Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
05 Temmuz 2010
GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA TÜRKEL AVRUPA SOSYAL FORUMUNA KATILDI

GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA TÜRKEL AVRUPA SOSYAL FORUMUNA KATILDI

GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA TÜRKEL AVRUPA SOSYAL FORUMUNA KATILDI

Krizden çıkış, birlikte mücadeleyle olur  

Avrupa Sosyal Forumu’nun ikinci gününde 2008 yılının sonlarında başlayan ve hâlâ devam eden kriz tartışıldı.
 
İTÜ’nün Gümüşsuyu’ndaki kampüsünde önceki akşam yapılan “Kapitalizmin Krizi, İşçilerin ve Sendikaların Yanıtı” başlıklı panele, Tekgıda-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Türkel, Emek Partisi Genel başkan Yardımcısı Sabri Topçu, ILO Türkiye Temsilcisi Gülay Aslantepe ve Almanya Sol Parti Milletvekili Sevim Dağdelen katıldı.
Sevim Dağdelen’in madoratörlüğünde yapılan panelde konuşan Tek Gıda-İş Genel Başkanı Mustafa Türkel, ekonomik krizlerin birileri tarafından bilinçli olarak yaratıldığını, bedelinin de işçi sınıfına ödettirildiğini kaydetti.
 
“Bu kriz neydi? Bu krizden kim çıkar sağladı? Bu krizden ABD mi, uluslararası şirketler mi güçlü çıkacak? Bu soruların yanıtını hâlâ bulamadık ama şunu hepimiz çok iyi biliyoruz ki, muhakkak bunlardan birisi güçlü çıkacak. O zaman krizi kimlerin yarattığını da görememek mümkün değil” diyen Türkel, bu krizleri, küçük devletler üzerinde etkisini artırmak isteyen gelişmiş ülkelerin bilinçli olarak çıkarttığını ifade etti.
 
HER ŞEY PLANLI
Sosyal Güvenlik Yasası ile emeklilik yaşanının Türkiye’de 68’lere çıkartıldığını, o dönem yaptıkları itirazlara hükümet yetkililerinin, “35 yıl sonra uygulanacak, siz neden itiraz ediyorsunuz? Sizi etkilemiyor ki” dediklerini hatırlatan Türkel, “Tayyip Erdoğan 35 yıl yaşayacak mı? Niye bu yasayı çıkartmak için o kadar çaba sarf etti? Yüksek bir ihtimalle yaşamayacak, yaşasa da iktidarda olmayacak. O zaman bunun aslında bir sistem ayarlaması olduğunu görmek gerekiyor. Özelleştirmelerle ülkeyi talan ettiler. Bizim sattığımız kurumları yabancılar alıyor. Gelişmiş ülkeler bizim özelleştirme yapmamızı istiyor ama kendileri ülkelerinde yapmıyor. Bizi kendilerine bağımlı hale getiriyorlar” diye konuştu.
 
KAFALARI KUMA SOKTULAR
Bütün bunlar olup biterken, sendikacıların gelecekte olacakları görmelerine rağmen kafalarını kumun altına soktuğunu söyleyen Türkel, özelleştirmelerle kamu sektörünün bitmesiyle sendikaların dibe vurduğunu kaydetti.
“Peki nasıl olacak? Bu sıkıntılı süreçten nasıl çıkacağız? Yüzümüzü yeniden emeğe dönerek bu sorunları çözebiliriz. Bu krizin bedelini ödememek için örgütlenmeliyiz. İlk olarak sendikacılar kendilerini gözden geçirmeliler. Yasalara sığınan sendikal hareket doğru değildir. İşçilerin sendikaları değiştirmek yerine yöneticilerini değiştirmeleri gerekiyor. Dünyanın her yerinde sendikal hareket çıkış arıyor” diyen Türkel, Türkiye’de çıkış yolunun örgütlenme ve birlikte mücadeleyle olacağını ifade etti.
Türkel, “Sendikalar üretimden gelen gücünü kullanamıyorsa, tüketimden gelen gücünü kullansın. Sendikaların, emekten yana olan siyasi partilerin, vakit kaybetmeden bir araya gelip ortak mücadeleyi örgütlemesi gerekiyor” diye konuştu.
 
