Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
10 Aralık 2010
EKONOMİDE ALGILANDIRMA

Ekonomi biliminin bir üstünlüğü, ekonomik olayların, gelişmelerin nicel olarak, sayısal olarak ölçülmesi, ifade edilmesidir.

EKONOMİDE ALGILANDIRMA

Ekonomi biliminin bir üstünlüğü, ekonomik olayların, gelişmelerin nicel olarak, sayısal olarak ölçülmesi, ifade edilmesidir. Ancak son dönemlerde ekonomi bilimi de özelliğini yitirmeye başlamıştır. Ağız kalabalıklığı, içi boş sloganlar, fazla anlamlı olmayan göstergeler üzerinde yoğunlaşma, hoş görünme kaygısı ile yapılan yorumlar, ne yazık ki ekonomik analizin güvenilir verilere dayanarak yapılması gereğini, kuralını da en azından zedelemektedir.

Ekonomik verileri, göstergelerini özetleyeyim:

Türkiyenin ekonomik büyüme hızı 2005 yılı sonrasında ortalama olarak yavaşlamakta, uzun vadeli ortalama hızının altına düşmektedir. Gerçekten 2005 yılında Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) artışı olarak yüzde 8.4 olan büyüme hızı, 2006 yılında yüzde 6.9a, 2007 yılında yüzde 4.5e, 2008 yılında binde 7ye düştükten sonra 2009 yılında eksi yüzde 4.7 olmuştur. 2010 yılında yüzde 5.0lık bir büyüme Ocak 2009 yılındaki gerilemeyi karşılayabilecektir. 2010 yılında yüksek hesaplanacak büyüme hızı baz etkisi taşıyacak, 2009 yılında GSYİHnin azalması nedeniyle, aritmetik olarak yüksek hesaplanacaktır.

 

Sabit Sermaye Yatırımlarının GSYİHye oranı düşük olup, düşme eğilimi göstermektedir. 2005 yılında yüzde 25 olan Sabit Sermaye Yatırımı / GSYİH oranı, 2006 yılında yüzde 21, 2007 yılında yüzde 22, 2008 yılında yüzde 20, 2009 yılında da yüzde 17ye değin gerilemiştir. 2010 program hedefi ise anılan oran için yüzde 18dir. Üretim fonksiyonunun önemli girdilerinden olan sabit sermaye yatırımlarının bu düzeyi, iddialı bir büyüme için yeterli değildir.

İhracatın, ithalatı karşılama oranı yüzde 62.0 gibi düşük düzeyini sürdürmektedir.

Türkiyede genelde övünme ve övgü düzmek için ihracat artışı vurgulanır; ithalattaki hızlı artış ve dış ticaret açığındaki büyümeye ise pek değinilmez. 2009 yılında krizin etkisi ile ihracatın ithalatı karşılama oranı 72.3’e yükselmiş ve dış ticaret açığı da 38 milyar USDye kadar gerilemiş iken, orta vadeli programda 2010 yılı için ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 62.9, dış ticaret açığı da 68.5 milyar USD olarak öngörülmüştür. İçinde bulunduğumuz yıldaki gelişmeler, yıllık dış ticaret açığının 70 milyar USDyi de aşacağını göstermektedir.

Cari işlemler açığı uzun süreli olarak tehlikeli boyuta yükselmiştir.

2009 kriz yılı bir yana bırakılacak olursa, cari işlemler açığı / GSYİH oranı yüzde 6 gibi yüksek düzeyini sürdürmektedir. 2010 yılı için orta vadeli programın cari işlemler açığı öngörüsü 39.3 milyar USDye, GSMHye oranı da yüzde 5.4tür. Gelişmeler 2010 yılında cari işlemler açığının 40 milyar USDyi aşacağını, GSYİH oranının da yüzde 6 düzeyini sürdüreceğini göstermektedir. Ulusal paraları rezerv para olan ülkelerde, örneğin ABDde dahi cari işlemler açığı / GSYİH oranının yüzde 5.0ı aşması tehlike işareti görülürken, ülkemizde bu oranın daha da yüksek oluşu, bir orta vade için dahi ciddi sorundur.

