar yoğun olarak devam ediyor. Türkiye tüm dünyadaki krizle birlikte  çok ağır bedel ödedi. Devletlerin başındakiler kim olursa olsun ister Merkel, Sarkozy, Berlusconi, Papandreau, Erdoğan durum değişmiyor ve onların kapitalist uygulamalarının sonucu yaşanan krizin bedelini hep işler ödüyor.
İşte bütün bu olumsuzluklar ve saldırılar devam ederken onlarca TEKEL işyerlernin kapatılması kararı alındı ve yaklaşık onbin TEKEL işçisinin işten çıkarılacağı duyuruldu. 15 Aralık 2009 tarihinde TEKEL işçisiyle AKP hükümetinin kapısına dayandık. İşçi sınıfının inkâr ve küçümsenmesi karşısında TEKEL işçileri sınıfın mücadele geleneğini ve işçi sınıfının durumunu yeniden ortaya koydu. Bu mücadele Türkiye işçi sınıfı ve emekçiler için yeni bir başlangıç oldu. TEKEL eylemi tüm ezilen ve sömürülenlerin ortak sesi ve yüreği oldu. TEKEL eylemine başta DİSK, KESK olmak üzere, odalardan, kitle örgütlerinden, derneklerden ve emekten yana siyasal oluşumlardan destek aldık.
Uluslararası dayanışma hiç olmadığı kadar fazla oldu ve 130 ülkeden dayanışma ve destek gördük. Burada bize uluslararası destekte bulunan tüm kesimlere teşekkür ediyorum. Uluslararası destek AKP hükümeti üzerinde önemli bir baskı unsuru oldu, bunu gördük ve yaşadık. Aynı zamanda TEKEL işçileri üzerinde ciddi bir etki yarattı ve onların uluslararası dayanışmadan dolayı bilinçleri artı.
Şu anda 4-C ile ilgili Anayasa mahkemesi sürecindeyiz. Temennimiz mahkemenin bir an önce aileleriyle birlikte 45 bin işçi ve emekçinin haklarını gözeterek karar vermesi ve bir an önce karar vermesini istiyoruz. Yoksa biz de binlerce işçiyle mahkemeyi ziyarete gideceğiz. Çünkü bu ay eğer mahkeme adil bir karar vermezse 10 bin Tekel işçisi ücret haklarından ve onlarla birlikte aileleri toplam 45 bin kişi sosyal güvenceden mahrum kalacaklar.
Bizler de mücadeleci bir sendikal anlayışı önümüze koyduk tartışıyoruz. Hükümet kendisinden olmayan sendikalara ciddi baskılar yapıyor. Bunun karşısında mücadeleden yana olanlarla 1 yıldır İstanbul merkezli bir sendikal birlik ya da İstanbul İşçi Sendikaları Platformu oluşturmaya çalışıyoruz. Burada yaşanan tartışmalar ve yaklaşımlar bu konuda bizi daha fazla umutlandırmıştır. Mevcut sendikal anlayışın dışına çıkmak, dayanışma içinde olmak ve daha ileri mücadeleleri örgütlemek için çalışıyoruz. Hem ülkemiz içinde, hem de uluslararası dayanışma içerisinde aktif mücadelenin yollarını bulmalıyız ve açmalıyız. İstanbul’ da bu Birliğin ya da Platformun kuruluşuna ilişkin yapacağımız toplantıya sizleri davet edeceğiz ve bunları orada birlikte tartışacağız. Dayanışmayı önemsiyoruz ve işçi sınıfının geleceği için tarihi sorumluluklarımız olduğunu düşünüyorum. Türk-İş Konfederasyonuna bağlı Tekgıda-İş Sendikası ve DİSK Konfederasyonuna bağlı Gıda-İş Sendikası olarak bu mücadele ve dayanışmada sonuna kadar yer alacağımızı vurgulamak istiyorum. Bizleri buraya davet ettiğiniz için sizlere tekrar teşekkür ediyorum.

 

Avrupa Sendikalar Toplantısı Sonuç Bildirgesi  – Atina, Yunanistan
 
17-18 Eylül 2010
 
PAME’nin davetine icabet eden ve Atina’daki Avrupa sendika toplantısına katılan tüm sendikalar olarak Yunanistan işçi sınıfı ve PASOK hükümetinin IMF, Avrupa Birliği ve ECT ile işbirliği sonucu dayattığı önlemlere karşı Yunanistan halkının gerçekleştirdiği ve gerçekleştirmeye devam ettiği sınıf odaklı büyük mücadeleler için militanca dayanışmamızı ifade etmek istiyoruz.
 
Bu mücadelelerde taktik ve stratejileri doğrultusunda kriz gerçeğinin ve işçilerin lehine olacak şekilde krizden çıkışın altını çizen PAME’nin öncü rolünü selamlıyoruz.
 
Hepimiz için Avrupa’yı baştan aşağıya etkileyen kriz ve genelde kapitalist dünya sermayenin aşırı üretim krizinin ve karlılık için rekabetin sonucudur.
 
Kriz tüm Avrupa ülkelerinde mevcuttur ve hükümetler ister yeni muhafazakar ister sosyal demokrat olsun aynı stratejiyi takip etmekte ve uygulamaktadır: “Başarıları ve işçilerin, fakir çiftçilerin ve serbest meslek erbaplarının haklarını yok etmek”. Kamu varlıklarının tüm alanlarını özelleştirmekte ve sosyal kazanımların temelini silip atmaktadır.
 
İşçiler üzerindeki bu genel saldırı ile kritik ve kompleks şartlarla karşılaşırken sınıf odaklı sendikal hareket daha da önemli hale gelmektedir. Kriz döneminde sendikal harekette iki farklı çizgi olması göze çarpmaktadır.
 