SOSYALİZM KORKUSU VARDI
TÜMTİS eski Genel Başkanı ve Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sabri Topçu ise kapitalizmin kendisinin kriz olduğunu, çünkü daha çok kâr etmek için talepten daha fazla üretim yaptığını söyledi.
İşçilerin 1980 öncesinde haklarının çok iyi olduğunu belirten Topçu, 1969’da 6 maaş ikramiyeleri olduğunu söyleyerek, “Bunları neden veriyorlardı bize? Bir kere işçi sınıfı çok hareketliydi ve hakları için mücadele ediyordu, bir de sosyalizm korkusu vardı. O zaman TEKEL’de 45 bin, Sümerbank’ta 80 bin işçi çalışıyordu. Çalışıyor ve haklarını da alıyorlardı” dedi. Özelleştirmelerle bu kamu kurumlarının tasfiye edildiğini, işçilerin şimdi özel sektörde günde 12 saat çalışmaya mecbur bırakıldığını dile getiren Topçu, 12 saat çalışmayı işçilerin de istediğini, çünkü fazla mesailerle ancak geçinebildiklerini kaydetti.
 
SENDİKALAR DİĞER KATMANLARLA BİRLEŞMELİ
Sendikaların işçi sınıfının ekonomik ve demokratik talepleri için yürüttüğü mücadelenin önünde olması gerektiğini belirten Topçu, “Sendikalar bu zamana kadar hep üyelerini korumaya dönük hareket etti. Diğer mücadele eden işçiler, emekçi halkla birlikte olmadı. Bu yüzden kendine yönelik saldırılarda hep yalnız kaldı ve kaybetti. Üye kaybettiler” diye konuştu. Sendikaların, bu saldırılar karşısında dik durabilmesi için birleşik bir mücadele çizgisini ortaya koyması gerektiğini dile getiren Topçu, sendikalarla üyeleri arasında oluşan uçurumların kapatılması gerektiğini kaydetti.
İşçilerin kendilerini iktidara taşıyacak kanalları açması ve politik bir mücadelenin içinde olması gerektiğine dikkat çeken Topçu, aksi durumda iktidara sermayenin geldiğini ve işçilerin haklarını budamak için çalıştığını belirterek, bu yüzden Türk-İş’in “partiler üstü” politikasının yanlış olduğunu söyledi. 
 
UMUTSUZLUĞA KAPILMAYIN
İşçilerin şu anki koşullara kapılarak umutsuzluğa kapılmasının yanlış olduğunu ifade eden Topçu, “Yine benzer zamanların yaşandığı dönemlerde işçi sınıfı 15-16 Haziran’ları, ‘89 Bahar Eylemlerini, madenci yürüyüşlerini gerçekleştirdi. Bizim geçmişlerimiz direnişlerle, mücadelelerle dolu. O yüzden umutsuzluğa kapılmamamız gerekiyor” diye konuştu.
İşçilerin sendikal örgütlenmenin önünde engeller olmasına, noter şartı olmasına rağmen hâlâ sendikalaşma için mücadele ettiğini, bunun için işsiz kalmayı göze aldığını belirten Topçu, umutsuzluğa kapılmamak için bunun bile yeterli olduğunu kaydetti.
Sermayenin küreselleştiğini, artık bir patronun dünyanın onlarca ülkesinde fabrikası olduğunu söyleyen Topçu, dünyada artık sendikaların da ortak mücadele etmesi gerektiğine dikkat çekti. Bunun olanaklarının olduğunu belirten Topçu, “Düşünün ki, bir TEKEL direnişi hem Türkiye’de sendikaları bir araya getirdi, hem de örgütlenmeyi hızlandırdı. 15 yıldır kıdem tazminatını kaldıracaklarını söylüyorlar ama yapamıyorlar. Neden? Çünkü Türkiye’de hâlâ onların korktukları bir işçi sınıfı var” diye konuştu. (İstanbul/EVRENSEL)
 