Dış borçlar sürekli artmaktadır.

AKP iktidara geldiğinde, 130.4 milyar USD olan dış borç stoku, 2009 yılında 271.0 milyar USDye yükselmiştir. Dış borç tutarını yalnız cari işlemler açığı ve açığın fonlanma şekli değil, parite (AVRO) USD kuru etkisi de belirlemektedir. 2010 yılında dış borç stokunu yalnız cari işlemler açığının boyutu değil, parite değişikliği de etkileyecektir. Ancak parite etkisinin olumlu olması halinde, dış borç stoku artışının sınırlı düzeyde kalması beklenir.

İşsizlik oranı inatçı yüksek düzeyini sürdürmektedir.

AKPnin iktidara geldiği 2002 yılında işsizlik oranı yüzde 10.3 iken, bu oran 2009 yılında krizin etkisiyle de yüzde 14e kadar yükselmiş ise de 2010 yılı için yüzde 12ye gerilemesi beklenmektedir. Bu oran yine de krizin yoğun yaşandığı ABDden bile daha yüksektir. Üretimin ana güdüsü olan emek artmadan, işgücü daha nitelikli ve deneyimli hale gelmeden, uzun sürede hızlı büyümeye de olanak yoktur.

İmalat sanayi giderek montaj sanayine dönüşmekte, satışlara göre daha az katma değer ve istihdam olanağı yaratmaktadır. Sanayideki bu yapı hızlı büyümeye, işsizliğin azalmasına, dış ticaret açıklarının daralmasına olanak vermemektedir.

Orta vadede Türkiye ekonomisinin performansı ve görüntüsü yukarıda özetlenen şekildedir. Bu tabloya bakmadan övgü düzmek, başarı edebiyatı yapmak ya bilgi yetersizliğinin, ya çıkar beklentisinin ya da iktidardan korkma duygusunun sonucudur. Algılandırma yönetimi ekonomi alanında da uygulanmaktadır. Bu bağlamdaki başarı söylemlerine dikkat.

CUMHURİYET – ÖZTİN AKGÜÇ

DİĞER HABERLER
EMEKLİLİKTE 15 YIL VE 3600 GÜN İÇİN DİKKAT!
EMEKLİLİKTE 15 YIL VE 3600 GÜN İÇİN DİKKAT!

15 yıl sigortalılık ve 3600 gün primle emeklilik için kıdem tazminatı alanların yeniden çalışıp çalışamayacağı farklı tartışmalara konu oluyordu. Yargıtay açıkça, bu durumdaki işçilerin yeniden çalışmaya başlamasının “hakkın kötüye kullanılması” olmadığı kararını verdi ve bu konuda engel kalmadı.

VİRÜSÜN FATURASI FONA 34.6 MİLYAR LİRA
VİRÜSÜN FATURASI FONA 34.6 MİLYAR LİRA

Kovid-19 ikinci dalga dolayısıyla başlayan kısıtlamalar sonucu kısa çalışmaya dönen işçi sayısı yeniden artışa geçti.

İŞ YERİNDE KOVİD-19 ÖNLEMLERİ
İŞ YERİNDE KOVİD-19 ÖNLEMLERİ

İş yerimde Covid-19 pandemisi koşullarında alınması gerekli önlemlerin yeterince alınmadığını düşünüyorum. Maske kuralına uyuluyor ve işyeri maske sağlıyor, ancak lavabo ve tuvaletlerde önlemler yetersiz, yemekhanede maskesiz olarak birbirimize yakın oturuyoruz. Alınması gerekli önlemleri belirten bir kanun var mı?

İŞE İADE KARARI İŞVERENE DEĞİL İŞÇİYE SORULSUN
İŞE İADE KARARI İŞVERENE DEĞİL İŞÇİYE SORULSUN

Bursa Orhangazi’de sendikalı oldukları için işten atılan sekiz Cargill işçisinin hak arama ve işe iade talebi 1004. günde. İşçilerden Abdullah Saraç, “Biz mahkemeden sendikal tazminat istemedik, işimizi istedik” dedi.

TEKGIDAIS

BEDAVA
İNCELE