Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
ATAKEY
FELDA IFFCO
PERFETTİ VAN MELLE
KRAFT HEİNZ
SAFE SPİCE
SAGRA
İZTARIM
DOĞANAY
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Dr Oetker
Agthia
ATAKEY
FELDA IFFCO
PERFETTİ VAN MELLE
KRAFT HEİNZ
SAFE SPİCE
SAGRA
İZTARIM
DOĞANAY
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Dr Oetker
Agthia
14 Haziran 2013
DİRENİŞ KİME KARŞI?

Gezi Parkı´nda, barikatların ardından yükselen talepler üç beş ağacın kurtarılmasına indirgenmeye çalışılsa da bunların karşılanması ne Gezi´nin park olarak kalması ve hatta ne de Başbakanın ya da hükümetin istifasıyla karşılanacak gibi değildir.

DİRENİŞ KİME KARŞI?

Gezi Parkı’nda, barikatların ardından yükselen talepler üç beş ağacın kurtarılmasına indirgenmeye çalışılsa da bunların karşılanması ne Gezi’nin park olarak kalması ve hatta ne de Başbakanın ya da hükümetin istifasıyla karşılanacak gibi değildir. Örneğin eylemci genç bir kadın televizyon programında diyor ki: "Ben ağaçların kesilmesini istemiyorum, ben parkların AVM olmasını, gökdelenleri, plazaları istemiyorum, direnişe de bu nedenle katılıyorum." Bu genç eylemcinin taleplerini, Gezi Parkındaki diğer direnişçiler gibi, direnişe katılmayan ve hatta AKP’ye oy vermiş birçok kişi de reddedemez. Ancak bunun geniş toplum kesimlerince benimsenen "insani" bir talep olması kolayca karşılanabileceği anlamına gelmez, zira bu talebin gerçekleşmesinin önünde koca bir sistem vardır.

Kapitalist sistem içinde bulunduğumuz döneminde varlığını sürdürebileceği birikimi sağlamak için parkları, ormanları, dereleri yok edip AVM’ler, plazalar, HES’ler, nükleer santraller kurumak zorundadır. Gezi direnişine katılanların pek çoğunun direnişe katılma gerekçeleri ve talepleri kapitalizmin yarattığı çevre tahribatıyla da sınırlı değildir.

GENAR araştırma şirketinin, Gezi Parkı direnişçileri ile yaptığı ankete göre: Başbakan’ın çapulcu dediği direnişçilerin yarıdan fazlası ücretli çalışanlar, yaklaşık yüzde 25’i öğrenciler, yüzde 20 kadarı da düzenli geliri olmayan işsizler ve ev kadınları ile emeklilerdir. Yani toplumun genelinde olduğu gibi direnişçilerin de çok büyük kısmı emekçi sınıfa mensuptur. Bu büyük toplum kesimi, 1980’den bu yana geçerli olan darbe rejimi içinde susturulmuş, sindirilmiş ve kapitalizmin en vahşi koşullarına razı edilmeye çalışılmıştır. Türkiye’nin geneline yayılan Gezi direnişlerinin, doğanın tahrip edilerek yaşam alanlarının sermayenin istekleri doğrultusunda yeniden düzenlenmesine itirazın yanı sıra, 1980’den bu yana süregelen baskılanmaya karşı da bir isyan olduğunu görmek gerekir.

Bu isyan, insanca ve özgürce yaşama ve çalışma koşullarının sağlanması taleplerini içermektedir. Dolayısıyla kapitalizmin doğa sömürüsüne karşı isyanla, emek sömürüsüne karşı isyan Gezi direnişinde birleşmiştir. Doğa ve emek sömürüsüne karşı mücadelenin birleştiği Gezi direnişi, son 30 yılda demokrasi mücadelesinin önündeki en büyük engelin Kürt sorunun çözümü ve barış sürecinin toplumsallaştırmasına da vesile olmuştur. Toplumu kapitalizmin vahşetine razı etmenin bir aracı olarak halkları birbirine düşürme politikasının sonucu olan Kürt sorununun çözümü ve halklar arasında barışın sağlanması doğa ve emek sömürüsüne karşı mücadelenin önünü açması bakımından son derece önemlidir.

Gezi direnişine gerek Kürt illerinden gelen destek gerekse Kürt emekçilerin ve siyasetçilerin doğrudan bu direnişin içinde yer alması 30 yılda oluşturulan birçok tabuyu yıkmıştır. Kürtler ve Türkler birbirlerinin kimliğine saygı duyarak bir arada mücadele yürütmüş ve günlerce bir parkın içinde bir arada barış içinde yaşamışlardır. Sözün özü: Üç beş ağacı korumak düşüncesiyle başlayan Gezi Parkı direnişi Türkiye’de kapitalizmin doğa ve emek üzerinden yarattığı vahşi sömürüye ve bu sömürünün aracı olarak kullanılan halkları düşmanlaştırma politikasına karşı isyana dönüşmüştür. 10 yıldır bu düzeninin uygulayıcısı olan Erdoğan’ın ya da AKP’nin iktidardan uzaklaşması tek başına Gezi Parkından yükselen taleplerin çözümünü sağlamış olmayacaktır. Özlemi duyulan yaşamın kurulabilmesi için Gezi direnişinin açtığı yoldan giderek kapitalizme karşı mücadeleyi sürekli hale getirecek bir yapının oluşturulması gerekir.

DİĞER HABERLER
ESKİDEN İŞÇİLER NASILDI?
ESKİDEN İŞÇİLER NASILDI?

Benim işçilerle doğrudan ilişkim 1972 yılında başladı. “Eski işçi” dediğimde benim bildiklerim bu yılların işçileridir. Ancak tabii ki daha öncenin işçileri de, “iyice eski işçiler” de var. 

‘EKONOMİNİN ÇARKLARI DURABİLİR’
‘EKONOMİNİN ÇARKLARI DURABİLİR’

TCMB yüzde 50 olan politika faizini sabit tuttu. “Ekonominin tüm çarkları durabilir” uyarısında bulunan Prof. Dr. Kozanoğlu “Sermaye çevrelerinden yüksek faize tepkiler yükselecek. Pusuya yatmış vaziyetteler” dedi.

GIDA FİYATLARI ARTIYOR, SAHTE ÜRÜN ÇOĞALIYOR
GIDA FİYATLARI ARTIYOR, SAHTE ÜRÜN ÇOĞALIYOR

Gıda fiyatları 48 aydır kesintisiz artıyor. Gıda Mühendisleri Odası, “Alım gücü düşen halk, sayıları hızla artan sağlıksız taklit ürünlere yöneliyor” uyarısında bulundu.

SİMİT BİLE ALAMAYAN BİNLERCE ÇOCUK VAR!
SİMİT BİLE ALAMAYAN BİNLERCE ÇOCUK VAR!

Yoksulluğun vurduğu çocuklar saatler boyu okullarda aç kalmak zorunda kalıyor. Ne evden yiyecek götürebiliyor ne de paraları olmadığı için kantinden bir şey alabiliyor.