KUTU
 
KRİZİN ETKİSİ KÜRESELLEŞMEDEN KAYNAKLI
 
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Türkiye Temsilcisi Gülay Aslantepe:
Bu krizin bu kadar etkili olmasının nedeni küreselleşmedir. 1995’te Kopenhag’da BM Zirvesi yapıldı. Bu zirvenin nedeni küreselleşmenin olumsuz etkilerinin görünmeye başlaması oldu. ILO 1998’de bir deklarasyon yayınlayarak çalışma hayatını yeniden belirledi. Bunu 8 sözleşmeyle duyurdu. Başta çocuk işçiliğine karşı mücadele olmak üzere sendikal haklara saygı gösterilmesi istendi. Ülkeler bu sözleşmeleri imzalamasalar dahi uymak zorunda bırakıldılar ve ILO bu ülkeleri de izledi. Deklarasyon kabul edilmesine rağmen yeterli olmadı, pratikte bu sözleşme maddelerine bağlı kalınmadı.
ILO, 2000’li yılların başında Küreselleşmenin Sosyal Boyutu Dünya Komisyonu’nu topladı. Bu toplantının ardından 2005 yılında rapor yayınlandı. Ama yine tüm uyarılara rağmen küreselleşme o çirkin yüzünü bu şiddetle göstermediği için bu raporlar dikkate alınmadı. Daha önce de krizler yaşandı. 2001’de Türkiye’de finans sektörü çöktü. Ondan sonra finans sektörü toparlandı. Bu krizde çökmemesinin nedeni de yeni toparlanmış, kendisini krize göre yeniden şekillendirmiş olmasındandır.
 
KRİZ EMEĞİ VURDU
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Türkiye Temsilcisi Gülay Aslantepe:
Bu kriz bu yüzden emeği vurdu. Yüzde 9’larda giden işsizlik oranı yüzde 14’leri geçti. Bu benim rakamlarım değil TÜİK’in rakamları. Gerçek sayılar bunların daha da üstünde olabilir. Yine TÜİK’in rakamlarına göre kayıt dışı yüzde 43’ler oranında. Türkiye’nin küresel ekonomiye entegrasyonu 24 Ocak Kararları’yla başladı ve 1980 darbesiyle entegrasyon hızlandı. Bundan sonra işçilerin haklarında ciddi tırpanlamalar yaşandı. Sendikal haklar bu kadar kısıtlandı; düşünün, derneğe bile üye olmak daha kolayken, sendikalara üye olmak için notere gitmek zorunda kaldı işçiler. Tabii tek engel noter şartı da değil. Başka da pek çok engel var. İşkolu, işyeri barajları…
 
HEP DEĞİŞTİRECEĞİZ DEDİLER
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Türkiye Temsilcisi Gülay Aslantepe:
Demokratikleşme sürecinde gerçekten böyle bir siyasi irade varsa bu yasaların değiştirilmesi hiç de zor değil. Bu yasaların büyük çoğunluğunun değiştirilmesi için anayasada değişiklik olması gerekmiyor.
2007-2008 yılında ILO Türkiye’yi çok eleştirdi. Sürekli “Yapacağız, çalışma koşullarını değiştireceğiz” dendi ama hâlâ yapılan bir şey yok. 2010 Haziran ayındaki ILO’nun genel kurul toplantısında, AKP Hükümeti, “Bunun için anayasayı değiştirmemiz gerekiyordu, bunu yaptık. Anayasayı değiştirdiğimiz zaman bunlar da değişecek” diye kendisini savundu. ILO hükümetten yıl sonuna kadar hangi yasanın ne zaman çıkacağına dair bir takvim istedi.
 

 
 
 

Krizden çıkış, birlikte mücadeleyle olur  

Avrupa Sosyal Forumu’nun ikinci gününde 2008 yılının sonlarında başlayan ve hâlâ devam eden kriz tartışıldı.
 
İTÜ’nün Gümüşsuyu’ndaki kampüsünde önceki akşam yapılan “Kapitalizmin Krizi, İşçilerin ve Sendikaların Yanıtı” başlıklı panele, Tekgıda-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Türkel, Emek Partisi Genel başkan Yardımcısı Sabri Topçu, ILO Türkiye Temsilcisi Gülay Aslantepe ve Almanya Sol Parti Milletvekili Sevim Dağdelen katıldı.
Sevim Dağdelen’in madoratörlüğünde yapılan panelde konuşan Tek Gıda-İş Genel Başkanı Mustafa Türkel, ekonomik krizlerin birileri tarafından bilinçli olarak yaratıldığını, bedelinin de işçi sınıfına ödettirildiğini kaydetti.
 
