Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
05 Nisan 2011
EKONOMİK BÜYÜME NEDİR, NE DEĞİLDİR?

2010 büyüme rakamı yüzde 8.9 açıklandığında ayaklarımız yerden kesildi. Oysa abartılacak bir durum yok.

EKONOMİK BÜYÜME NEDİR, NE DEĞİLDİR?

2010 büyüme rakamı yüzde 8.9 açıklandığında ayaklarımız yerden kesildi. Oysa abartılacak bir durum yok.

Bilindiği gibi ekonomik büyüme ekonominin üretim kapasitesinin arttırılması, yani daha fazla mal ve hizmet üretilmesidir. Bu da gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYH) önceki yıla göre değişim yüzdesi ile ifade edilir. Yüzde 8.9un anlamı, 2009 yılına göre bu oranda daha fazla mal ve hizmet üretildiğidir.

GSYH belirli bir zaman içinde bir ülkede üretilen nihai mal ve hizmetlerin piyasa değeridir. Nihai mal ve hizmet ise başka bir mal ve hizmetin üretiminde kullanılmayan, direkt olarak tüketilen mal ve hizmetlerdir. Evimize giren ekmeği ele alalım. Çiftçi buğdayı un fabrikasına satar. Un fabrikası için buğday ara maldır. Un fabrikasının sattığı un fırın için ara maldır. Fırın undan ekmek yapar, ekmeği bakkala ya da markete satar. Fırındaki ekmek tüketiciye sunulan yere göre ara maldır. Biz ekmeği yemek için aldığımızda bu ekmek artık nihai maldır. Milli gelir hesaplarken ekmeğin tüketici fiyatı hesaba katılır. Ara mallar hesaba alınmaz. İşte üretim aşamalarında yaratılan katma değerlerin toplamı nihai malın piyasa değerini verir. Piyasa değeri mal ve hizmetlerin satışından elde edilecek hasılat olduğundan GSYH bir anlamda Türkiyenin cirosudur.

Bir şirketin cirosunun artması iyi bir şeydir. Eğer bir şirket mal ve hizmet satamıyorsa veya cirosunda artış yapamıyorsa sorun var demektir. Ama ciro artışı da her şey değildir. Bir şirket cirosunu arttırırken borçları artmışsa, faiz giderleri de artmış olacağından cirodan elde edeceği kâr azalacaktır. Yani ciro kadar ciroyu yaratan unsurlar ve kârlılık da önemlidir. Çünkü yapılan cironun finansmanı gelecek dönemlerin cirosunu ve işletmenin pozisyonunu etkiler.

Türkiyenin cirosu olan GSYH 2010 yılında artmıştır. Bu iyi bir şeydir. Peki Türkiye bu büyümeyi nasıl finanse etmiştir, diye sorulacak soruya; döviz fazlası vererek değil, borçla, cari açıkla ve sıcak para ile finanse etmiştir, demek durumundayız.

Cari açık kriz öncesi 2008de 42 milyar dolar, 2009 da yaklaşık 14 milyar dolar iken 2010 yılında yaklaşık 48.5 milyar dolara çıkmıştır. Dış borcumuz 290.3 milyar dolara çıktı. Son 5 yılda dış borç yüzde 70 arttı. Sıcak para 140 milyar dolara geldi. Bu rakamlar 2010 büyümesinin ciro artışının neyle karşılandığı ve açığın sıcak para ile finanse edilmesi nedeniyle ekonominin hararet yaptığını göstermektedir. Bu nedenle de Merkez Bankasının karşılık oranlarını arttırması gibi ekonominin ateşi kontrol altında tutulmaya çalışıyor.

İşte Türkiye daha 2009 yılına göre daha fazla mal ve hizmet üretirken bu artışı, ciddi sorunlar yaratacak cari açığa ve sıcak paraya dayanarak yapıyor.

Bir de büyümenin olup olmadığı hususunda GSYHyi dolara çevirdiğimizde karşımıza ilginç bir durum çıkıyor. 2009da 742 milyar dolar olan GSYH, 2010 yılında 736 milyar dolar olmuş, yani dolar bazında küçülme söz konusu. Kişi başına milli gelirde de küçülme vardır. 2009da 10.285 dolar olan KBMG, 2010 yılında 10.079 dolara düşmüştür. Eğer kur düşmüş olsa idi dolar bazında daha düşük bir GSYH çıkacaktı.

Öte yandan kişi başına milli gelir refahın ölçüsü olarak kullanılmakta ise Türk-İş tarafından açıklanan açlık sınırının 871 TL, yoksulluk sınırının haneye giren gelir olarak 2.834 TL ve 20 milyona yakın yoksul ve açlık sınırında yaşayan insanımızın olduğu düşünüldüğünde, büyümeden pay almanın eşit bir şekilde olmadığı ortaya çıkmaktadır. Önemli olan sadece bir ülkenin ekonomisinin büyümesi değil, büyümenin hakça ve eşit paylaşımıdır. Yani refahın eşit dağıtılmasıdır. Aksi halde cirosunu arttırıp kârları sadece kendi cebine indiren, vergisini ödemeyen, çalışanına hakça bir ücret vermeyen işletme sahibine benzer.

Ama esas olan ciroyu arttırmaktır. Borçlardan, döviz açığından kim ölmüş ki dersek; Avrupada ardı ardına iflas bayrağını çeken ülkeleri iyi izlemek ve Ortadoğudaki gelişmeler enerji maliyetimizi arttıraracağı dolayısıyla sıkıntıya gireceğimiz noktasındaki kaygıları da dikkate almak gerektiğini hatırlatalım.

Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi

DİĞER HABERLER
AÇLIK SINIRI 7.667 LİRAYA YÜKSELDİ
AÇLIK SINIRI 7.667 LİRAYA YÜKSELDİ

İktidarın, geçen yıl eylül ayında Merkez Bankası’na faiz indirterek Türkiye’yi içine soktuğu yüksek enflasyon döngüsü yoksulluk ve açlık sorununu hızla büyütmeye devam ediyor.

REEL KESİM HEM YAKINIYOR, HEM GİDİŞAT İYİ DİYOR!
REEL KESİM HEM YAKINIYOR, HEM GİDİŞAT İYİ DİYOR!

Reel kesim güven endeksi iki yıl aradan sonra yeniden 100’ün altına indi. 2020’de pandemi vardı, ya şimdi?

ÖZELLEŞTİRME KONUSUNDA TÜRK-İŞ’İN AÇIKLAMALARI  (1998-2003 DÖNEMİ)
ÖZELLEŞTİRME KONUSUNDA TÜRK-İŞ’İN AÇIKLAMALARI (1998-2003 DÖNEMİ)

Özelleştirme sürecinin başladığı ve hızlandığı dönemde, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan işçilerin çok büyük bölümü Türk-İş’e bağlı sendikalarda örgütlüydü.