Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
06 Ağustos 2018
ENFLASYON VE SINIF MÜCADELESİ

Kitlelerin, diğer bir deyişle sıradan insanların mevcut uygulamalara ve düzene karşı tepkilerini tahmin edebilmek için iki etmene bakmak gerekir.

ENFLASYON VE SINIF MÜCADELESİ

Kitlelerin, diğer bir deyişle sıradan insanların mevcut uygulamalara ve düzene karşı tepkilerini tahmin edebilmek için iki etmene bakmak gerekir.

Birinci etmen, insanların hayatlarından memnun olup olmadıklarıdır. İkinci etmen, tepkilerini dile getirdiklerinde başarı şansına ilişkin tahminleridir.
 
Kitleler, yani sıradan milyonlarca insan, hayatlarından memnunsa, hiçbir güç onları uygulamalara ve düzene karşı harekete geçiremez. Eğer hayatlarından memnun değillerse ve tepkilerini eylemli bir biçimde gerçekleştirdiklerinde ibret-i alem için ezilmeyeceklerini hissediyorlarsa, hiçbir güç onların hareketini engelleyemez.
 
İnsanların hayatlarından memnun olup olmadıklarını anlamada iki kavram işe yarar: Mutlak yoksullaşma ve nispi yoksullaşma.
 
MUTLAK YOKSULLAŞMA
 
Mutlak yoksullaşma, insanların gerçek gelirlerinin azalmasıdır.
 
Gerçek gelirler iki türlü azalabilir.
 
Bir yöntem, kişinin aldığı parasal ücretin düşürülmesidir. İşçi geçen ay 2500 lira alırken, bugün eline 2250 lira verirlerse, gerçek geliri düşürülmüş olur.
 
İkinci yöntem, kişinin aldığı parasal ücretin aynı kaldığı veya arttığı koşullarda, işçinin tükettiği ürünlerin fiyatlarının daha yüksek oranda artmasıdır. İşçinin parasal ücreti artarken, gerçek ücreti düşer. Örneğin, taşeron işçisiyken kadroya geçen işçinin parasal ücreti altı ayda bir yüzde 4 oranında artırılır; ancak fiyatlar çok daha yüksek oranda arttığı için gerçek ücreti düşer. Böyle durumda işçinin mutlak yoksullaşması söz konusudur.
 
Burada önemli olan yoksulluk ve gelir düzeyinin düşüklüğü değildir. Tepki eğilimini oluşturan, yoksulluk değil yoksullaşmadır; gelir düzenin düşüklüğü değil, gelir düzeyinin düşmesidir.
 
NİSPİ YOKSULLAŞMA
 
Kişinin parasal ve hatta gerçek ücreti artarken, nispi yoksullaşma söz konusu olabilir. Bu durumda işçinin durumu düne göre daha iyidir; ancak ekonomide gerçekleşen büyüme oranı, işçinin gerçek ücretindeki artıştan daha yüksektir. Örneğin, işçinin gerçek geliri yüzde 2 artmıştır; ancak ekonomideki büyüme yüzde 6’dır. Gerçek ücret artmıştır, ancak ulusal gelirden alınan pay azalmıştır.
 
Yalnız başına nispi yoksullaşma genellikle kitlesel tepkilere yol açmaz.
 
BUGÜNKÜ DURUM
 
AKP artık Türkiye’yi yönetemiyor. Fiyatlar hızlanarak artıyor.
 
Türkiye’de 19 milyonun üstünde ücretli var. Ücretlilerin yaklaşık 3 milyonu memur olarak çalışıyor. Bu kişiler, enflasyona karşı korunmuş durumda. Tabii, Türkiye İstatistik Kurumu’nun tüketici fiyatları endeksi verilerinin güvenilirliğinin giderek daha da azaldığını belirtmek gerek.
 
Sayıları 16 milyonun üstünde olan işçilerin yalnızca 1 milyonu gerçek anlamda sendika üyesi. Bu işçiler adına sendikaların imzaladığı toplu iş sözleşmelerinin büyük bölümünde ücret artışlarının belirlenmesinde geçmiş dönemin enflasyonu da dikkate alınıyor.
 
Taşeron işçisiyken kadroya geçirilen 800 bin dolayındaki işçiye altı ayda bir yüzde 4 oranında bir ücret zammı veriliyor. Bu işçiler bu yıl içinde giderek hızlanan bir mutlak yoksullaşma yaşayacak.
 
Asgari ücret alan yaklaşık 6-7 milyon işçi ise enflasyona karşı tümüyle korumasız durumda. Asgari ücrete yıl boyunca zam yapılmayacak. Asgari ücret alan işçilerin mutlak yoksullaşma hızı daha da yüksek.
 
EYLEM EĞİLİMİ ARTIYOR
 
15 milyon dolayında işçinin enflasyon aracılığıyla mutlak yoksullaşma yaşaması, OHAL’in kalktığı koşullarda, sınıf mücadelesini sertleştirecek. Özellikle kredi kartı ve tüketici kredisi borçlarını ödemede zorlananlar, bireysel çıkış yollarından sonuç alamayınca, kitle eylemlerine yönelecek.
DİĞER HABERLER
YUMURTA FİYATINDA SERT ARTIŞ
YUMURTA FİYATINDA SERT ARTIŞ

Gıda fiyatlarındaki artıştan yumurta da etkilendi. Geçen ay tanesi 2 lira olan organik yumurtanın fiyatı 4 liraya yükseldi. Esnaf fiyatların haftalık olarak değiştiğini ifade etti.

EPİSTEMOLOJİK KOPUŞ ENFLASYONDA
EPİSTEMOLOJİK KOPUŞ ENFLASYONDA

TÜİK eylül ayında resmi enflasyonun yıllık yüzde 83,45 olarak hesaplandığını açıkladı. 24 yılın en yüksek enflasyonu yaşanırken iktidar baz etkisine güveniyor. Bu enflasyon hesabı ücret zamlarını etkileyecek.

GIDA SEKTÖRÜNDE 106 BİN 821 ŞİRKET RİSKLİ KATEGORİDE
GIDA SEKTÖRÜNDE 106 BİN 821 ŞİRKET RİSKLİ KATEGORİDE

Hazine ve Maliye Bakanlığı gıda sektöründe, 106 bin 821 şirketi vergisel yükümlülüklerini kısmen veya tamamen yerine getirmeyen mükellef açısından riskli kategorisinde bulunduğunu açıkladı.

ÖZELLEŞTİRME KONUSUNDA TÜRK-İŞ’İN AÇIKLAMALARI (2003-2019 DÖNEMİ)
ÖZELLEŞTİRME KONUSUNDA TÜRK-İŞ’İN AÇIKLAMALARI (2003-2019 DÖNEMİ)

Özelleştirme sürecinin başladığı ve hızlandığı dönemde, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan işçilerin çok büyük bölümü Türk-İş’e bağlı sendikalarda örgütlüydü.