“Bu kriz neydi? Bu krizden kim çıkar sağladı? Bu krizden ABD mi, uluslararası şirketler mi güçlü çıkacak? Bu soruların yanıtını hâlâ bulamadık ama şunu hepimiz çok iyi biliyoruz ki, muhakkak bunlardan birisi güçlü çıkacak. O zaman krizi kimlerin yarattığını da görememek mümkün değil” diyen Türkel, bu krizleri, küçük devletler üzerinde etkisini artırmak isteyen gelişmiş ülkelerin bilinçli olarak çıkarttığını ifade etti.
 
HER ŞEY PLANLI
Sosyal Güvenlik Yasası ile emeklilik yaşanının Türkiye’de 68’lere çıkartıldığını, o dönem yaptıkları itirazlara hükümet yetkililerinin, “35 yıl sonra uygulanacak, siz neden itiraz ediyorsunuz? Sizi etkilemiyor ki” dediklerini hatırlatan Türkel, “Tayyip Erdoğan 35 yıl yaşayacak mı? Niye bu yasayı çıkartmak için o kadar çaba sarf etti? Yüksek bir ihtimalle yaşamayacak, yaşasa da iktidarda olmayacak. O zaman bunun aslında bir sistem ayarlaması olduğunu görmek gerekiyor. Özelleştirmelerle ülkeyi talan ettiler. Bizim sattığımız kurumları yabancılar alıyor. Gelişmiş ülkeler bizim özelleştirme yapmamızı istiyor ama kendileri ülkelerinde yapmıyor. Bizi kendilerine bağımlı hale getiriyorlar” diye konuştu.
 
KAFALARI KUMA SOKTULAR
Bütün bunlar olup biterken, sendikacıların gelecekte olacakları görmelerine rağmen kafalarını kumun altına soktuğunu söyleyen Türkel, özelleştirmelerle kamu sektörünün bitmesiyle sendikaların dibe vurduğunu kaydetti.
“Peki nasıl olacak? Bu sıkıntılı süreçten nasıl çıkacağız? Yüzümüzü yeniden emeğe dönerek bu sorunları çözebiliriz. Bu krizin bedelini ödememek için örgütlenmeliyiz. İlk olarak sendikacılar kendilerini gözden geçirmeliler. Yasalara sığınan sendikal hareket doğru değildir. İşçilerin sendikaları değiştirmek yerine yöneticilerini değiştirmeleri gerekiyor. Dünyanın her yerinde sendikal hareket çıkış arıyor” diyen Türkel, Türkiye’de çıkış yolunun örgütlenme ve birlikte mücadeleyle olacağını ifade etti.
Türkel, “Sendikalar üretimden gelen gücünü kullanamıyorsa, tüketimden gelen gücünü kullansın. Sendikaların, emekten yana olan siyasi partilerin, vakit kaybetmeden bir araya gelip ortak mücadeleyi örgütlemesi gerekiyor” diye konuştu.
 
SOSYALİZM KORKUSU VARDI
TÜMTİS eski Genel Başkanı ve Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sabri Topçu ise kapitalizmin kendisinin kriz olduğunu, çünkü daha çok kâr etmek için talepten daha fazla üretim yaptığını söyledi.
İşçilerin 1980 öncesinde haklarının çok iyi olduğunu belirten Topçu, 1969’da 6 maaş ikramiyeleri olduğunu söyleyerek, “Bunları neden veriyorlardı bize? Bir kere işçi sınıfı çok hareketliydi ve hakları için mücadele ediyordu, bir de sosyalizm korkusu vardı. O zaman TEKEL’de 45 bin, Sümerbank’ta 80 bin işçi çalışıyordu. Çalışıyor ve haklarını da alıyorlardı” dedi. Özelleştirmelerle bu kamu kurumlarının tasfiye edildiğini, işçilerin şimdi özel sektörde günde 12 saat çalışmaya mecbur bırakıldığını dile getiren Topçu, 12 saat çalışmayı işçilerin de istediğini, çünkü fazla mesailerle ancak geçinebildiklerini kaydetti.
 