Bir tarafta her ülkede tekellerin karlılığı ve rekabeti adı altında konsensus ve uzlaşma arayan ve teslim olan sendikacılık çizgisi vardır. Bu çizgi zengin erk ve büyük sermaye ile anlaşır. Bu çizgi tekellerin karlarından bir kuruş kaybetmemeleri için AB ve hükümetlerin önlemlerini
direk veya en direk olarak destekler. Bu çizgi krizi bahane ederek işverenlere sözde insanların işlerini kaybetmemeleri için milyonlarca euro verilmesini kabul eder. Bu çizgi ücretlerde sıfır artışı onaylayan ve ücret düşüşlerine işaret eden çizgidedir. Diğer çalışanları korumak için bazı çalışanların işten çıkarılmasına tamam diyen bir çizgidedir. Esnek çalışma ilişkilerini, işsizliği düşük tutmak adına çalışma saatlerini düzenlemeyi kabul eden bir çizgidir. Bu çizgi işçilerin yenilgisinin çizgisidir. Bu çizgi Avrupa’da Avrupa Sendikalar Konfederasyonu tarafından temsil edilmektedir.
 
Diğer bir tarafta ise, sınıf odaklı mücadele, itaatsizlik, karşı saldırı ve AB’ye, popüler olmayan politikalarına karşı mücadele örgütleri olma yolunu izleyen bir çizgi vardır. Bu çizgi çalışan sınıfın sosyal özgürleşmesi için mücadele eden ve insanın insan tarafından sömürülmesini bozmak isteyen bir yoldadır. Bu çizgi işçilerin ve diğer sosyal katmanların kriz yüküyle yüklenmemesi için tekellere ve çok uluslu şirketlere karşı mücadele veren bir çizgidir. İşçiye gereksinim duyulmamasına hayır diyen ve işçi sınıfının çağdaş ihtiyaçlarının müdafaasına evet diyen bir çizgidir. Ücret artışlarına, sürekli, kalıcı ve tam istihdama, haftalık 5 işgünü, günlük 7 saat ve haftalık 35 saatlik çalışmaya evet diyen, emeklilik yaş limitlerinin düşürülmesi ve tamamen kamusal, ücretsiz eğitim ve sağlık hizmetlerine evet diyen bir çizgidir. Özelleştirmelere, Avrupa Birliği seçeneklerine karşı güçlü bir şekilde başkaldıran ve itaatsizlik gösteren bir çizgidir.
 
Tüm Avrupa’da yoğun sınıf odaklı mücadelelerin geliştirilmesi ve koordine edilmesi için bu çizgideki mücadeleye ciddi katkıda bulunmamız gerekmektedir. Bu yönde nedenlerini ortaya çıkarmak için günlük problemlerle ilgili mücadeleyi örgütlemeliyiz.
 
Tüm bunların ışığında kararlarımız:
 
1-     Avrupa’da militan güçlerin daha aktif ve daha iyi koordine olabilmesi için toplantılarımız ve iletişimimizi sürdürmek ve yoğunlaştırmak
2-     ECB Genel merkezi önünde, Almanya Frankfurt’ta, Belçika Brüksel’de, Avrupa Komisyonu Genel Merkezi önünde 2010’da ortak bir gösteri, protesto düzenlemek
3-     Gıda, taşımacılık ve haberleşme sektörlerinde “sektörde gelişmeler ve özelleştirme politikaları” ana konulu 3 sektörel toplantı düzenlemek
4-     Dünya Sendikalar Federasyonu(WFTU) girişimlerine katılmak ve işbirliğinde bulunmak, sınıf odaklı mücadele prensiplerini teşvik etmek ve Dünya Sendikalar Federasyonu Avrupa Bölge Ofisi ile ortak hareket etmek.
 
DİĞER HABERLER
NİSANDA 249 DÖRT AYDA 735 İŞÇİ ÖLDÜ
NİSANDA 249 DÖRT AYDA 735 İŞÇİ ÖLDÜ

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi nisan ayında en az 249, yılın ilk dört ayında en az 735 işçinin çalışırken hayatını kaybettiğini tespit etti. Ölümlerde Kovid-19, ezilme/göçük, trafik/servis kazası, yüksekten düşme, boğulma, patlama/yanma ve intihar nedenleri öne çıktı.

ENFLASYONUN KARABORSASI OLUR MU?
ENFLASYONUN KARABORSASI OLUR MU?

Türkiye’de öteden beri tartışıla gelen bir mesele var: resmi enflasyon, gerçek enflasyon, halkın enflasyonu. Nedense bizim vatandaşımız resmi istatistik kurumunun açıkladığı enflasyona bir türlü inanmaz.

BUĞDAYDA REKOLTE BEKLENTİSİ 17.5 MİLYON TON
BUĞDAYDA REKOLTE BEKLENTİSİ 17.5 MİLYON TON

Yaklaşan buğday hasadı dönemi dolayısıyla Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Genel Başkanı Fehmi Kiraz, değerlendirmelerde bulundu.

YÜZDE 60’A GÖRE İŞSİZLİK VE EKONOMİ EN ÖNEMLİ SORUN
YÜZDE 60’A GÖRE İŞSİZLİK VE EKONOMİ EN ÖNEMLİ SORUN

Salgının Türkiye’de kontrolden çıkması ve yöntemi eleştirilen kapanma politikaları; vatandaşın ekonomik yükünü taşınamaz noktaya getirirken, ekonomik kriz ve işsizlik, salgını toplumun gündeminden çıkarmış durumda.