Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
27 Aralık 2021
DİRENİŞ İRADESİ İŞÇİDEYDİ

Tekel işçileri direniş tarihinde önemli bir yer tuttu. Ankara ayazında, yılmadan mücadele eden işçiler için de aslında önemli bir deneyim yarattı.

DİRENİŞ İRADESİ İŞÇİDEYDİ

Bu işçiler eylemlerden sonra yaşamlarına daha farklı devam ettiler, dünyaya farklı bir gözle baktılar ve hâlâ işçi sınıfı mücadelesinin önemli bir parçası olmaya devam ediyorlar. Biz de yazı dizimize başlarken direnişin işçilerin yaşamındaki yerini, eylemlerin kendilerinde yarattığı dönüşümü ve mücadele ruhunu konuştuk.

Kenan Aslantaş, Adana Tekel Fabrikası’nın 20 yıllık işçisi. Özelleştirme kararı ardından Ankara’ya direnişe geçen Aslantaş “Bizim oradaki özelleştirmelere karşıydı. İşçi sınıfının soğuk ve zorlu şartlara rağmen nasıl direnebileceğini göstermiş olduk” dedi. Aslantaş “Direniş iyiydi fakat toplum buna çok hazır değildi. O süreç şu an yaşansaydı daha farklı şeyler olabilirdi. Genelde sol örgütlerin destekleri bizi ayakta tuttu. Çok büyük dayanışma vardı. Orada her gün büyük bir kalabalık toplanırdı. Türkiye’nin her tarafından yardımlar geldi. Bize yalnız olmadığımızı hissettirdiler” ifadelerini kullandı.

ÖRGÜTLÜLÜK DİRENME GÜCÜ VERİYOR

Direnişin hem kendisinde hem de işçi sınıfı mücadelesinde büyük bir etki uyandırdığını dile getiren Aslantaş, “O dönemki direniş bu zamana kadar olan süreçte örnek teşkil etti. Bunları ben kazanım olarak görüyorum. O özelleştirmeler bu döneme denk gelseydi kafalarına göre yapamazlardı. Tekel Direnişi, Türkiye işçi sınıfı tarihine yazıldı. Hafızalar tazelenirse herkes bu direnişin ne ifade ettiğini görecektir. Bugünlerde ve önümüzdeki süreçlerde bizim haklı olduğumuz herkesçe görülecektir. Dayanışma ve mücadele etmeden hiçbir şeyin kazanılmayacağını bu direnişle bir kez daha gördüm. İşçi sınıfı örgütlü ve istekli olunca direnişi gerçekleştirebildiğini gördük” ifadelerini kullandı.

TÜM İŞÇİLER UMUTLU VE KARARLIYDI

Tekel Direnişinde direnenler arasında Kenan Aslantaş’ın oğlu Kemal de bulunuyor. O dönem 15 yaşında olan Kemal, sömestr tatilinde 2 hafta alanda direnmiş. Direniş döneminde yaşadıklarını anlatan Kemal, “Direnişte olduğum süre beni çok etkiledi. 2 hafta babamla beraber Ankara’da çadırdaydım. Okulum olduğu için o direnişin başından sonuna kadar kalamadım ama direnişte olduğum süre inanılmazdı. İlk kez Ankara’ya gitmiştim. İlk hissettiğim tüm işçiler umutluydu ve kararlıydı. Bunu babamda görüyordum ama diğer işçileri de görünce dedim ki ‘babamlar ne olursa olsun kazanacak.’ Müthiş bir dayanışma vardı. Ankara çok soğuktu ama bir süre sonra direnişin havasından mıdır bilemiyorum soğuğu hissetmedim.”

Kemal sözlerine şöyle devam etti: “Ankara’dan döndükten sonra babamlara polisin saldırısı olmuştu. Evde annemle öğrendiğimizde çok korktuk. Bir süre sonra babamlardan haber alınca içimiz rahatlamıştı ama o dönem uyuyamaz olmuştum. Babam ve diğer işçileri düşünmeye başladım. Ama orada bulunmamdan kaynaklı inancım tamdı… İşçilerin birliğini görmüştüm. O zamanlar bir histi benim için. Şimdi tabi okuduğum, öğrendiğim için bunun ne olduğunu daha iyi anlıyorum ama o zaman işçilerin inancı bir his olarak bana geçmişti.”