SENDİKALAR DİĞER KATMANLARLA BİRLEŞMELİ
Sendikaların işçi sınıfının ekonomik ve demokratik talepleri için yürüttüğü mücadelenin önünde olması gerektiğini belirten Topçu, “Sendikalar bu zamana kadar hep üyelerini korumaya dönük hareket etti. Diğer mücadele eden işçiler, emekçi halkla birlikte olmadı. Bu yüzden kendine yönelik saldırılarda hep yalnız kaldı ve kaybetti. Üye kaybettiler” diye konuştu. Sendikaların, bu saldırılar karşısında dik durabilmesi için birleşik bir mücadele çizgisini ortaya koyması gerektiğini dile getiren Topçu, sendikalarla üyeleri arasında oluşan uçurumların kapatılması gerektiğini kaydetti.
İşçilerin kendilerini iktidara taşıyacak kanalları açması ve politik bir mücadelenin içinde olması gerektiğine dikkat çeken Topçu, aksi durumda iktidara sermayenin geldiğini ve işçilerin haklarını budamak için çalıştığını belirterek, bu yüzden Türk-İş’in “partiler üstü” politikasının yanlış olduğunu söyledi. 
 
UMUTSUZLUĞA KAPILMAYIN
İşçilerin şu anki koşullara kapılarak umutsuzluğa kapılmasının yanlış olduğunu ifade eden Topçu, “Yine benzer zamanların yaşandığı dönemlerde işçi sınıfı 15-16 Haziran’ları, ‘89 Bahar Eylemlerini, madenci yürüyüşlerini gerçekleştirdi. Bizim geçmişlerimiz direnişlerle, mücadelelerle dolu. O yüzden umutsuzluğa kapılmamamız gerekiyor” diye konuştu.
İşçilerin sendikal örgütlenmenin önünde engeller olmasına, noter şartı olmasına rağmen hâlâ sendikalaşma için mücadele ettiğini, bunun için işsiz kalmayı göze aldığını belirten Topçu, umutsuzluğa kapılmamak için bunun bile yeterli olduğunu kaydetti.
Sermayenin küreselleştiğini, artık bir patronun dünyanın onlarca ülkesinde fabrikası olduğunu söyleyen Topçu, dünyada artık sendikaların da ortak mücadele etmesi gerektiğine dikkat çekti. Bunun olanaklarının olduğunu belirten Topçu, “Düşünün ki, bir TEKEL direnişi hem Türkiye’de sendikaları bir araya getirdi, hem de örgütlenmeyi hızlandırdı. 15 yıldır kıdem tazminatını kaldıracaklarını söylüyorlar ama yapamıyorlar. Neden? Çünkü Türkiye’de hâlâ onların korktukları bir işçi sınıfı var” diye konuştu. (İstanbul/EVRENSEL)
 
KUTU
 
KRİZİN ETKİSİ KÜRESELLEŞMEDEN KAYNAKLI
 
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Türkiye Temsilcisi Gülay Aslantepe:
Bu krizin bu kadar etkili olmasının nedeni küreselleşmedir. 1995’te Kopenhag’da BM Zirvesi yapıldı. Bu zirvenin nedeni küreselleşmenin olumsuz etkilerinin görünmeye başlaması oldu. ILO 1998’de bir deklarasyon yayınlayarak çalışma hayatını yeniden belirledi. Bunu 8 sözleşmeyle duyurdu. Başta çocuk işçiliğine karşı mücadele olmak üzere sendikal haklara saygı gösterilmesi istendi. Ülkeler bu sözleşmeleri imzalamasalar dahi uymak zorunda bırakıldılar ve ILO bu ülkeleri de izledi. Deklarasyon kabul edilmesine rağmen yeterli olmadı, pratikte bu sözleşme maddelerine bağlı kalınmadı.
ILO, 2000’li yılların başında Küreselleşmenin Sosyal Boyutu Dünya Komisyonu’nu topladı. Bu toplantının ardından 2005 yılında rapor yayınlandı. Ama yine tüm uyarılara rağmen küreselleşme o çirkin yüzünü bu şiddetle göstermediği için bu raporlar dikkate alınmadı. Daha önce de krizler yaşandı. 2001’de Türkiye’de finans sektörü çöktü. Ondan sonra finans sektörü toparlandı. Bu krizde çökmemesinin nedeni de yeni toparlanmış, kendisini krize göre yeniden şekillendirmiş olmasındandır.
 