Kemal son olarak şunları dile getirdi: “Şimdi geriye dönüp baktığımda keşke o zaman daha büyük olsaydım ve ben de babam ve diğer işçi abi-ablalarımla mücadele etseydim. Ülkemizin geleceği için o dönem mücadele etmemiz gerektiğini bugün geldiğimiz noktada bir kez daha anlıyorum. Tekel Direnişi bu döneme önemli ışık tutuyor. O dönem bazı insanlar anlamıyordu ama şimdi anladıklarını düşünüyorum.”

DİRENİŞ DOĞRU VE YERİNDE BİR KARARDI

Sevim Yoleri Ulaş ise İstanbul tütün fabrikası işçisi. Tekel’de 10 bin işçinin işten çıkarılması söz konusu olunca Tekgıda-İş’in harekete geçtiğini belirterek, “Tekgıda-İş’in aldığı en iyi karardı. 14 Aralık’ta bir daha dönmemek üzere AKP Genel Merkezi önünde toplanıyoruz diye basına ve kamuoyuna haber verdiler. Kararın daha önce alınması gerektiğini düşünüyorduk. 14 Aralık günü AKP Genel Merkezi önünde gidildi, geceyi orada geçirdik. Sabah polis o bölgeyi çember altına aldı ve girişi yasakladı” diye konuştu.

EYLEM KARARI İŞÇİNİN İRADESİYDİ

Ankara sürecinden bahseden Ulaş, “Tüm şehirlerde AKP il binalarının önüne yürüyüşler ve basın açıklamaları yaptık. Nitekim 14 Aralık akşamı Ankara’ya gitmek için yola çıkarken sendikanın temin ettiği araçlar dolmamış birçoğu geri gönderilmişti ve sadece İzmir’den ilk gün eyleme iki otobüs ancak gitmiştik. Ankara’da diğer illerden gelenlerle sayımız çok fazlaydı. AKP Genel Merkezi önündeki ilk toplanma yerimizde ve muazzam bir kalabalık toplanmıştı. Sendika eylem kararı alırken basına ve sendikalara gönderdiği yazıda, ‘Bir daha dönmemek üzere’ yazmıştı. Oysa gelseler de bu kadar kalmazlar, pes ederler, üç gün de biter, soğuğa dayanamazlar kendi aralarında söylemişlerdi. Çünkü eylem kararı zorlamalarımızla alınmıştı” dedi.

Ulaş sözlerine şöyle devam etti: “Direnişin başladığı ilk gün AKP genel merkezi önünde toplanmıştık. Bütün illerden gelen işçilerin katılımı ile çok güzel ve önemli sayıya ulaşmıştık. Heyecan, coşku, korkusuzluk üst düzeydeydi. En önemlisi de kararlı olmamızdı. Eylemin ikinci gününde AKP Genel Merkezi önünde yapılması engellenip Abdi İpekçi Parkı’na yönlendiren Ankara Emniyeti ile eylemciler arasında büyük sıkıntı yaşandı. Çünkü ilk gün akşamı hepimiz başka yerlerde sabahlamıştık. İkinci gün sabah buluşma adresi AKP Genel Merkezi olmasına rağmen spor salonunda olan arkadaşlar, otobüslerle Abdi İpekçi Parkı’na götürüldü. Bazılarımız da AKP Genel Merkezi önünde toplanınca emniyet bizi parka gitmemiz için baskı altına aldı. O da yetmedi saldırarak bizi zorla otobüslerle Abdi İpekçi Parkına gönderdiler. Parkta bütün isçiler birleşirken, ilk günden ülke gündemine oturan eylemimiz, Ankara ya gelmeyen diğer işçiler içinde cesaret verdi.”

Tekel Direnişi ’ne toplumun her kesimden destek geldiğini vurgulayan Ulaş, “Parkta birçok siyasi parti temsilcileri başkanları milletvekilleri, sivil toplum örgütleri, diğer sendikalar desteğe geldi. Bizler direniyorduk ve gitmeyecektik. Ve beklenen saldırı başlayınca o an ülke gündemine oturdu. Bu saldırılar sonrası Ankara halkı, sendikalar, siyasi partiler bir anda kenetlenmiş ve tüm illerde işçilere destek, AKP’yi protesto eylemleri başlamıştı. Bu müthiş dayanışma duygusu eylemcilere güç vermiş moral olmuş ve kararlılığı arttırmıştır” diye konuştu.

KADINLAR DİRENİŞTE EN ÖNDEYDİ

“Tekel Direnişi ezber bozdu” diyen Ulaş, sözlerine şunları ekledi: “Direnişimiz başka direniş modelleri yarattı. Eylemimizle korku sınırları aşıldı. Türk-İş binasını basarak sendika ezberini bozduk. Kadınlar direnişte en öndeydi. Kadın işçiye bakış ezberi de bozuldu. Sloganlar ve dövizler güncel, esprili, politik ve yerel ağızlar olunca eylem ve direnişte klasiğin dışına çıkılmıştı. Direnişin ilk gününden son güne kadar gençten yaşlıya, öğrenciden emekliye herkes desteğe geliyordu. Emekli maaşı ile çorap alan teyzeden, yurtdışında para toplayıp gönderen derneklere kadar, kooperatiflerden çorba yapıp sabah sıcak içilsin diye getirenlere kadar.”

Son olarak Ulaş şunları dile getirdi: “Dayanışma o kadar güçlüydü ve önemliydi ki sendikada, eylemciler de bu samimiyet ve bu dayanışmanın olduğu yerde pes etme veya benden bu kadar diyemezdi. Bu kadar direnebildiysek, gücümüzü desteğimizi bu dayanışmadan alıyorduk. Politik kimliğim zaten vardı, hep büyüklerimizden 80’ler öncesini dinlerdik. Görevdi diye bakıyordum bu direnişe. Direniş ilk gün itibariyle sadece ülkemizde değil, dünya işçi sınıfı tarihinde yerini almıştır. Bu tarihi yazdığımız için ve bu direnişte ön saflarda olduğum için de ayrıca mutluyum.”

KAYNAK Birgün
DİĞER HABERLER
DIŞ TİCARET AÇIĞINDA 100 MİLYARA BİR ADIM KALDI
DIŞ TİCARET AÇIĞINDA 100 MİLYARA BİR ADIM KALDI

Bir yıl önce 43-44 milyar dolar civarında bulunan yıllıklandırılmış ticaret açığı şimdi 98 milyar dolara dayandı. Bir yılda yüzde 100’den fazla artış oldu.

YUMURTA FİYATINDA SERT ARTIŞ
YUMURTA FİYATINDA SERT ARTIŞ

Gıda fiyatlarındaki artıştan yumurta da etkilendi. Geçen ay tanesi 2 lira olan organik yumurtanın fiyatı 4 liraya yükseldi. Esnaf fiyatların haftalık olarak değiştiğini ifade etti.

EPİSTEMOLOJİK KOPUŞ ENFLASYONDA
EPİSTEMOLOJİK KOPUŞ ENFLASYONDA

TÜİK eylül ayında resmi enflasyonun yıllık yüzde 83,45 olarak hesaplandığını açıkladı. 24 yılın en yüksek enflasyonu yaşanırken iktidar baz etkisine güveniyor. Bu enflasyon hesabı ücret zamlarını etkileyecek.

GIDA SEKTÖRÜNDE 106 BİN 821 ŞİRKET RİSKLİ KATEGORİDE
GIDA SEKTÖRÜNDE 106 BİN 821 ŞİRKET RİSKLİ KATEGORİDE

Hazine ve Maliye Bakanlığı gıda sektöründe, 106 bin 821 şirketi vergisel yükümlülüklerini kısmen veya tamamen yerine getirmeyen mükellef açısından riskli kategorisinde bulunduğunu açıkladı.