KRİZ EMEĞİ VURDU
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Türkiye Temsilcisi Gülay Aslantepe:
Bu kriz bu yüzden emeği vurdu. Yüzde 9’larda giden işsizlik oranı yüzde 14’leri geçti. Bu benim rakamlarım değil TÜİK’in rakamları. Gerçek sayılar bunların daha da üstünde olabilir. Yine TÜİK’in rakamlarına göre kayıt dışı yüzde 43’ler oranında. Türkiye’nin küresel ekonomiye entegrasyonu 24 Ocak Kararları’yla başladı ve 1980 darbesiyle entegrasyon hızlandı. Bundan sonra işçilerin haklarında ciddi tırpanlamalar yaşandı. Sendikal haklar bu kadar kısıtlandı; düşünün, derneğe bile üye olmak daha kolayken, sendikalara üye olmak için notere gitmek zorunda kaldı işçiler. Tabii tek engel noter şartı da değil. Başka da pek çok engel var. İşkolu, işyeri barajları…
 
HEP DEĞİŞTİRECEĞİZ DEDİLER
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Türkiye Temsilcisi Gülay Aslantepe:
Demokratikleşme sürecinde gerçekten böyle bir siyasi irade varsa bu yasaların değiştirilmesi hiç de zor değil. Bu yasaların büyük çoğunluğunun değiştirilmesi için anayasada değişiklik olması gerekmiyor.
2007-2008 yılında ILO Türkiye’yi çok eleştirdi. Sürekli “Yapacağız, çalışma koşullarını değiştireceğiz” dendi ama hâlâ yapılan bir şey yok. 2010 Haziran ayındaki ILO’nun genel kurul toplantısında, AKP Hükümeti, “Bunun için anayasayı değiştirmemiz gerekiyordu, bunu yaptık. Anayasayı değiştirdiğimiz zaman bunlar da değişecek” diye kendisini savundu. ILO hükümetten yıl sonuna kadar hangi yasanın ne zaman çıkacağına dair bir takvim istedi.

 

DİĞER HABERLER
AVANS İZİN ÜCRETİ TALEP EDİLEBİLİR Mİ?
AVANS İZİN ÜCRETİ TALEP EDİLEBİLİR Mİ?

İşverenler bazen yıllık izne hak kazanmamış işçiye avans yıllık izin kullandırtabilir. Ancak yıllık izin, bir iş sağlığı ve güvenliği önlemidir. Bu nedenle yıllık izin kullanım kültürünün yerleştirilmesi, bunun parasal alacağa dönüşmesinin ancak istisnai bir durum olduğunun vurgulanması gerekir

ILO: KRİZ SONRASI TOPARLANMA BELİRSİZ VE DENGESİZ
ILO: KRİZ SONRASI TOPARLANMA BELİRSİZ VE DENGESİZ

Kovid-19’un işgücü piyasalarına etkisi hakkında Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nün yaptığı analize göre, çalışma süresi ve gelirler ağır kayıplara uğradı, insan odaklı toparlanma politikalarıyla desteklenen erken iyileştirmeler olmazsa, 2021 yılında toparlanma yavaş, dengesiz ve belirsiz olacak.

MAURİ MAYA İLE TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ İMZALANDI
MAURİ MAYA İLE TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ İMZALANDI

Sendikamızın örgütlü olduğu Mauri Maya işyeri ile sürdürülmekte olan 15.dönem Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde anlaşmaya varıldı. Yeni dönem TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ’nin başta üyelerimiz olmak üzere TEKGIDA-İŞ ve MAURİ MAYA ailesine hayırlı olmasını temenni ederiz.

TEKGIDAIS

BEDAVA
İNCELE